Boşanmada eşit kusur ve maddi manevi tazminat değerlendirmesini simgeleyen ayrılmış çift

Eşit Kusurlu Eş Tazminat Alabilir mi? Yargıtay Kararı

Eşit kusurlu eş, boşanmaya sebep olan olaylar bakımından diğer eşten daha az kusurlu olmadığı için Türk Medenî Kanunu’nun 174. maddesine dayalı maddi ve manevi tazminat alamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/9098 ve K. 2026/6561 sayılı 15.06.2026 tarihli kararında, tarafların davranışlarını birlikte değerlendirerek erkeğin ağır kusurlu değil, eşlerin eşit kusurlu olduğuna hükmetmiş; bu değişiklik nedeniyle kadın lehine verilen iki tazminat kararını bozmuştur.

Karar, çekişmeli boşanma davası içinde kusur derecesinin yalnızca boşanma hükmü bakımından değil, tazminat taleplerinin hukuki koşulları bakımından da belirleyici olduğunu gösterir. Bununla birlikte karar, her karşılıklı kusur hâlinde tarafların otomatik olarak eşit kusurlu sayılacağı anlamına gelmez; değerlendirme, ispatlanan somut davranışların bütünü üzerinden yapılır.

Bu Karardan Çıkarılacak Temel Sonuç

Tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu kabul edilmesi hâlinde, eşlerden biri diğerinden daha az kusurlu sayılamaz. Bu nedenle eşit kusurlu eş lehine TMK m.174 kapsamında maddi veya manevi tazminata hükmedilemez. Alt derece mahkemesinin kusur derecesini hatalı belirlemesi, buna bağlı tazminat hükmünün de bozulmasına yol açabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/9098, K. 2026/6561, 15.06.2026

Belge hazirlaniyor…

Bu inceleme, yukarıdaki alana eklenecek karar PDF’sindeki tam metin esas alınarak hazırlanmıştır. Okuyucu, olayların aktarımını ve bozmanın kapsamını kararın tam metninden doğrudan kontrol edebilir.

Karar Analizi

Uyuşmazlık Yargıtay önüne nasıl geldi?

Dosya, tarafların karşılıklı boşanma davalarına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kadını erkeğe göre ağır kusurlu kabul ederek her iki davanın kabulüne ve boşanmanın ferilerine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise kusur değerlendirmesini değiştirerek erkeği ağır kusurlu saymış; kadın lehine yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata, ortak çocuk lehine iştirak nafakasına ve çocukla baba arasında yatısız kişisel ilişkiye hükmetmiştir. Erkek; kadının davasındaki boşanma hükmü, kusur, tazminatlar, nafakalar, velayet ve kişisel ilişki yönlerinden, kadın ise erkeğin davasındaki boşanma hükmü, kusur, tazminatlar ve nafakalar yönlerinden temyize başvurmuştur.

Yargıtay, tarafların temyiz itirazlarının önemli bölümünü reddetmiş; incelemeyi kusur belirlemesi ve bu belirlemeye bağlı olarak kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar bakımından bozma sonucuna bağlamıştır. Bu nedenle kararın hukuki etkisi, bütün hükmün ortadan kalkması şeklinde değil, açıkça gösterilen bölümler yönünden bozma ve kalan temyize konu bölümler yönünden onama şeklindedir.

Yargıtay hangi davranışları birlikte değerlendirdi?

Kararda kadına; erkeğin ailesini sevmediğini söyleme, onları evde misafir olarak ağırlamak istememe, erkeğe sürekli bağırma, fiilî ayrılık sırasında erkeği ortak çocukla görüştürmeme ve son olayda kardeşinin erkeğin annesine yönelik davranışına müdahale etmeme vakıaları yüklenmiştir. Erkeğe ise kadının ailesine evi geçindiremediğini ve boşaltacağını söyleme, kadının eşyalarını almalarını isteme, kendi ailesiyle yaşamak istediğini ve kadın kabul etmezse boşanacaklarını belirtme ve kadının kardeşinin nikâhına gitmeme davranışları yüklenmiştir.

Yargıtay bu davranışlardan tek birini soyut biçimde belirleyici saymamış, gerçekleştiği kabul edilen olayları karşılıklı olarak tartmıştır. Sonuçta Bölge Adliye Mahkemesinin erkeği ağır kusurlu kabul etmesini isabetli bulmamış ve tarafların eşit kusurlu oldukları sonucuna ulaşmıştır. Kararın emsal değeri, aynı söz veya davranışların her dosyada aynı ağırlıkta sayılmasında değil; kusur derecesinin tazminatın ön koşulu olarak dosyadaki tüm ispatlanmış vakıalarla birlikte denetlenmesindedir.

Bozma ve onama bölümleri neden ayrılmalıdır?

Kararın hüküm bölümünde kusur belirlemesi ile kadın lehine verilen maddi ve manevi tazminatlar erkek yararına bozulmuştur. Buna karşılık kadının bütün temyiz itirazları ile erkeğin bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmiş ve diğer bölümler onanmıştır. Dolayısıyla karar, velayet, kişisel ilişki veya nafaka başlıklarının tümünde yeni bir ilke kuran genel bir bozma kararı değildir.

Özellikle yoksulluk nafakası ile boşanmaya bağlı tazminat aynı koşullara tabi değildir. Eşit kusur, bu kararda TMK m.174’e dayalı tazminatların reddine götürmüş; Yargıtay bozmayı bu iki tazminatla sınırlamıştır. Kararın onama kapsamı göz ardı edilerek ‘eşit kusurlu eş hiçbir mali talepte bulunamaz’ biçiminde bir sonuç çıkarılması, hükmün gerçek kapsamını aşar.

Yargıtay Neden Bu Sonuca Vardı?

Türk Medenî Kanunu’nun 174. maddesi, maddi tazminat isteyen tarafın kusursuz veya daha az kusurlu olmasını; manevi tazminat yönünden ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu diğer taraftan uygun bir ödeme istemesini düzenler. Yargıtay kararında bu hükmün her iki fıkrası birlikte uygulanmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin kabulüne göre erkek ağır kusurlu, kadın ise daha az kusurluydu. Bu kabul, kadın lehine tazminatın kusur şartını karşılayabilecek bir zemin oluşturuyordu. Yargıtay, dosyada gerçekleştiği kabul edilen davranışları yeniden hukuken tartarak bu kusur dengesini değiştirdi. Taraflar eşit kusurlu sayıldığında, tazminat isteyen kadın artık diğer eşten daha az kusurlu konumda değildi. Böylece maddi tazminat bakımından gerekli kusur karşılaştırması ortadan kalktı.

Manevi tazminat yönünden de aynı kusur sonucu belirleyici oldu. Yargıtay, eşit kusurlu eş lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceğini açıkça belirtti. Bu yaklaşım, sitedeki boşanmada maddi ve manevi tazminat rehberinde açıklanan genel koşulların somut bir karar üzerindeki uygulamasını gösterir: Kusur belirlemesindeki değişiklik, tazminat hükmünü doğrudan etkileyebilir.

Eşit Kusurlu Eş Tazminat Alabilir mi?

Eşit kusurlu eş, bu kararın uyguladığı TMK m.174 çerçevesinde boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminata hak kazanamaz. Bunun nedeni, tazminat isteyen eşin diğer eşten daha az kusurlu olmamasıdır. Ancak bu cümle, kusur sınıflandırmasının delillerden bağımsız ve otomatik yapılabileceği anlamına gelmez. Önce hangi vakıaların usulüne uygun ileri sürüldüğü, hangilerinin ispatlandığı ve bu vakıaların evlilik birliğinin sona ermesindeki ağırlığı belirlenmelidir.

Eşit kusurlu eş kavramı ayrıca ‘iki taraf da kusurlu’ ifadesiyle aynı şey değildir. İki eşin de kusurlu davranışları bulunabilir; buna rağmen davranışların niteliği ve etkisi nedeniyle biri daha ağır kusurlu kabul edilebilir. Eşit kusur sonucuna varılabilmesi için mahkemenin ispatlanan davranışlar arasında hukuki bir denge kurması gerekir. İncelenen kararda Yargıtay, kadına ve erkeğe yüklenen davranışların toplamını bu denge içinde değerlendirmiştir.

Kararın Uygulamadaki Önemi

Kusur belirlemesi talep sonucunu değiştirebilir

Boşanma davasında tazminat talebi yalnız olayların anlatılmasına dayanmaz. Olayların hangi tarafa kusur olarak yüklenebileceği, ispatlanıp ispatlanmadığı ve karşı tarafın davranışlarıyla kıyaslandığında hangi kusur derecesine yol açtığı birlikte değerlendirilir. Bu karar, alt derece mahkemesinin tazminat miktarından önce kusur sınıflandırmasını doğru kurması gerektiğini gösterir. Kusur ağırdan eşite çevrildiğinde, tazminatın miktarı azaltılmamış; tazminatın hukuki koşulları oluşmadığı için hüküm bozulmuştur.

Bu nedenle boşanma davası nasıl açılır sorusu değerlendirilirken talep bölümünün yanında vakıa ve delil örgüsü de önem taşır. Hangi somut davranışın hangi delille ispatlanacağı, karşı tarafın olası karşı vakıaları ve bu olayların kusur karşılaştırmasına etkisi dava başında planlanmalıdır.

Tazminat ile nafaka aynı kusur ölçütüne bağlanmamalıdır

Kararın bir başka önemi, farklı mali sonuçların aynı kurala tabi olmadığını göstermesidir. Maddi ve manevi tazminat TMK m.174’teki koşullara bağlıdır. Yoksulluk nafakası ise ayrı bir düzenlemeye ve farklı kusur eşiğine dayanır. Bu ayrım, nafaka verilemeyecek hâller incelenirken özellikle korunmalıdır. İncelenen hükümde Yargıtay tazminatları bozmuş, bozma kapsamı dışında kalan nafaka yönünü onamıştır.

Uygulamada bu ayrım hem talep kurarken hem kanun yolu dilekçesi hazırlarken önemlidir. ‘Eşit kusur’ gerekçesi ileri sürülüyorsa bunun hangi talebi hangi kanun hükmü nedeniyle etkilediği ayrı ayrı açıklanmalıdır. Tazminat koşullarına ilişkin itiraz, velayet veya iştirak nafakası gibi çocuğun üstün yararına dayanan başlıklara kendiliğinden taşınamaz.

Kararın Sınırları

Karar, boşanma dosyalarında belirli davranışların değişmez bir kusur cetvelini oluşturduğunu söylemez. Eşin ailesini misafir etmek istememek, aile üyelerinden biriyle yaşanan tartışmaya müdahale etmemek, bir düğüne katılmamak veya aileyle birlikte yaşama konusunda ısrar etmek; olayın zamanı, tekrarı, tarafların beyanları, karşılıklı davranışlar ve deliller değerlendirilmeden tek başına sabit bir kusur derecesine bağlanamaz. Bu dosyada sonuç, kararda gerçekleştiği kabul edilen vakıaların toplamına ilişkindir.

Karar ayrıca kadının bütün taleplerinin reddedildiği veya erkeğin bütün temyiz itirazlarının kabul edildiği biçiminde okunamaz. Yargıtay, bozmayı kusur belirlemesi ile kadın lehine maddi ve manevi tazminatla sınırlamış; diğer temyiz itirazlarını reddetmiştir. Bu, kısmi bozma-kısmi onama niteliğindeki hükmün sınırıdır.

Son olarak karar, boşanmaya bağlı tazminat talebinin sadece kusur şartını tartışmaktadır. Maddi tazminatta mevcut veya beklenen menfaatin zedelenmesi, manevi tazminatta kişilik hakkına saldırı, talep ilkesi ve miktarın hakkaniyete uygunluğu gibi diğer unsurların her dosyada ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Eşit kusur tespit edildiğinde bu dosyada kusur ön koşulu gerçekleşmediğinden, diğer koşullar tazminat sonucunu değiştirmemiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. İncelenen Yargıtay kararına göre, taraflar boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurluysa tazminat isteyen eş diğerinden daha az kusurlu olmadığından TMK m.174/1 koşulu gerçekleşmez.

Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşit kusurlu eş lehine TMK m.174/2 kapsamında manevi tazminata hükmedilemeyeceğini belirterek kadın lehine verilen manevi tazminatı bozmuştur.

Hayır. Her iki eşin kusurlu davranışları bulunsa bile davranışların niteliği, ağırlığı ve evlilik birliğine etkisi farklı olabilir. Eşit kusur, ispatlanan bütün vakıalar karşılaştırılarak belirlenir.

Çünkü boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminatta tazminat isteyen eşin kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Kusur derecesi eşite çevrilirse bu ön koşul ortadan kalkabilir.

Hayır. Bozma, kusur belirlemesi ile kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara ilişkindir. Bozma kapsamı dışındaki temyize konu bölümler onanmıştır.

Hayır. Eşit kusur, yoksulluk nafakasını kendiliğinden ortadan kaldıran bir sonuç değildir. İncelenen kararda Yargıtay tazminatları bozmuş, bozma kapsamı dışındaki nafaka yönünü onamıştır.

Hayır. Karar, kadına ve erkeğe yüklenen davranışların birlikte değerlendirilmesiyle eşit kusur sonucuna ulaşmıştır. Tek bir davranışın her dosyada aynı kusur derecesini doğuracağı söylenemez.

Evet. Yargıtay, dosyada kabul edilen vakıaların hukuki kusur ağırlığının yanlış değerlendirildiği sonucuna varırsa kusur belirlemesini ve buna bağlı hükümleri bozabilir.

Evet. Maddi tazminatta mevcut veya beklenen menfaatin zedelenmesi; manevi tazminatta kişilik hakkına saldırı bulunması gerekir. Ayrıca talep ve diğer usul koşulları da gözetilir.

Hayır. Kararın temel hukuki ilkesi dikkate alınabilir; ancak kusur sınıflandırması her dosyada ileri sürülen ve ispatlanan somut vakıalara göre yapılır.

Avukat Görüşü

Bu kararın pratik açıdan en önemli yönü, tazminat dosyasının yalnız ağır görünen tek bir olaya bağlanmaması gerektiğini göstermesidir. Bir tarafın belirgin bir davranışına odaklanıp karşı tarafta ispatlanabilecek diğer vakıaları gözden kaçırmak, kusur dengesinin istinaf veya temyizde değişmesine ve buna bağlı tazminat hükmünün ortadan kalkmasına yol açabilir. Dosya stratejisinde her vakıa için tarih, taraf, doğrudan bilgi sahibi tanık ve belge bağlantısı kurulmalı; karşı tarafın ileri süreceği davranışlar da aynı ciddiyetle test edilmelidir.

Kanun yolu dilekçesinde yalnız ‘kusur yanlış belirlendi’ demek çoğu zaman yeterli bir çalışma yöntemi değildir. Hangi davranışın ispatlanmadığı, hangi vakıanın kusur olarak yüklenemeyeceği, kabul edilen davranışların neden farklı ağırlıkta olduğu ve kusur derecesindeki değişikliğin hangi tazminat koşulunu ortadan kaldırdığı zincir hâlinde açıklanmalıdır. Ayrıca hükmün tazminat, nafaka, velayet ve kişisel ilişki bölümleri birbirinden ayrılmalı; bir başlıktaki itiraz diğerine otomatik olarak taşınmamalıdır.

Eşit kusur savunması yapılırken de gereğinden geniş bir sonuç ileri sürmek risklidir. Bu karar, eşit kusurun boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminata etkisini ortaya koymaktadır; eşit kusurlu eşin yoksulluk nafakası, velayet veya çocukla kişisel ilişki bakımından otomatik olarak hak kaybına uğradığını söylememektedir. İddia ve talepler, her kurumun kendi kanuni koşulları içinde ayrıştırılmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2025/9098, K. 2026/6561 sayılı ve 15.06.2026 tarihli kararının kamuya açık hukuki bilgilendirme amacıyla incelenmesidir. Açıklamalar, kararın tam metnindeki vakıa ve gerekçelerle sınırlıdır; belirli bir uyuşmazlık için hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz. Güncel mevzuat ve dosyanın usulî durumu, somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Son Güncelleme 03.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top