Aynı evde yaşamak af sayılmaz Yargıtay kararı

Aynı Evde Yaşamak Boşanma Davasında Af Sayılır mı?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararında, tarafların fiilen aynı evde yaşamaya devam etmelerinin tek başına barışma veya geçmiş kusurların affı olarak kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Özellikle boşanma davalarında af iddiasının, açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiği belirtilmiştir. Kararda, tarafların aynı adreste bulunmalarına rağmen sulh olmayı kabul etmemeleri ve barıştıklarına dair açık beyanlarının bulunmaması, çekişmeli boşanma davası bakımından önemli görülmüştür. Bu yönüyle karar, boşanma davasında ispat yükünün yalnızca birlikte yaşama olgusuna indirgenemeyeceğini; mahkemenin tarafların tüm delillerini değerlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca dava dilekçesinde sadakatsizlik iddiası da bulunduğundan, aldatma sebebiyle boşanma iddialarında dahi af ve barışma değerlendirmesinin somut olayın bütün koşullarıyla yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Kararından Çıkan Hukuki Sonuç

Yargıtay’a göre tarafların aynı evde yaşamaya devam etmesi tek başına barışma veya affetme anlamına gelmez. Boşanma davalarında af iddiasının kabulü için açık ve kesin bir irade gerekir.

Bu nedenle mahkeme, sadece birlikte yaşamaya dayanarak karar veremez; boşanma davasında ispat kapsamında tüm deliller birlikte değerlendirilmelidir. Aynı konutta bulunmak, çekişmeli boşanma davası açısından tek başına belirleyici değildir.


İlgili Yargıtay Kararının Tam Metni

Aşağıda yer alan karar, aynı evde yaşamanın boşanma davasında af ve barışma sayılıp sayılmayacağı bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/8789 E., 2024/8256 K., 04.11.2024

Bu karar, boşanma davası devam ederken tarafların aynı konutta bulunmalarının her durumda affetme veya barışma sonucu doğurmayacağını göstermesi bakımından emsal niteliktedir. Yargıtay, aynı evde yaşama olgusunun tek başına yeterli olmadığını; af iradesinin açık, kesin ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ispatlanması gerektiğini belirtmiştir.

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı erkek dava dilekçesinde; kadının sürekli kavga çıkardığını, sadakatsiz olduğunu ve dilekçede belirtilen telefon hatlarının sahipleri ile telefon görüşmeleri olduğunu iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kadın cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını, erkeğin tarafların çocuk sahibi olmasını istemediğini, küfür ve hakaret ettiğini, aşağıladığını, sadakatsiz olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen telefon numaralarının kadının akraba, arkadaş ve yakınlarına ait olduğunu iddia ederek tarafların boşanmalarına, kendisi yararına aylık 5.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların ön inceleme duruşmasında aynı evde yaşamaya devam ettiklerini beyan ettikleri ve birlikte yaşamaları sebebiyle birbirlerinin kusurlarını affettikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı erkek istinaf dilekçesinde tarafların aynı konutta ancak farklı odalarda kaldıklarını, davalının yabancı uyruklu olması sebebiyle kalacak yeri olmadığından aynı evde yaşadıklarını ve eşini affettiğinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı erkek temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların yargılama devam ederken barışıp barışmadıkları, erkeğin kusurlarının affedilip affedilmediği ve bunun sonucu olarak kadının davasını ispatlayıp ispatlamadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince tarafların ön inceleme duruşmasında aynı evde yaşamaya devam ettiklerini beyan ettikleri ve birlikte yaşamaları sebebiyle birbirlerinin kusurlarını affettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve davacı erkeğin karara karşı yaptığı istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir.

Davacı erkek kanun yolu başvurularında, kadının yabancı uyruklu olması ve gidecek yerinin bulunmaması sebebiyle tarafların aynı evde ancak başka odalarda yaşadıklarını beyan etmiştir. Dosyanın tetkikinden, yargılama sürecinde tarafların farklı adresler bildirdiği, kadın eşe yapılan tebligatların erkeğin adresinden farklı bir adrese yapıldığı, tarafların ön inceleme duruşmasında fiilen aynı evde kaldıklarını söyledikleri ancak barıştıkları yönünde açık bir beyanda bulunmadıkları gibi, aynı duruşmada sulh olmayı kabul etmediklerini bildirdikleri anlaşılmıştır.

Tarafların fiilen aynı adreste yaşamaları tek başına barışıp birbirlerinin kusurlarını affetmiş olduklarının kabulü için yeterli olmayıp bu durumun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ispat edilmesi gerekir. Davalı cevap layihasında barıştıklarını iddia etmemiş; aksine davacının kusurlarını bildirerek boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda sadece aynı evde yaşamalarının barıştıkları şeklinde değerlendirilemeyeceği gözetilerek tarafların tüm delilleri değerlendirilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Emsal Teşkil Edecek Durumlar

  • Boşanma davası devam ederken tarafların aynı evde yaşamaya devam ettiği dosyalar.
  • Aynı evde kalmanın ekonomik, sosyal veya zorunlu sebeplerden kaynaklandığı durumlar.
  • Tarafların aynı konutta kalmasına rağmen farklı odalarda yaşadıklarını ileri sürdüğü uyuşmazlıklar.
  • Af veya barışma iddiasının açık beyanla desteklenmediği boşanma davaları.
  • Mahkemenin yalnızca aynı evde yaşama olgusuna dayanarak davayı reddettiği dosyalar.
  • Tüm deliller değerlendirilmeden “affetme” kabulü yapılan boşanma yargılamaları.

Sıkça Sorulan Sorular

Son Güncelleme 15.05.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Scroll to Top