Kira geliri yönünden ileri sürülen istinaf sebebi incelenmeden karar verilemez
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararda, mal rejiminin tasfiyesi davasında istinaf dilekçesinde açıkça ileri sürülen kira geliri talebinin Bölge Adliye Mahkemesince ayrıca incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
İçindekiler
Kararın önemi, yalnızca taşınmazın kişisel mal veya edinilmiş mal niteliğiyle sınırlı olmayıp, o taşınmazdan elde edildiği ileri sürülen gelirlerin de tasfiye hesabı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermesidir.
Bu yönüyle karar, edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında malvarlığı değerleri kadar gelir kalemlerinin de dava ve istinaf stratejisinde açıkça ortaya konulması gerektiğine işaret etmektedir.
Özellikle kişisel mal ispatı tartışması bulunan dosyalarda, taşınmazın kendisi ile taşınmazdan elde edilen kira gelirinin hukuki niteliği ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Uygulamada bu karar, boşanma davası sonrasında açılan mal paylaşımı davalarında, istinaf dilekçesindeki her somut itirazın açık ve denetlenebilir şekilde karşılanması gerektiğini gösteren usuli bir güvence niteliğindedir.
Bu karardan çıkarılacak temel sonuç
Mal rejiminin tasfiyesi davasında taraf, kira gelirinden kaynaklanan alacak talebini istinaf sebebi olarak ileri sürmüşse Bölge Adliye Mahkemesi bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermelidir.
İstinaf sebebinin hiç incelenmemesi, talebin esasına girilmemiş olsa dahi bozma sebebi oluşturabilir.
Kararın uygulamadaki önemi
Bu karar, mal rejimi davalarında dava ve istinaf dilekçelerinin yalnızca “taşınmazın paylaşımı” ekseninde değil, taşınmazdan elde edildiği iddia edilen gelirler bakımından da dikkatli hazırlanması gerektiğini göstermektedir.
Somut olayda Yargıtay, taşınmazların edinilme kaynağına ilişkin değerlendirmeleri bozma kapsamı dışında bırakmış; ancak kira geliri yönünden ileri sürülen istinaf talebinin incelenmemesini hatalı bulmuştur. Bu ayrım uygulamada önemlidir; çünkü bir malın kişisel mal olduğu savunulsa bile, o maldan elde edilen gelirler yönünden ayrıca hukuki değerlendirme yapılması gerekebilir.
Ayrıca karar, HMK m. 355 uyarınca istinaf incelemesinin istinaf sebepleriyle sınırlı yapılacağı kuralının, Bölge Adliye Mahkemesine ileri sürülen sebepleri karşılamama serbestisi vermediğini ortaya koymaktadır. Bir talep istinaf dilekçesinde açıkça yer alıyorsa, mahkeme bu talep hakkında gerekçeli ve tereddütsüz bir değerlendirme yapmalıdır.
Bu karar hangi durumlarda tek başına yeterli olmayabilir?
Bu karar, her kira geliri talebinin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez. Yargıtay’ın bozma nedeni, kira gelirinden alacak doğup doğmadığının esasına ilişkin değil; bu yöndeki istinaf talebinin hiç incelenmemesine ilişkindir.
Bu nedenle başka bir dosyada kira gelirinin varlığı, miktarı, hangi döneme ait olduğu, taşınmazın hukuki niteliği, mal rejiminin sona erme tarihi ve tarafların delilleri ayrıca değerlendirilmelidir. Karar, daha çok usuli inceleme yükümlülüğü ve talep hakkında hüküm kurma zorunluluğu bakımından dikkate alınmalıdır.
İlgili Yargıtay kararının tam metni
Aşağıda yer alan karar, mal rejiminin tasfiyesinde kira geliri talebinin istinaf aşamasında incelenmesi gerekliliği bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/6160 E., 2023/4790 K., 17.10.2023
Bu karar, değer artış payı ve katılma alacağı davasında, davacı tarafın kira gelirinden de alacak hesaplanması gerektiğine yönelik istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince incelenmemesi nedeniyle verilen bozma kararı bakımından önem taşımaktadır.
Kararın tam metni aşağıda yer almaktadır.
Taraflar arasındaki değer artış payı ve katılma alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hem altınlarını satarak hem birikimlerini vererek hem de yaptığı tesbihleri satarak davalıya taşınmazların ve aracın edilmesi için destek olduğunu, davalı adına 5235 ada 11 parsel 3-9-20 nolu bağımsız bölümlerin ve … plakalı aracın edinildiğini, ayrıca iki meskenden kira geliri olduğunu belirterek; mal rejiminin tasfiyesi ile evlilik birliği içerisinde alınan taşınmazlar, taşınırlar, taşınmazların yapıldığı tarihten bu yana yoksun kalınan ve halen yoksun bırakılan kira bedelleri, tespit olunacak parasal ve kıymetli emtia ile hak ve alacaklar üzerindeki katılma alacağının tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanacak avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, mal rejiminin tasfiyesine karar verildiği takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 236 nci maddesi uyarınca ağır kusurlu davalının artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasını veya kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların bulunduğu arsanın müvekkiline miras kaldığını, arsasın müteahhite kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile verilmesiyle bağımsız bölümlerin edinildiğini, davacının katkısının olmadığını, aracında miras kalan bir taşınmazın satışından elde edilen para ile alındığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tasfiyeye konu … plakalı aracın 28032011 tarihinde davalı adına tescil edildiği, tasfiyeye konu aracın davalı tarafından evlilik tarihinden edinilmiş olması sebebiyle davalının kişisel malı olduğu, tasfiyeye konu aracın kredi ile alındığına dair iddia olmadığından bu hususta değer artış payı alacağı da doğmadığı; tasfiyeye konu 6235 ada 11 parsel 3, 9 ve 22 nolu bağımsız bölümlerin evveliyatında davalıya 06.11.2000 tarihinde 6235 ada 1 parsel olarak intikal ettiği, davalının kardeşi Sevim’e de 6235 ada 2 parselin intikal ettiği, 6235 ada 1 ve 2 parsellerin tevhit edilmesi ile 6235 ada 11 parselin 01.04.2011 tarihinde oluştuğu, Samsun …. Noterliğinde davalı ve kardeşinin 04.03.2011 tarihinde müteahhit ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenledikleri, bu sözleşmeye göre, davalıya 2 nci kat 5 nolu bağımsız bölüm, 5 inci kat 11 nolu bağımsız bölüm ve 10 uncu kat 22 nolu bağımsız bölümlerin devredileceği, 06.05.2013 tarih ve 7372 numaralı senetten anlaşılacağı üzere, bodrum katta iki adet ve zemin katta bir adet bağımsız bölümün fazladan oluştuğu, davalı adına tescil edilen bağımsız bölüm numaralarında farklılıklar olduğu, davacı tarafça davalı başka bir bağımsız bölümün tescil edilmesi sebebiyle davacının bedel ödeyerek katkıda bulunduğunu iddia etmiş ise de, dinlenen davacı tanıklarının bu hususta bilgilerinin olmadığı, davacı banka kayıtlarına delil olarak dayanmış ise de, davacının hesabında 16.05.2011-18.11.2013 tarihleri arasında hesap hareketinine rastlanılmadığı, davacının katkı iddiasını ispatlayamadığı, tasfiyeye konu 6235 ada 11 parsel 3, 9 ve 22 nolu bağımsız bölümlerin intikal ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile edindiğinden davalının kişisel malı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; tarafların imam nikahlı olarak 2 yıl fiilen birlikte yaşadıklarını, resmi nikahlarının 2 yıl sonra yapıldığını, müvekkilinin bu sürede altınlarını satarak ve el işinden kazandığı parayı davalıya verdiğini, davalının tanıklarının objektif olmadığını; eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin 3 adet bağımsız bölüm ve bunların ikisinden elde edilen kira gelirinden kaynaklı alacak talep ettiğini, kira gelirlerinin edinilmiş mal olduğundan katılma alacağı hesaplanması gerektiğini; davalının tanık beyanlarının çeliştiğini; araç ile kararın da hatalı olduğunu belirterek belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde; tarafların imam nikahlı olarak 2 yıl fiilen birlikte yaşadıklarını, resmi nikahlarının 2 yıl sonra yapıldığını, müvekkilinin bu sürede altınlarını satarak ve el işinden kazandığı parayı davalıya verdiğini, davalının tanıklarının objektif olmadığını; eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin 3 adet bağımsız bölüm ve bunların ikisinden elde edilen kira gelirinden kaynaklı alacak talep ettiğini, kira gelirlerinin edinilmiş mal olduğundan katılma alacağı hesaplanması gerektiğini; davalının tanık beyanlarının çeliştiğini; araç ile kararın da hatalı olduğunu belirterek belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usulüne uygun istinaf sınırlaması ve incelemesinin yapılıp yapılmadığı, tasfiyeye dahil edilecek mallar, edinilmiş mal-kişisel mal kavramı, talep noktasında toplanmaktadır. Dava, değer artış payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. - İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeler, Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 26 ıncı maddesi, 190 ıncı maddesi, 297 nci maddesi, 355 inci maddesi, 359 uncu maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 220 nci maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin birinci fıkrası, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesi. - Değerlendirme
- Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- Somut olayda, davacı kadın vekili tarafından davalı erkeğin kira gelirinden de alacak hesaplanması gerektiğine yönelik de istinaf edildiği halde, Bölge Adliye Mahkemesince davacı kadın vekilinin bu yöndeki istinaf talebi hakkında inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesi uyarınca re’sen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ayrıca 6100 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün sonuç kısmında her bir talep hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı ve taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı kadın vekili tarafından davalı erkeğin kira gelirinden de alacak hesaplanması gerektiğine yönelik istinaf talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu yöndeki istinaf talebinin incelenmemesi hatalı olmuş, hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı erkeğin kira geliri yönünden BOZULMASINA,
Temyiz karar harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar hangi durumlarda emsal olabilir?
- Mal rejiminin tasfiyesi davasında kira gelirinden kaynaklanan alacak talebi ileri sürülmüşse,
- İstinaf dilekçesinde açıkça belirtilen bir talep Bölge Adliye Mahkemesince incelenmemişse,
- Katılma alacağı ve değer artış payı davasında her talep hakkında ayrı hüküm kurulması gerekiyorsa,
- Taşınmazların kişisel mal niteliği tartışılırken kira gelirlerinin ayrıca değerlendirilmesi talep edilmişse,
- Bölge Adliye Mahkemesi kararının istinaf sebeplerini karşılayıp karşılamadığı temyiz incelemesine konu edilmişse.
Kararın aslına ve benzer içtihatlara, Yargıtay Başkanlığı’nın resmi Emsal Karar Arama sistemi üzerinden ulaşılabilir. İnceleme konusu karar için Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/6160 Esas ve 2023/4790 Karar numaralarıyla arama yapılabilir.
Sıkça sorulan sorular
Kira gelirlerinin tasfiye hesabında dikkate alınıp alınmayacağı her dosyanın somut özelliklerine göre değerlendirilir. Bu kararda Yargıtay, kira gelirinin mutlaka alacağa dahil edilmesi gerektiği yönünde esaslı bir kabul yapmamış; bu talebin istinafta incelenmemesini bozma nedeni saymıştır.
HMK m. 355 uyarınca istinaf incelemesi, kamu düzenine ilişkin haller dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlıdır. Ancak dilekçede açıkça ileri sürülen bir talep varsa, Bölge Adliye Mahkemesi bu konuda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapmalıdır.
Kişisel mal niteliği ile o maldan elde edilen gelirlerin tasfiye hesabına etkisi her zaman aynı başlık altında değerlendirilmeyebilir. Bu nedenle taşınmazın edinilme kaynağı, kira gelirinin dönemi ve tarafların talepleri ayrıca incelenmelidir.
Bir talep hakkında hiç değerlendirme yapılmaması, kararın denetlenebilirliğini zayıflatır. Bu kararda Yargıtay, kira geliri yönünden ileri sürülen istinaf talebinin incelenmemesini bozma nedeni olarak kabul etmiştir.
Değer artış payı alacağı, eşlerden birinin diğer eşe ait mala yaptığı katkıyla bağlantılıdır. Katılma alacağı ise edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değer üzerinden hesaplanan alacak hakkıdır. Somut dosyada her iki talebin dayanağı ve ispat koşulları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Hayır. Karar, kira geliri talebinin incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır; talebin her durumda kabul edileceği anlamına gelmez. Kira gelirinin varlığı, miktarı, hangi döneme ait olduğu ve mal rejimiyle bağlantısı ayrıca ispatlanmalıdır.
Evet, kira gelirinden kaynaklanan alacak iddiası dava veya istinaf dilekçesinde açıkça belirtilmelidir. Bu kararda Yargıtay, davacı tarafın kira geliri yönünden istinaf sebebi ileri sürdüğünü ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu talebi incelemesi gerektiğini kabul etmiştir. Ancak talebin açıkça ileri sürülmesi, kira alacağının otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmez.
Kişisel maldan elde edilen gelirlerin mal rejimi tasfiyesindeki durumu somut olaya göre değerlendirilir. Taşınmazın kişisel mal sayılması, o taşınmazdan elde edilen kira gelirinin hiç incelenmeyeceği anlamına gelmez. Bu nedenle mahkeme, taşınmazın niteliği ile kira gelirine ilişkin talebi ayrı ayrı ele almalıdır.
Hayır. Yargıtay bu kararda kira gelirinden kaynaklanan alacağın kabul edilmesi gerektiği yönünde kesin bir sonuca varmamıştır. Bozma sebebi, Bölge Adliye Mahkemesinin kira geliri yönünden ileri sürülen istinaf talebini incelememiş olmasıdır.
İstinaf incelemesi kural olarak istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlıdır. Bu nedenle kira geliri gibi ayrı bir alacak kalemi ileri sürülüyorsa, bunun dilekçede açık, somut ve anlaşılır şekilde yer alması gerekir. Aksi halde kanun yolu incelemesinde bu talebin değerlendirilmesi güçleşebilir.
Evet, ileri sürülen her talep hakkında açık ve tereddüt yaratmayacak şekilde karar verilmelidir. Bu kararda Yargıtay, kira geliri yönünden olumlu veya olumsuz bir karar kurulmamış olmasını bozma nedeni saymıştır. Bu yaklaşım, kararın denetlenebilirliği bakımından önemlidir.
Kira sözleşmeleri, banka kayıtları, ödeme dekontları, tanık beyanları ve taşınmazın kullanım durumunu gösteren belgeler önem taşıyabilir. Ancak hangi delilin yeterli olacağı dosyanın somut özelliklerine göre değişir. Mahkeme kira gelirinin varlığını, miktarını ve mal rejimiyle bağlantısını delillere göre değerlendirir.
Taşınmazın kişisel mal kabul edilmesi, kira geliri talebinin her durumda otomatik olarak reddedileceği anlamına gelmez. Kira gelirinin hangi döneme ait olduğu, mal rejimiyle ilişkisi ve tarafların talepleri ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle kişisel mal tartışması ile gelir tartışması birbirinden ayrılabilir.
Evet, istinaf dilekçesinde açıkça ileri sürülen bir sebebin hiç incelenmemesi bozma nedeni olabilir. Bu kararda Yargıtay, kira geliri yönünden istinaf talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesini hatalı bulmuştur. Ancak bozma sonrası verilecek karar yine dosyadaki delillere göre şekillenir.
Bilgilendirme notu
Bu yazı, Maya Hukuk tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerikte yer alan açıklamalar hukuki danışmanlık niteliğinde değildir ve tek başına somut bir uyuşmazlık için yeterli kabul edilmemelidir. Yargıtay kararları her dosyanın kendi olayları, delilleri ve usuli durumu çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizle ilgili olarak kendi avukatınızdan profesyonel destek almanız önerilir.
Son Güncelleme 04.06.2026
