Tanıkların gözlemlediği aile içi davranışları temsil eden, Türk evinde ayrı oturan eşler

Tanık Beyanlarının Eşit Kusur Kabulünü Değiştirebilmesi Hakkında Yargıtay Kararı

Karşılıklı boşanma davasında kusur derecesi, mahkemenin taraflara yüklediği davranışların yalnızca sayısına bakılarak belirlenmez. Her davranışın evlilik birliğine etkisi, ağırlığı ve dosyadaki delillerle ne ölçüde kanıtlandığı birlikte ele alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.01.2026 tarihli, E. 2025/5976, K. 2026/658 sayılı kararı, bu karşılaştırma eksik yapıldığında eşit kusur kabulünün maddi ve manevi tazminat hükmünü de doğrudan etkilediğini göstermektedir.

Karara konu dosyada ilk derece mahkemesi eşleri eşit kusurlu saymıştır. Daire ise erkeğe yüklenen davranışların yanında tanık beyanlarıyla kanıtlanan başka eylemleri de kusur hesabına katmış; bu geniş tablo üzerinden erkeği ağır, kadını az kusurlu kabul etmiştir. Kadının maddi ve manevi tazminat talepleri eşit kusur gerekçesiyle reddedildiği için karar bu yönden bozulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5976, K. 2026/658, 20.01.2026

Belge hazirlaniyor…

İlk Derece Mahkemesi Hangi Davranışlara Dayanarak Eşleri Eşit Kusurlu Saydı?

Adana 7. Aile Mahkemesi, tarafların karşılıklı boşanma taleplerini kabul ederek boşanmaya karar vermiş; eşleri de boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu saymıştır. Erkeğe; evden ayrılarak fiilî ayrılığa yol açması, sürekli ve düzenli bir işinin bulunmaması, geç gelerek tartışmaya sebep olması, çalışmadığı dönemde bakkalda eşine yardımcı olmaması, çalıştığı dönemlerde kazancını ailesine açıklamaması ve kazancını evin ihtiyaçları için kullanmaması kusur olarak yüklenmiştir. Erkeğin eşine fiziksel şiddet uygulamaya teşebbüs etmesi de bu kabulün içindedir.

Kadına ise ayrılıktan yaklaşık üç ay önce erkeği ve erkeğin arkadaşını olağanın dışında sık arayarak eşini iş yerinde küçük düşürme davranışı yüklenmiştir. Mahkeme ayrıca kadının ayrılıktan önceki son bayramda eşine hakaret ettiğini kabul etmiştir. Bu karşılıklı davranışlardan hareketle eşit kusur sonucuna varılmış ve tarafların maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiştir.

Kadın taraf vekili bu hükme karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde kusur belirlemesi, kadının Türk Medeni Kanunu’nun 161. ve 163. maddelerine dayandırdığı karşı boşanma davalarının ayrıca reddedilmesi, erkeğin açtığı boşanma davasının kabulü, maddi ve manevi tazminat talepleri ile tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi birlikte itiraz konusu yapılmıştır. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi bu başvuruyu esastan reddetmiş, temyiz üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin önüne gelmiştir.

Çekişmeli boşanma davasında tarafların ileri sürdüğü vakıalar ile bu vakıaları kanıtlamak için sunduğu deliller, kusur değerlendirmesinin sınırını belirler. Bu dosyada taraflara yüklenebilecek davranışların varlığı tartışılmamıştır. Uyuşmazlık, kanıtlanan bütün davranışların kusur derecesine doğru biçimde yansıtılıp yansıtılmadığından doğmuştur.

Tanık Beyanlarıyla Kanıtlanan Ek Davranışlar Kusur Tablosunu Genişletti

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin eşit kusur kabulünü dosyadaki bütün davranışlarla uyumlu bulmamıştır. Erkeğe yüklenen davranışlar ile tanık beyanlarından anlaşılan süregelen hakaret, tehdit, güven sarsıcı davranış ve çocukların cebinden habersiz para alma eylemleri birlikte değerlendirilmiştir. Bu tablo karşısında erkeğin ağır kusurlu sayılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kadının erkeği ve erkeğin arkadaşını olağanın dışında sık araması, eşini iş yerinde küçük düşürmesi ve ona hakaret etmesi kusur olarak yerinde bırakılmıştır. Daire bu davranışları erkeğe yüklenmesi gereken bütün kusurlu eylemlerle karşılaştırmış ve kadının daha az kusurlu olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bununla birlikte kadın kusursuz sayılmamış, yalnızca eşler arasındaki kusur derecesinin yanlış belirlendiği tespit edilmiştir.

Eşit kusur kabulünün tazminat üzerindeki sonucu sitede eşit kusurlu eşin tazminat alıp alamayacağına ilişkin karar incelemesinde ayrıca ele alınmaktadır. Burada belirleyici olan, eşit kusur kabulünün dosyadaki delillerle örtüşüp örtüşmediğidir.

Yargıtay Hangi Ek Kusurları Tanık Beyanlarından Çıkardı?

Daire, ilk derece mahkemesinin erkeğe yüklediği davranışların erkeğin ağır kusurlu sayılması için zaten yeterli olduğunu belirtmiştir. Bununla da yetinmeyerek üç tanığın beyanından erkeğin kadına süregelen biçimde hakaret ettiğinin ve tehditte bulunduğunun kanıtlandığını kabul etmiştir. İki tanığın beyanı ise erkeğin güven sarsıcı davranışta bulunduğunu ve çocukların cebinden habersiz para aldığını ortaya koymuştur.

Tanıkların anlattığı olaylar burada yalnızca daha önce kabul edilen davranışları doğrulayan tekrarlar sayılmamış, kusur listesine yeni kalemler olarak eklenmiştir. Daire, tanıkların ortaya koyduğu her ek davranışın eşler arasındaki kusur ağırlığını değiştirdiğini kabul etmiş ve karşılaştırmayı bu genişleyen delil tablosu üzerinden yapmıştır.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında mahkeme, ileri sürülen davranışların kanıtlanıp kanıtlanmadığını ve kanıtlanan davranışların evlilik birliğine etkisini birlikte inceler. Bir tanığın yalnızca taraflardan biri hakkında genel kanaat bildirmesi yeterli olmaz. İncelenen kararda ise tanıkların hangi davranışları kanıtladığı ayrı ayrı belirtilmiştir.

Karardan, hakaret veya tehdit iddiası bulunan her boşanma davasında aynı kusur derecesine ulaşılacağı sonucu çıkarılamaz. Bu dosyada erkeğe ilk derece mahkemesince yüklenen davranışlar, tanık beyanlarıyla kanıtlanan ek eylemler ve kadına yüklenen iki davranış birlikte karşılaştırılmıştır. Ağır kusur sonucu tek bir davranışa değil, bu somut bütünlüğe dayanır.

Kusur Derecesi Değişince Tazminat Talepleri Neden Yeniden Ele Alınır?

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi, maddi tazminat isteyen eşin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatinin zedelenmesini ve karşı eşe göre kusursuz ya da daha az kusurlu olmasını arar; tazminat kusurlu taraftan istenir. Manevi tazminat için ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkının saldırıya uğraması gerekir ve bu tazminat da kusurlu olan diğer taraftan istenir. İlk derece mahkemesinin kadını erkekle eşit kusurlu sayması, kadının her iki talebinin de reddedilmesine yol açmıştır.

Daire kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğuna karar verince tazminat taleplerinin önündeki kusur engeli kalkmıştır. Kararda ayrıca erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve kadının boşanma nedeniyle en azından erkeğin maddi desteğini kaybettiği belirtilmiştir. Bu iki tespit, her iki tazminat talebinin de kabul edilmesi gerektiğinin dayanağıdır.

Boşanmada maddi ve manevi tazminatın koşulları aynı değildir. Maddi tazminat, boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaate; manevi tazminat ise kişilik hakkına saldırıya dayanır. İncelenen kararda Daire, kadının her iki talebi yönünden gerekli hukuki unsurları ayrı ayrı göstermiştir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 50. ve 51. maddeleri, zararın ispatına ve tazminatın belirlenmesine ilişkin genel kuralları içerir. Daire, ilk derece mahkemesinin yeniden karar verirken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, tazminata esas davranışların ağırlığını ve hakkaniyeti gözeterek uygun miktarı belirlemesi gerektiğini açıklamıştır. Belirli bir tazminat tutarı kararda benimsenmemiştir.

Bozma Kararı Kadının Diğer Temyiz İtirazlarının da Kabul Edildiği Anlamına Gelmez

Yargıtay, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin kararını yalnız kusur belirlemesi ile kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden kaldırmıştır. İlk derece mahkemesinin kararı da aynı sınırlar içinde bozulmuştur. Kadın taraf vekilinin bu kapsam dışında kalan temyiz itirazları reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi kararının diğer hüküm bölümleri onanmıştır.

Karar metninde, kadının Türk Medeni Kanunu’nun 161. ve 163. maddelerine dayanan karşı boşanma davalarının, tedbir nafakası talebinin veya yoksulluk nafakası talebinin kabul edildiği belirtilmemektedir. Bozmanın konusu, kusur derecesi ile bu dereceden etkilenen maddi ve manevi tazminat talepleriyle sınırlıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet. Tanıkların doğrudan gördüğü veya duyduğu somut davranışlar, mahkemenin taraflara yüklediği kusurların kapsamını ve ağırlığını değiştirebilir. İncelenen kararda tanık beyanlarıyla kanıtlanan süregelen hakaret, tehdit, güven sarsıcı davranış ve çocukların cebinden habersiz para alma eylemleri erkeğin ağır kusurlu sayılmasında dikkate alınmıştır.

Adana 7. Aile Mahkemesi, erkeğe evden ayrılma, düzenli iş sahibi olmama, kazancını evin ihtiyaçları için kullanmama ve fiziksel şiddete teşebbüs gibi davranışlar; kadına ise erkeği iş yerinde küçük düşürme ve eşine hakaret etme davranışları yüklemiştir. İlk derece mahkemesi bu davranışları karşılaştırarak eşit kusur sonucuna ulaşmıştır.

Daire, ilk derece mahkemesinin erkeğe yüklediği davranışların yanında tanık beyanlarıyla kanıtlanan ek eylemleri de dikkate almıştır. Bütün davranışlar birlikte karşılaştırıldığında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verilmiştir.

Hayır. Kadının erkeğe göre daha az kusurlu olması maddi tazminatın kusura ilişkin koşulunu karşılar; ayrıca boşanma yüzünden kadının mevcut veya beklenen bir menfaatinin zedelenmesi gerekir. Daire, bu dosyada kadının en azından erkeğin maddi desteğini kaybettiğini kabul etmiştir.

Tek başına yeterli değildir. Manevi tazminat isteyen eşin kişilik hakkının, boşanmaya sebep olan kusurlu davranışlar yüzünden saldırıya uğraması gerekir. İncelenen kararda Daire, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ayrıca belirlemiştir.

Hayır. Daire, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiş; miktarın ise tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davranışların ağırlığı ve hakkaniyet gözetilerek ilk derece mahkemesi tarafından belirlenmesini istemiştir.

Hayır. Bozma, kusur belirlemesi ile kadının maddi ve manevi tazminat talepleriyle sınırlıdır. Kadın taraf vekilinin tedbir ve yoksulluk nafakasına ilişkin temyiz itirazları bozma kapsamı dışında kalmış ve diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.

Genellikle yalnızca genel kanaat bildiren bir anlatım, belirli bir vakıayı kanıtlamak için yeterli değildir. Tanığın neyi gördüğünü veya duyduğunu, olayın nasıl gerçekleştiğini ve bilgisinin kaynağını açıklaması gerekir. Her beyanın ispat değeri dosyadaki diğer delillerle birlikte incelenir.

Dilekçede her eşe yüklenen davranışlar, dikkate alınmadığı ileri sürülen delil, bu delilin kanıtladığı somut olay ve kusur derecesindeki değişikliğin hangi hüküm bölümünü etkilediği açıkça yazılmalıdır. Maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı koşulları da birbirine karıştırılmamalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5976, K. 2026/658, 20.01.2026.

Avukat Görüşü

Kusur belirlemesine karşı istinaf veya temyiz başvurusu hazırlanırken yalnızca “eşit kusur kabulü yanlıştır” denmesi yeterli olmaz. İlk derece mahkemesinin her eşe yüklediği davranışlar tek tek ayrılmalı; dikkate alınmayan tanık beyanının hangi olayı kanıtladığı, bu olayın hangi eşe kusur olarak yüklenmesi gerektiği ve kusur derecesini neden değiştirdiği açıkça gösterilmelidir. Böyle kurulan bir dilekçede kanun yolu mercii, hangi delilin hangi hüküm bölümünü etkilediğini daha kolay görür.

Tanık deliline dayanılan dosyada tanığın yalnız sonuç bildiren sözleri yerine, doğrudan gördüğü veya duyduğu davranışlar öne çıkarılmalıdır. Hakaretin hangi söz veya davranışla gerçekleştiği, tehdidin içeriği, güven sarsıcı davranışın ne olduğu ve olayların sürekliliği tanığın kişisel bilgisi ölçüsünde somutlaştırılmalıdır. İncelenen kararda kusur tablosunu genişleten nokta, tanıkların erkeğe ait belirli ek davranışları kanıtlamasıdır.

Tazminat talepleri de kusur itirazının sonuna eklenen genel bir sonuç cümlesine bırakılmamalıdır. Maddi tazminat yönünden boşanma nedeniyle zedelenen mevcut veya beklenen menfaat, manevi tazminat yönünden ise kişilik hakkına saldırı oluşturan davranış ayrı ayrı gösterilmelidir. İstenen miktarın dayanakları da her iki talep için ayrı kurulur. Kanun yolu dilekçesinde, kusur derecesi değişirse hangi tazminat hükmünün neden etkileneceği tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.01.2026 tarihli, E. 2025/5976, K. 2026/658 sayılı kararı üzerine genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Boşanma davasındaki kusur derecesi ile maddi ve manevi tazminat koşulları, dosyada ileri sürülen vakıalara ve hukuka uygun delillere göre belirlenir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 19.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top