İştirak nafakası ÜFE artışı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.06.2026 tarihli kararında, boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlatılması gereken bir artış olarak değerlendirilmiştir. Daire, artışın İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden itibaren uygulanmasını doğru bulmamış; yeniden yargılama gerekmeksizin hükmü düzelterek onamıştır. Karar, özellikle boşanma davasında çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasının gelecekteki artış başlangıcının nasıl kurulacağı bakımından uygulamaya dönük açık bir sonuç içerir.
İçindekiler
Bu Karardan Çıkarılacak Temel Sonuç
İştirak nafakası ÜFE artışı bakımından bu kararda benimsenen başlangıç noktası, İlk Derece Mahkemesi karar tarihi değildir. Yargıtay, somut hükümde artışın boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlayacak şekilde kurulması gerektiğini kabul etmiştir. Hata yalnız bu başlangıç tarihine ilişkin olduğundan karar düzeltilerek onanmıştır.
Bu inceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı kararının tam metnine dayanmaktadır. Kararın tam metnine yukarıdaki PDF üzerinden erişilebilir; aşağıdaki açıklamalar ise kararın özellikle iştirak nafakasındaki yıllık artışın başlangıç zamanına ilişkin bölümünü ele almaktadır.
Karar Analizi
Uyuşmazlık, önlem nafakası ve karşılıklı boşanma davalarının birlikte görüldüğü bir dosyada ortaya çıkmıştır. Davalı-davacı erkek vekili; boşanma davalarının kabulü, kusur, tazminatlar, velayet ve iştirak nafakası yanında nafakaya ÜFE oranında artış uygulanmasını ve artışın başlangıç zamanını da temyiz etmiştir.
Kararın ilk usulî bölümü önlem nafakasına ilişkindir. Yargıtay, temyize konu önlem nafakasının bir yıllık miktarının dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırının altında kaldığını belirterek bu kısım yönünden temyiz dilekçesini miktardan reddetmiştir. Bu nedenle kararın önlem nafakasına ilişkin kısmı ile iştirak nafakasındaki yıllık artış meselesini birbirinden ayırmak gerekir.
İştirak nafakası yönünden İlk Derece Mahkemesi yıllık artış talebini reddetmiştir. Kadının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi ise nafakanın İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden itibaren gelecek her yıl TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranında artırılmasına hükmetmiştir. Yargıtay’ın müdahalesi tam olarak bu başlangıç noktasına ilişkindir.
Daire, İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden itibaren gelecek her yıl artış uygulanmasını doğru bulmamıştır. Bunun yerine hüküm, iştirak nafakasının boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlanarak ve devam eden her yıl TÜİK’in belirlediği ÜFE oranında artırılması şeklinde düzeltilmiştir. Böylece Bölge Adliye Mahkemesi kararının ilgili kısmı kaldırılmış, doğru başlangıç ibaresi hükme eklenmiş ve karar düzeltilerek onanmıştır.
Bu sonuç önemlidir; çünkü Yargıtay burada iştirak nafakasının miktarını yeniden belirlememiş, ÜFE oranının kendisini tartışmamış ve nafakanın artırılması için yeni bir dava açılıp açılmayacağına ilişkin genel bir inceleme yapmamıştır. Kararın belirleyici meselesi, hükümde zaten öngörülen yıllık ÜFE artışının hangi yıldan itibaren işletileceğidir.
Yargıtay Neden Bu Sonuca Vardı?
Yargıtay’ın gerekçesi kısa ve doğrudandır. Bölge Adliye Mahkemesinin artışı İlk Derece Mahkemesi karar tarihine bağlamasını doğru bulmamış ve başlangıcı boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıl olarak düzeltmiştir. Karar metninde bu sonucun ötesine geçen teorik bir gerekçe kurulmadığından, karara ait olmayan ek gerekçeler üretmemek gerekir.
Dairenin kullandığı usul yolu da sonucu anlamak bakımından önemlidir. Yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili hüküm düzeltilerek onanmıştır. Başka bir ifadeyle dosyanın bu nedenle yeniden delil toplanması veya yeniden takdir yapılması için alt mahkemeye gönderilmesine ihtiyaç görülmemiştir.
Kararda, iştirak nafakasının boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan itibaren artırılacağı açıkça hüküm cümlesine yazılmıştır. Bu nedenle kararın en güvenli kullanım alanı, benzer biçimde boşanma hükmüyle birlikte iştirak nafakasına geleceğe yönelik yıllık artış öngörülen dosyalarda artışın başlangıç tarihinin kurulmasıdır.
İştirak Nafakası ÜFE Artışı Bakımından Kararın Uygulamadaki Önemi
İştirak nafakası ÜFE artışı hükmü, nafakanın sonraki yıllarda ekonomik değişim karşısında nasıl güncelleneceğini belirleyen bir düzenlemedir. Bu karar, böyle bir artış hükmü kurulurken yalnız oranın değil başlangıç zamanının da açık ve doğru yazılması gerektiğini gösterir.
Uygulamada karar tarihi ile boşanma hükmünün kesinleşme tarihi aynı gün olmayabilir. İstinaf veya temyiz süreci bulunduğunda arada önemli bir zaman farkı doğabilir. Bu nedenle artışın İlk Derece Mahkemesi karar tarihine bağlanması ile kesinleşmeyi takip eden yıla bağlanması aynı sonucu doğurmaz. Yargıtay’ın düzeltmesi, infaz aşamasında hangi dönemde hangi nafaka tutarının uygulanacağına ilişkin tereddütleri azaltabilecek niteliktedir.
Karar ayrıca hüküm kurulurken geleceğe yönelik artış taleplerinin formülasyonuna dikkat edilmesi gerektiğini gösterir. Talep ve hükümde yalnız “her yıl ÜFE oranında artış” denilmesi yerine, artışın hangi olaydan veya yıldan itibaren başlayacağının da açıkça gösterilmesi uyuşmazlığı önleyebilir.
Bursa Maya Hukuk sitesindeki genel iştirak ve nafaka içerikleri, nafakanın şartları ve değişen koşullardaki değerlendirmesini daha geniş biçimde ele almaktadır. Bu karar incelemesinin amacı ise genel nafaka hukukunu tekrar etmek değil, 01.06.2026 tarihli kararın ortaya koyduğu dar başlangıç tarihi sorununu açıklamaktır.
Kararın Yanlış Anlaşılmaması Gereken Yönü
Karar, bütün nafakaların kendiliğinden her yıl ÜFE oranında artacağı anlamına gelmez. İncelenen dosyada Bölge Adliye Mahkemesi geleceğe yönelik ÜFE artışına hükmetmiş ve temyiz uyuşmazlığı bu artışın başlangıç zamanını da kapsamıştır. Yargıtay’ın düzelttiği husus, somut hükümdeki artışın başlangıç tarihidir.
Karar ayrıca her nafaka türü için aynı sonucu kuran genel bir hüküm olarak okunmamalıdır. Dosyada önlem nafakası ve iştirak nafakası birlikte bulunmasına rağmen, önlem nafakası yönünden temyiz incelemesi kesinlik sınırı nedeniyle miktardan reddedilmiş; düzelterek onama ise iştirak nafakasındaki yıllık artışın başlangıcına ilişkin yapılmıştır.
ÜFE’nin hangi serisinin veya hangi teknik hesap yönteminin kullanılacağı da kararın tartıştığı mesele değildir. Karar metni, TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranı ifadesini kullanmaktadır. Bu nedenle kararın kapsamını aşarak farklı endeksler, oran hesaplama teknikleri veya her dosyada zorunlu artış bulunduğu sonucuna varılmamalıdır.
Kararın Sınırları
Bu karar tek bir somut dosyada verilmiş Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararıdır. Emsal değeri, özellikle boşanma hükmüyle birlikte iştirak nafakasına geleceğe yönelik yıllık ÜFE artışı konulan benzer uyuşmazlıklarda artışın başlangıç zamanı bakımından belirgindir. Bununla birlikte her dosyada talebin kapsamı, hükmün kesinleşme biçimi, nafaka türü ve hüküm fıkrasının içeriği ayrıca incelenmelidir.
Kararda iştirak nafakasının esas miktarının yeterli olup olmadığı yönünden bir bozma yapılmamıştır. Dolayısıyla bu karar, belirli bir nafaka miktarının uygunluğu için emsal olarak kullanılmamalıdır. Aynı şekilde karar, sonraki yıllarda koşulların değişmesi halinde açılabilecek nafaka artırım veya azaltım davalarının tüm şartlarını açıklayan bir karar değildir.
Kararın usulî boyutu da gözden kaçırılmamalıdır. Önlem nafakasına ilişkin temyiz başvurusu miktardan reddedilmiş; iştirak nafakasındaki artış başlangıcına ilişkin hata ise yeniden yargılama gerektirmediği için düzeltilerek onanmıştır. Bu iki sonuç birbirine karıştırılmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
İncelenen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında, iştirak nafakasına hükmedilen yıllık ÜFE artışının boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlaması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu karardaki somut hüküm bakımından hayır. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin artışı İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden başlatmasını doğru bulmamış ve hükmü düzeltmiştir.
Hayır. Bu karar, bütün iştirak nafakalarının kendiliğinden ÜFE oranında artacağına ilişkin genel bir sonuç kurmamaktadır. İncelenen dosyada geleceğe yönelik ÜFE artışı hükmü zaten uyuşmazlığın parçasıdır.
Hayır. Kararın düzelterek onanan bölümü, iştirak nafakasındaki yıllık artışın başlangıç zamanına ilişkindir; nafakanın esas miktarı bu gerekçeyle değiştirilmemiştir.
Yargıtay, başlangıç tarihindeki yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama gerektirmediğini kabul etmiş ve HMK m. 370/2 kapsamında hükmü düzelterek onamıştır.
Çünkü bu kararda yıllık artışın başlangıcı, boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıla bağlanmıştır. Bu nedenle karar tarihi ile kesinleşme tarihi arasındaki fark hesaplamayı etkileyebilir.
Karar bu yönde genel bir sonuç kurmamaktadır. Dosyadaki önlem nafakasına ilişkin temyiz başvurusu kesinlik sınırı nedeniyle miktardan reddedilmiş, düzelterek onama iştirak nafakasına ilişkin yapılmıştır.
Bu kararın belirleyici meselesi ÜFE ile TÜFE arasında seçim değildir. Karar metni somut hükümde TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranından söz etmekte ve esas olarak artışın başlangıç zamanını düzeltmektedir.
Bu karar, hükümde geleceğe yönelik yıllık artış düzenlemesinin bulunduğu bir dosyayı incelemektedir. Yeni dava gerekip gerekmediği, mevcut hüküm fıkrası ve somut talep yapısı değerlendirilerek belirlenmelidir.
Otomatik olarak hayır. Karar özellikle boşanma hükmüyle birlikte iştirak nafakasına geleceğe yönelik yıllık artış konulan benzer dosyalarda başlangıç zamanı bakımından dikkate alınabilir.
Kesinleşme bilgisi ilgili dava dosyasından ve kesinleşme işlemlerinden kontrol edilmelidir. Yalnız kararın verildiği tarihe bakmak yeterli olmayabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kararı 2025/10820 Esas, 2026/5696 Karar sayılıdır ve 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Avukat Görüşü
Bu kararın pratik değeri, “artış oranı” ile “artışın başlayacağı zaman”ın ayrı hukuki sorunlar olduğunu açık biçimde göstermesidir. Nafaka hükmü hazırlanırken yalnız endeksin yazılması yeterli görülmemeli; artışın hangi tarihten veya hangi yılı takip eden dönemden itibaren uygulanacağı da hükümde tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Dosya stratejisinde kararın en güçlü kullanım biçimi, benzer bir hüküm fıkrasında artışın İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden başlatılmasına karşı çıkılması veya hüküm kurulurken başlangıç zamanının doğru formüle edilmesidir. Buna karşılık kararın, her iştirak nafakasında mutlaka ÜFE artışı verilmesi gerektiği şeklinde genişletilmesi risklidir. Kararın söylediği ile genel nafaka hukukundan çıkarılabilecek sonuçlar ayrılmalıdır.
Ayrıca kesinleşme tarihinin dosya bazında doğru tespiti önem taşır. Boşanma hükmünün ne zaman kesinleştiği belirlenmeden yalnız karar tarihine bakılarak artış hesabı yapılması, bu karardaki yaklaşım karşısında hatalı sonuç doğurabilir. Her dosya kendi hüküm fıkrası, kesinleşme bilgisi, talep kapsamı ve sonraki yargısal işlemleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, parasal sınırlar, endeks uygulamaları ve yargısal yaklaşım zaman içinde değişebilir. Somut bir nafaka dosyasında uygulanacak başlangıç tarihi ve hesap yöntemi, ilgili kararın hüküm fıkrası ve kesinleşme bilgileri incelenerek belirlenmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
