Türkiye’de bir evde çocukla kurulan uzun süreli bakım ilişkisini gözlemleyen sosyal hizmet uzmanı

Evlat Edinmede Anne ve Baba Rızasının Aranmaması Hakkında Yargıtay Kararı

Bir küçüğün evlat edinilmesi kural olarak biyolojik anne ve babanın rızasını gerektirir. Ne var ki rıza, çocuğun korunmasını fiilen engelleyen mutlak bir yetki değildir. Türk Medeni Kanunu, anne veya babanın çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği hâllerde rızanın aranmayacağını öngörür. Bu istisnanın uygulanabilmesi için aile bağının zayıfladığına dair genel bir izlenim yetmez; çocuğun bakım geçmişini ve biyolojik ebeveynlerin davranışlarını gösteren somut olgular gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.06.2026 tarihli, E. 2026/4172, K. 2026/6723 sayılı kararına konu dosyada çocuk 21 Ocak 2014 doğumludur ve tanık anlatımlarına göre doğumundan beri davacıların yanında büyümüştür. Daire, biyolojik anne ile babanın bakım görevlerini nasıl yerine getirdiklerini, çocuğun anlatımlarını ve sosyal inceleme raporunu birlikte ele aldı. Annenin dava sırasında rıza göstermediğini bildirmesi tek başına belirleyici sayılmadı; çocuğun üstün yararı ile Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesindeki özen yükümlülüğü ölçütü dosyadaki deliller üzerinden uygulandı.

Temyiz incelemesinde her iki ebeveynin çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği kabul edildi. Bu nedenle anne ve babanın evlat edinmeye rızası aranmadı ve davanın kabul edilmesi gerektiği belirtildi. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararı kaldırıldı; Antalya 12. Aile Mahkemesinin davayı reddeden kararı bozuldu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/4172, K. 2026/6723, 16.06.2026

Belge hazirlaniyor…

İlk Derece Mahkemesi Neden Annenin Rıza Göstermemesini Belirleyici Saydı?

Davacılar, doğumundan beri yanlarında yaşayan küçüğün evlat edinilmesine ve biyolojik anne ile babanın rızasının aranmamasına karar verilmesini istemişti. Antalya 12. Aile Mahkemesi, biyolojik babanın çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediği konusunda vicdani kanaate ulaştı. Biyolojik anne ise davanın açılmasından bir gün sonra, 12 Temmuz 2023’te açık rıza beyanı imzalamıştı. Ancak 7 Ağustos 2023’te çocuğun kaçırıldığı iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu ve 18 Eylül 2023 tarihli cevap dilekçesinde evlat edinmeye rıza göstermediğini bildirdi. İlk derece mahkemesi, biyolojik annenin rızası bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, davacıların istinaf başvurusunu esastan reddetti. Temyiz aşamasında tartışılan mesele, biyolojik annenin son beyanının davanın reddi için tek başına yeterli olup olmadığıydı. Yargıtay, annenin çocuğa karşı özen yükümlülüğünü fiilen yerine getirip getirmediğinin ayrıca incelenmesi gerektiğini esas aldı.

Yargıtay Hangi Somut Olguları Esas Aldı?

Yargıtay kararında, çocuğa doğumundan beri davacıların baktığı tanık anlatımlarıyla sabit kabul edildi. Biyolojik anne de kolluk ifadesinde çocuğu yedi yıl önce davacılara verdiğini ve çocuğun çoğunlukla onların yanında kaldığını anlattı. Bu beyan, bakımın geçici bir yardım ilişkisi olmadığını ve çocuğun gündelik yaşamının uzun süre davacılar yanında sürdüğünü destekledi.

Dosyadaki sosyal çalışma görevlisi görüşmesinde çocuk, davacıları gerçek anne ve babası olarak gördüğünü söyledi. Çocuk ayrıca biyolojik annesi ile üvey babasının kendisine vurduklarını, ağzına tükürdüklerini ve eziyet ettiklerini anlattı. Davacı tanıkları da çocuğun biyolojik annesinin yanında kaldığı kısa dönemlerden morarmış, kilo vermiş ve bakımsız biçimde döndüğünü ifade etti. Daire bu anlatımları dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirdi ve annenin çocuğu yanına aldığı kısa dönemlerde ona şiddet uyguladığı sonucuna vardı. Bu tespit bir hukuk davasında yapıldığından, anlatılan eylemler bakımından ceza sorumluluğu belirlemez.

Biyolojik babanın çocukla hiç irtibat kurmaması da kararda açıkça belirtildi. Daire, biyolojik babanın ilgisizliğini ve biyolojik annenin kısa süreli bakım dönemlerinde dosyaya yansıyan davranışlarını birlikte değerlendirerek her iki ebeveynin özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği sonucuna ulaştı. Buradan, çocuğuyla bir süre görüşmeyen her anne veya babanın rızasının kendiliğinden devre dışı kalacağı sonucu çıkarılamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesindeki istisna, her dosyanın bakım geçmişi ve doğrulanabilen delilleri üzerinden uygulanır.

Evlat edinme şartları ile ana ve baba rızasının genel çerçevesi, bu istisnanın evlat edinmenin diğer koşullarından ayrı okunamayacağını açıklar. Yargıtay da biyolojik ebeveynlerin davranışlarının yanında çocuğun davacılarla kurduğu kalıcı ilişkiyi ve evlat edinmenin çocuğa uygunluğunu gösteren sosyal incelemeyi hesaba kattı.

Sosyal İnceleme Raporu Çocuğun Kimlerle Ebeveynlik Bağı Kurduğunu Gösterdi

15 Kasım 2023 tarihli sosyal inceleme raporunda davacıların çocukla onun erken yaşlarından beri birlikte yaşadıkları, çocuğun ihtiyaçlarına karşı duyarlı ve sorumluluk sahibi oldukları, çocukla aralarında sağlıklı iletişim ile anne-baba bağı bulunduğu yazıldı. Rapor, davacıların psikososyal ve ekonomik açıdan evlat edinmeye uygun olduklarını ve yasal koşulları taşıdıklarını da belirtti.

Yargıtay, Türk Medeni Kanunu’nun 305. maddesinin ikinci fıkrasındaki çocuğun üstün yararı ilkesini doktrine de atıf yaparak “en önemli” ve “olmazsa olmaz” koşul olarak niteledi. Uzun süreli fiilî bakım, çocuk ile davacılar arasında oluşan ebeveynlik bağı ve biyolojik ebeveynlerin özen yükümlülüğündeki eksiklikler aynı değerlendirme zincirinde yer aldı. Sosyal inceleme raporu, davacıların maddi imkânlarının ötesinde çocuğun güvenli ve istikrarlı bakım ilişkisini kimlerle kurduğunu somutlaştırdı.

Velayet uyuşmazlıklarında çocuğun üstün yararının ve sosyal incelemenin rolü benzer kavramlar içerir; ancak velayet kararıyla evlat edinme aynı hukuki sonucu doğurmaz. Velayet davasında çocuğun hangi ebeveynle yaşayacağı belirlenir; bu davada ise evlat edinmede biyolojik anne ve babanın rızasının aranıp aranmayacağı tartışıldı.

Bozma Kararı Evlat Edinmenin Tamamlandığı Anlamına Gelmez

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi davanın kabul edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını bozdu. Bu sonuç, evlat edinme ilişkisinin temyiz hükmüyle doğrudan kurulduğu biçiminde okunmamalıdır. Dosya, bozma gerekçesine göre yeniden hüküm kurulmak üzere alt derece yargılamasına döner. Bozma sonrası yargılamanın ve verilecek kararın kesinleşme süreci, dosyanın güncel durumuna göre ayrıca izlenmelidir.

Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası ise kurulmuş bir evlatlık ilişkisinin sonradan kaldırılmasına ilişkindir. İncelenen kararda ortada henüz kurulmuş bir evlatlık ilişkisi yoktu; uyuşmazlık, evlat edinmenin ön aşamasında biyolojik anne ve babanın rızasının aranıp aranmayacağıydı.

Evlat edinme sürecinin idari yönü Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının evlat edinme hizmetine ilişkin açıklamalarında anlatılır; aracılık faaliyetlerinin ayrıntıları ise Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzük ile düzenlenmiştir. Bu kaynaklar da çocuğun üstün yararını esas alır. Ana ve babanın rızasının Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca aranıp aranmayacağına ise mahkeme, her dosyanın kendi delillerine göre karar verir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Rıza kuraldır; ancak Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesindeki koşullar gerçekleşirse anne veya babanın rızası aranmaz. İncelenen dosyada Yargıtay, her iki biyolojik ebeveynin çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediğine karar verdi.

Her dosyada değil. Bu kararda biyolojik annenin rıza göstermediğini bildirmesine rağmen çocuğun bakım geçmişi, annenin davranışları, biyolojik babanın çocukla hiç irtibat kurmaması ve sosyal inceleme raporu birlikte değerlendirildi. Yargıtay, rızanın aranmaması gerektiği sonucuna ulaştı.

Hayır. Uzun süreli fiilî bakım önemli bir olgu olabilir, fakat tek başına otomatik sonuç doğurmaz. Biyolojik anne ve babanın özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirip getirmediği ile evlat edinmenin çocuğun üstün yararına uygunluğu somut delillerle incelenir.

Biyolojik annenin çocuğu yıllar önce davacılara verdiğine ilişkin kolluk beyanını, çocuğun ve tanıkların kısa bakım dönemlerine ilişkin anlatımlarını, biyolojik babanın çocukla hiç irtibat kurmamasını ve sosyal inceleme raporunu birlikte değerlendirdi. Daire, bu bütün içinde her iki ebeveynin özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği sonucuna vardı.

Hayır. Daire, çocuğun ve tanıkların anlatımlarını diğer delillerle birlikte değerlendirerek annenin kısa bakım dönemlerinde çocuğa şiddet uyguladığı sonucuna vardı. Ancak bu tespit, evlat edinme koşulları incelenirken bir hukuk davasında yapıldı ve ceza sorumluluğu belirlemez.

Rapor, davacıların çocuğun erken yaşlarından beri bakımını üstlendiğini, çocukla aralarında anne-baba bağı kurulduğunu, ihtiyaçlara duyarlı ve sorumluluk sahibi olduklarını ve evlat edinme için psikososyal ile ekonomik yeterliliğe sahip bulunduklarını kaydetti. Böylece mevcut bakım ilişkisinin niteliği somutlaştı.

Hayır. Yargıtay, davanın kabul edilmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece mahkemesi kararını bozdu. Evlat edinme ilişkisinin kurulması için bozma sonrası yargılama ve kararın kesinleşme süreci ayrıca değerlendirilir.

Hayır. İncelenen kararda irtibatsızlık, uzun süreli bakım geçmişi ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildi. Her dosyada görüşmeme nedenleri, süresi, ebeveynin bakım ve destek davranışları ile çocuğun koşulları ayrıca araştırılır.

Çocuğun güvenliği, bakım sürekliliği, gelişimi ve kurduğu istikrarlı ilişkiler değerlendirmenin esasını oluşturur. Yargıtay bu dosyada Türk Medeni Kanunu’nun 305. maddesinin ikinci fıkrasındaki üstün yarar ölçütünü en önemli ve olmazsa olmaz koşul olarak uyguladı.

Avukat Görüşü

Ana ve baba rızasının aranmaması isteniyorsa dilekçe, yalnız çocuğun uzun süredir başka bir aile yanında yaşadığını söylemekle yetinmemelidir. Çocuğa hangi tarihten beri kimin baktığı, biyolojik anne ve babanın çocukla temasının niteliği, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarının kim tarafından karşılandığı, kısa süreli geri dönüşlerin çocuğa etkisi ve mevcut bakım ilişkisinin sürekliliği tarih sırasıyla gösterilmelidir. Tanık anlatımları, kolluk beyanları ve sosyal inceleme raporu birbirini doğrulayan veya ayrışan yönleriyle sunulur.

Dosyada çocuğun şiddete maruz kaldığına ilişkin beyanlar varsa, bu anlatımlar çocukla görüşmenin yöntemi, sosyal inceleme bulguları ve varsa resmî kayıtlarla birlikte değerlendirilir. Bir iddiayı kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti gibi yazmak da biyolojik ebeveynin rıza göstermemesini otomatik olarak yetersiz bakım saymak da hatalı olur. Talep, Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesindeki somut koşula bağlanmalı; evlat edinmenin çocuğun üstün yararına neden hizmet ettiği ayrıca açıklanmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.06.2026 tarihli, E. 2026/4172, K. 2026/6723 sayılı kararı hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Evlat edinme koşulları, ana ve baba rızası, çocuğun bakım geçmişi ve deliller her dosyada ayrı incelenir. Mevzuat ile yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 26.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top