Boşanma öncesi araç devrinde eklenecek değer tartışmasını temsil eden iki yazısız otomobil ve araç anahtarı

Boşanma Davasından Önce Satılan Araç Konusunda, Mal Kaçırma Amacı İspatlanmadıkça Katılma Alacağına Eklenemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı

Boşanma davasından önce satılan bir araç, yalnızca elden çıkarıldığı için katılma alacağı hesabına eklenmez. Araç mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut değilse, geçmişteki değerinin hesaba alınması için Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesindeki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir. Diğer eşin katılma alacağını azaltma kastı bu koşullardan biridir; kanunun ayrıca düzenlediği karşılıksız kazandırmalarla karıştırılmamalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.06.2026 tarihli, E. 2025/9563, K. 2026/7000 sayılı kararında, erkek eş adına kayıtlı aracın satılması ve aynı gün kayınvalide adına başka bir araç alınması incelendi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mevcut delillerin Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi kapsamında bir kazandırma veya devri ispatlamadığını kabul etti. Birleşen davada eski aracın eklenecek değer sayılarak katılma alacağı hesaplanmasını bozma sebebi olarak değerlendirdi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/9563, K. 2026/7000, 23.06.2026

Belge hazirlaniyor…

Değerlendirme, yukarıdaki PDF’de yer alan kararın tam metnine dayanır. Metindeki işlem tarihleri ile “yaklaşık dört yıl” ifadesi birbiriyle uyuşmuyor. Hüküm fıkrasının asıl dava başlığı altındaki cümlesinde de birleşen davaya atıf bulunuyor. Bu ifadeler aşağıda gerekçe ve hükmün diğer bölümleriyle birlikte ele alınmıştır; kaynak metindeki tutarsızlıklar düzeltilmiş bir karar metni gibi sunulmamıştır.

Araç için kurulan katılma alacağı hesabı neden bozuldu?

Tarsus 1. Aile Mahkemesi, birleşen davaya konu 33… plakalı aracı eklenecek değer kabul ederek katılma alacağı hesapladı. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu birleşen dava yönünden esastan reddetti. Erkeğin vekili, asıl ve birleşen davaya ilişkin kararı temyiz etti.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, araç için hesap yapılmadan önce Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesinde sayılan amaç ve doğrultuda bir kazandırma veya devir bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğini açıkladı. Araç mal rejiminin sona erdiği tarihte erkek eşin malvarlığında mevcut değildi. Mevcut deliller, aracı hesapta mevcutmuş gibi dikkate almanın koşullarını da ispatlamıyordu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, birleşen davanın bu araç yönünden reddedilmesi gerekirken katılma alacağı hesaplanmasını hatalı buldu.

Bozma gerekçesi, yalnızca bilirkişi hesabının eksikliği veya yeniden delil toplanması ihtiyacı değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosyadaki delillerle yapılan devrin diğer eşin katılma alacağını azaltma kastı taşıyan bir devir niteliğinde olmadığını kabul etti. Bununla birlikte Yargıtay 2. Hukuk Dairesi doğrudan yeni bir ret hükmü kurmadı; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin birleşen davaya ilişkin kararını ortadan kaldırdı ve Tarsus 1. Aile Mahkemesinin hükmünü araçla ilgili gerekçeyle bozdu.

Devir tarihi ile boşanma davasının tarihi aynı hukuki işlevi görmez

Taraflar 13.06.2007 tarihinde evlendi. Sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçtikleri ileri sürülmediği için Yargıtay 2. Hukuk Dairesi edinilmiş mallara katılma rejimini esas aldı. 33… plakalı araç 13.12.2012 tarihinde erkek eş adına satın alındı ve 01.12.2014 tarihinde devredildi. Boşanma davası 07.10.2016 tarihinde açıldı; boşanma hükmü 21.11.2017 tarihinde kesinleşti.

Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesinin ikinci fıkrasına göre, boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu dosyada mal rejiminin sona erdiği tarih, boşanma hükmünün kesinleştiği 21.11.2017 değil, davanın açıldığı 07.10.2016 tarihidir. Aracın bu tarihten önce satılmış olması, mevcut edinilmiş mal ile eklenecek değer arasındaki ayrımı gündeme getirir.

Kararın gerekçesinde satışın mal rejiminin sona ermesinden “yaklaşık dört yıl” önce gerçekleştiği yazılıdır. Metinde verilen 01.12.2014 ve 07.10.2016 tarihleri arasındaki süre ise yaklaşık bir yıl on aydır. Bu uyuşmazlığın nedenini karar açıklamıyor. Yazılı tarihler esas alındığında işlem, 229. maddenin birinci bendindeki bir yıllık dönemin dışında kalır. Ancak bu tarih hesabı, ikinci bentteki azaltma kastına ilişkin incelemenin yerine geçmez.

Bir yıllık süre, azaltma kastıyla yapılan bütün devirleri kapsamaz

Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesinin birinci bendi, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmaları düzenler. Bu bent için yalnızca işlemin bir yıl içinde yapılması yeterli değildir; karşılıksız kazandırma, diğer eşin rızası ve olağan hediye ayrımı da incelenir. Birinci bendin koşulları, ikinci bentteki azaltma kastı şartına dönüştürülemez.

İkinci bent, mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirleri kapsar. Kanun bu bent için aynı bir yıllık sınırı koymaz. Bir yıldan eski bir satışın hesap dışında kalacağını yalnızca tarihine bakarak söylemek bu yüzden doğru olmaz. Buna karşılık aracı satmış olmak da azaltma kastını kendiliğinden kanıtlamaz. Bu dosyadaki bozma, eski tarihli satışların hiçbir koşulda hesaba alınamayacağına değil, 229. maddeye dayanan nitelendirmenin mevcut delillerle desteklenmemesine dayanır.

Eklenecek değer kabulü ile alacak miktarının hesabı ayrı aşamalardır. Türk Medeni Kanunu’nun 235. maddesi, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut edinilmiş malları tasfiye anındaki değerleriyle hesaba alır; eklenecek değerler için ise malın devredildiği tarihi esas alır. Bilirkişinin eski araca bir değer biçmesi, 229. maddenin koşullarını tek başına karşılamaz. Aracın hangi hukuki nedenle hesaba girdiği açıklanmadan yalnız değer üzerinden sonuca gidilemez. Bu ayrım, boşanmada mal paylaşımının genel hesap çerçevesi içinde de korunmalıdır.

Kayınvalide adına aynı gün araç alınması kastın ispatına yetmedi

Kararda, 33… plakalı aracın satılarak aynı gün kayınvalide adına 66… plakalı aracın satın alındığı anlatılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu işlem sırasını bilmesine rağmen, mevcut delillerin 229. maddede aranan amaç ve doğrultuda bir kazandırma veya devri ispatlamadığını kabul etti. Dolayısıyla aynı gün gerçekleşen iki işlem, bu dosyada azaltma kastının kabulüne yetmedi.

Karar metni ödeme belgelerinin içeriğini, satış bedelinin izlediği yolu veya kayınvalidenin yeni aracın edinimindeki rolünü ayrıntılandırmıyor. Satış ile yeni alımı ilişkilendiren anlatımdan, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ayrıca muvazaa tespit ettiği ya da kayınvalideyi görünürde malik saydığı sonucu çıkarılamaz. Delillerin yetersiz bulunması, işlemin bütün ekonomik ayrıntılarının kararda açıklanmış olduğu anlamına da gelmez.

Başka bir uyuşmazlıkta araç tescil kayıtları devir tarihini ve kayıtlı maliki, ödeme belgeleri ise bedelin hareketini açıklayabilir. Bu belgelerin hangi olguyu gösterdiği ile hangi iddiayı ispatlamaya yettiği ayrı ele alınmalıdır. Aracın kimin tarafından kullanıldığına veya alımın kim tarafından finanse edildiğine ilişkin kayıtlar da kast iddiasının değerlendirilmesinde tartışılabilir; incelenen karar bunları gerçekleşmiş olgu olarak aktarmıyor. Ayrıca eş adına tescil edilen araçta bağış iradesine ilişkin uyuşmazlık, üçüncü kişi adına araç alımından ve eski aracın eklenecek değer sayılmasından farklı bir hukuki sorudur.

Bozma, bütün mal paylaşımını ve üçüncü kişinin mülkiyetini çözmez

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, gerekçenin asıl davaya ayrılan bölümünde temyiz itirazlarını yerinde görmedi. Hüküm fıkrasının “Asıl Dava Yönünden” başlığı altında ise onanan Bölge Adliye Mahkemesi kararı için “birleşen dava yönünden” ifadesi kullanıldı. Başlık ile cümle arasındaki bu tutarsızlık nedeniyle söz konusu ifade tek başına esas alınamaz. Birleşen davaya ayrılan sonraki hüküm bölümünde istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesinin hükmünün bozulması açıkça yazılıdır.

Asıl davanın maddi ayrıntıları metinde açıklanmadığından, bu bölümden belirli bir malın veya alacak miktarının doğrulandığı sonucu çıkarılamaz. Birleşen davadaki bozma gerekçesi 33… plakalı araçla ilgilidir; bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmiştir. Karar, kayınvalide adına kayıtlı 66… plakalı aracın mülkiyetini erkek eşe geçirmedi ve üçüncü kişiye karşı bir talebi karara bağlamadı.

Bu karar başka bir araç devrinde azaltma kastının ispatlanamayacağı anlamına gelmez. Farklı ödeme ve kullanım kayıtları aynı kanun hükmü altında farklı bir değerlendirmeye yol açabilir. Mal rejiminin tasfiyesi davasının usulüne ilişkin genel açıklamalar da araç özelinde hangi alacağın istendiğini ve hangi olgulara dayanıldığını gösterme ihtiyacının yerine geçmez.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olmayan aracın eklenecek değer sayılması için Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesindeki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir. Salt satış, bu koşulları karşılamaz.

Eklenecek değer, mal rejimi sona erdiğinde fiilen mevcut olmayan bazı kazandırma ve devirlerin kanundaki koşullar gerçekleştiğinde hesapta mevcutmuş gibi dikkate alınmasıdır. Amaç, diğer eşin katılma alacağının kanunda sayılan işlemlerle azaltılmasını önlemektir.

Hayır. Bir yıllık süre Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesinin birinci bendindeki karşılıksız kazandırmalar için açıkça düzenlenmiştir. Diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerde aynı süre sınırı yoktur; ancak azaltma kastı ispatlanmalıdır.

İncelenen dosyada yeterli bulunmadı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eski aracın satılması ve aynı gün kayınvalide adına başka bir araç alınmasına rağmen, mevcut delillerle 229. maddedeki koşulların ispatlanmadığını kabul etti.

Karar, eski aracın satılarak aynı gün kayınvalide adına başka bir araç alındığını anlatır. Ancak ödeme belgelerini ve satış bedelinin izlediği yolu ayrıntılandırmaz; bu anlatımdan ayrıca muvazaa veya görünürde mülkiyet tespiti çıkarılamaz.

Araç tescil kayıtları devir tarihini ve kayıtlı maliki, satış sözleşmesi ile banka hareketleri ödeme akışını açıklayabilir. Aracın fiilî kullanımına ilişkin kayıtlar da kast iddiasıyla bağlantısı gösterilerek sunulabilir. Bunlar kararda bulunduğu belirtilen deliller değildir.

Gerekçe, asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarını yerinde görmez; birleşen davadaki araç hesabını ise hatalı bulur. Hüküm fıkrasının asıl dava bölümündeki birleşen dava atfı tutarsızdır. Sonraki bölüm, birleşen dava yönünden ortadan kaldırma ve bozmayı açıkça belirtir.

Hayır. Karar, kayınvalide adına kayıtlı aracın mülkiyetini veya üçüncü kişinin sorumluluğunu belirlemiyor. Bozma, eşler arasındaki katılma alacağı hesabında eski aracın eklenecek değer kabul edilmesiyle sınırlıdır.

Hayır. Eski aracın eklenecek değer sayılmasının hukuki koşulları önce incelenir. Bilirkişinin araca bir değer biçmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesindeki koşulların gerçekleştiğini tek başına göstermez.

Avukat Görüşü

Araç devrini eklenecek değer olarak ileri süren eşin iddiası, önce 229. maddenin hangi bendine dayandığıyla açıklanmalıdır. Birinci bentte devir tarihinin yanı sıra karşılıksız kazandırma ve rıza konusu ele alınır. İkinci bentte ise satışın hangi olgularla katılma alacağını azaltma kastına bağlandığı gösterilir. Tescil tarihi, bedelin ödenmesi ve aracın fiilî kullanımı aynı olguyu ispatlayan kayıtlar değildir; deliller bu ayrım korunarak sunulmalıdır.

Araç devrine ilişkin savunma da yalnız satışın bir yıldan eski olduğunu belirtmekle sınırlandırılmamalıdır. Azaltma kastı ileri sürülüyorsa ödeme akışı ve satışın ekonomik nedeni hakkındaki belgeler iddiayla birlikte incelenir. Bilirkişi raporunda ise önce aracın mevcut mal mı, eklenecek değer mi sayıldığı kontrol edilir. Hukuki koşulların değerlendirilmesi ile değer hesabı ayrılmadığında, rapordaki rakama itiraz etmek nitelendirme hatasını açıklamaya yetmeyebilir.

Bilgilendirme Notu

Bu inceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.06.2026 tarihli, E. 2025/9563, K. 2026/7000 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Araç devrinin tarihi, karşılığı, ödeme akışı ve azaltma kastını destekleyen deliller her uyuşmazlıkta ayrı incelenir. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir.

Son Güncelleme 30.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık