Boşanma davasında çelişkili kusur gerekçesi ve Yargıtay denetimi

Boşanmada Kusur Gerekçesinin Çelişkili Olamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı

Karşılıklı boşanma davasında mahkeme, taraflara yüklediği kusurlu davranışları ve bu davranışlardan ulaştığı kusur derecesini kararın bütününde birbiriyle uyumlu şekilde açıklamalıdır. Bir eş gerekçenin bir bölümünde ağır kusurlu, başka bir bölümünde tamamen kusurlu; diğer eş ise az kusurlu kabul edilmişse hangi kusur belirlemesinin hükme esas alındığı belirsiz hâle gelir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.09.2024 tarihli, E. 2023/7928, K. 2024/6359 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki bu çelişki bozma sebebi yapıldı. Daire, kararı usulden bozdu ve tarafların diğer temyiz itirazlarını şimdilik incelemedi.

Karara konu dosyada İlk Derece Mahkemesi tarafları eşit kusurlu saymış, Bölge Adliye Mahkemesi ise kusur değerlendirmesini değiştirerek erkeğin asıl davasını reddetmiş ve kadının karşı davasını kabul etmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi gerekçenin farklı bölümlerinde erkeği hem ağır hem tamamen kusurlu olarak nitelendirmiştir. Yargıtay, bu çelişki giderilmeden sağlıklı bir hukuki denetim yapılamayacağını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7928, K. 2024/6359, 25.09.2024

Belge hazirlaniyor…

Taraflar Karşılıklı Boşanma Davalarında Hangi Vakıalara Dayandı?

Erkek, 4 Mayıs 2018 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayanarak boşanma davası açtı. Kadının kendisine hakaret ve iftira ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, cinsel birliktelikten kaçındığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini ve erkeğin önceki evliliğinden olan çocuğunu istemediğini ileri sürdü. Boşanmanın yanında 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talep etti.

Kadın ise 16 Mayıs 2018 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde erkeğin ekonomik ve fiziksel şiddet uyguladığını, hakaret ve tehdit ettiğini, kendisini takip ettirmek için dedektif tuttuğunu, telefon görüşmelerini takip ettiğini, ortak konuta gizli dinleme cihazı yerleştirdiğini, ortak konutu terk ettiğini ve aşırı kıskanç davrandığını ileri sürdü. Asıl davanın reddini, karşı davanın kabulünü, ortak çocuğun velayetinin kendisine verilmesini, nafaka ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istedi.

Dosyada bu iddiaların tamamı ispatlanmış kabul edilmedi. Kusur değerlendirmesi, mahkemelerin hangi vakıaları sabit gördüğüne göre değişti. Boşanmada kusur sayılan davranışlar her dosyada ileri sürülen vakıalar ve bu vakıaların ispatı üzerinden ayrı ayrı değerlendirilir.

İlk Derece Mahkemesi Neden Tarafları Eşit Kusurlu Saydı?

Eskişehir 4. Aile Mahkemesi, tarafların birbirlerine hakaret ettiklerini kabul etti. Karşılıklı dava dilekçelerinde ileri sürülen diğer kusur vakıalarının ise ispatlanamadığı sonucuna vardı. Bu nedenle tarafları boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu saydı.

Mahkeme her iki boşanma davasını da kabul ederek tarafların boşanmalarına karar verdi. Ortak çocuğun velayeti anneye verildi, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kuruldu. Kadın ve ortak çocuk lehine nafakaya hükmedildi. Tarafların maddi ve manevi tazminat talepleri ise eşit kusur kabulü nedeniyle reddedildi.

Karar hem erkek hem kadın tarafından istinaf edildi. Kadın özellikle kusur belirlemesine, erkeğin davasının kabulüne, kendi tazminat taleplerinin reddine ve nafaka miktarlarına itiraz etti.

Bölge Adliye Mahkemesi Kusur Değerlendirmesini Nasıl Değiştirdi?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi, kadının istinaf başvurusunu kısmen kabul etti. İlk Derece Mahkemesinin hükmünü kaldırarak yeniden karar verdi; erkeğin asıl davasını reddetti, kadının karşı davasını kabul etti. Kadın ve ortak çocuk lehine hükmedilen nafakaları artırdı, kadın lehine 500.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminata hükmetti.

Bölge Adliye Mahkemesi, kadının dayandığı bazı vakıaların tanık anlatımlarıyla ispatlandığını kabul etti. Erkeğin kadının çok sayıda erkekle ilişkisi bulunduğuna ilişkin iddialarını üçüncü kişilere anlattığı, kadından habersiz olarak ortak konuta ses kaydı ve kamera tertibatı kurduğu, aşırı kıskanç davrandığı ve ortak konutu terk ederek birlikte yaşamaktan kaçındığı erkeğe kusur olarak yüklendi. Erkek tarafından sunulan bazı kayıtların ise hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu kabul edildi.

Ayrıca erkeğin asıl davası 4 Mayıs 2018 tarihinde açılmış, taraflar arasında 8 Mayıs 2018 tarihinde yeni olaylar yaşanmış, kadının karşı davası ise 16 Mayıs 2018 tarihinde açılmıştı. Bölge Adliye Mahkemesi, asıl davanın açılmasından sonra gerçekleşen 8 Mayıs tarihli vakıaların erkeğin asıl davasının kabulü yönünden değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Bu değerlendirmeler sonucunda kararın bir bölümünde erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kabul edildi. Ancak erkeğin asıl davası değerlendirilirken erkeğin tamamen kusurlu olduğu belirtildi. Nafaka ve tazminat bölümlerinde ise yeniden kadının erkeğe göre daha az kusurlu, erkeğin de daha ağır kusurlu olduğu kabulüne yer verildi.

Yargıtay Neden Kusur Gerekçesini Çelişkili Buldu?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçe içinde farklı kusur derecelerine yer vermesini çelişkili buldu. Kararın bir bölümünde erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu belirtilirken başka bir bölümünde erkeğin tamamen kusurlu olduğu kabul edilmişti. Tazminat değerlendirmesinde ise tekrar erkeğin kadına göre daha ağır kusurlu olduğu ifade edilmişti.

Daireye göre gerekçenin kendi içinde uyumlu olması gerekir. Mahkemenin taraflara hangi kusurları yüklediği ve bunun sonucunda hangi kusur derecesine ulaştığı kararın farklı bölümlerinde birbiriyle bağdaşmalıdır. Aksi hâlde hükmün hangi hukuki ve fiilî kabul üzerine kurulduğu tereddütlü hâle gelir.

Yargıtay bu değerlendirmede Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi ve devamındaki hükümlere, Anayasa’nın 141. maddesindeki gerekçeli karar ilkesine ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli, E. 1991/7, K. 1992/4 sayılı kararına dayandı. Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına ve dosyanın aynı Daireye gönderilmesine karar verildi.

Bozma Kararı Diğer Temyiz İtirazları Hakkında Sonuç İçermez

Yargıtay, kusur gerekçesindeki çelişkiyi bozma için yeterli gördüğü için taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarını şimdilik incelemedi. Bu nedenle karar, Bölge Adliye Mahkemesinin nafaka ve tazminat hükümlerinin esas yönünden doğru bulunduğu anlamına gelmez. Kadın lehine hükmedilen 500.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminatın miktarı veya koşulları hakkında Yargıtay tarafından bu kararda ayrıca bir değerlendirme yapılmadı. Boşanmada maddi ve manevi tazminat bakımından kusur şartı ile diğer koşullar somut dosyada ayrıca incelenir.

Aynı durum nafaka yönünden de geçerlidir. Bölge Adliye Mahkemesi kadın ve ortak çocuk lehine verilen nafakaları artırmış olsa da bu miktarlar Yargıtay tarafından esastan incelenmedi. Yoksulluk nafakasında kusurun etkisi, tazminattaki kusur şartından farklıdır. Eşit kusurlu eşin yoksulluk nafakası alabileceğine ilişkin Yargıtay kararı bu ayrımı doğrudan ele almaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesinin bazı ses ve kamera kayıtlarını hukuka aykırı delil kabul etmesi de bu bozma kararının esasa ilişkin sonucu değildir. Yargıtay diğer temyiz itirazlarını incelemediğinden, bu kayıtların hukuka uygunluğu hakkında ayrıca karar vermedi. Hukuka aykırı elde edilen dijital verilerin doğrudan incelendiği kararlar bu dosyadan ayrı değerlendirilmelidir. Bu konuda şifre kırılarak elde edilen mesajların delil niteliğine ilişkin Yargıtay kararı ayrıca incelenebilir.

8 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleşen olayların asıl dava bakımından değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda da Yargıtay esastan bir sonuca varmadı. Bu nedenle karardan, dava tarihinden sonra gerçekleşen her olayın boşanma yargılamasında dikkate alınamayacağı şeklinde genel bir sonuç çıkarılmamalıdır. Hangi vakıanın hangi dava veya karşı dava bakımından değerlendirilebileceği, olayın tarihi ile tarafların usulüne uygun iddia ve savunmalarına göre belirlenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde erkeğin kusur derecesi farklı bölümlerde birbiriyle uyumsuz biçimde açıklandı. Erkek bir yerde ağır kusurlu, asıl dava yönünden tamamen kusurlu, başka bir bölümde ise kadına göre daha ağır kusurlu kabul edildi. Yargıtay bu nedenle gerekçeyi kendi içinde çelişkili buldu.

Hayır. Yargıtay tarafların kusur derecesini yeniden belirlemedi. Bozma, Bölge Adliye Mahkemesinin kusur gerekçesindeki çelişkiye dayanıyor.

İlk Derece Mahkemesi tarafların birbirlerine hakaret ettiklerini ispatlanmış kabul etti. Karşılıklı dava dilekçelerinde ileri sürülen diğer vakıaların ise ispatlanamadığı sonucuna vararak tarafları eşit kusurlu saydı.

Kararda erkeğin kadının başka erkeklerle ilişkisi bulunduğuna ilişkin iddialarını üçüncü kişilere anlattığı, ortak konuta kadından habersiz ses kaydı ve kamera tertibatı kurduğu, aşırı kıskanç davrandığı ve ortak konutu terk ettiği kabul edildi.

Hayır. Ağır kusur, diğer eşe de kusur yüklenebilen karşılaştırmalı bir değerlendirmedir. Tam kusur ise boşanmaya sebep olan olaylar bakımından kusurun diğer eşe yüklenmediği bir kabulü ifade eder. İncelenen kararda bu nitelemelerin gerekçe içinde birlikte kullanılması çelişki oluşturdu.

Hayır. Yargıtay, kusur gerekçesindeki çelişki nedeniyle kararı usulden bozdu ve diğer temyiz itirazlarını şimdilik incelemedi. Bu nedenle tazminat hükümlerinin esası hakkında bir onama kararı verilmedi.

Hayır. Nafakaya ilişkin temyiz itirazları da bozma sebebi nedeniyle esastan incelenmedi. Karardan, Bölge Adliye Mahkemesinin belirlediği nafaka miktarlarının Yargıtay tarafından uygun bulunduğu sonucu çıkarılamaz.

Hayır. Bu değerlendirme Bölge Adliye Mahkemesine aittir. Yargıtay, diğer temyiz itirazlarını esastan incelemediği için kayıtların hukuka uygunluğu hakkında bu kararda ayrıca bir sonuca varmadı.

Erkeğin asıl davası 4 Mayıs 2018 tarihinde, kadının karşı davası ise 16 Mayıs 2018 tarihinde açıldı. 8 Mayıs 2018 tarihli olayların erkeğin daha önce açtığı asıl davanın kabulü yönünden değerlendirilip değerlendirilemeyeceği dosyada tartışıldı. Yargıtay bu konudaki temyiz itirazını esastan incelemedi.

Dosya, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi. Bölge Adliye Mahkemesinin kusur gerekçesindeki çelişkiyi gidermesi ve HMK’nın 297. maddesine uygun, kendi içinde uyumlu bir karar vermesi gerekir.

Avukat Görüşü

Kusur belirlemesine karşı istinaf veya temyiz başvurusu hazırlanırken mahkemenin yalnız sonuç kısmında kullandığı “eşit kusurlu”, “ağır kusurlu” veya “tamamen kusurlu” ifadesine bakılmamalıdır. Taraflara yüklenen kusurlu davranışlar ayrı ayrı çıkarılmalı; gerekçenin boşanma, nafaka ve tazminat bölümlerinde aynı kusur kabulünün korunup korunmadığı kontrol edilmelidir. Çelişki varsa, kararın birbirini tutmayan bölümleri somut olarak gösterilmelidir.

Karşılıklı boşanma davalarında olay tarihleri ayrıca önemlidir. Asıl dava açıldıktan sonra, karşı dava açılmadan önce veya yargılama sırasında gerçekleşen bir vakıanın hangi dava bakımından ileri sürüldüğü açıkça belirlenmelidir. Dilekçede her vakıanın tarihi, hangi talebin dayanağı olduğu ve hangi delille ispatlanacağı ayrı ayrı yazıldığında sonradan ortaya çıkabilecek usul tartışmaları önemli ölçüde azalır.

Kanun yolu kararının kapsamı da doğru okunmalıdır. Yargıtay bir usul hatası nedeniyle bozma yapıp diğer temyiz itirazlarını incelememişse, kararda geçen nafaka, tazminat veya delil değerlendirmeleri Yargıtay tarafından esastan uygun bulunmuş gibi aktarılmamalıdır. İncelenen kararda kesin olarak değerlendirilen husus, Bölge Adliye Mahkemesinin kusur gerekçesindeki çelişkidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.09.2024 tarihli, E. 2023/7928, K. 2024/6359 sayılı kararı hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kusur, delil, nafaka ve tazminat değerlendirmesi somut dosyanın vakıalarına, taleplerine ve delillerine göre değişir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 23.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık