Çocuğun görüşmek istememesi, babasıyla kurulmuş kişisel ilişki düzeninin aile mahkemesince yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Fakat çocuğun bu yöndeki beyanı, daha önce mahkeme kararıyla kurulmuş kişisel ilişkinin kendiliğinden kaldırılması için yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çocuğun beyanının nasıl oluştuğunu, sosyal inceleme raporundaki gözlemleri ve Türk Medeni Kanunu’nun kişisel ilişkiyi kaldırmaya bağladığı koşulları birlikte ele almıştır.
İçindekiler
İncelenen karar, çocuğun isteği ile çocuğun üstün yararı arasında her zaman özdeşlik kurulamayacağını somutlaştırır. Sosyal inceleme raporu çocuğun babasına karşı olumsuz bir tepki göstermediğini belirtiyorsa ve baba ile görüşmenin çocuğun huzurunu tehlikeye düşürdüğü kanıtlanmamışsa, kişisel ilişkinin tamamen kesilmesi çocuk ile baba arasındaki bağa zarar verebilir. Çocuğun sözü dinlenir; fakat bu sözün oluştuğu koşullar araştırılmadan kişisel ilişki hakkında geri dönülmesi güç bir karar verilmez.
İnceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11 Aralık 2025 tarihli, 2025/8007 Esas ve 2025/11113 Karar sayılı kararının tam metnine dayanır. Kararın gerekçesi, çocuğun sözünün önemsiz sayılmasına değil, bu sözün dosyadaki uzman gözlemleri ve kişisel ilişkinin kaldırılması için aranan yasal sebeplerle birlikte değerlendirilmesine dayanır.
Anne Ne İstedi, Mahkemeler Ne Karar Verdi?
Anne, baba ile 2009 doğumlu ortak çocuk arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılmasını istemiştir. Mahkeme bu talebi uygun görmezse kişisel ilişkinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Anne, çocuğun babasıyla görüşmek istemediğini, görüşme gündeme geldiğinde ağladığını ve evdeki huzurun bozulduğunu ileri sürmüştür. Baba ise annenin iddialarını kabul etmemiş ve davanın reddini istemiştir.
Gebze 4. Aile Mahkemesi, kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması için ileri sürülen sebepleri yeterli görmemiştir. Bununla birlikte mevcut görüşme düzeninin aynen sürmesine de karar vermemiş, baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi yeniden düzenlemiştir. Annenin istinaf başvurusunu inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi ise annenin başvurusunu kabul ederek kişisel ilişkiyi bütünüyle kaldırmıştır.
Temyiz incelemesindeki hukuki sorun, çocuğun babasıyla görüşmek istemediğine ilişkin anlatımın tek başına kişisel ilişkiyi sona erdirip erdiremeyeceğidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesinin vardığı sonucu dosya kapsamıyla karşılaştırmıştır. Daire, annenin iddialarını gerçekleşmiş olgular gibi kabul etmemiş; kişisel ilişkinin kaldırılmasını haklı gösterecek sebeplerin kanıtlanıp kanıtlanmadığına bakmıştır.
Kişisel İlişkinin Kaldırılması İçin Çocuğun İsteksizliği Tek Başına Yeterli Değildir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosyada baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılmasını gerektiren bir sebebin ispatlanmadığını kabul etmiştir. Sosyal inceleme raporunda çocuğun babasına karşı olumsuz bir duygu veya tepki göstermediği belirtilmiştir. Daire, anne ile baba arasındaki uyuşmazlığın çocuğun tutumunu etkilemiş olabileceğini ve kişisel ilişkinin tamamen kesilmesinin baba ile çocuk arasındaki bağı zayıflatabileceğini de gözeterek bölge adliye mahkemesinin kararını bozmuştur.
Sosyal İnceleme Raporundaki Bulgular Çocuğun Beyanıyla Birlikte Nasıl Okundu?
Dosyadaki sosyal inceleme raporu, bozma gerekçesinin somut dayanaklarından biridir. Rapordaki gözlem, annenin çocuğun babasıyla görüşmeye kesin biçimde karşı çıktığı yönündeki anlatımıyla aynı doğrultuda değildir. Daire de çocuğun beyanını bu gözlemden ayırmadan değerlendirmiştir.
Çocuğun görüşü, kendisini doğrudan ilgilendiren bir uyuşmazlıkta dinlenmesi gereken önemli bir veridir. Ancak aile mahkemesi, çocuğun söylediği cümleyi yalnız başına kayda geçirip sonuca bağlayamaz. Çocuğun yaşı ve olgunluğu, beyanın hangi koşullarda verildiği, anne ile baba arasındaki çatışmanın çocuğu etkileyip etkilemediği ve uzmanların çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişki hakkında ne gözlemlediği birlikte incelenir.
Tek taraflı sosyal inceleme raporuna dayanan bir başka Yargıtay kararında da kişisel ilişkinin sınırlandırılması için yalnız anne ve çocukla görüşülerek hazırlanan rapor yeterli bulunmamıştır. İki karar aynı olgulara dayanmaz. 11 Haziran 2026 tarihli kararda sorun, uzman incelemesinin tek taraflı hazırlanmasıydı; burada ise sosyal inceleme raporundaki olumlu bulgulara rağmen kişisel ilişki bütünüyle kaldırılmıştır. Ortak nokta, her iki kararın da çocuğa ilişkin sonucu tek bir veriye dayandırmamasıdır.
Velayette çocuğun görüşünün tek başına belirleyici olmadığına ilişkin kararda da çocuğun tercihinin fiilî bakım ve güvenlik koşullarıyla birlikte araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Kişisel ilişki uyuşmazlığında da aynı dikkat gerekir; ancak velayetin kime verileceği ile çocuk ve ebeveyn arasındaki görüşmenin kaldırılması birbirinden farklı hukuki sorunlardır.
Kişisel İlişkinin Kaldırılması İçin Kanun Hangi Sebepleri Arıyor?
Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesi, kişisel ilişki hakkının sınırlandırılabileceği veya kaldırılabileceği durumları belirler. Kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzuru tehlikeye giriyorsa, kişisel ilişki hakkına sahip anne veya baba yükümlülüklerine aykırı davranıyorsa, çocukla ciddi biçimde ilgilenmiyorsa ya da başka önemli sebepler bulunuyorsa aile mahkemesi kişisel ilişkiyi reddedebilir veya kaldırabilir. Bu sebeplerden hangisine dayanıldığı ve dayanak olgunun nasıl ispatlandığı karar gerekçesinde açıkça görülmelidir.
Annenin, çocuğun ağladığı ve ruh sağlığının bozulduğu yönündeki iddiaları ciddiye alınması gereken iddialardır. Ne var ki bir iddianın ciddi olması, o iddianın ispatlandığı anlamına gelmez. Daire, dosyada Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesindeki sebeplerin gerçekleştiğini gösteren yeterli kanıt bulunmadığı sonucuna varmıştır. Sosyal inceleme raporundaki gözlemler de kişisel ilişkinin kaldırılması yönündeki iddiaları doğrulamamıştır.
Çocukla kişisel ilişki kurma davası yalnız ebeveynin görüşme isteğine göre yürütülmez. Aile mahkemesi, çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimini, mevcut ilişkinin niteliğini ve uygulanacak görüşme düzeninin çocuk üzerindeki etkisini inceler. Tamamen kaldırma, yatısız görüşme, refakatçi eşliğinde görüşme veya takvimin yeniden kurulması aynı sonucu doğurmaz; talep ve deliller hangi tedbirin gerekli olduğunu gösterecek açıklıkta sunulmalıdır.
Bozma Kararı, Baba ile Görüşmenin Her Koşulda Süreceği Anlamına Gelmez
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kişisel ilişkinin hiçbir durumda kaldırılamayacağına karar vermemiştir. Daire yalnızca, bu dosyada kişisel ilişkiyi kaldırmaya yetecek sebeplerin ispatlanmadığını tespit etmiştir. Çocuğun huzurunu veya güvenliğini gerçekten tehlikeye sokan yeni ve kanıtlanabilir olaylar ortaya çıkarsa Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesi uyarınca farklı bir düzenleme yapılabilir.
Bozma kararı, çocuğun babasıyla görüşmek istemediğine ilişkin beyanının değersiz olduğu anlamına da gelmez. Çocuğun görüşü alınmalı ve yaşına uygun ağırlıkla ele alınmalıdır. Fakat aile mahkemesi çocuğun beyanının kaynağını, sürekliliğini ve diğer delillerle uyumunu araştırmadan kişisel ilişkiyi kaldırırsa, çocuğun üstün yararını yalnız bir cümleye indirgemiş olur.
Kararın gerekçesinde iki risk birlikte anılmıştır: kişisel ilişkinin kaldırılması baba ile çocuk arasındaki bağı zayıflatabilir; anne ile baba arasındaki uyuşmazlık da çocuğun tutumunu etkilemiş olabilir. Bu tespitler, annenin çocuğu yönlendirdiğinin kesin olarak kabul edildiği anlamına gelmez. Daire, çocuk ile baba arasındaki bağ tamamen kesilmeden önce bu ihtimallerin dosyadaki uzman bulgularıyla birlikte değerlendirilmesini istemiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Çocuğun beyanı önemli olmakla birlikte kişisel ilişki kendiliğinden sona ermez. Aile mahkemesi, çocuğun görüşünün hangi koşullarda oluştuğunu, sosyal inceleme raporunu, diğer delilleri ve Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesindeki kaldırma sebeplerini birlikte inceler.
Kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, kişisel ilişki hakkına sahip ebeveynin yükümlülüklerine aykırı davranması, çocukla ciddi biçimde ilgilenmemesi veya başka önemli sebeplerin bulunması kişisel ilişkinin kaldırılmasını gündeme getirebilir. Dayanılan sebebin somut olayda delillerle ortaya konulması gerekir.
Aile mahkemesi sosyal inceleme raporunu çocuğun beyanı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği dosyada rapordaki olumlu gözlem, kişisel ilişkinin kaldırılması için yeterli sebep bulunmadığı sonucunu desteklemiştir. Rapor tek başına aile mahkemesini bağlamaz.
Etkileyebilir, fakat böyle bir etkinin bulunduğu varsayılamaz. Çocuğun tutumunun ebeveynler arasındaki uyuşmazlıktan etkilenip etkilenmediği uzman değerlendirmesi ve dosyadaki somut bilgilerle araştırılmalıdır.
Evet. Çocuğun yararı tamamen kaldırmayı gerektirmiyorsa görüşme günleri değiştirilebilir, yatısız görüşme veya refakatçi eşliğinde görüşme değerlendirilebilir. Seçilecek düzenleme, tespit edilen riskle ölçülü olmalıdır.
Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma kararı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin kişisel ilişkiyi kaldırırken dayandığı inceleme ve gerekçenin yeterli bulunmadığını gösterir. Dosya yeniden değerlendirilirken güncel deliller ve çocuğun üstün yararı esas alınır.
Çocuğun yaşı ve olgunluğu görüş bildirmeye elverişliyse çocuğun uygun yöntemle dinlenmesi gerekir. Bununla birlikte çocuğun görüşü kararın tek dayanağı değildir; aile mahkemesi uzman bulgularını ve diğer delilleri de incelemelidir.
İddianın niteliğine göre sağlık ve okul kayıtları, uzman değerlendirmeleri, önceki kişisel ilişki uygulamasını gösteren resmî kayıtlar ve hukuka uygun diğer deliller sunulabilir. Her delilin, çocuğun huzuru veya güvenliği hakkında ileri sürülen somut olayla bağlantısı açıklanmalıdır.
Avukat Görüşü
Kişisel ilişkinin kaldırılmasını isteyen taraf, “çocuk görüşmek istemiyor” cümlesiyle yetinmemelidir. Çocuğun hangi görüşmeden sonra nasıl etkilendiği, etkilenmenin ne kadar sürdüğü, okul veya sağlık düzeninde ölçülebilir bir değişiklik olup olmadığı ve uzman desteğine başvurulup başvurulmadığı tarihleriyle açıklanmalıdır. Sağlık kaydı, okul rehberlik servisi kaydı, usulüne uygun uzman değerlendirmesi veya başka somut deliller varsa bunların iddia edilen riskle bağlantısı kurulmalıdır.
Baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin sürmesini isteyen tarafın da çocuğun beyanını küçümsemesi doğru olmaz. Çocuğun görüşmeye neden karşı çıktığı araştırılmalı; görüşme sırasında yaşanan sorunlar varsa bunların giderilmesi için uygulanabilir bir plan sunulmalıdır. Gerektiğinde kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması yerine takvimin değiştirilmesi, yatısız görüşme veya uzman desteği gibi daha ölçülü seçeneklerin tartışılması istenebilir.
Kanun yolu dilekçesinde hangi hüküm bölümüne karşı çıkıldığı da açık yazılmalıdır. Bu dosyada ilk derece mahkemesi kişisel ilişkiyi kaldırmamış, yalnız yeniden düzenlemiştir; kaldırma kararı istinaf aşamasında verilmiştir. Babanın temyiz başvurusu da doğrudan bu kaldırma hükmüne yönelmiştir. Aşamalar birbirine karıştırılırsa bozma kararının kapsamı yanlış anlatılabilir.
Bilgilendirme Notu
Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Çocukla kişisel ilişkiye ilişkin talepler, karar tarihindeki mevzuatın yanı sıra çocuğun güncel durumu ve dosyadaki deliller esas alınarak değerlendirilir; mevzuat, içtihat ve uygulama zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
