Babası yurt dışında yaşayan çocuk ile babaanne ve dedenin torunla kişisel ilişki talebini temsil eden aile sahnesi

Babanın Yurt Dışında Yaşaması Babaanne ve Dedeye Torunla Kişisel İlişki Hakkı Verir mi?

Torunla kişisel ilişki, babaanne ve dede bakımından yalnızca akrabalık bağının bulunmasına dayanmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, babanın yurt dışında yaşadığı bir uyuşmazlıkta, baba ile çocuk arasında yeterli bir kişisel ilişki düzeni varsa ve büyükanne ile büyükbaba bu süre içinde torunlarını görme imkânına sahipse, sırf yurt dışında yaşamanın Türk Medeni Kanunu’nun 325. maddesindeki “olağanüstü hâl” koşulunu karşılamayacağına karar verdi.

Karar, büyükanne ve büyükbabaların hiçbir zaman bağımsız kişisel ilişki talep edemeyeceği anlamına gelmiyor. Verilen mesaj daha sınırlı: Üçüncü kişiler için kişisel ilişki istisnai bir hukuki imkândır; talepte bulunanların, mevcut ebeveyn-çocuk görüşme düzeninin neden yetersiz kaldığını ve ayrıca olağanüstü hâlin varlığını somutlaştırması gerekir.

Bu nedenle karar, genel olarak çocukla kişisel ilişki kurma davası ile ebeveyn dışındaki hısımların TMK m. 325’e dayanan talepleri arasındaki ayrımı açıklığa kavuşturması bakımından önemlidir.

Yazının Özeti

1/3

Yargıtay’ın Temel Sonucu

Babanın yurt dışında yaşaması, babaanne ve dede bakımından tek başına olağanüstü hâl değildir.

  • Baba ile çocuk arasında yeterli kişisel ilişki bulunuyordu.
  • Babaanne ve dede bu süre içinde torunlarını görebiliyordu.
  • Başka bir olağanüstü hâl kanıtlanmamıştı.
2/3

Ret Kararının Gerekçesi

TMK m. 325, üçüncü kişilerin talebini istisnai koşullara bağlar.

  • Akrabalık bağı tek başına yeterli değildir.
  • Mevcut ebeveyn-çocuk görüşme düzeni dikkate alınmalıdır.
  • Yargıtay, davanın reddedilmesi gerektiğini belirterek kabul hükmünü bozdu.
3/3

Kararın Sınırları

Karar bütün babaanne ve dede talepleri için otomatik ret anlamına gelmez.

  • Ebeveynin ölümü gibi farklı olgular başka sonuç doğurabilir.
  • Fiilî görüşme imkânı ve çocuğun mevcut aile bağları araştırılmalıdır.
  • Her dosya kendi olayları ve delilleriyle değerlendirilmelidir.

Torunla Kişisel İlişki İçin Bu Karardan Çıkarılacak Temel Sonuç

Torunla kişisel ilişki bakımından babanın yurt dışında yaşaması, babaanne ve dedenin ayrıca görüşme düzeni istemesi için tek başına olağanüstü hâl değildir. Baba ile çocuk arasında yeterli bir kişisel ilişki düzenlenmiş ve babaanne ile dede bu süre içinde aile bağlarını sürdürebilecek durumdaysa, başka bir olağanüstü hâl de kanıtlanmadıkça TMK m. 325’in koşulları oluşmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/10442 Esas, 2026/1908 Karar sayılı kararı

Belge hazirlaniyor…

Bu inceleme, ilgili Yargıtay kararının tam metni esas alınarak hazırlanmıştır. Kararın bütününü ve doğrulanmış künyesini incelemek isteyen okuyucular yukarıdaki PDF dosyasına erişebilir.

Karar Analizi

Davacılar, 2012 doğumlu çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyen babaanne ve dededir. Karar metnine göre çocuğun velayeti boşanma kararıyla anneye verilmiş, çocuk ile dava dışı baba arasında da kişisel ilişki düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesi; babanın yurt dışında çalışması ve yeniden evlenmesi nedeniyle Türkiye’ye sık gelmemesini, babaanne ve dedenin torunlarıyla görüşememesini olağanüstü hâl olarak değerlendirmiş ve davayı kabul etmiştir.

Davalı anne vekilinin istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiştir. Bunun üzerine yapılan temyiz incelemesinde Yargıtay, uyuşmazlığı TMK m. 325’teki iki temel ölçüt üzerinden değerlendirmiştir: Üçüncü kişi bakımından olağanüstü hâlin bulunması ve kurulacak kişisel ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olması.

Yargıtay’a göre somut olayda baba ile çocuk için düzenlenen kişisel ilişki yeterli düzeydedir. Babaanne ve dede, babaya ayrılan bu süre içinde torunlarını görme, aile bağlarını koruma ve geliştirme imkânına sahiptir. Bu nedenle babanın yurt dışında yaşaması tek başına olağanüstü hâl sayılamaz. Davacılar başka bir olağanüstü hâlin varlığını da kanıtlayamamıştır.

Daire bu gerekçeyle, davanın kabulü için gerekli yasal koşulların oluşmadığını belirtmiştir. Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemesinin kabul hükmünü, davanın reddi gerektiğini açıkça belirterek bozmuştur. Dolayısıyla bu karar, yalnızca araştırma yapılması için verilmiş bir usul bozması değildir; olağanüstü hâl koşulunun somut olayda gerçekleşmediğine ilişkin esasa dayalı bir hukuki değerlendirme içermektedir.

Yargıtay Neden Bu Sonuca Vardı?

Yargıtay’ın değerlendirmesinde akrabalık bağı tek başına yeterli görülmemiştir. TMK m. 325, “diğer kişiler” ve özellikle hısımlar için anne ve babadan farklı, istisnai bir düzen kurar. Türk Medeni Kanunu’nun 325. maddesi, kişisel ilişki talebini olağanüstü hâlin varlığına ve çocuğun menfaatine uygunluk ölçüsüne bağlamaktadır.

Kararda üç olgu belirleyici olmuştur. Birincisi, çocuk ile baba arasında daha önce kişisel ilişki kurulmuş olmasıdır. İkincisi, bu ilişkinin Yargıtay tarafından yeterli düzeyde değerlendirilmesidir. Üçüncüsü, babaanne ve dedenin babaya tanınan süre içinde torunlarıyla görüşme ve aile bağlarını sürdürme imkânının bulunmasıdır.

Bu olgular birlikte ele alındığında, babanın başka bir ülkede yaşaması bağımsız bir kişisel ilişki kararı verilmesini zorunlu kılan istisnai bir durum olarak kabul edilmemiştir. Karar metninde davacıların başka bir olağanüstü hâl ileri sürdüğü ve bunu kanıtladığı da tespit edilmemiştir. Böylece ret sonucu, “büyükanne ve büyükbaba torunla görüşemez” düşüncesine değil, kanunun aradığı özel koşulun ispatlanmamasına dayandırılmıştır.

İlk derece mahkemesi annenin ve babanın ikinci evlilikleri ile babanın Türkiye’ye sık gelmemesini de olay örgüsü içinde değerlendirmiştir. Ancak Yargıtay, yeniden evlenmenin tek başına TMK m. 325 anlamında olağanüstü hâl olup olmadığına ilişkin genel ve bağımsız bir kural kurmamıştır. Bu karardan güvenle çıkarılabilecek sonuç, baba ile çocuk arasındaki yeterli kişisel ilişki düzeni ve bu süre içinde hısımların görüşme imkânı varken, babanın yurt dışında yaşamasının tek başına yeterli olmadığıdır.

Kararın Uygulamadaki Önemi

Torunla kişisel ilişki talep eden babaanne ve dedenin yalnızca akrabalık bağına veya babanın yurt dışında yaşamasına dayanması yeterli değildir. Talep yalnızca soybağına, duygusal yakınlığa veya velayet sahibi ebeveynle yaşanan anlaşmazlığa dayandırılamaz. Davacıların, neden mevcut aile ve görüşme düzeni içinde çocukla bağlarını sürdüremediklerini ve bu durumun neden olağanüstü nitelik taşıdığını somut olaylarla açıklaması gerekir.

İkinci olarak, mahkeme mevcut ebeveyn-çocuk kişisel ilişki kararını yalnızca varlığı bakımından değil, fiilî işlevi bakımından da değerlendirmelidir. İncelenen kararda babaya tanınan ilişki “yeterli düzeyde” kabul edilmiş ve büyükanne ile büyükbabanın bu süreyi kullanabilecek durumda olduğu belirtilmiştir. Başka bir dosyada ebeveyn için hiç kişisel ilişki kurulmamış olması, ilişkinin uzun süredir fiilen kullanılamaması veya çocuğun hısımlarla bağını ebeveyn süresi içinde sürdürmesinin gerçekçi olmaması farklı bir değerlendirme doğurabilir. Ancak bu ihtimaller incelenen kararda gerçekleşmiş olgular olarak kabul edilmemiştir.

Üçüncü olarak karar, ebeveyn için verilen kişisel ilişki hükmü ile üçüncü kişi için istenen bağımsız düzenin aynı hukuki temele dayanmadığını hatırlatır. Ebeveynlerin kişisel ilişki hakkı TMK m. 323 kapsamında, babaanne, dede ve diğer kişilerin talebi ise TMK m. 325 kapsamında incelenir. Bu ayrım, velayet davası içinde kişisel ilişkinin düzenlenmesi ile sonradan üçüncü kişi tarafından açılan davanın koşullarının birbirine karıştırılmaması bakımından önem taşır.

Kararın Yanlış Anlaşılmaması Gereken Yönü

Karar, babaanne ve dedenin torunlarıyla görüşmesinin velayet sahibi annenin dilediği şekilde engellenebileceğini söylememektedir. Yargıtay’ın değerlendirmesi, mahkemece ayrıca ve bağımsız bir kişisel ilişki takvimi kurulması için TMK m. 325 koşullarının bulunup bulunmadığıyla sınırlıdır.

Aynı şekilde karar, babanın yurt dışında yaşadığı bütün dosyalarda davanın mutlaka reddedileceği biçiminde okunamaz. Burada yalnız yurt dışında yaşama olgusu değil; çocuk ile baba arasındaki yeterli kişisel ilişki, babaanne ve dedenin bu süre içinde torunlarını görebilme imkânı ve başka bir olağanüstü hâlin kanıtlanamaması birlikte belirleyicidir.

Karardan, velayet sahibi ebeveynin görüşmeyi engellemesine ilişkin her iddianın önemsiz olduğu sonucu da çıkarılamaz. Sistematik engelleme, çocuğun daha önce kurulmuş güçlü aile bağının kopması veya ebeveyn üzerinden görüşmenin fiilen mümkün olmaması somut delillerle ortaya konulursa, bu olgular ayrıca değerlendirilmelidir. Fakat incelenen karar metninde bu yönde kanıtlanmış başka bir olağanüstü hâl bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.

Bu Karar Hangi Durumlarda Emsal Olabilir?

Karar özellikle şu nitelikteki uyuşmazlıklarda dikkate alınabilir:

  • Çocuk ile velayet sahibi olmayan baba arasında yeterli bir kişisel ilişki kararı bulunması,
  • Babaanne ve dedenin torunlarını babaya ayrılan süre içinde görebilme imkânına sahip olması,
  • Bağımsız kişisel ilişki talebinin esas olarak babanın yurt dışında yaşamasına dayanması,
  • Davacı hısımların başka bir olağanüstü hâli somut delillerle kanıtlayamaması,
  • İlk derece mahkemesinin akrabalık ve yurt dışında yaşama olgularından otomatik olarak olağanüstü hâl sonucu çıkarması.

Bu özelliklerden biri değiştiğinde kararın uygulanabilirliği de değişebilir. Örneğin çocuğun ebeveynlerinden birinin ölümü, eski Yargıtay kararlarında olağanüstü hâl olarak kabul edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 9 Aralık 2015 tarihli kararında, babanın ölümü nedeniyle babaanne ve dedenin talebi bu kapsamda değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım ile incelenen 2026 tarihli karar arasında zorunlu bir çelişki yoktur; iki kararın dayandığı aile düzeni ve olağanüstü hâl olgusu farklıdır.

Karar Günümüzde Hâlâ Geçerli mi?

Evet. İnceleme tarihi itibarıyla TMK m. 325 yürürlüktedir ve maddede, bu kararın temelini ortadan kaldıran bir değişiklik tespit edilmemiştir. Karar da 19 Şubat 2026 tarihli güncel bir Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararıdır.

Karar tarihinden 1 Eylül 2026 tarihine kadar yapılan araştırmada, aynı olgular bakımından bu kararı değiştiren daha yeni bir Yargıtay 2. Hukuk Dairesi veya Hukuk Genel Kurulu kararı doğrulanamamıştır. Bununla birlikte farklı olgulara dayanan eski kararlar mevcuttur. Özellikle ebeveynin ölümü, çocukla hısımlar arasında önceden kurulmuş güçlü bağın kopması veya kişisel ilişkinin çocuğun yararına etkisine ilişkin uzman değerlendirmeleri farklı sonuca yol açabilir.

Anayasa Mahkemesi de ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişki uyuşmazlıklarında aile hayatına saygı hakkı, yargılamanın süratle yürütülmesi ve çocuğun üstün yararının somutlaştırılması gereğini vurgulamaktadır. Bahadır Üney ve diğerleri kararındaki bu genel anayasal ilkeler, üçüncü kişilere TMK m. 325 dışında otomatik bir hak vermez; fakat çocukla ilgili kararların kalıp gerekçeler yerine güncel ve somut verilere dayanması gerektiğini gösterir.

Kararın Sınırları

Torunla kişisel ilişki yönünden bu karar, bütün babaanne ve dede taleplerinde değişmez ve otomatik bir ret sonucu oluşturmaz. Hukuk Genel Kurulu kararı değildir ve bütün babaanne-dede talepleri için değişmez bir sonuç oluşturmaz. Emsal değeri, benzer dosyada baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin gerçekten yeterli olup olmadığına ve hısımların bu düzen içinde çocukla bağlarını sürdürebilip sürdüremediğine bağlıdır.

Karar ayrıca, üçüncü kişilerle kişisel ilişki kurulmasının süresi veya yatılı olup olmayacağı konusunda bir ölçü getirmemektedir; çünkü Yargıtay somut olayda öncelikle hakkın doğum koşullarının oluşmadığını kabul etmiştir. Sürenin kapsamı ancak TMK m. 325 koşulları geçildikten ve ilişkinin çocuk menfaatine uygun olduğu belirlendikten sonra tartışılabilir.

Çocuğun yaşı, görüşü, sağlık ve eğitim düzeni, hısımlarla önceki ilişkisinin yoğunluğu, ebeveynin kişisel ilişkiyi kullanma biçimi, taraflar arasındaki çatışmanın çocuğa etkisi ve uzman raporları başka dosyalarda sonucu değiştirebilir. Benzer biçimde kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya tamamen kesilmesi, burada incelenen üçüncü kişi talebinden farklı hukuki ve olgusal sorunlar doğurur; bu ayrım çocukla kişisel ilişkinin kesilmesine ilişkin Yargıtay kararı incelenirken ayrıca gözetilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Akrabalık bağı tek başına bağımsız bir kişisel ilişki kararı verilmesi için yeterli değildir. TMK m. 325 uyarınca olağanüstü hâlin bulunması ve kurulacak ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olması gerekir.

Tek başına sayılmaz. İncelenen kararda baba ile çocuk arasında yeterli kişisel ilişki bulunduğu ve babaanne ile dedenin bu süre içinde torunlarını görebileceği kabul edilmiştir.

Dava açmaları mümkündür; ancak davanın kabulü otomatik değildir. Mevcut düzenin neden yetersiz kaldığı ve bağımsız ilişki kurulmasını gerektiren olağanüstü hâl kanıtlanmalıdır.

Bu karardan, yeniden evlenmenin tek başına yeterli olduğu sonucu çıkarılamaz. Yargıtay bu konuda genel bir kural kurmamış; başka bir olağanüstü hâlin kanıtlanmadığını belirtmiştir.

İncelenen kararda babaanne ve dedenin başka bir olağanüstü hâli kanıtlayamadığı belirtilmiştir. Bu nedenle talepte bulunan hısımlar, dayandıkları olayları ve delilleri somutlaştırmalıdır.

Hayır. TMK m. 325 bakımından olağanüstü hâl ve çocuğun menfaatine uygunluk koşulları birlikte değerlendirilir.

Değişebilir. Eski Yargıtay kararlarında ebeveynin ölümü olağanüstü hâl olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte kurulacak ilişkinin çocuğun menfaatine uygunluğu ayrıca incelenir.

Hayır. Karar; yeterli bir baba-çocuk kişisel ilişkisi bulunan, hısımların bu süre içinde görüşebildiği ve başka bir olağanüstü hâlin kanıtlanamadığı somut olaya ilişkindir.

Bu karar süre hakkında bir değerlendirme yapmamıştır; çünkü kişisel ilişki kurulmasının temel koşullarını oluşmamış saymıştır. Diğer Yargıtay kararlarında üçüncü kişilere tanınacak sürenin ebeveynlerle aynı genişlikte değerlendirilemeyeceği belirtilmektedir.

Karar esasa dayalıdır. Yargıtay, olağanüstü hâl koşulunun oluşmadığını ve davanın reddedilmesi gerektiğini açıkça belirterek kabul hükmünü bozmuştur.

Avukat Görüşü

Bu karar bakımından en önemli dava stratejisi, “baba yurt dışında” şeklindeki tek cümlelik olguyu olağanüstü hâlin kendisi gibi sunmamaktır. Davacı hısımlar açısından asıl mesele, çocukla bağın mevcut ebeveyn görüşme düzeni içinde neden korunamadığını ve bağımsız bir mahkeme kararının çocuk bakımından hangi somut ihtiyacı karşılayacağını ortaya koymaktır. Görüşmelerin geçmişi, son temas tarihi, engelleme iddiaları, çocuğun hısımlarla daha önceki bağı ve ebeveyn süresinin fiilen kullanılıp kullanılmadığı birbiriyle uyumlu delillerle açıklanmalıdır.

Velayet sahibi ebeveyn açısından ise yalnızca “baba için zaten görüşme günü var” savunması her dosyada yeterli olmayabilir. Bu sürenin gerçekten kullanılabilir olduğu, hısımların çocukla bağını bu düzen içinde sürdürebildiği ve ileri sürülen olağanüstü olguların bulunmadığı dosya içeriğiyle gösterilmelidir. Aksi hâlde şeklen mevcut fakat fiilen işlemeyen bir kişisel ilişki kararının varlığı, tek başına uyuşmazlığı çözmeyebilir.

Kararın gereğinden geniş yorumlanması iki yönlü hata doğurur: Akrabalığı otomatik kişisel ilişki hakkı saymak da, babaanne ve dedenin hiçbir koşulda bağımsız talepte bulunamayacağını düşünmek de doğru değildir. Doğru değerlendirme, TMK m. 325’teki olağanüstü hâl ve çocuk menfaati koşullarını ayrı ayrı ele almak; ardından talep edilen ilişkinin kapsamını çocuğun yaşam düzenine göre belirlemektir. Her dosya kendi olayları, taraf beyanları ve delilleriyle değerlendirilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/10442 Esas, 2026/1908 Karar sayılı kararının hukuki değerlendirilmesi ve genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, içtihat ve uygulama zaman içinde değişebileceğinden güncel durum somut dosyanın özellikleriyle birlikte ayrıca incelenmelidir.

Son Güncelleme 01.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top