Boşanma davasında çocuğun velayeti düzenlenirken mahkeme çocuğun üstün yararını esas alır ve idrak çağına gelen çocuğun görüşü bu değerlendirmenin bir parçasıdır. İdrak çağı, çocuğun kendisini ilgilendiren konuda görüş oluşturabilecek olgunluğa ulaşmasını anlatır. Boşanma davası ilk derece, istinaf ve temyiz aşamalarından geçerken yıllar sürebilir; davanın başında küçük olan çocuk, dosya Yargıtay’a geldiğinde bu olgunluğa ulaşmış olabilir. Bu durumda daha önce kurulmuş velayet hükmünün, çocuğun ulaştığı bu olgunluk gözetilmeden ayakta kalıp kalamayacağı sorusu doğar.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.06.2026 tarihli, E. 2025/9964, K. 2026/7376 sayılı kararında, temyiz incelemesi, yani Yargıtay incelemesi sırasında idrak çağında bulunan çocuğun velayet konusundaki beyanının da alınması için velayet hükmünü bozdu. İlk Derece Mahkemesi, yani davaya ilk bakan aile mahkemesi, ortak çocuğun velayetini babaya vermişti. Bölge adliye mahkemesi, yani ilk derece kararlarına yapılan istinaf başvurusunu inceleyen mahkeme, bu başvuruyu esastan reddetmiş, başka bir deyişle ilk derece kararını yerinde bulmuştu. Yargıtay bölge adliye mahkemesinin kararını velayet yönünden ortadan kaldırdı, yani hükümsüz bıraktı. İlk Derece Mahkemesinin kararını da aynı yönden bozdu; bozma, Yargıtay’ın hükmü hukuka aykırı bulup yeniden karar verilmesini istemesidir. Velayet dışındaki temyiz edilen kısımlar ise onandı, yani Yargıtay tarafından hukuka uygun bulundu. Dosya yeniden karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderildi.
Velayet babaya verildikten sonra taraflar neyi temyiz etti?
Dosya, eşlerin birbirine karşı açtığı boşanma davalarına ilişkindir ve iki taraf da bölge adliye mahkemesinin kararını temyiz etti. Kadın tarafın vekili kadının açtığı davanın reddini, kusur belirlemesini, reddedilen tazminat taleplerini ve velayet düzenlemesini temyiz etti. Erkek tarafın vekili ise kusur belirlemesini ve erkeğin reddedilen manevi tazminat talebini temyiz etti. Yargıtay erkek tarafın bütün itirazlarını ve kadın tarafın velayet dışındaki itirazlarını yerinde görmedi; bu kısımlar Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onandı. Yargıtay’ın bozduğu tek konu velayet düzenlemesidir.
Yargıtay velayet kararında hangi ölçütleri hatırlattı?
Yargıtay, velayet düzenlemesinde gözetilecek temel ilkenin çocuğun üstün yararı olduğunu belirtti. Kararda bu ilke Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesine, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 1. maddesine, Türk Medeni Kanunu’nun 339. maddesinin birinci fıkrasına ve Çocuk Koruma Kanunu’nun 4. maddesinin (b) bendine dayandırıldı. Türk Medeni Kanunu’nun anılan hükmü, ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak karar almasını; Çocuk Koruma Kanunu’nun anılan bendi ise çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesini öngörür.
Kararda üstün yararın, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacıyla belirleneceği yazılıdır. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları ise çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Yargıtay ayrıca velayet düzenlemesinin kamu düzenine ilişkin, yani yalnız tarafların isteğine bırakılmayan bir konu olduğunu ve re’sen araştırma ilkesinin, yani mahkemenin gerekli araştırmayı taraf istemese de kendiliğinden yapması ilkesinin geçerli olduğunu belirtti. Karara göre bu ilke, yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin de göz önünde tutulmasını gerektirir.
Çocuğun görüşü konusunda Yargıtay, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesine ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. ve 6. maddelerine dayandı. Bu hükümler, idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve bu görüşe gereken önemin verilmesini öngörür. Yargıtay aynı paragrafta “Çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.” cümlesini de kurdu. Bu cümle, velayette çocuğun görüşü alınsa bile mahkemenin üstün yarar gerektirdiğinde çocuğun istediğinden farklı karar verebileceğini gösterir.
Çocuğun dosya Yargıtay’dayken idrak çağında olması sonucu nasıl değiştirdi?
Ortak çocuk 03.05.2017 doğumludur. Yargıtay, çocuğun temyiz incelemesi sırasında idrak çağında bulunduğunu tespit etti. Bu tespitle Yargıtay, çocuğun velayet konusundaki beyanlarının da alınmasını, ardından bütün delillerin birlikte değerlendirilmesini ve velayet bakımından üstün yararın belirlenerek yeni bir karar verilmesini istedi. Velayet hükmü bu amaçla bozuldu.
Kararda, İlk Derece Mahkemesinin hüküm kurduğu tarihte çocuğun idrak çağında olup olmadığı tartışılmamıştır. Yargıtay bozmayı, çocuğun temyiz incelemesi sırasındaki durumuna ve yargılama sırasındaki gelişmelerin de gözetilmesi gerektiği ilkesine bağlamıştır. Kanaatimizce karar, velayet hükmü denetlenirken yalnız hükmün kurulduğu günkü tabloya değil, dosyanın Yargıtay’da incelendiği tarihte çocuğun ulaştığı olgunluğa da bakıldığını göstermektedir.
Yargıtay velayeti anneye veya babaya kendisi vermemiştir. Çocuğun beyanının hangi yöntemle alınacağı da kararda gösterilmemiştir. Bozmadan sonra İlk Derece Mahkemesi çocuğun beyanını aldıktan sonra bütün delilleri birlikte değerlendirecek ve velayet hakkında yeniden karar verecektir.
Yargıtay aynı sonuca daha önce, 2008 doğumlu çocuğa görüşlerini ifade etme olanağı tanınmadan kurulan velayet hükmünü bozduğu 02.02.2026 tarihli, E. 2025/6482, K. 2026/860 sayılı kararında da varmıştı. O dosyada Yargıtay, mahkemenin çocuğa görüşünü açıklama olanağı tanımamasını ve uzman incelemesi yaptırmamasını eksik inceleme saymıştı. İncelenen kararda ise bozmanın dayanağı, çocuğun dava Yargıtay’dayken idrak çağında bulunması ve yargılama sırasındaki gelişmelerin de gözetilmesi gerektiğidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu kararda 03.05.2017 doğumlu, yani Yargıtay’ın 30.06.2026 tarihli kararı sırasında dokuz yaşında olan çocuk idrak çağında kabul edildi ve velayet konusundaki beyanının alınması istendi. Kararda idrak çağı için bir yaş sınırı gösterilmediğinden, dokuz yaşındaki her çocuk için aynı sonucun kendiliğinden çıkacağı söylenemez; mahkeme çocuğun durumunu kendi dosyasında değerlendirir.
Geçmez. Yargıtay bu kararda idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmasını ve görüşüne gereken önemin verilmesini istemiş, ancak çocuğun üstün yararı gerektirirse görüşünün aksine karar verilebileceğini de belirtmiştir. Mahkeme çocuğun beyanını dosyadaki bütün delillerle birlikte değerlendirir.
Çocuğun beyanından sonra mahkeme bütün delilleri birlikte değerlendirir ve hangi düzenin çocuğun gelişimine daha uygun olduğunu belirler. Sizin veya diğer ebeveynin sosyal konumu gibi durumlar, bu karara göre ancak çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde hesaba katılır.
Avukat Görüşü
Velayet uyuşmazlığı kanun yolundayken çocuğun doğum tarihi ve büyüdükçe değişen durumu dosyada görünür tutulmalıdır. Yargıtay bu kararda velayetin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve yargılama sırasındaki gelişmelerin de gözetileceğini belirtmiştir. Bu nedenle temyiz dilekçesinde velayete itiraz edilirken çocuğun o tarihteki yaşının ve velayet konusundaki beyanının dosyada bulunup bulunmadığının yazılması, incelenecek olguyu açık hâle getirir.
Hüküm fıkrası velayet dışındaki temyize konu bölümleri onadığı için, bozmadan sonra yalnız velayet düzenlemesi yeniden karara bağlanacaktır. Bu aşamada taraflar delillerini velayete odaklamalıdır. Çocuğun beyanı diğer delillerle birlikte tartılacağı için, taraflar beyanın yönlendirilmiş görünmesine yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.06.2026 tarihli, E. 2025/9964, K. 2026/7376 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 04.11.2026 tarihinde Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
