Baba ve küçük çocuk Türkiye'deki bir evde sehpa üzerindeki ahşap bloklarla oynuyor; babaanne kanepede oturup onları izliyor. Bu görsel, dosyadaki somut bir olayın fotoğrafı değil, benzer bir bakım ortamını yansıtan temsili bir görseldir.

Annesini Tanımayan Çocuğun Velayetinin Babaya Verilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı

Doğduğundan beri babasının yanında büyüyen ve annesini tanımayan çocuğun velayeti, boşanma davasında anne ile baba arasında çekişme konusu olabilir. Boşanma davasında mahkeme, ortak çocuğun velayetinin, yani bakımı, eğitimi ve onun adına karar verme hak ve sorumluluğunun kimde kalacağını da belirler. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi, boşanmaya karar veren mahkemenin anne ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenlemesini öngörür. Velayet belirlenirken temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır ve anne ya da babanın beklentisi bu ölçütün önüne geçmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.03.2024 tarihli, E. 2023/4109, K. 2024/1805 sayılı kararında, doğumundan hemen sonra babasına bırakılan ve annesini hiç görmeyen çocuğun velayetini anneye veren Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozdu. Bölge Adliye Mahkemesi, aile mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu, yani kararın yeniden incelenmesi isteğini karara bağlayan üst mahkemedir; bozma ise Yargıtay’ın kararı hukuka aykırı bulup dosyayı yeniden karar verilmek üzere geri göndermesidir. Yargıtay’a göre çocuğun velayeti babaya verilmeliydi. Bozma yalnız velayetle sınırlı kaldı; boşanma, kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen nafaka ile tazminat bakımından karar onandı, yani yerinde bulundu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4109, K. 2024/1805, 14.03.2024

Belge hazirlaniyor…

İlk mahkeme davayı reddetti, üst mahkeme velayeti anneye verdi

Kadın, erkeğin kendisine fiziksel şiddet uyguladığını, tehdit ve hakaret ettiğini ileri sürerek boşanma davası açtı. Ortak çocuğun velayetinin kendisine verilmesini, çocuk ve kendisi için nafaka ödenmesini, ayrıca maddi ve manevi tazminat istedi. Erkek ise şiddet iddialarını kabul etmedi. Kadının çocuğu doğduğu gün bıraktığını, çocukla kendisinin ilgilendiğini ve erkeğin ısrarlarına rağmen kadının çocuğu arayıp sormadığını ileri sürerek davanın reddini istedi.

İlk Derece Mahkemesi, yani davaya ilk bakan aile mahkemesi, davayı ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetti. Mahkemeye göre kadın hamileyken evi terk etmiş, doğumdan hemen sonra çocuğu erkeğe vermiş ve çocuğun bakımından kaçınmıştı. Mahkeme, geçimsizlikte erkeğe yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını ve kusur sayılabilecek olayların üzerinden iki yıl geçtikten sonra dava açıldığını da belirtti.

Kadın bu karara karşı istinaf yoluna başvurdu. Bölge Adliye Mahkemesi, erkeğin basit yaralama eylemi nedeniyle ceza mahkemesinde mahkûm edildiğini, tarafların bu olaydan sonra ayrı yaşamaya başladığını ve kadının hamileyken evden ayrılmak zorunda kaldığını kabul etti. Son ayrılığa yol açan şiddet nedeniyle erkeği ağır kusurlu, anne ilgisine ihtiyacı olan çocuğu babasına bırakan kadını ise az kusurlu buldu ve tarafların boşanmasına karar verdi.

Aynı mahkeme, çocuğun yaşını ve anne ilgi ve şefkatine ihtiyacını gözeterek velayeti anneye verdi. Baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurdu; kişisel ilişki, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla düzenli olarak görüşmesidir. Kadın lehine nafaka ile maddi ve manevi tazminata, çocuk için de iştirak nafakasına hükmetti.

Erkek bu kararı temyiz ederek kararın tamamının bozulmasını istedi. Temyiz, bu kararın Yargıtay tarafından hukuka uygunluk bakımından denetlenmesidir.

Uzman raporu çocuğun bakım geçmişi hakkında ne söylüyordu?

Yargıtay, gerekçesinde dosyadaki 24.04.2018 tarihli uzman raporunu ayrıntılı olarak aktardı. Rapora göre taraflar çocuğun doğumundan önce ayrı yaşamaya başlamış, anne doğum yaptıktan hemen sonra çocuğu emzirmeyi reddederek babaya vermişti. Anne çocuğu o güne kadar hiç görmemişti ve çocuk da annesini tanımıyordu. Çocuğun bakımını doğumundan beri baba ile babaanne üstlenmişti.

Uzman, çocuğun baba ve babaannesiyle güvenli bağ, yani yanlarında kendini güvende hissettiği bir duygusal bağ kurduğunu tespit etmişti. Çocuğun doğduğu andan itibaren anneyle fiziksel ya da duygusal bir bağı yoktu. Rapor, çocuğun alıştığı ve bağ kurduğu kişilerden uzaklaştırılmasının ruhsal ve sosyal gelişimi bakımından uygun olmayacağını belirterek velayetin babaya verilmesinin çocuğun üstün yararına olacağı kanaatine varmıştı.

Yargıtay neden velayetin anneye verilmesini doğru bulmadı?

Yargıtay, velayet düzenlenirken göz önünde tutulacak temel ilkenin çocuğun üstün yararı olduğunu hatırlattı ve bu ilkeyi Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinin birinci fıkrasına dayandırdı. Bu hükme göre çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir. Yargıtay’a göre üstün yarar belirlenirken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması gözetilir. Anne ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları ise çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Yargıtay, velayet düzenlemesinin kamu düzenine ilişkin olduğunu da belirtti. Bu nedenle mahkeme gerekli araştırmayı kendiliğinden yapar ve yargılama sırasında meydana gelen gelişmeleri de gözetir. Yargıtay’a göre tarafların davayı kabul etmesi de tek başına hukuki sonuç doğurmaz.

Yargıtay bu ölçütü dosyaya uygularken yapılan araştırmayı, toplanan delilleri ve özellikle mahkemece alınan sosyal inceleme raporunu birlikte değerlendirdi. Bu rapor, uzmanların çocuğun ve ebeveynlerin yaşam koşullarını inceleyerek hazırladığı rapordur. Çocuk doğumundan hemen sonra babaya teslim edilmiş, o zamandan beri baba yanında kalmış ve bulunduğu ortama uyum sağlamıştı. Baba ve babaanneyle güvenli bağ kurmuş, anneyle ise hiç görüşmemişti. Baba yanında kalmasının çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağını gösteren bir delil de yoktu.

Yargıtay’a göre velayetin, doğum yapar yapmaz çocuğu babaya teslim eden ve ebeveyn sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmeyen anneye verilmesi çocuğun huzur ve gelişimini tehlikeye sokacak ve üstün yararına aykırı olacaktı. Bu nedenle Yargıtay, “ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesi gerekirken anneye verilmesi yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş” diyerek kararı velayet yönünden bozdu. Erkeğin diğer temyiz itirazlarını reddetti, bozma kapsamı dışında kalan bölümleri onadı ve dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine gönderdi.

Bölge Adliye Mahkemesi velayeti çocuğun yaşına ve anne ilgi ve şefkatine ihtiyacına dayanarak anneye vermişti. Yargıtay’ın gerekçesi ise çocuğun doğumundan beri fiilen kimin bakımında büyüdüğünü ve kimle bağ kurduğunu esas aldı. Kanaatimizce kararın öğretici yanı, çocuğun anne ilgisine ihtiyacı olduğu yönündeki gerekçe yerine dosyadaki somut bakım geçmişinin esas alınmasıdır.

Babanın boşanmada ağır kusurlu bulunması velayeti etkiledi mi?

Yargıtay’ın velayete ilişkin gerekçesinde babanın boşanmadaki ağır kusuru ayrıca ele alınmadı. Bölge Adliye Mahkemesi, eşine şiddet uygulayan erkeği boşanmada ağır kusurlu bulmuştu. Yargıtay erkeğin velayet dışındaki temyiz itirazlarını reddettiği için bu kusur belirlemesi değişmedi; velayet yönünden ise çocuğun babaya verilmesi gerektiği sonucuna vardı.

Gerekçedeki ilke, anne ve babanın boşanmadaki kusurlarının çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulacağıdır. Dosyada da baba yanında kalmanın çocuğun gelişimine engel olacağını gösteren bir delil bulunmadığı belirtildi.

Kanaatimizce karar, eşine şiddet uygulayan ebeveynin velayet talebinin her dosyada kabul edileceği biçiminde okunamaz. Karar, boşanmadaki kusur ile velayetin ayrı ölçütlerle değerlendirildiğini gösterir.

Çocuğun baba yanında yaşaması tek başına velayeti belirler mi?

Bu kararda tek başına belirlemedi. Yargıtay, çocuğun baba yanında yaşamasını doğumdan beri süren bakım, baba ve babaanneyle kurulan güvenli bağ, anneyle hiç görüşülmemiş olması ve uzman raporundaki tespitlerle birlikte değerlendirdi.

Yargıtay’ın çocukların yerleşmiş yaşam düzenini esas aldığı başka bir kararında da velayetin anneye verilmesi hukuka aykırı bulunmuştu. O dosyada çocukların uzun süredir babalarıyla yaşaması, eğitimlerini bu düzende sürdürmesi ve uzman görüşme tutanağı birlikte değerlendirilmişti. İncelenen kararda ise çocuk ayrıca annesini hiç görmemişti.

Velayet babaya verilirse anne çocukla nasıl görüşecek?

Velayetin babaya verilmesi, anne ile çocuk arasındaki ilişkinin kesilmesi anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre boşanmaya karar veren mahkeme, olanak bulundukça anne ve babayı dinledikten sonra onların haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler. Velayet kendisine verilmeyen ebeveynle kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur.

Dosyadaki uzman raporu da çocuğun sağlıklı kişilik gelişimi için annesine ihtiyacı olduğunu belirtmişti. Rapora göre anneyle ilişki önce belirli bir süre yatısız, yani çocuğun annede gece kalmadığı görüşmelerle başlamalı, sonra kademeli olarak artırılıp yatılı hâle getirilmeliydi. Rapor, anne ile çocuk arasında güvenli bağın kurulabilmesi için taraflara bu süreçte danışmanlık tedbiri verilmesinin de gerekli olabileceğini belirtmişti.

Bu öneriler uzman raporuna aittir; Yargıtay kişisel ilişkinin nasıl kurulacağına karar vermedi. Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olgular önlem alınmasını zorunlu kılarsa Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesine göre hâkim, kendiliğinden veya anne ya da babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır; velayetin değiştirilmesi de bu yolla istenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Avukat Görüşü

Bizim değerlendirmemize göre velayet uyuşmazlığında çocuğun fiilen kimin bakımında büyüdüğü iddia olarak bırakılmamalı, belgeyle gösterilmelidir. Çocuğun hangi tarihten beri kimin yanında kaldığını, sağlık kontrollerine kimin götürdüğünü, kreş veya okul kayıtlarında kimin veli olarak göründüğünü ve günlük bakımda kimlerin yer aldığını gösteren kayıtlar yargılamanın başında dosyaya sunulmalıdır.

Uzman incelemesi istenirken çocuğun bakım ortamının yerinde görülmesi ve çocuğun her iki ebeveynle ilişkisinin ayrı ayrı değerlendirilmesi talep edilebilir. Çocuğu uzun süredir görmemiş ebeveyn velayet isterken çocukla nasıl yeniden ilişki kuracağını gösteren kademeli bir görüşme planı da sunmalıdır.

Velayet yargılaması uzadıysa ve çocuğun yaşam düzeni değişmişse güncel bir sosyal inceleme raporu alınması istenebilir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.03.2024 tarihli, E. 2023/4109, K. 2024/1805 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 17.10.2026 tarihli hâliyle anlatılmıştır; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 17.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık