Türkiye’deki bir evde nişan hazırlığı için alınmış yazısız kutular ve kullanılabilir eşyaların yanında duran anonim kadın

Davacıda Kalan Nişan Eşyalarının Bedelinin Tazminat Olarak İstenememesi Hakkında Yargıtay Kararı

Nişanlılık evlilikle sonuçlanmadığında yapılan harcamaların tamamı kendiliğinden karşı taraftan istenemez. Maddi tazminat talep eden nişanlı, evlenme amacıyla yaptığı harcamanın nişanın sona ermesi yüzünden gerçekten boşa gittiğini ve malvarlığında karşılanmamış bir eksilme doğurduğunu ortaya koymalıdır. Eşya talepte bulunan kişinin elinde kalmış ve kullanılabiliyorsa, bedelinin ayrıca tazminat olarak istenmesi aynı değerin iki kez alınması anlamına gelebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.06.2026 tarihli, E. 2026/4820, K. 2026/7213 sayılı kararında bu ayrımı ele aldı. Davacı kadının maddi tazminat hesabına dâhil ettiği eşyaların tamamı kendi zilyetliğinde kalmıştı; davalı erkek eşyalardan yararlanmamıştı ve davacı kadın eşyaları kullanma imkânına sahipti. Daire, eşyanın değeri zaten davacı kadının malvarlığında durduğu için aynı bedelin davalı erkekten ayrıca alınmasını ikinci bir menfaat saydı ve maddi tazminat hükmünü bu yönden bozdu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/4820, K. 2026/7213, 25.06.2026

Belge hazirlaniyor…

Aşağıdaki değerlendirme, yukarıda yer alan karar metnine dayanır. Kararda eşyaların türü, tek tek değeri ve satın alma koşulları belirtilmemiştir.

Uyuşmazlık Yargıtay’a Hangi Taleplerle Geldi?

Davacı kadın, tarafların 24 Ocak 2023 tarihinde nişanlandığını, düğün hazırlıkları ile evlilik alışverişi yaptıklarını ve davalı erkeğin 21 Mart 2023 tarihinde mesajla nişanı haklı neden olmaksızın bozduğunu ileri sürdü. Davalı erkeğin nişan devam ederken başka bir kadınla görüştüğünü ve kısa süre sonra o kadınla evlendiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etti. Davalı erkek ise sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmadığını, başka biriyle evlenmesinin nişan sona erdikten sonra gerçekleştiğini ve manevi tazminat şartlarının bulunmadığını savundu.

İlk derece mahkemesi maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etti. Tarafların istinaf başvuruları üzerine bölge adliye mahkemesi, kişilik haklarının fahiş biçimde zarar gördüğünün somut olaylarla ispatlanmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebini reddetti. Maddi tazminatın kısmen reddedilen bölümü nedeniyle davalı erkek lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini de kabul ederek yeniden esas hakkında hüküm kurdu.

Temyiz aşamasında davacı kadın manevi tazminatın reddine, davalı erkek ise katılma yoluyla maddi tazminat yönünden kararı temyiz etti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi davacı kadının temyiz nedenlerini bozma sebebi saymadı. Davalı erkeğin itirazını ise eşyaların davacı kadında kalması ve kullanılabilir olması yönünden kabul etti.

Davacıda Kalan Nişan Eşyalarının Bedeli Neden Zarar Sayılmadı?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre nişanın bozulması nedeniyle istenen maddi tazminat, evlenme amacıyla yapılan ve nişanın sona ermesiyle boşa giden harcamaları karşılar. Davacı kadının elinde kalan ve kendisinin kullanabildiği eşyalar için bu koşul gerçekleşmemişti. Davalı erkek bu eşyalardan hiçbir yarar sağlamamış, eşyaları davacı kadın muhafaza etmişti. Eşya bedelinin tazminata eklenmesi, davacı kadının malvarlığında zaten duran bir değeri ona ikinci kez para olarak kazandıracaktı. Daire bu sonucu hakkaniyetle ve zarar hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz buldu.

Davacı kadın maddi tazminat talebini yalnız bu eşyaların bedeline dayandırdığı için Daire, talebin reddedilmesi gerektiğini belirtti ve bölge adliye mahkemesi kararını maddi tazminat yönünden davalı erkek yararına bozdu. Davacı kadının manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarını ise yerinde görmedi; bozma kapsamı dışında kalan bölümleri onadı.

Türk Medeni Kanunu’nun 120. Maddesi Her Evlilik Harcamasını Karşılamaz

Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesi, nişanı haklı sebep olmaksızın bozan veya nişanın bozulmasına kendisine yükletilebilen bir sebeple yol açan tarafın, diğer nişanlının dürüstlük kuralları içinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ile katlandığı maddi fedakârlıklar için uygun tazminat ödemesini düzenler. Hüküm, nişan giderlerini de kapsar. Bu, yapılan her ödemenin otomatik olarak karşı tarafa yükleneceği anlamına gelmez. Daireye göre tazminata hükmedilebilmesi için nişan sebebiyle yapılan ve boşa giden giderlerin ve uğranılan gerçek zararın ispatlanması gerekir.

Nişan eşyalarının iadesi ile maddi tazminat farklı şartlara bağlıdır. Hediye iadesinde Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesi ve alışılmışın dışındaki hediye ölçütü gündeme gelirken bu dosyada tartışılan mesele, davacı kadının kendi elinde tuttuğu eşyaların bedelini Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesine göre zarar olarak isteyip isteyemeyeceğidir. Aynı eşya için talebin hediye iadesine mi, tazminata mı dayandığı belirlenmeden yalnız faturaya dayanmak yeterli olmaz.

Daire yalnız fiziksel zilyetliğe bakmadı; eşyanın davacı kadında bulunmasını, kullanma imkânının sürmesini ve davalı erkeğin o değerden yararlanmamasını birlikte dikkate aldı. Bu yaklaşımın arkasında, tazminatın zarar görenin malvarlığını eski hâline getirmeye yönelik olduğu ve onu zenginleştirmemesi gerektiği düşüncesi okunabilir; ancak bu, kararda ayrıca açıklanmış bir gerekçe değil, bizim yorumumuzdur.

Manevi Tazminat Talebi Neden Reddedildi?

Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesine dayanan manevi tazminat talebinde bölge adliye mahkemesi, nişanın bozulmasının tek başına manevi tazminat sorumluluğu doğurmayacağını; kişilik haklarının fahiş biçimde zarara uğradığının somut nedenlerle ispatlanması gerektiğini belirtti. Davacı kadının bu düzeyde bir zarar bulunduğunu kanıtlayamadığı sonucuna ulaştı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi davacı kadının temyiz itirazlarını reddederek bu bölümü onadı.

Maddi ve manevi tazminat farklı koşullara bağlıdır. Eşyaların davacı kadında kalması maddi zarar hesabına ilişkindir; manevi tazminatın reddi ise kişilik hakkındaki fahiş zararın ispatlanamamasına dayanır.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat için geçerli ölçütler de nişanın bozulmasına ilişkin taleplerle aynı değildir. Nişanın bozulmasının sonuçları Türk Medeni Kanunu’nun 120 ila 122. maddelerinde düzenlenir; boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat ise aynı Kanunun 174. maddesindeki ayrı şartlara tabidir.

Karar Hangi Durumlarda Aynı Sonucu Doğurmaz?

Karar, nişan hazırlığı sırasında alınan bütün eşyaların her koşulda tazminat dışında kalacağını söylemez. Sonuç, yukarıda sayılan üç olgunun aynı dosyada birlikte bulunmasına dayanır. Kişiye özel hazırlanmış, başka türlü kullanılamayan veya geri verilemeyen bir malın gerçek değer kaybı; hizmet bedeli, iptal ücreti ya da tüketilmiş bir gider aynı değerlendirmeyle sonuçlanmak zorunda değildir.

Daire ayrıca eşyaların hediye olup olmadığını, mülkiyetinin kime ait bulunduğunu veya nişan hediyesi olarak geri verilip verilemeyeceğini karara bağlamadı. Temyiz incelemesi, davacı kadının elindeki eşyaların bedelinin maddi tazminata dâhil edilmesine odaklandı. Bu nedenle karar, ayrı bir eşya iadesi talebinin kabulü veya reddi için tek başına kullanılmamalıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesinde kararın dayandığı çerçeveyi değiştiren bir değişiklik bulunmamaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

İncelenen karara göre eşya kullanılabilir hâlde talep edenin elinde duruyor ve karşı taraf ondan yararlanmamışsa istenemez. Daire, aynı değerin bir de para olarak alınmasını ikinci bir menfaat saydı.

Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesi, dürüstlük kuralları içinde evlenme amacıyla yapılan ve nişanın sona ermesi yüzünden boşa çıkan harcamalar ile maddi fedakârlıklar için uygun tazminata imkân verir. Her kalemin gerçek zarara dönüştüğü ayrıca ispatlanmalıdır.

Tek başına yeterli olmayabilir. Eşyanın kimde kaldığı, kullanılabilirliği, iade veya satış imkânı ve karşı tarafın eşya değerinden yararlanıp yararlanmadığı da zarar hesabını etkiler.

Değiştirebilir. İncelenen kararda davacı kadının eşyaları kullanma imkânı özellikle belirtildi. Kişiye özel, iade edilemeyen veya ekonomik değerini kaybetmiş bir eşya bakımından gerçek zararın ayrıca incelenmesi gerekir.

Hayır. Nişan hediyelerinin iadesi Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesindeki koşullara, maddi tazminat ise Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesindeki kusur, evlenme amacıyla yapılan harcama ve gerçek zarar koşullarına dayanır.

Karar metninde bu konuda genel bir mülkiyet hükmü kurulmadı. Temyiz incelemesi, davacı kadının elinde bulunan ve kullanabildiği eşyaların bedelinin ayrıca maddi tazminat sayılıp sayılamayacağına odaklandı.

Bölge adliye mahkemesi, kişilik haklarındaki zararın manevi tazminatı gerektirecek ağırlıkta olduğunun ispatlanmadığını kabul etti; Yargıtay da bu bölümü onadı.

Yargıtay’ın bozma gerekçesi bu iddiaya değil, maddi tazminata dâhil edilen eşyaların davacı kadında kalmasına ve davalı erkeğin eşyalardan yararlanmamasına dayandı. Karar, bu iddianın doğruluğu hakkında bir tespit içermiyor.

Satın alma belgeleri, ödeme kayıtları, iade ve iptal koşulları, eşyanın teslimini ve kimde bulunduğunu gösteren kayıtlar, kullanım veya değer kaybı bilgileri ile giderin evlenme amacıyla yapıldığını gösteren deliller somut olayın niteliğine göre toplanmalıdır.

Avukat Görüşü

Nişanın bozulmasına dayalı maddi tazminat dosyasında her kalem için ayrı bir zarar tablosu hazırlanmalıdır. Eşyanın kim tarafından satın alındığı, kimin elinde olduğu, mülkiyetin karşı tarafa geçirilip geçirilmediği, hâlâ kullanılabilir olup olmadığı, iade veya satış imkânı ve nişanın sona ermesi nedeniyle doğan gerçek değer kaybı belgeyle kurulmalıdır. Fatura yalnız ödemenin yapıldığını gösterebilir; eşyanın bedelinin bütünüyle boşa çıktığını tek başına kanıtlamaz.

Davalı taraf da genel bir “eşya davacıda kaldı” savunmasıyla yetinmemelidir. Eşyanın teslim edilmediğini veya geri alındığını, davacının kullanımında kaldığını ve kendisinin bu değerden yararlanmadığını somutlaştıran kayıtlar sunulmalıdır. Talep hediye iadesi, mülkiyete dayalı eşya iadesi veya maddi tazminat niteliğinde olabilir; hukuki nitelendirme değiştikçe ispat edilmesi gereken olgular da değişir.

Bilgilendirme Notu

Bu inceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.06.2026 tarihli, E. 2026/4820, K. 2026/7213 sayılı kararı üzerine genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Nişanlılığın nasıl sona erdiği, kusur, eşyanın mülkiyeti, zilyetliği, kullanılabilirliği ve gerçek zarar her dosyada ayrı incelenir. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir.

Son Güncelleme 29.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık