Çocukla kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması, yalnızca velayeti kullanmayan ebeveynin hakkını değil, çocuğun anne ve babasıyla bağını sürdürme hakkını da doğrudan etkiler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.11.2025 tarihli kararında, velayeti annede bulunan çocukla baba arasında hiç kişisel ilişki kurulmamasını somut olay bakımından çocuğun yüksek yararına uygun bulmamıştır.
İçindekiler
Daire, baba ile çocuk arasındaki ilişkinin tamamen kopmaması için yaz aylarında kısa süreli de olsa kişisel ilişki kurulmasının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bununla birlikte karar, kişisel ilişkinin hiçbir koşulda sınırlandırılamayacağı veya kaldırılamayacağı şeklinde yorumlanmamalıdır.
Yazının Özeti
Bu Karardan Çıkarılacak Temel Sonuç
Velayeti kendisine bırakılmayan anne veya baba, kişisel ilişki hakkını amacına aykırı kullanmadıkça ve görüşme çocuğun yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça bu haktan tamamen yoksun bırakılmamalıdır. Somut olayda Yargıtay, baba ile çocuk arasında hiç kişisel ilişki kurulmamasını doğru bulmamış; en azından yaz aylarında kısa süreli bir düzenleme yapılmasının düşünülmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar, her dosyada aynı görüşme takviminin uygulanacağı veya kişisel ilişkinin hiçbir zaman kaldırılamayacağı anlamına gelmez.
Bu inceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilgili kararının tam metni esas alınarak hazırlanmıştır. Kararın tamamını ve kullandığı ifadeleri incelemek isteyen okuyucular yukarıdaki PDF dosyasına erişebilir.
Karar Analizi
Uyuşmazlık, velayeti annede bulunan çocuk ile davacı baba arasında kişisel ilişki kurulmasına ilişkindir. Karar metninden, İlk Derece Mahkemesince baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmadığı ve bu hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince esastan reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı baba vekilinin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, öncelikle anne ve babadan her birinin, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahip olduğunu vurgulamıştır.
Daireye göre anne veya baba, kişisel ilişki hakkını amacına aykırı kullanmadıkça ya da bu ilişki çocuğun yüksek yararına açıkça aykırı düşmedikçe söz konusu haktan yoksun bırakılamaz. Somut olayda baba ile çocuk arasında hiçbir kişisel ilişki kurulmaması, ortak çocuğun yüksek yararına uygun görülmemiştir.
Bu nedenle Yargıtay, ilişkinin tamamen kopmasını önleyecek bir düzenleme yapılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Daire, özellikle yaz aylarında kısa süreli kişisel ilişki kurulması seçeneğinin değerlendirilmesini istemiştir.
Kararın hukuki niteliği doğru belirlenmelidir. Yargıtay yalnızca soyut bir usul eksikliğine işaret etmemiş; somut dosyada kişisel ilişkinin tamamen ortadan kaldırılması yönündeki sonucu hukuka uygun bulmamıştır. Buna karşılık kendisi doğrudan görüşme günlerini ve saatlerini belirlememiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuş ve yeni düzenlemenin İlk Derece Mahkemesince yapılmasını öngörmüştür.
Yargıtay Neden Bu Sonuca Vardı?
Yargıtay gerekçesinin merkezinde üç hukuki değerlendirme bulunmaktadır.
Kişisel ilişki kanunen korunan bir haktır
Türk Medeni Kanunu’nun 323. maddesi, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkını anne ve babanın her birine tanımaktadır.
Velayetin annede bulunması, babanın çocuğun hayatından tamamen çıkarılmasını kendiliğinden haklı hâle getirmez. Velayet ile kişisel ilişki farklı hukuki kurumlardır. Velayeti kullanmayan ebeveyn, çocuğun yararına uygun olduğu sürece onunla kişisel ilişki kurabilir.
Çocuğun yüksek yararı bağın korunmasını gerektirebilir
Anayasa’nın 41. maddesi, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça her çocuğun anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğunu kabul etmektedir.
Bu nedenle kişisel ilişki yalnızca anne veya babanın duygusal beklentisi olarak değerlendirilemez. Çocuğun ebeveyniyle bağını güvenli biçimde sürdürebilmesi de korunması gereken bir menfaattir.
Yargıtay somut olayda, baba ile çocuk arasındaki ilişkinin bütünüyle kesilmesini çocuğun yüksek yararına uygun bulmamıştır.
Tamamen kaldırma yerine daha sınırlı bir düzenleme yapılabilir
Yargıtay, kişisel ilişkiyi ya tamamen kurmak ya da tamamen reddetmek biçiminde ikili bir tercihle değerlendirmemiştir. Çocukla baba arasındaki bağın korunması için yaz aylarında kısa süreli görüşme seçeneğine işaret etmiştir.
Bu yaklaşım, kişisel ilişkinin kapsamı konusunda daha ölçülü bir çözüm kurulabileceğini göstermektedir. Çocuğun okul düzeni, yaşı, sağlık durumu veya tarafların koşulları uzun ve sık görüşmelere uygun değilse daha kısa, seyrek ya da belirli tatil dönemleriyle sınırlı bir ilişki düşünülebilir.
Kararın İlgili Bölümü
Kararın ulaştığı hukuki sonucu en açık şekilde gösteren ifade şöyledir:
“yaz aylarında kısa süreli de olsa kişisel ilişki tesisi düşünülerek karar verilmesi”
Yargıtay bu ifadeyle kesin bir gün veya süre belirlememiş, değerlendirilmesi gereken asgari ve ölçülü bir seçeneğe işaret etmiştir.
Karar Günümüzde Hâlâ Geçerli mi?
26.08.2026 tarihinde yapılan mevzuat kontrolünde, kararın dayandığı Türk Medeni Kanunu’nun 323 ve 324. maddelerinin yürürlükte olduğu ve karardan sonra bu hükümlerde kararın temel yaklaşımını değiştiren bir kanun değişikliği yapılmadığı görülmüştür.
Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesi, kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, hakkın yükümlülüklere aykırı kullanılması, çocukla ciddi biçimde ilgilenilmemesi veya başka önemli sebeplerin bulunması hâlinde kişisel ilişki hakkının reddedilebilmesine ya da kaldırılabilmesine imkân vermektedir.
Aynı maddeye 7343 sayılı Kanun ile eklenen üçüncü fıkra uyarınca, velayeti kullanan ebeveyn kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse ve bu değişiklik çocuğun menfaatine aykırı olmayacaksa velayetin değiştirilmesi de gündeme gelebilir.
Güncel anayasal içtihat da kişisel ilişkinin mutlak bir ebeveyn hakkı olmadığını, esaslı risk iddialarının çocuğun yüksek yararı bakımından somut olarak incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Anayasa Mahkemesi, Raziye Dağ kararında kişisel ilişkinin kaldırılması isteminin reddedilmesine ilişkin değerlendirmede yeterli ve ilgili gerekçe sunulmamasını aile hayatına saygı hakkının ihlali saymıştır.
Anayasa Mahkemesinin 30.04.2024 tarihli kararı, incelenen Yargıtay kararıyla çelişmemekte; kişisel ilişkinin devamına veya kaldırılmasına her dosyada somut riskler ve çocuğun üstün yararı incelenerek karar verilmesi gerektiğini göstermektedir.
Araştırmada, 27.11.2025 tarihli Yargıtay kararından sonra aynı hukuki mesele hakkında doğrulanabilen ve bu yaklaşımı değiştiren daha yeni bir Yargıtay kararı tespit edilmemiştir.
Kararın Uygulamadaki Önemi
Kararın uygulamadaki en önemli yönü, kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması ile sınırlı kişisel ilişki kurulması arasında ayrım yapmasıdır.
Bir dosyada haftalık veya uzun süreli görüşme uygun bulunmayabilir. Ancak bu durum, anne veya baba ile çocuk arasındaki bütün temasın mutlaka sona erdirilmesini gerektirmez. Mahkeme şu seçenekleri somut olayın koşullarına göre değerlendirebilir:
- Yaz tatilinde kısa süreli görüşme,
- Belirli günlerde gündüzlü kişisel ilişki,
- Kademeli biçimde artırılacak görüşmeler,
- Gerekliyse refakatli veya uzman gözetimindeki görüşme,
- Telefon veya görüntülü görüşmeyle desteklenen sınırlı temas.
Bu seçeneklerin her biri otomatik olarak uygulanmaz. Önemli olan, çocuğun güvenliğini korurken ebeveynle bağının gereksiz şekilde tamamen kopmasını önleyecek bir düzenleme kurulup kurulamayacağının araştırılmasıdır.
Bu nedenle çocukla kişisel ilişki kurma davasında talebin yalnızca “çocuğumu görmek istiyorum” biçiminde kurulması yeterli olmayabilir. Talep edilen görüşme düzeninin çocuğun yaşı, okulu, sağlık durumu, günlük yaşamı ve tarafların yerleşim yerleri bakımından uygulanabilir olduğu gösterilmelidir.
Kişisel ilişkinin tamamen kaldırılmasını isteyen taraf ise soyut endişelerle yetinmemeli; görüşmenin çocuğun huzurunu, güvenliğini veya gelişimini nasıl tehlikeye düşürdüğünü somut delillerle açıklamalıdır.
Bu Karar Hangi Durumlarda Emsal Olabilir?
Karar özellikle şu tür uyuşmazlıklarda dikkate alınabilir:
- Velayeti kullanmayan ebeveynle çocuk arasında hiçbir kişisel ilişki kurulmamışsa,
- Uzun veya sık görüşme uygun görülmediği hâlde daha kısa bir ilişki seçeneği değerlendirilmemişse,
- Çocuğun ebeveyniyle bağının tamamen kopmasının neden gerekli olduğu kararda yeterince açıklanmamışsa,
- Hafta sonu görüşmeleri uygulanabilir olmadığı hâlde yaz tatilinde kısa süreli görüşme kurulması mümkünse,
- Kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması yerine kademeli, gündüzlü veya refakatli görüşme gibi daha sınırlı tedbirler yeterli olabilecekse.
Bununla birlikte karar, bu durumların her birinde mutlaka kişisel ilişki kurulacağı anlamına gelmez. Çocuğa yönelik şiddet, istismar, ağır ihmal, ciddi psikolojik zarar veya kaçırılma tehlikesi gibi somut riskler farklı bir sonucu gerektirebilir.
Kararın Yanlış Anlaşılmaması Gereken Yönü
Karardan “Baba veya anne çocukla her durumda görüştürülmelidir” sonucu çıkarılamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesi, çocuğun huzurunu ve güvenliğini korumak amacıyla kişisel ilişkinin sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına açıkça izin vermektedir.
Kararın söylediği daha dar kapsamlıdır: Somut dosyada baba ile çocuk arasında hiç kişisel ilişki kurulmaması çocuğun yüksek yararına uygun bulunmamış ve kısa süreli bir yaz dönemi ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Ayrıca karar, her baba için yaz aylarında aynı gün ve sürelerin uygulanmasını zorunlu kılmaz. Çocuğun yaşı, okul takvimi, ebeveynle mevcut bağı, sağlık durumu, görüşmelerin geçmişteki seyri ve ulaşım koşulları düzenlemenin kapsamını değiştirebilir.
Kararın Sınırları
Karar metninde İlk Derece Mahkemesinin kişisel ilişki kurmama gerekçesi ayrıntılı olarak açıklanmamıştır. Metinde çocuğun yaşı, görüşü, tarafların farklı şehirlerde yaşayıp yaşamadığı, sosyal inceleme raporunun bulunup bulunmadığı veya şiddet ve istismar iddiası olup olmadığına dair bilgi yer almamaktadır.
Bu nedenle karar üzerinden söz konusu olgular hakkında varsayım yapılamaz. Yargıtay’ın hangi delili yetersiz bulduğu veya belirli bir uzman raporunu nasıl değerlendirdiği de söylenemez.
Karar ayrıca:
- Kesin bir görüşme takvimi belirlememiştir.
- Görüşmenin yatılı olmasına hükmetmemiştir.
- Baba lehine velayet kararı vermemiştir.
- Kişisel ilişkinin her koşulda korunacağını kabul etmemiştir.
- Şiddet veya istismar riski bulunan dosyalar için genel bir zorunluluk getirmemiştir.
Kişisel ilişkinin uygulanmasında sorun yaşanması hâlinde güncel süreç ayrıca önemlidir. Mahkeme kararlarının yerine getirilmesi, icra müdürlükleri yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlükleri aracılığıyla yürütülmektedir.
Adalet Bakanlığının güncel bilgilendirmesi başvuru ve uygulama sürecini açıklamaktadır. Sitedeki çocuk teslimi kararlarının uygulanmasına ilişkin rehberde de güncel sistem ayrıca incelenmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Yargıtay, incelenen somut olayda baba ile çocuk arasında hiç kişisel ilişki kurulmamasını doğru bulmamıştır. Çocuğun huzurunu veya güvenliğini tehlikeye sokan önemli sebepler varsa kişisel ilişki sınırlandırılabilir ya da kaldırılabilir.
Evet. Çocuğun yaşı, okul düzeni, tarafların yaşadığı şehirler ve diğer koşullar gerektiriyorsa ilişki yalnız belirli tatil dönemlerinde kurulabilir. İncelenen kararda Yargıtay, yaz aylarında kısa süreli görüşmenin değerlendirilmesini istemiştir.
Hayır. Yargıtay belirli bir gün, saat veya süre tayin etmemiştir. Uygun düzenlemenin İlk Derece Mahkemesince yapılması için kararı bozmuştur.
Hayır. Kararda görüşmenin yatılı olması gerektiğine dair bir kabul bulunmamaktadır. Yatılı görüşme çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı, ebeveynle bağı ve güvenlik koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.
Her zaman yeterli değildir. Çocuğun görüşü yaşı ve olgunluğu ölçüsünde önemlidir; ancak bu görüşün serbestçe oluşup oluşmadığı, yönlendirme bulunup bulunmadığı ve görüşmenin çocuğa etkisi de araştırılmalıdır.
Otomatik olarak kurulmaz. İddianın niteliği, deliller ve çocuk bakımından oluşan risk incelenir. Gerektiğinde kişisel ilişki kaldırılabilir, sınırlandırılabilir veya uzman gözetiminde kurulabilir.
Boşanmadaki kusur tek başına kişisel ilişkiyi sona erdirmez. Önemli olan, görüşmenin çocuğun huzuru, güvenliği ve gelişimi üzerindeki etkisidir.
Olabilir; ancak otomatik değildir. Kişisel ilişki düzenlemesinin sürekli yerine getirilmemesi ve velayet değişikliğinin çocuğun menfaatine uygun olması hâlinde velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir.
Kararlar güncel sistemde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlükleri, bu müdürlüklerin bulunmadığı yerlerde ise görevlendirilen hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlükleri aracılığıyla uygulanır.
Evet. Çocuğun yaşı, okulu, sağlık durumu, tarafların yerleşim yeri veya güvenlik koşulları değişmişse kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istenebilir.
Hayır. Karar önemli bir hukuki değerlendirme içerir; ancak tek başına bütün dosyalarda aynı sonucu zorunlu kılan bağlayıcı bir içtihadı birleştirme kararı değildir. Her dosya kendi olayları ve delilleri üzerinden değerlendirilir.
Avukat Görüşü
Bu kararın dosya stratejisi bakımından en önemli mesajı, kişisel ilişkinin tamamen kaldırılmasının tek seçenek olarak ele alınmaması gerektiğidir. Çocukla uzun veya yatılı görüşmenin uygun olmadığı dosyalarda dahi kısa süreli, gündüzlü, kademeli ya da refakatli bir düzenlemenin çocuğun güvenliğini sağlayıp sağlayamayacağı tartışılmalıdır.
Kişisel ilişkinin devamını isteyen taraf bakımından talebin ölçülü kurulması önemlidir. Çocuğun mevcut düzenini dikkate almayan geniş bir takvim istemek yerine, uygulanabilir ve gerektiğinde kademeli bir model önermek daha sağlıklı olabilir.
Kişisel ilişkinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteyen taraf ise ebeveynler arasındaki anlaşmazlıktan çok, görüşmenin çocuk üzerindeki somut etkisini ortaya koymalıdır. Sağlık kayıtları, uzman değerlendirmeleri, sosyal inceleme raporları, teslim tutanakları ve çocuğun serbestçe oluşmuş görüşü dosyanın niteliğine göre önem taşıyabilir.
Kişisel ilişkinin engellenmesi aynı zamanda velayet davası değerlendirmesini de etkileyebilir. Ancak kişisel ilişki kararına aykırılık, velayetin otomatik olarak el değiştirmesi anlamına gelmez. Velayetin değiştirilmesi bakımından da çocuğun üstün yararı esas alınır.
Her dosya çocuğun yaşı, gelişimi, güvenliği, ebeveynlerle ilişkisi ve mevcut delilleri üzerinden ayrı değerlendirilmelidir. Bu karar, somut olguların yerine geçen ve bütün kişisel ilişki uyuşmazlıklarını tek başına çözen bir karar değildir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay kararının hukuki değerlendirilmesi ve genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, içtihat ve uygulama zaman içinde değişebileceğinden her uyuşmazlık güncel hukuk ve kendi delilleri çerçevesinde ayrıca incelenmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
