Sade bir ev ortamında baba ile küçük çocuğun birlikte vakit geçirmesini temsil eden yazısız sahne.

Velayet Değişmese de Görüşme Talebi Kabul Edilince Giderlerin Anneye Yükletilmesi Hakkında Yargıtay Kararı

Velayet davasında yargılama giderleri, kural olarak davayı kaybeden tarafa yükletilir. Velayetin değiştirilmesini isteyen ebeveyn ise bu isteği kabul edilmezse çocukla görüşme sürelerinin yeniden belirlenmesini de aynı davada isteyebilir. Böyle bir davada velayet talebi reddedilip görüşme talebi kabul edilirse giderleri hangi tarafın ödeyeceği sorusu doğar. İncelenen kararda bu soru, taleplerin dava dilekçesinde sıralı olarak istenmiş olması üzerinden cevaplandı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.11.2024 tarihli, E. 2024/6737, K. 2024/8845 sayılı kararında böyle bir dosyayı inceledi. Dosyada velayet annede kalmış, babanın görüşme sürelerine ilişkin talebi kabul edilmiş, yargılama giderleri ile vekâlet ücreti de anneye yükletilmişti. Davaya ilk bakan aile mahkemesinin kararı, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince yerinde bulunmuştu. Bu karara karşı anne Yargıtay’a başvurdu; Yargıtay bölge adliye mahkemesi kararını onadı, yani bozmadan olduğu gibi bıraktı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6737, K. 2024/8845, 20.11.2024

Belge hazirlaniyor…

Baba önce velayeti, olmazsa görüşme sürelerinin değişmesini istedi

Taraflar anlaşmalı olarak boşanmış, ortak çocuğun velayeti anneye verilmişti. Babanın vekili, annenin çocuğa bakabilecek bilgi ve birikime sahip olmadığını ve çocuğun baba yanında kaldığını ileri sürdü. Baba, velayetin kendisine verilmesini, yani velayetin değiştirilmesini istedi. Bu isteği kabul edilmezse çocukla kişisel ilişki sürelerinin, başka bir deyişle görüşme düzeninin yeniden belirlenmesini talep etti. Anne ise iddiaları kabul etmeyerek davanın reddini istedi.

Baba bu iki isteği birbirinden bağımsız olarak değil, bir öncelik sırasıyla ileri sürdü. Hukuk dilinde bu yapıya terditli dava denir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 111. maddesine göre davacı, aralarında sıkı bağlantı bulunan taleplerini bir öncelik sırasına koyarak biri olmazsa diğerinin kabulünü isteyebilir. Mahkeme önce asıl talebi inceler, asıl talebi reddederse yedek talebe geçer.

Mahkeme velayeti annede bıraktı, görüşme takvimini yeniden belirledi

İlk derece mahkemesi, yani davaya ilk bakan aile mahkemesi, iki ebeveyn için de sosyal inceleme raporu aldırdı. Bu rapor, uzmanların ebeveynin yaşam koşullarını ve çocuğun düzenini inceleyerek hazırladığı rapordur. Raporlara göre babanın koşulları velayet için elverişliydi; çocuk uzun süredir baba ve babaanne yanında yaşıyor ve bu düzene alışmış durumdaydı. Aynı raporlar, çocuğun yaşı gereği annesinin ilgi ve bakımına ihtiyaç duyduğunu, son bir yılda anneyle görüşmesinin engellendiğini ve anne yanında çocuk açısından olumsuz bir unsur bulunmadığını da tespit etti.

Mahkeme, annenin çocuğu ihmal ettiğini gösteren somut bir bulgu bulunmadığı için velayet talebini reddetti. Babanın yedek talebini ise kabul etti. Yeni düzene göre baba, çocuğu her ayın birinci ve üçüncü hafta sonlarında cumartesi 10.00’dan pazar 17.00’ye kadar, yarıyıl tatilinin ilk haftasında ve her yıl 1-31 Temmuz arasında yanına alacaktı. Dini bayramların üçüncü günü ve babalar gününde ise 10.00 ile 17.00 arasında çocukla görüşecekti. Görüşmeler çocuğun eğitimine ve sağlık tedavisine engel olmayacak biçimde yapılacaktı.

Baba davanın tamamen kabulü, anne ise tamamen reddi için istinaf yoluna başvurdu. İstinaf, ilk derece mahkemesi kararının bölge adliye mahkemesince yeniden incelenmesidir. Bölge adliye mahkemesi iki başvuruyu da yerinde görmeyerek esastan reddetti. Bu karara karşı yalnız anne temyiz yoluna, yani Yargıtay’a başvurdu ve görüşme düzenine, yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine itiraz etti.

Velayet davasında yargılama giderleri neden anneye yükletildi?

Bölge adliye mahkemesi kararında davanın terditli açıldığını, velayet talebi yerinde görülmeyince yedek talebin kabul edildiğini belirtti. Bu kabul nedeniyle yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin anneye yükletilmesini HMK’nin 326. maddesinin birinci fıkrasına uygun buldu.

Bu fıkra, kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasını öngörür. HMK’nin 323. maddesi de vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir edilen vekâlet ücretini yargılama giderleri arasında sayar.

Bölge adliye mahkemesi bu sonuca ulaşırken ayrıntılı bir açıklama yapmadı. Kanaatimizce bu gerekçeye göre baba velayeti alamamış olsa da sıralı taleplerinden biri kabul edilmiş, davanın tamamen reddini isteyen anne ise bu talep yönünden aleyhine hüküm verilen taraf olmuştur.

Yargıtay neyi onadı, neyi incelemedi?

Baba temyize gitmediği için velayet talebinin reddi Yargıtay’ın önüne gelmedi; Yargıtay yalnız annenin itiraz ettiği bölümleri inceledi. Annenin görüşme düzenine ve giderlere yönelik itirazlarını kararı bozmayı gerektirecek nitelikte görmedi. Bölge adliye mahkemesi kararını HMK’nin 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca oy birliğiyle onadı ve temyiz giderini de temyiz eden anneye yükletti.

Kararın gerekçesi kısadır. Yargıtay giderler konusunda ayrı bir açıklama yapmadı ve bölge adliye mahkemesinin gerekçesini tekrar etmedi. Bu nedenle kanaatimizce karar, terditli açılan bir davada yedek talebin kabulü üzerine giderlerin davalıya yükletilmesini hukuka aykırı bulmayan bir onama kararı olarak okunmalıdır. Kararın bütün velayet ve kişisel ilişki davaları için ayrıntılı bir gider kuralı koyduğu söylenemez.

Bu karar hangi davalarda yol gösterir?

Kararın gider sonucu, taleplerin sıralı biçimde kurulmasına ve yedek talebin kabulüne dayanır. Yargıtay, talepleri birbirinden bağımsız olarak ileri sürülmüş bir davayı incelemedi. HMK’nin 326. maddesinin ikinci fıkrası, iki taraftan her birinin kısmen haklı çıktığı davalarda giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılmasını öngörür. Bu nedenle kanaatimizce karar, bağımsız taleplerle açılmış bir davada giderlerin tamamının tek tarafa yükletileceğini göstermez.

Çocukla kişisel ilişki kurulmasını, Türk Medeni Kanunu’nun 323. maddesi uyarınca velayeti kendisine bırakılmayan anne veya baba isteyebilir. Bu dosyadaki takvim o çocuğun durumuna göre kurulmuştur; onama kararı, başka bir çocuk için de bir aylık yaz görüşmesinin uygun olduğunu göstermez. Yargıtay başka bir kararında kişisel ilişki takviminin çocuğun okul düzenine uygun olması gerektiğini vurgulamıştır.

Velayetin kaldırılması talebine yedek olarak kişisel ilişki istenen başka bir dosyada Yargıtay, mahkemenin önce asıl talebi sonuçlandırması gerektiğini belirtmiştir. O karar velayetin kaldırılması davasında tam ıslah yazısında incelenmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kural olarak davayı açan taraf öder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesine göre yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan alınır; dava tamamen reddedilirse bu taraf davacıdır.

Hayır. Anneye yükletilen, mahkemenin kanun gereğince hükmettiği vekâlet ücretidir. Babanın avukatıyla yaptığı sözleşmedeki ücret bundan ayrıdır.

Gerekmez. Velayeti kendisinde olmayan anne veya baba, görüşme sürelerinin yeniden belirlenmesini velayet talebi olmadan da isteyebilir. Bu isteği velayet davasında yedek talep olarak ileri sürmek yalnız seçeneklerden biridir.

Avukat Görüşü

Velayetin değiştirilmesi istenirken yalnız iyi bakım olanaklarını anlatmak yeterli olmaz. Velayet sahibi ebeveynin durumunun çocuk aleyhine nasıl değiştiğini gösteren somut olgular ve deliller ayrıca ortaya konulmalıdır. Görüşme sürelerinin yeniden belirlenmesi de isteniyorsa bu talep, velayet talebine yedek olarak ve açık bir sırayla dilekçeye yazılmalıdır.

Yargılama giderlerine itiraz edilecekse dava dilekçesindeki talep sonucu ile hükmün kabul ve ret bölümleri birlikte okunmalıdır. Taleplerin sıralı mı yoksa bağımsız mı kurulduğu ve hangisinin kabul edildiği itiraz dilekçesinde açıkça gösterilmelidir. Görüşme takvimine itiraz ediliyorsa çocuğun okul, sağlık ve günlük düzenine ilişkin kayıtlar, itiraz edilen gün veya dönemin çocuğa yaratacağı güçlükle ilişkilendirilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2024 tarihli, E. 2024/6737, K. 2024/8845 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin güncel durumu 12.10.2026 tarihinde kontrol edilmiştir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 12.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık