Cinsel birliktelik olmaması sebebiyle boşanma davasını simgeleyen, aynı yatakta birbirinden uzak şekilde uyanık yatan evli çift

Cinsel birliktelik olmaması sebebiyle boşanma, uygulamada en sık araştırılan boşanma nedenlerinden biridir. Ancak her cinsel birliktelik sorunu doğrudan boşanma sebebi oluşturmaz. Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay uygulamalarına göre eşlerden birinin haklı bir neden olmaksızın uzun süre cinsel birliktelikten kaçınması veya diğer eşe cinsel şiddet uygulaması, evlilik birliğini temelinden sarsan davranışlar arasında değerlendirilebilir.

Eşlerden birinin haklı bir sebep bulunmaksızın sürekli olarak cinsel birliktelikten kaçınması, diğer eşi cezalandırma amacıyla cinsel ilişkiyi reddetmesi veya cinsel şiddet uygulaması, evlilik birliğini temelinden sarsabilecek davranışlar arasında kabul edilmektedir. Böyle bir durumda boşanma davası açılması mümkün olabileceği gibi, olayın özelliklerine göre maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri de gündeme gelebilir.

Ancak her cinsel birliktelik sorunu otomatik olarak boşanma sebebi oluşturmaz. Hastalık, psikolojik rahatsızlık, doğum sonrası süreç, tedavi gerektiren cinsel fonksiyon bozuklukları veya diğer haklı nedenler farklı değerlendirilir. Mahkeme her somut olayı kendi şartları içerisinde inceleyerek kusur durumunu belirler.

Eşlerin Cinsel Birliktelik Konusundaki Hukuki Yükümlülüğü

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine göre eşler evlilik birliğini birlikte yürütmek, sadık kalmak ve birbirlerine yardımcı olmak zorundadır. Kanunda açıkça “cinsel birliktelik kurma borcu” ifadesi yer almasa da Yargıtay kararlarında evlilik birliğinin doğal sonucu olarak eşlerin karşılıklı cinsel yaşamı sürdürme yükümlülüğü bulunduğu kabul edilmektedir.

Bu nedenle;

  • Haklı bir neden olmaksızın sürekli cinsel birliktelikten kaçınılması,
  • Eşin uzun süre reddedilmesi,
  • Cinsel ilişkinin baskı kurma aracı olarak kullanılması,
  • Karşı tarafı cezalandırmak amacıyla cinsel yakınlığın tamamen kesilmesi,

evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilir.

Bunun yanında cinsel birliktelik konusunda eşlerin karşılıklı rızası esastır. Hiç kimse evlilik nedeniyle cinsel ilişkiye zorlanamaz. Bu nedenle rıza dışında gerçekleşen her türlü cinsel davranış hem boşanma hukuku hem de ceza hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmektedir.

Cinsel Birliktelik Olmaması Sebebiyle Boşanma Hangi Durumlarda Mümkündür?

Tek başına birkaç kez yaşanan cinsel isteksizlik veya geçici problemler boşanma sebebi olarak değerlendirilmez. Ancak davranışın sürekli hâle gelmesi ve evlilik birliğini çekilmez duruma getirmesi halinde boşanma davası açılması mümkündür.

Mahkeme özellikle şu hususları araştırır:

  • Sorun ne kadar süredir devam etmektedir?
  • Taraflardan hangisi birlikteliği reddetmektedir?
  • Red için haklı bir neden bulunmakta mıdır?
  • Tedavi girişiminde bulunulmuş mudur?
  • Eşlerin ortak yaşamı fiilen etkilenmiş midir?
  • Davranış evlilik birliğini temelinden sarsmış mıdır?

Örneğin yıllarca hiçbir haklı neden olmaksızın eşiyle cinsel birliktelik kurmayan kişinin ağır kusurlu olduğu yönünde çok sayıda Yargıtay kararı bulunmaktadır. Buna karşılık sağlık sorunları nedeniyle geçici olarak cinsel ilişkiye girilememesi tek başına kusur oluşturmaz.

Haklı Sebeple Cinsel Birliktelikten Kaçınmak

Her cinsel birliktelikten kaçınma kusur anlamına gelmez. Bazı durumlarda eşin cinsel ilişkiyi reddetmesi hukuken haklı kabul edilebilir.

Bunlara örnek olarak;

  • Fiziksel hastalıklar,
  • Psikiyatrik rahatsızlıklar,
  • Doğum sonrası iyileşme süreci,
  • Ağır depresyon,
  • Cinsel fonksiyon bozuklukları,
  • Tedavi gerektiren sağlık sorunları,
  • Şiddet gören eşin kendisini koruma amacıyla ilişkiyi reddetmesi,
  • Aldatma veya ağır hakaret sonrasında ortak yaşamın fiilen sona ermesi,

gösterilebilir.

Bu gibi durumlarda mahkeme kusur değerlendirmesini olayın tüm özelliklerini dikkate alarak yapacaktır. Özellikle tedavi edilebilir bir rahatsızlığın bulunmasına rağmen hiçbir tedavi girişiminde bulunulmaması ise farklı şekilde değerlendirilebilir.

Cinsel Şiddet Nedeniyle Boşanma

Cinsel şiddet, evlilik içerisinde de hukuka aykırıdır. Eşlerden birinin diğer eşi istemediği halde cinsel birlikteliğe zorlaması, fiziksel güç kullanması, tehdit etmesi veya cinsel davranışları baskı aracı olarak kullanması ağır kusurlu davranışlardan biridir.

Cinsel şiddet;

  • boşanma sebebi oluşturabilir,
  • maddi tazminat,
  • manevi tazminat,
  • nafaka,
  • velayet değerlendirmesi,
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri,

bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.

Olayın niteliğine göre ceza hukuku açısından da ayrı soruşturma ve kovuşturma süreçleri gündeme gelebilir.

Evlilikte Cinsel Şiddet Nasıl Değerlendirilir?

Mahkemeler yalnızca fiziksel zorlamayı değil, psikolojik baskı içeren davranışları da değerlendirmektedir.

Örneğin;

  • zorla cinsel ilişkiye teşebbüs edilmesi,
  • tehdit altında ilişkiye zorlanması,
  • aşağılama amacı taşıyan cinsel davranışlar,
  • cinsel içerikli hakaretler,
  • eşin iradesini ortadan kaldıracak baskılar,

evlilik birliğini ağır şekilde zedeleyen davranışlar arasında kabul edilmektedir.

Bu tür olayların ispatı diğer boşanma davalarında olduğu gibi tanık anlatımları, mesaj kayıtları, doktor raporları, psikolojik değerlendirmeler ve diğer hukuka uygun delillerle yapılabilir.

Cinsel Birliktelikten Sürekli Kaçınan Eş Ağır Kusurlu Sayılır mı?

Boşanma davalarında en çok merak edilen konulardan biri, eşlerden birinin cinsel birliktelikten sürekli kaçınmasının kusur olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğidir. Bu sorunun cevabı olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, Yargıtay’ın yerleşik kararlarında haklı bir neden olmaksızın uzun süre cinsel birliktelikten kaçınan eşin kusurlu olduğu kabul edilmektedir.

Burada önemli olan nokta, geçici isteksizlik ile sürekli ve bilinçli kaçınma davranışının birbirinden ayrılmasıdır. Her evlilikte dönemsel sorunlar yaşanabilir. İş yoğunluğu, psikolojik baskılar, ailevi problemler veya sağlık sorunları kısa süreli cinsel isteksizliğe neden olabilir. Bu durum tek başına boşanma sebebi oluşturmaz.

Ancak aşağıdaki davranışlar farklı değerlendirilmektedir:

  • Aylar veya yıllar boyunca hiçbir haklı neden göstermeden cinsel ilişkiyi reddetmek,
  • Eşi cezalandırmak amacıyla cinsel birliktelikten kaçınmak,
  • Evlilik boyunca ortak cinsel yaşamı tamamen sona erdirmek,
  • Tedavi gerektiren bir sorun olmasına rağmen hiçbir girişimde bulunmamak,
  • Eşin tüm çözüm çabalarına rağmen birlikteliği bilinçli olarak reddetmeye devam etmek.

Bu gibi durumlarda mahkeme, davranışın evlilik birliğini temelinden sarstığı sonucuna ulaşabilir.

İlk Gece Cinsel Birliktelik Yaşanmaması Boşanma Sebebi Olur mu?

Tek başına ilk gece cinsel birliktelik yaşanmamış olması boşanma sebebi değildir. Bunun neden gerçekleşmediği önem taşımaktadır.

Örneğin;

  • heyecan,
  • korku,
  • psikolojik baskı,
  • sağlık sorunları,
  • geçici fiziksel rahatsızlıklar,

ilk gecede cinsel birliktelik yaşanamamasına neden olabilir. Bu durum normal kabul edilmektedir.

Buna karşılık evlilik aylarca hatta yıllarca devam ettiği hâlde eşlerden biri hiçbir haklı neden bulunmaksızın sürekli cinsel birliktelikten kaçınıyorsa artık olay yalnızca “ilk gece sorunu” olmaktan çıkar ve boşanma hukukunun konusu hâline gelir.

Vajinismus Boşanma Sebebi Sayılır mı?

Vajinismus, istem dışı kasılmalar nedeniyle cinsel birlikteliğin gerçekleşememesine neden olan tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Bu nedenle her vajinismus vakasında kusur bulunduğu söylenemez.

Mahkeme şu hususları değerlendirir:

  • Hastalık teşhis edilmiş midir?
  • Tedavi süreci başlatılmış mıdır?
  • Tedavi önerileri bilinçli olarak reddedilmiş midir?
  • Eşin çözüm çabaları karşılıksız mı bırakılmıştır?
  • Sorun evlilik birliğini sürdürülemez hâle getirmiş midir?

Özellikle tedavi imkânı bulunmasına rağmen yıllarca hiçbir girişimde bulunulmaması bazı durumlarda kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilmektedir. Buna karşılık tedavi sürecine aktif olarak katılan ve iyileşmeye çalışan eşin sırf hastalığı nedeniyle kusurlu kabul edilmesi doğru değildir.

Cinsel İsteksizlik Boşanma Sebebi Olur mu?

Cinsel isteksizlik tek başına boşanma sebebi değildir. Bunun nedeni, isteksizliğin birçok farklı sebepten kaynaklanabilmesidir.

Örneğin;

  • hormonal rahatsızlıklar,
  • depresyon,
  • kullanılan ilaçlar,
  • kronik hastalıklar,
  • psikolojik travmalar,
  • yoğun stres,
  • doğum sonrası süreç,

cinsel istekte azalmaya neden olabilir.

Mahkeme, isteksizliğin tıbbi bir sebebe dayanıp dayanmadığını, tedavi sürecinin bulunup bulunmadığını ve evlilik birliğine etkisini birlikte değerlendirir.

Evlilikte Cinsel Şiddet Nedir?

Cinsel şiddet yalnızca fiziksel güç kullanılarak gerçekleştirilen zorlamalardan ibaret değildir. Günümüzde aile hukukunda ve uluslararası sözleşmelerde cinsel şiddet oldukça geniş şekilde değerlendirilmektedir.

Aşağıdaki davranışlar olayın özelliklerine göre cinsel şiddet kapsamında değerlendirilebilir:

  • Rıza olmadan cinsel ilişkiye zorlamak,
  • Fiziksel güç kullanarak ilişkiye girmek,
  • Tehdit ederek cinsel birliktelik sağlamak,
  • Psikolojik baskı kurmak,
  • Cinsel içerikli aşağılayıcı sözler söylemek,
  • Eşin beden bütünlüğünü ihlal eden davranışlarda bulunmak,
  • Cinsel davranışları cezalandırma veya kontrol aracı olarak kullanmak.

Bu davranışlar yalnızca boşanma davasında kusur değerlendirmesini etkilemez. Aynı zamanda koruma tedbirleri, tazminat ve ceza hukuku bakımından da önemli sonuçlar doğurabilir.

Cinsel Şiddete Maruz Kalan Eş Ne Yapmalıdır?

Cinsel şiddet iddiası bulunan kişiler mümkün olduğunca delilleri korumalı ve hukuki süreci geciktirmeden başlatmalıdır.

Olayın özelliğine göre;

  • hastane raporu alınması,
  • darp veya yaralanmaların kayıt altına alınması,
  • psikolojik destek raporlarının saklanması,
  • mesaj ve sosyal medya yazışmalarının muhafaza edilmesi,
  • tanıkların belirlenmesi,
  • gerekiyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı talep edilmesi,

hak kaybının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Her olayın şartları farklı olduğundan izlenecek hukuki yol da somut olaya göre belirlenmelidir.

Cinsel Birliktelik Olmaması Sebebiyle Boşanma Davasında İspat

Boşanma davalarında en zor ispat edilen konulardan biri, eşlerden birinin uzun süre cinsel birliktelikten kaçınmasıdır. Çünkü bu durum çoğu zaman yalnızca eşlerin özel hayatında yaşanır ve doğrudan tanık bulunması mümkün değildir. Ancak bu, ispatın imkânsız olduğu anlamına gelmez.

Aile mahkemeleri, boşanma davalarında diğer birçok konuda olduğu gibi cinsel birliktelik sorunlarını da tüm delilleri birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmaktadır.

Mahkeme özellikle şu delilleri dikkate alabilir:

  • Tarafların kendi beyanları,
  • Tanık anlatımları,
  • Mesajlaşmalar ve e-postalar,
  • Psikolog veya psikiyatri raporları,
  • Cinsel terapi kayıtları,
  • Hastane kayıtları,
  • Tedavi belgeleri,
  • Diğer dolaylı deliller.

Örneğin eşlerden birinin çevresine uzun süredir cinsel birliktelik yaşanmadığını anlatması, tedavi amacıyla doktora başvurulması veya tarafların bu konuda birbirlerine gönderdikleri mesajlar mahkeme tarafından birlikte değerlendirilebilir.

Burada önemli olan husus, mahkemenin tek bir delile bağlı kalmamasıdır. Hâkim, tüm delilleri birlikte değerlendirerek vicdani kanaatini oluşturur.

Cinsel Şiddet Nasıl İspat Edilir?

Cinsel şiddet iddialarında da ispat, olayın özelliklerine göre değişmektedir. Her olayda fiziksel yaralanma bulunmayabilir. Bu nedenle yalnızca darp raporunun bulunmaması iddianın ispatlanamayacağı anlamına gelmez.

Mahkeme aşağıdaki delilleri değerlendirebilir:

  • Hastane raporları,
  • Adli tıp raporları,
  • Psikolojik değerlendirme raporları,
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan koruma kararları,
  • Tanık anlatımları,
  • Telefon mesajları,
  • Ses kayıtları (hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şartıyla),
  • Kamera kayıtları,
  • Kolluk tutanakları.

Özellikle olayın hemen ardından alınan sağlık raporları ve psikolojik değerlendirmeler ispat bakımından önemli deliller arasında yer almaktadır.

Cinsel Birliktelik Sorununda Kusur Nasıl Belirlenir?

Boşanma davalarında yalnızca cinsel birliktelik yaşanmaması yeterli değildir. Mahkeme, bu durumun neden ortaya çıktığını ve hangi eşin kusurlu olduğunu araştırır.

Örneğin;

  • Eşini sürekli aşağılayan,
  • Fiziksel veya psikolojik şiddet uygulayan,
  • Aldatan,
  • Hakaret eden,
  • Ortak yaşamı çekilmez hâle getiren,

bir kişinin daha sonra “eşim benimle cinsel birliktelik kurmuyor” iddiasında bulunması tek başına haklı görülmeyebilir. Çünkü diğer eşin cinsel birlikteliği reddetmesi kendi güvenliğini veya psikolojik bütünlüğünü koruma amacı taşıyor olabilir.

Buna karşılık herhangi bir haklı neden bulunmaksızın uzun süre cinsel birliktelikten kaçınan eş ağır kusurlu kabul edilebilir.

Bu nedenle kusur değerlendirmesi her olayın kendine özgü şartlarına göre yapılmaktadır.

Cinsel Birliktelik Sorununda Maddi ve Manevi Tazminat İstenebilir mi?

Türk Medeni Kanunu’na göre boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olan eşten maddi ve manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.

Haklı bir neden bulunmaksızın yıllarca cinsel birliktelikten kaçınan veya eşine cinsel şiddet uygulayan kişinin kusurlu olduğunun tespit edilmesi hâlinde, diğer eş şartların oluşması durumunda tazminat isteyebilir.

Maddi tazminat değerlendirilirken boşanma nedeniyle uğranılan ekonomik kayıplar dikkate alınır.

Manevi tazminatta ise;

  • kişilik haklarının zedelenmesi,
  • yaşanan psikolojik yıkım,
  • evlilik birliğinin ağır şekilde zarar görmesi,
  • uğranılan manevi zarar,

mahkeme tarafından değerlendirilmektedir.

Tazminat miktarı her dosyanın özelliklerine göre ayrı ayrı belirlenir. Tarafların ekonomik durumları, kusur oranları ve olayın ağırlığı bu değerlendirmede önemli rol oynar.

Nafaka Talep Edilebilir mi?

Cinsel birliktelik kurulmaması veya cinsel şiddet nedeniyle açılan boşanma davalarında da diğer boşanma davalarında olduğu gibi nafaka talepleri gündeme gelebilir.

Şartların oluşması hâlinde;

talep edilebilir.

Nafaka kararı verilirken yalnızca cinsel birliktelik sorunu değil; tarafların gelir durumu, kusur oranı, yaşam standartları ve çocukların ihtiyaçları birlikte değerlendirilir.

Çocukların Velayeti Bu Durumdan Etkilenir mi?

Velayet kararlarında temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle yalnızca eşler arasındaki cinsel sorunlar velayeti doğrudan belirlemez.

Ancak cinsel şiddet uygulayan, aile içinde sürekli şiddet kullanan veya çocuğun psikolojik gelişimini olumsuz etkileyecek davranışlarda bulunan eşin velayet değerlendirmesi bundan etkilenebilir.

Mahkeme;

  • sosyal inceleme raporlarını,
  • pedagog görüşlerini,
  • uzman raporlarını,
  • tanık anlatımlarını,
  • tarafların yaşam koşullarını,

birlikte değerlendirerek karar verir.

Mevzuat Dayanağı

Cinsel birliktelik olmaması veya cinsel şiddet nedeniyle açılan boşanma davalarında doğrudan bu konuyu düzenleyen özel bir kanun maddesi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu’nun eşlerin evlilik birliğinden doğan hak ve yükümlülüklerini düzenleyen hükümleri ile genel boşanma hükümleri uygulanmaktadır.

Özellikle Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve evlilik birliğinin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır. Haklı bir neden olmaksızın cinsel birliktelikten sürekli kaçınılması veya eşe yönelik cinsel şiddet uygulanması, somut olayın özelliklerine göre Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma kapsamında değerlendirilebilir.

Mahkeme, karar verirken yalnızca kanun hükümlerini değil; tarafların kusur durumunu, sunulan delilleri ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarını birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmaktadır.

Yargıtay Cinsel Birliktelik Olmaması Sebebiyle Boşanma Davalarına Nasıl Yaklaşmaktadır?

Yargıtay kararlarında, haklı bir neden olmaksızın uzun süre cinsel birliktelikten kaçınan eşin kusurlu olduğu yönünde birçok karar bulunmaktadır. Ancak Yargıtay, her dosyada otomatik olarak boşanmaya karar vermemekte; sağlık sorunları, psikolojik rahatsızlıklar, tedavi süreçleri ve tarafların evlilik birliğini sürdürme yönündeki çabalarını birlikte değerlendirmektedir.

Bu nedenle cinsel birliktelik yaşanmaması tek başına yeterli görülmez. Mahkeme; davranışın sürekliliğini, evlilik üzerindeki etkisini, kusur durumunu ve sunulan delilleri birlikte inceleyerek karar verir.

Cinsel Birliktelik Olmaması Sebebiyle Boşanma Hakkında Sonuç ve Değerlendirme

Haklı bir neden olmaksızın sürekli cinsel birliktelikten kaçınmak veya eşe yönelik cinsel şiddet uygulamak, Türk aile hukukunda boşanmaya neden olabilecek ağır kusurlu davranışlar arasında yer alabilir. Bununla birlikte her cinsel birliktelik sorunu otomatik olarak boşanma sebebi oluşturmaz. Hastalık, psikolojik rahatsızlık, tedavi gerektiren sağlık sorunları veya diğer haklı nedenler mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilmektedir.

Bu nedenle her olay kendi delilleri, tarafların kusur durumu ve evlilik birliğine etkisi dikkate alınarak incelenir. Boşanma davası açılmadan önce mevcut delillerin değerlendirilmesi ve doğru hukuki stratejinin belirlenmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak, cinsel birliktelik olmaması sebebiyle boşanma davalarında mahkeme yalnızca cinsel yaşamın bulunup bulunmadığına değil, bunun nedenine, tarafların kusur durumuna ve evlilik birliği üzerindeki etkilerine de bakmaktadır. Bu nedenle dava açılmadan önce delillerin doğru hazırlanması ve hukuki sürecin uzman desteğiyle yürütülmesi önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Avukat Görüşü

Cinsel birliktelik olmaması sebebiyle boşanma davaları ve cinsel şiddet iddiaları, aile mahkemelerinde en hassas değerlendirilen uyuşmazlıklar arasında yer almaktadır. Uygulamada birçok kişi, cinsel birliktelik kurulmamasının tek başına boşanma için yeterli olduğunu düşünmektedir. Oysa aile mahkemeleri her somut olayı kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirir. Cinsel birliktelikten kaçınmanın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı, ne kadar süredir devam ettiği, tarafların evlilik birliğini sürdürme yönünde çaba gösterip göstermediği ve kusur durumu ayrıntılı şekilde incelenir.

Diğer taraftan, eşlerden birinin diğerini istemediği hâlde cinsel birlikteliğe zorlaması veya cinsel şiddet uygulaması yalnızca boşanma hukuku bakımından değil, ceza hukuku ve 6284 sayılı Kanun kapsamında da önemli hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce mevcut delillerin değerlendirilmesi, doğru hukuki stratejinin belirlenmesi ve sürecin aile hukuku alanında deneyimli bir boşanma avukatı tarafından yürütülmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Bilgilendirme Notu: Bu içerik yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her boşanma davası; tarafların beyanları, delilleri, kusur durumu ve olayın kendine özgü şartlarına göre ayrı değerlendirilir. Bu nedenle yazıda yer alan bilgiler somut olay bakımından kesin hukuki görüş niteliğinde değildir. Cinsel birliktelik olmaması veya cinsel şiddet nedeniyle boşanma davaları hakkında ayrıntılı hukuki değerlendirme için Bursa Maya Hukuk Bürosu ile iletişime geçerek somut olayınıza uygun hukuki destek alabilirsiniz.

Bu içerik Bursa Maya Hukuk Bürosu tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanması, ticari amaçla kullanılması veya kaynak gösterilmeksizin yayımlanması fikri mülkiyet hükümleri kapsamında hukuki sorumluluk doğurabilir.

Son Güncelleme 28.06.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Scroll to Top