Türkiye’deki profesyonel bir ofiste ticari proje görüşmesi yapan iki anonim yetişkin

Eşin Aile Terapistiyle Ticari İlişkisinin Tek Başına Boşanma Sebebi Sayılmaması Hakkında Yargıtay Kararı

Bir eşin aile terapistiyle ticari ilişki kurması, hele eşler o uzmandan daha önce birlikte terapi hizmeti almışsa, dışarıdan bakıldığında kuşku uyandırabilir. Ancak kuşku, boşanmaya esas alınabilecek kusurlu bir davranışla aynı şey değildir. Kusur iddia eden eşin, güveni gerçekten zedeleyen somut bir davranışı delillerle ispatlaması gerekir.

İncelenen dosyada çocuk gelişim uzmanı olan kadın, eşlerin daha önce aile terapisti olarak birlikte gittiği psikologla ticari faaliyet kapsamında görüşmüştü. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.02.2026 tarihli, E. 2025/2155, K. 2026/912 sayılı kararında bu görüşmeyi tek başına boşanma sebebi saymadı. Erkeğin iyi niyetinin kötüye kullanıldığına dair dosyada delil de bulunmadığından Daire, erkeğin boşanma davasını kabul eden hükmü bozdu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2155, K. 2026/912, 02.02.2026

Belge hazirlaniyor…

İlk Derece Mahkemesinin Kadına Yüklediği Kusur Hangi Olgulara Dayanıyordu?

Kadın boşanma davası açmış, erkek de karşı davayla boşanma istemişti. İlk derece mahkemesi, taraflar arasında fiilî ayrılığa kadar herhangi bir sorun bulunmadığını belirtti. Buna rağmen kadının aslında boşanmayı planladığı, erkeğe sevgi dolu sözler göndererek onun iyi niyetini kötüye kullandığı ve eşlerin daha önce gittiği aile terapistiyle ticari faaliyette bulunduğu sonucuna vardı. Mahkeme bu davranışlarla erkeğin güven duygusunun zedelendiğini belirterek kadını tam kusurlu buldu ve erkeğin davasını kabul etti.

Bu anlatımda üç farklı olgu aynı kusur sonucuna bağlanmıştı: boşanma düşüncesinin bulunduğu kabulü, eşe yöneltilen sevgi dolu sözler ve psikologla kurulan ticari ilişki. Yargıtay ise ilk derece mahkemesinin bu olgulardan çıkardığı sonucu doğrudan benimsemedi. Kadının iyi niyeti kötüye kullandığı iddiasının dosyadaki delillerle doğrulanıp doğrulanmadığını ve psikologla görüşmenin kadının mesleğiyle bağlantısını ayrı ayrı ele aldı.

Çekişmeli boşanma davasında delillerin ve kusur iddialarının nasıl değerlendirildiğine ilişkin genel çerçeve, mahkemenin yalnız olay anlatımına değil her iddiayı destekleyen ispat araçlarına bakması gerektiğini açıklar. Bu kararda da belirleyici olan, aile terapistiyle temasın varlığından çok bu temasın evlilik birliğini ihlal eden bir davranış olduğunu gösterecek somut delilin bulunmamasıydı.

Kadının Mesleği Neden Aile Terapistiyle Görüşmenin Anlamını Değiştirdi?

Aynı görüşme, tarafların meslekleri ve ilişkinin amacı bilinmeden farklı anlamlara çekilebilir. Yargıtay kararında kadın çocuk gelişim uzmanı olarak tanımlandı. Daire, kadının eğitimini ve çalışma alanlarını dikkate alarak ticari faaliyet kapsamındaki bu görüşmenin tek başına boşanma sebebi oluşturmayacağını kabul etti. Kararda duygusal bir yakınlıktan veya sadakat yükümlülüğüne aykırı bir ilişkiden söz edilmiyor.

Bu değerlendirme, bir eşin mesleki ilişki ileri sürmesinin her iddiayı kendiliğinden çürüteceği anlamına gelmez. Görüşmenin içeriğini, sıklığını veya amacını gösteren başka deliller varsa mahkeme bunları inceleyebilir. İncelenen dosyada ise Yargıtay’ın aktardığı kadarıyla, ticari görüşmeyi kusurlu davranışa dönüştüren ek bir olgu ispatlanmamıştı. Dairenin sonucu bu delil durumu ve kadının çalışma alanı üzerine kuruldu.

İlk derece mahkemesinin güven duygusunun zedelendiğine dayanan gerekçesi, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin birinci fıkrasındaki genel boşanma sebebiyle bağlantılıdır. Bu hükme göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmanın genel koşulları arasında güveni sarsan davranışlar da yer alabilir; ancak bu davranışların dosyadaki delillerle ispatlanması gerekir. Daire somut dosyada yalnız ticari faaliyete dayanan çıkarımı bu ispat için yetersiz buldu.

Sevgi Dolu Sözler İyi Niyetin Kötüye Kullanıldığını Göstermedi

İlk derece mahkemesi kadının eşine sevgi dolu sözler göndermesini, boşanma düşüncesini gizleyerek erkeğin iyi niyetini kötüye kullanmasının parçası saymıştı. Yargıtay ise bu sonuca dayanak olacak bir delil bulunmadığını açıkça belirtti. Karar metni bu sözlerin ne zaman, hangi yolla ve hangi bağlamda iletildiğini aktarmıyor. Bu eksik bilgiler tamamlanarak kadının niyeti hakkında yeni bir senaryo kurulamaz.

Bir kişinin boşanmayı düşünmesi ile eşine karşı hukuken kusurlu bir davranışta bulunması da birbirinden ayrılmalıdır. Yargıtay’ın incelediği dosyada sorun, kadının iç dünyasında ne düşündüğünü tahmin etmek değil, erkeğin kabul edilen boşanma davasını taşıyacak kusurlu eylemin ispatlanıp ispatlanmadığıydı. Daire, ispatlanmış başka bir kusurlu davranış da bulunmadığını belirterek erkeğin davasının reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaştı.

Boşanma davasının hangi hâllerde reddedilebildiğine ilişkin açıklamalar arasında ileri sürülen olayların ispatlanamaması da yer alır. Bu kararda bozma, kadına kusur olarak yüklenen davranışların delillerle kanıtlanamadığı kabulüne dayanıyor; Daire yeni bir kusur dağılımı yaparak boşanmaya karar vermedi.

Kadının Davasının Reddi Onandı, Erkeğin Davasını Kabul Eden Hüküm Bozuldu

Kadın, kendi reddedilen boşanma davası ile erkeğin kabul edilen boşanma davası dâhil hükmün tamamını temyiz etti. Erkek ise kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi, maddi tazminatın miktarı ve velayet düzenlemesi yönünden temyize başvurdu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının kendi davasının reddine yönelik itirazlarını ve erkeğin kusur belirlemesine yönelik itirazlarını yerinde görmedi. Buna karşılık kadının, erkeğin kabul edilen boşanma davasına yönelik itirazını kabul etti. Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararı erkeğin davası ve kusur belirlemesi yönünden ortadan kaldırıldı; ilk derece mahkemesi kararı da aynı yönlerden kadın yararına bozuldu.

Erkeğin davasına ilişkin hüküm bozulduğundan, erkeğin maddi ve manevi tazminat ile velayet düzenlemesine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildi. Bu sonuç, tazminat veya velayet konularında esastan yeni bir değerlendirme yapıldığı anlamına gelmez. Tazminat talepleri kusur durumuna bağlı olduğundan boşanmada maddi ve manevi tazminatın kusurla bağlantısı bozmadan sonraki yargılamada yeniden gündeme gelebilir.

Karar Hangi Sonuçlar İçin Emsal Gösterilemez?

Karar, aile terapistiyle veya psikologla görüşmenin hiçbir koşulda boşanma davasında değerlendirilemeyeceğini söylemiyor. Somut dosyada kadının çocuk gelişim uzmanı olması, görüşmenin ticari faaliyet kapsamında bulunması, iyi niyetin kötüye kullanıldığı iddiasını destekleyen delil olmaması ve başka bir kusurlu davranışın ispatlanmaması birlikte etkili oldu. Bu koşullardan farklı bir dosya aynı sonuca otomatik olarak götürmez.

Karar ayrıca tarafların evliliğinin kesin biçimde devam edeceği sonucunu da kurmaz. Bozmadan sonra erkeğin davası ilk derece mahkemesinde yeniden ele alınacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği dosyada hayır. Daire, kadının eğitimini ve çalışma alanlarını dikkate aldı; ticari faaliyet kapsamındaki bu görüşmenin, başka bir kusurlu davranış ispatlanmadıkça boşanmaya yetmeyeceğini kabul etti.

Karar metni, kadının daha önce eşlerin aile terapisti olarak gittikleri psikologla ticari faaliyet kapsamında görüştüğünü belirtir. Ticari faaliyetin konusu veya görüşmelerin ayrıntısı kararda açıklanmadığı için bu bilgiler tahmin edilemez.

İlk derece mahkemesi bu sözleri, kadının boşanmayı planlarken erkeğin iyi niyetini kötüye kullandığı şeklinde yorumladı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise iyi niyetin kötüye kullanıldığı iddiasını destekleyen bir delil bulunmadığını belirtti.

Karar, erkeğin kabul edilen boşanma davasında kadına yüklenen davranışların ispatlanmadığını ve erkeğin davasının reddedilmesi gerektiğini söyler. Kararda kadının genel olarak kusursuz olduğuna dair ayrı bir tespit yoktur.

Hayır. Kadının kendi reddedilen boşanma davasına ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmedi. Bozma, erkeğin karşı boşanma davasının kabulü ve bu davadaki kusur belirlemesi yönünden kadın yararına verildi.

Esastan yeni bir değerlendirme yapılmadı. Erkeğin boşanma davasının kabulüne ilişkin hüküm bozulduğu için maddi ve manevi tazminat ile velayet düzenlemesine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildi.

Hayır. Görüşmenin mesleki sınırları aştığını, sadakat veya güven yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösteren deliller başka bir dosyada farklı sonuç doğurabilir. İncelenen kararda böyle bir ek davranış ispatlanmamıştı.

Somut olaya göre iş sözleşmesi, proje yazışması, fatura, ödeme kaydı, toplantı takvimi veya mesleki faaliyetin kapsamını gösteren başka hukuka uygun belgeler kullanılabilir. Her belgenin gerçekliği, bağlantısı ve elde edilme biçimi ayrıca değerlendirilir.

Avukat Görüşü

Bir görüşmenin güven sarsıcı davranış olduğu ileri sürülecekse yalnız görüşülen kişinin kimliği veya tarafların geçmişte o kişiden aile terapisi hizmeti almış olması yeterli görülmemelidir. İddia edilen kusurlu davranışın tarihi, görüşmenin mesleki ilişki dışına çıktığını gösteren içerik, tarafın bunu nasıl öğrendiği ve delilin hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği ayrı ayrı kurulmalıdır. Mesleki temasın olağan açıklaması varsa, bu açıklamayı çürüten somut olgu gösterilmeden niyet okumasıyla kusur sonucu çıkarılması risklidir.

Savunma tarafında ise yalnız “ticari ilişkiydi” demek yerine tarafın mesleği, görüşmenin proje veya iş bağlantısı, tarihsel akış ve varsa olağan iş kayıtları birlikte sunulmalıdır. Kanun yolu başvurusunda da mahkemenin hangi iddiayı hangi delile dayandırdığı gösterilmeli; delilsiz kabul, mesleki faaliyetin yanlış yorumlanması ve boşanma sonucuyla kurulan bağ ayrı itiraz başlıkları hâline getirilmelidir. Yargıtay da bu dosyada kusur kabulünün delille desteklenip desteklenmediğini denetledi.

Bilgilendirme Notu

Bu inceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.02.2026 tarihli, E. 2025/2155, K. 2026/912 sayılı kararı üzerine genel bilgi amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Boşanma davalarında görüşmenin niteliği, tarafların meslekleri, delillerin hukuka uygunluğu ve diğer kusur iddiaları her dosyada ayrıca incelenir. Türk Medeni Kanunu’nun resmî metni ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun resmî metni 28 Eylül 2026 itibarıyla kontrol edilmiş, kararın dayandığı TMK m. 166/1 ve HMK m. 370/1 hükümlerinde sonucu etkileyen bir değişiklik görülmemiştir. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir.

Son Güncelleme 28.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top