Boşanma davası açılmadan önce satılan bir araç, sırf satıldığı için mal paylaşımında hesaba katılmaz. Satışın boşanmaya yakın bir tarihte yapılmış olması ya da yeni aracın bir yakın adına alınması da bu sonucu kendiliğinden değiştirmez. Eski aracın değerinin katılma alacağı hesabına eklenebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesindeki koşullardan birinin, özellikle de satışın diğer eşin alacağını azaltmak amacıyla yapıldığının delillerle ortaya konması gerekir.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.06.2026 tarihli, E. 2025/9563, K. 2026/7000 sayılı kararında bu ilkeyi somut bir dosyaya uyguladı. Erkek eş adına kayıtlı araç satılmış, aynı gün kayınvalide adına başka bir araç alınmıştı. İlk derece mahkemesi eski aracı erkeğin edinilmiş mallarına ekleyerek katılma alacağı hesaplamıştı; Daire ise mal kaçırma amacının ispatlanmadığı gerekçesiyle bu hesabı bozdu.
Boşanmada Mal Paylaşımı Hangi Tarihe Göre Yapılır?
Taraflar 13.06.2007’de evlenmişti ve sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçtikleri ileri sürülmediği için aralarında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerliydi. Erkek, 13.12.2012’de adına aldığı aracı 01.12.2014’te sattı; aynı gün kayınvalidesi adına başka bir araç satın alındı. Boşanma davası 07.10.2016’da açıldı ve boşanma hükmü 21.11.2017’de kesinleşti.
Boşanmada mal paylaşımı yapılırken esas alınan tarih, boşanma kararının kesinleştiği gün değil, boşanma davasının açıldığı gündür (TMK m. 225/2). Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesindeki “son bir yıl” da bu günden geriye doğru sayılır. Bu dosyada boşanma davası 07.10.2016’da açıldığı için dikkate alınacak tarih 07.10.2016’dır; boşanma kararının kesinleştiği 21.11.2017 bu hesapta önemli değildir.
Araç ise 01.12.2014’te, yani boşanma davasının açılmasından yaklaşık bir yıl on ay önce satılmıştı. Dolayısıyla dava açıldığında araç artık erkeğin üzerinde değildi ve kural olarak mal paylaşımına girmezdi. Böyle bir aracın değeri ancak 229. maddedeki koşullar varsa, özellikle satışın diğer eşin payını azaltmak için yapıldığı ispatlanırsa hesaba eklenebilir; kanun buna “eklenecek değer” der. Kararın gerekçesinde bu süre “yaklaşık dört yıl” olarak yazılmıştır; ancak hangisi esas alınırsa alınsın satış, son bir yıl içinde yapılmış sayılmaz.
Yargıtay Eski Aracı Neden Hesaba Katmadı?
Daire, önce kanunun aradığı amaçla bir kazandırma veya devir yapılıp yapılmadığının araştırılması, ancak böyle bir işlem tespit edilirse malın mevcut sayılarak alacağın hesaplanması gerektiğini hatırlattı. Somut dosyada araç, mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut değildi ve dosyadaki deliller satışın diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapıldığını göstermiyordu. Bu nedenle birleşen davanın araç yönünden reddedilmesi gerekirken eski aracın eklenecek değer kabul edilerek hesaba katılması hatalı bulundu.
Daire, istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını birleşen dava yönünden ortadan kaldırdı, ilk derece mahkemesinin hükmünü araç yönünden bozdu ve bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarını reddetti. Asıl dava yönünden ise erkeğin temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek bölge adliye mahkemesi kararını onadı. Kararda asıl davanın ayrıntıları yer almadığından, onamanın içeriği hakkında daha fazlasını söylemek mümkün değildir.
Kanun Hangi Devirlerin Hesaba Eklenmesini Öngörür?
Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi, mal rejimi sona erdiğinde artık mevcut olmayan bazı değerlerin edinilmiş mallara eklenmesini iki ayrı durumda kabul eder. Birincisi, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yaptığı, olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalardır. İkincisi ise mal rejimi devam ederken diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerdir.
Bir yıllık süre yalnızca birinci durum için öngörülmüştür. Bu nedenle bir yıldan eski bir satışın hiçbir koşulda hesaba katılamayacağını söylemek doğru olmaz; azaltma kastı ispatlanırsa daha eski bir devir de eklenebilir. Öte yandan satışın boşanmadan önce yapılmış olması, tek başına mal kaçırma amacını kanıtlamaz.
Koşullar gerçekleştiğinde eklenen değer, artık değer hesabına edinilmiş mallar üzerinden girer ve 235. maddenin ikinci fıkrası uyarınca malın devredildiği tarihteki değeriyle hesaplanır. Bilirkişinin eski araca bir değer biçmiş olması ise bu hukuki koşulların gerçekleştiğini göstermez; önce aracın hangi gerekçeyle hesaba alınacağı belirlenmeli, değer hesabı ondan sonra yapılmalıdır. Hesabın bütününü boşanmada mal paylaşımının genel hesap çerçevesi içinde izlemek mümkündür.
Aynı Gün Kayınvalide Adına Araç Alınması Neden Yeterli Görülmedi?
Eski aracın satıldığı gün kayınvalide adına yeni bir araç alınması, ilk bakışta satış bedelinin aile içinde başka bir isme aktarıldığı izlenimini verebilir. Daire bu işlem sırasını kararında açıkça aktardığı hâlde, mevcut delillerin azaltma kastını ispatlamaya yetmediğini kabul etti. Kararda satış bedelinin yeni aracın alımında kullanıldığına, işlemlerin muvazaalı olduğuna veya kayınvalidenin yalnızca görünürde malik bulunduğuna ilişkin ayrı bir tespit yer almıyor.
Kanaatimizce bu sonuç, ispat yükünün kimde olduğuyla doğrudan ilgilidir. Eklenecek değer, artık var olmayan bir malı hesapta varmış gibi kabul eden istisnai bir kuraldır. Bu yüzden onu ileri süren eşten, şüphe uyandıran bir zamanlamanın ötesine geçerek satış bedelinin nereye gittiğini, yeni aracın kimin parasıyla alındığını ya da aracı fiilen kimin kullandığını göstermesi beklenir. Aksi yaklaşım, boşanmadan önce yapılan her olağan satışı mal kaçırma şüphesi altında bırakırdı. Daire bu değerlendirmeyi kararda bu sözlerle yapmamıştır; ancak delillerin yetersizliğine dayanan bozma gerekçesi bu dengeyle uyumludur.
Bir aracın eş adına tescil edilmesinde bağış iradesinin bulunup bulunmadığı ise ayrı bir sorudur. Bu konuyu eş adına tescil edilen araçta bağış iradesine ilişkin karar incelememizde ele aldık.
Karar Her Araç Satışı İçin Aynı Sonucu Doğurmaz
Karar, boşanmadan önce yapılan araç satışlarının hiçbir zaman hesaba katılamayacağı anlamına gelmez. Satış bedelinin piyasa değerinin çok altında kalması, bedelin hiç ödenmemesi ya da aracın satıştan sonra da eski sahibi tarafından kullanılmaya devam edilmesi gibi olgular, başka bir dosyada farklı bir sonuca götürebilir.
Daire, kayınvalide adına kayıtlı aracın erkeğe ait olduğunu da tespit etmemiştir; üçüncü kişiye yöneltilebilecek talepler bu dosyanın konusu değildir. Bozma, yalnızca eşler arasındaki katılma alacağı hesabında eski aracın eklenecek değer sayılmasıyla sınırlıdır. Dava açılırken her malın hangi talebe dayandığının ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğini mal rejiminin tasfiyesi davasının usulüne ilişkin yazımızda anlattık.
Sıkça Sorulan Sorular
Kural olarak girmez, çünkü mal paylaşımında mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan mallar hesaba katılır. Satılan aracın değeri ancak Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesindeki koşullardan biri gerçekleşirse eklenecek değer olarak hesaba alınabilir.
Hayır. Bir yıllık süre yalnızca karşılıksız kazandırmalar için geçerlidir. Satışın diğer eşin alacağını azaltmak kastıyla yapıldığı ispatlanırsa daha eski bir devir de hesaba eklenebilir.
Tek başına sayılmaz. İncelenen dosyada aynı gün kayınvalide adına araç alınmasına rağmen Yargıtay, mevcut delillerin azaltma kastını ispatlamadığını kabul etti.
Satış sözleşmesi ve gerçek satış bedeli, banka hareketleri, yeni aracın hangi parayla alındığını gösteren kayıtlar ve aracın satıştan sonra kim tarafından kullanıldığını gösteren belgeler bu amaçla değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 235. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca eklenecek değerler, malın devredildiği tarihteki değerleri üzerinden hesaba katılır.
Hayır. Karar üçüncü kişinin mülkiyeti veya sorumluluğu hakkında bir tespit içermez; yalnızca eşler arasındaki katılma alacağı hesabıyla ilgilidir.
Avukat Görüşü
Eklenecek değer iddiasında bulunan eş, satışın yalnızca boşanmadan önce yapıldığını söylemekle yetinmemeli, 229. maddenin hangi bendine dayandığını açıkça belirtmelidir. Azaltma kastı ileri sürülüyorsa aracın edinim ve satış tarihleri, gerçek satış bedeli, bedelin hangi hesaba girdiği, yeni aracın nasıl finanse edildiği ve aracın satıştan sonra kim tarafından kullanıldığı kronolojik bir tabloyla gösterilmelidir.
Karşı tarafta ise satışın eski tarihli olduğunu belirtmek tek başına yeterli olmayabilir, çünkü azaltma kastına dayanan iddiada süre sınırı yoktur. Satışın gerçek bir bedelle yapıldığı ve bu bedelin nereye harcandığı belgelerle açıklanmalı, bilirkişi raporunda da önce aracın hangi hukuki nitelikle hesaba alındığı sorgulanmalıdır.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.06.2026 tarihli, E. 2025/9563, K. 2026/7000 sayılı kararı hakkında genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Araç devrinin tarihi, bedeli, ödeme akışı ve tarafların amacı her uyuşmazlıkta ayrıca incelenir. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
