Çocuğun bakımı koruyucu aile sözleşmesiyle başladıysa, bu aile daha sonra çocuğu evlat edinebilir mi? Koruyucu ailelik, devletin koruma altına aldığı çocuğun bakımını bir aileye bırakır; ancak aile ile çocuk arasında evlatlık bağı kurmaz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koruyucu aile açıklamalarına göre bu hizmette ana ve babaya ait haklar ve yükümlülükler koruyucu aileye geçmez ve hizmet, çocuk hakkındaki korunma kararı kaldırılıncaya kadar sürer. Evlat edinme ise mahkeme kararıyla sonuçlanan ayrı bir süreçtir.
İçindekiler
Türk Medeni Kanunu’nun 305. maddesine göre bir küçüğün evlat edinilebilmesi için evlat edinenin çocuğa bir yıl süreyle bakmış ve onu eğitmiş olması gerekir. Aynı madde, evlat edinmenin her hâlde küçüğün yararına bulunmasını da ister. Kural olarak biyolojik anne ve babanın rızası da aranır. Kanunun 311. maddesi ise anne veya babanın küçüğe karşı özen yükümlülüğünü, yani çocuğun bakımı ve gözetimiyle ilgilenme görevini yeterince yerine getirmediği hâlde onun rızasının aranmayacağını düzenler. Yaş ve yaş farkı gibi diğer evlat edinme şartları da mahkemece ayrıca aranır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.04.2025 tarihli, E. 2024/7588, K. 2025/4035 sayılı kararında bu soruyu koruyucu anne yararına cevapladı. Davaya ilk bakan İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmişti. Bu karara yapılan itirazı, yani istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi ise ilk kararı kaldırarak davayı reddetti. Koruyucu annenin bu kararı Yargıtay’a taşıması, yani temyiz etmesi üzerine Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bozdu; başka bir deyişle hukuka aykırı bularak ortadan kaldırdı. Yargıtay davanın kabul edilmesi gerektiğini belirtti ve dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine gönderdi.
Çocuk bir haftalıkken kuruma, altı aylıkken koruyucu anneye verildi
Karara göre çocuk, 29.03.2019 tarihinde biyolojik anne ve babanın evlilik dışı ilişkisinden doğdu. Anne ve baba, aileleri durumu öğrenirse çocuğun can güvenliğinin tehlikeye gireceği kaygısıyla çocuğu bir haftalıkken, 05.04.2019 tarihinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kuruma bıraktı. Uzmanların aileyi ve çocuğu inceleyerek hazırladığı 04.09.2019 tarihli sosyal inceleme raporuna göre çocuğu o zamana kadar hiç aramadılar ve ziyaret etmediler. Kurum, biyolojik ebeveynlerden biriyle telefonla görüştü. Görüşmede biyolojik ebeveynler çocuğun evlat edinilmesini istemediklerini, evlenip çocuğu alacaklarını bildirdi.
Bu görüşmeden sonra çocuk, altı aylıkken koruyucu anneye, yani bu davanın davacısına teslim edildi. Bölge Adliye Mahkemesinin tespitine göre teslim 24.10.2019 tarihinde evlat edinme amacıyla değil, koruyucu aile sözleşmesiyle yapılmıştı. Biyolojik anne ve babadan biri 09.09.2021 tarihinde önceki evliliğinden boşandı; ikisi 24.05.2022 tarihinde evlendi. Biyolojik anne 27.06.2022 tarihinde kuruma başvurdu. Koruyucu anne ise biyolojik anne ve babanın rızası aranmaksızın çocuğu evlat edinmek için dava açtı. Çocuğun bırakıldığı kurum da davada davalı olarak yer aldı.
Dava önce kabul edildi, itiraz üzerine reddedildi
İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etti. Mahkemeye göre anne ve baba, çocuğu kuruma bıraktıktan sonra geçen yaklaşık dört beş yıl içinde kuruma görüşme talebiyle bile başvurmamış, ebeveynlik görevlerini yerine getirmemişti. Mahkeme, sosyal inceleme raporlarında evlat edinmeye engel bir durum bulunmadığını, çocuğun davacıyı annesi olarak bildiğini ve yaşadığı ortamın değişmesinin çocuğa psikolojik olarak zarar vereceğini kabul etti. Çocuğun baba figürü olmadan büyüyeceği itirazını da kanunun evli olmayan kişiye evlat edinme imkânı tanıdığını belirterek karşıladı.
Davalılar bu karara karşı istinaf yoluna başvurdu. Bölge Adliye Mahkemesi, davacının çocuğu evlat edinmek için değil koruyucu aile olmak üzere aldığını ve bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun 305. maddesindeki koşulların oluşmadığını kabul etti. Babanın doğumdan kısa süre sonra çocuğu tanıdığını, yani babalığını resmî olarak kabul ettiğini, biyolojik ebeveynlerin evlendikten kısa süre sonra ve davadan önce çocuğu kurumdan almak ve onunla görüşmek için girişimde bulunduğunu da dikkate aldı. Mahkemeye göre bu olgular, ebeveynlerin çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği sonucunu desteklemiyordu. Çocukla biyolojik ailesi arasında başlayan görüşmelerin çocuk lehine olumlu ilerlediğini de ekledi ve davayı reddetti.
Koruyucu aile sözleşmesi evlat edinmeye engel midir?
Yargıtay’a göre değildir. Yargıtay, Türk Medeni Kanunu’nda evlat edinmenin şartları arasında “çocuğun Kurum’dan koruyucu aile olarak almamış olmak” diye bir koşulun düzenlenmediğini belirtti.
Yargıtay’a göre evlat edinmeye karar verilirken ve diğer bütün şartlar değerlendirilirken öncelikle bakılacak nokta, evlat edinmenin küçüğün üstün yararına uygun olup olmadığıdır. Daire bu görüşü Türk Medeni Kanunu’nun 305. maddesinin ikinci fıkrasına dayandırdı ve fıkranın evlat edinmenin “her hâlde” küçüğün yararına bulunmasını istediğini vurguladı. Doktrinde de çocuğun üstün yararının evlat edinmenin olmazsa olmaz şartı sayıldığını hatırlattı.
Yargıtay bu ölçütü uygularken mahkemenin aldırdığı tek sosyal inceleme raporuna dayandı. Rapora göre davacı ile çocuk arasında anne-çocuk ilişkisi kurulmuştu. Çocuk bütün bebeklik dönemini kesintisiz olarak davacıyla geçirmiş ve onu annesi olarak benimsemişti. Davacıdan ayrılması çocuğun psikolojik gelişimini olumsuz etkileyecekti.
Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin 305. maddeye dayanan gerekçesini ayrıca anmadı; kanunda böyle bir koşulun bulunmadığını belirtip kararı bozdu. Maddenin birinci fıkrasındaki bir yıllık bakım ve eğitim koşulu da kararda ayrıca tartışılmadı. Kanaatimizce karar, bakım ilişkisinin hangi sözleşmeyle başladığından çok çocuğun fiilen kimin yanında ve hangi bağ içinde büyüdüğüne bakılması gerektiğini göstermektedir.
Anne ve babanın sonradan çocuğu istemesi rızayı gerekli kılar mı?
Bu olayda kılmadı. Yargıtay, anne ve babanın çocuğu kuruma bıraktıktan sonra biyolojik annenin 27.06.2022 tarihli başvurusuna kadar çocuğu arayıp sormadığını ve bu şekilde velayet görevlerini özenle yerine getirmediğini kabul etti. Yargıtay, çocuğun kuruma can güvenliği kaygısıyla bırakıldığını kararında belirtmekle birlikte, bırakıldıktan sonra üç yılı aşkın süre devam eden ilgisizliği özen eksikliği olarak değerlendirdi. Bu nedenle çocuğun davacı tarafından evlat edinilmesine ve anne ile babanın rızasının aranmamasına karar verilmesini çocuğun üstün yararının gereği saydı.
Kararda bu sonuç için kanun maddesi gösterilmemiştir. Anne veya babanın küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği hâlde rızasının aranmayacağı, giriş bölümünde anılan 311. maddede düzenlenir. Evlat edinmede anne ve baba rızasının aranmaması konusundaki başka bir Yargıtay kararında da çocuk uzun süredir davacıların yanında yaşıyordu ve Yargıtay her iki ebeveynin özen yükümlülüğünü somut deliller üzerinden değerlendirmişti.
Evlatlık ilişkisi bu kararla kuruldu mu?
Hayır. Yargıtay kendisi evlat edinme hükmü kurmadı. Hüküm fıkrasında Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, duruşma için takdir edilen 28.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek hâlinde yatırana geri verilmesine ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. Evlatlık ilişkisinin kurulması için dosyanın gönderildiği mahkemenin yeni bir karar vermesi gerekir; karar metni bu sonraki aşamada ne olduğunu göstermez.
Yargıtay’ın sonucu, biyolojik ebeveynlerin çocuğu üç yılı aşkın süre arayıp sormamasına, çocuğun bütün bebeklik dönemini davacıyla geçirmesine ve sosyal inceleme raporunun ayrılığın çocuğa zarar vereceğini göstermesine birlikte dayanır. Kanaatimizce biyolojik ailenin çocukla düzenli ilgilendiği ya da sosyal incelemenin farklı sonuç verdiği bir dosyada, koruyucu aile sözleşmesinin engel sayılmaması tek başına davanın kabulünü sağlamaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 312. maddesine göre anne veya babanın küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği gerekçesiyle rızasının aranmamasına karar verilirse bu karar ilgiliye yazılı olarak bildirilir.
Avukat Görüşü
Koruyucu aile olarak bakılan çocuk için evlat edinme davası açılacaksa, dilekçe teslimin hangi sözleşmeyle yapıldığını açıkça göstermeli ve bakımın başladığı tarihten itibaren kesintisiz sürdüğünü belgelerle ortaya koymalıdır. Koruyucu aile sözleşmesi, çocuğun teslimini ve bakımın sürdüğünü gösteren kurum kayıtları ile çocuğun sağlık ve eğitim kayıtları tarih sırasıyla sunulursa mahkeme bakım ilişkisinin süresini ve niteliğini belgeden görebilir.
Biyolojik anne ve babanın rızasının aranmaması isteniyorsa, çocuğun kuruma bırakıldığı tarih, kurumun ebeveynlere ulaştığı tarihler, ebeveynlerin ilk başvuru tarihi ve davanın açıldığı tarih ayrı ayrı gösterilmelidir. Çocukla biyolojik ailesi arasında görüşmeler başladıysa bunların ne zaman başladığı ve çocuğu nasıl etkilediği de sosyal inceleme raporu ve tanık anlatımlarıyla dosyaya yansıtılmalıdır.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarihli, E. 2024/7588, K. 2025/4035 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 18.10.2026 tarihli hâliyle anlatılmıştır; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
