Velayetin kaldırılması ve kişisel ilişki taleplerinin ayrı incelenmesini temsil eden üç yetişkin

Velayetin Kaldırılması Davasında Tam Islahın Yapılamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı

Velayetin kaldırılması davasında tam ıslah, tarafların iradesiyle dava türünü değiştiren bir yol olarak kullanılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.01.2026 tarihli, E. 2025/8689, K. 2026/261 sayılı kararı, velayetin kaldırılmasının kamu düzeniyle ilgili olmasını bu sonuca dayanak yapmıştır. Davacılar ilk taleplerinden vazgeçtiklerini bildirip anneanne ve dede ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasını istemiş olsa da Daire, velayetin kaldırılması talebinin tam ıslahla ortadan kaldırılamayacağına karar vermiştir.

Yargıtay, velayetin kaldırılması şartlarının gerçekleştiğini kabul etmemiştir. Daire, bölge adliye mahkemesinin davayı yalnız kişisel ilişki talebi üzerinden sonuçlandırmasını usul bakımından hatalı bulmuştur. Yeniden yapılacak incelemede önce velayetin kaldırılmasına ilişkin deliller toplanacak, bu talebin sonucu belirlendikten sonra terditli kişisel ilişki talebi hakkında hüküm kurulacaktır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2025/8689 K. 2026/261 14.01.2026

Belge hazirlaniyor…

İnceleme, kararın tam metni esas alınarak hazırlanmıştır. Tarafların talepleri, alt derece kararları ve bozmanın kapsamı yukarıdaki PDF üzerinden birlikte görülebilir.

Anneanne ve Dede Ne İstedi, Mahkemeler Ne Karar Verdi?

Anneanne ve dede, velayeti annede bulunan çocuk yönünden velayetin kaldırılmasını ve vasi atanması için sulh hukuk mahkemesine bildirim yapılmasını istemiştir. Davacılar 07.11.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle bu talepten vazgeçtiklerini bildirerek Türk Medeni Kanunu'nun 325. maddesine göre çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi velayetin kaldırılması veya değiştirilmesi isteğini reddetmiş, kişisel ilişki kurulmasını ise kabul etmiştir.

Bölge adliye mahkemesi, davanın tam ıslahla kişisel ilişki kurulması davasına dönüştüğü görüşünü benimsemiştir. Bu kabul üzerine ilk derece kararını tamamen kaldırmış ve yalnız kişisel ilişki talebi hakkında yeniden hüküm kurmuştur. Bozma gerekçesi tam olarak bu usul tercihine yöneliktir.

Türk Medeni Kanunu'nun 325 ve 348. maddeleri farklı hukuki kurumları düzenler. Üçüncü kişilerle kişisel ilişki, olağanüstü hâllerde ve çocuğun yararı ölçüsünde gündeme gelir. Velayetin kaldırılması için ise iki koşul birlikte aranır. Çocuğun korunmasına yönelik daha hafif önlemlerden sonuç alınamamalı ya da bu önlemlerin yetersiz kalacağı önceden anlaşılmalı, ayrıca kanunda sayılan sebeplerden biri bulunmalıdır. Taleplerin hukuki dayanakları farklı olsa da ilk talebin kamu düzenine ilişkin niteliği, onun taraf iradesiyle dosyadan çıkarılmasına engel olmuştur.

Velayetin kaldırılması davası, velayetin başka bir ebeveyne verilmesinden çok daha ağır bir sonuç doğurur. Karardaki usul sorunu da bu ağırlıkla doğrudan bağlantılıdır. Mahkeme, çocuğun korunmasını ilgilendiren bir talebi klasik bir özel hukuk uyuşmazlığındaki gibi yalnız davacıların vazgeçme iradesine bırakamaz.

Velayetin Kaldırılması Davasında Islah Nasıl Ele Alındı?

Islahın genel çerçevesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddeleri içinde yer alır. Bununla birlikte taraflar, her uyuşmazlıkta usul işlemleri üzerinde aynı ölçüde tasarruf edemez. Yargıtay, velayetin kaldırılması davasında feragat edilmesini, davanın geri alınmasını ve takipsiz bırakılarak işlemden kaldırılmasını mümkün görmemiştir. Daire, aynı gerekçeyle dava türünün tam ıslahla değiştirilmesini de kabul etmemiştir.

Karar, ıslah kurumunu genel olarak etkisiz saymamıştır. Davacıların kişisel ilişki kurulmasına yönelik sonraki beyanı kısmi ıslah olarak değerlendirilmiştir. Böylece ilk talep korunmuş, kişisel ilişki isteği ise bu talebin sonucuna bağlı terditli bir istem olarak dosyada kalmıştır. Velayetin kaldırılması şartlarının gerçekleştiği sonucuna varılırsa, çocuğa vasi atanması gündeme gelebilir. Bunun için velayetin her iki ebeveyn yönünden kaldırılması ve durumun sulh hukuk mahkemesine bildirilmesi gerekir. Şartlar gerçekleşmezse kişisel ilişki kurulması isteği hakkında olumlu veya olumsuz karar verilir.

Bu sıralama biçimsel bir tercih değildir. Velayetin kaldırılması, çocuğun yasal temsil ve bakım düzenini temelden etkiler. Anneanne ve dede ile kişisel ilişki kurulması ise mevcut velayet düzeni içinde çocuğun üçüncü kişilerle görüşmesini konu alır. İlk talep incelenmeden yalnız ikinci talebe hükmedilmesi, çocuğun korunmasına ilişkin daha ağır meselenin cevapsız kalmasına yol açar.

Çocukla kişisel ilişki kurulması davası ise velayet düzenine dokunmayan ayrı bir yoldur. Üçüncü kişilerle görüşme kurulması, velayetin kaldırılmasıyla aynı sonucu doğurmaz. Karar, bu iki yolu tek davada aynı anda incelemenin imkânsız olduğunu da söylememiştir. Daire yalnızca, taleplerden birinin tam ıslahla diğerine dönüştürülemeyeceğini ve her biri hakkında uygun sırayla karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Mahkeme Bozmadan Sonra Neyi Araştıracak?

Yargıtay, dosyada velayetin kaldırılması davası için kayyım atanmış olduğunu özellikle hatırlatmıştır. Bölge adliye mahkemesi bu talebe ilişkin delilleri toplamalı ve bütün verileri birlikte değerlendirmelidir. Karar metni hangi delillerin eksik olduğunu tek tek saymadığı için incelemenin belirli bir rapor veya kayıtla sınırlı olduğu söylenemez. Belirlenecek delil çerçevesi, ileri sürülen kaldırma sebebine ve çocuğun güncel korunma ihtiyacına bağlıdır.

Velayet davası incelemelerinde de çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve güvenlik koşullarını açıklayan güncel kayıtlara bakılır. Ancak bu dosyada ispat faaliyeti, yalnız tarafların sunduğu delillerle sınırlı bir çekişme gibi yürütülemez. Kamu düzeni ve çocuğun korunması, hâkimin gerekli gördüğü araştırmayı kendiliğinden yapmasını gerektirir.

Ayrıca velayetin değiştirilmesi davası ile velayetin kaldırılması birbirine karıştırılmamalıdır. İlkinde velayetin diğer ebeveyne verilmesi gündeme gelir. İkincisinde velayet yetkisinin kaldırılması ve koşulları varsa vasi atanması söz konusudur. İlk derece mahkemesi kararında hem kaldırma hem değiştirme ifadelerini kullanmış olsa da bozma gerekçesi bu ayrıma dayanmamaktadır.

Bozma Kararı Hangi Sonuçları Doğurmaz?

Karar, annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirmediğini tespit etmemiştir. Anneanne ve dedenin çocukla mutlaka kişisel ilişki kuracağını da kesinleştirmemiştir. Daire, her iki talebin esası hakkında nihai hüküm vermek yerine bölge adliye mahkemesinin yanlış usul kurgusunu düzeltmiştir. Yeniden yargılama sonunda velayetin kaldırılması talebi reddedilebilir ve kişisel ilişki talebi ayrıca kabul veya reddedilebilir.

Bozma, tam ıslahın aile hukukundaki bütün davalarda yasak olduğu anlamına da gelmez. Gerekçe velayetin kaldırılması talebinin kamu düzenine ilişkin özel niteliğine dayanır. Kararın başka dava türlerine uygulanması için o uyuşmazlıkta tarafların tasarruf yetkisinin kapsamı ayrıca incelenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu karara göre dönüştürülemez. Yargıtay, velayetin kaldırılmasının kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle davanın tam ıslahla kişisel ilişki kurulması davasına çevrilemeyeceğini kabul etmiştir.

İncelenen kararda vazgeçme iradesi ilk talebi dosyadan çıkarmamıştır. Daire, velayetin kaldırılması davasında feragat, geri alma veya takipsiz bırakma yoluyla incelemenin sona erdirilemeyeceğini belirtmiştir.

Hayır. Yargıtay, sonradan ileri sürülen kişisel ilişki talebini kısmi ıslah niteliğinde kabul etmiştir. Bu talep, velayetin kaldırılması isteğinin sonucuna bağlı olarak ayrıca karara bağlanmalıdır.

Olağanüstü hâller varsa isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 325. maddesi, çocuğun yararına uygun düştüğü ölçüde diğer kişilere ve özellikle hısımlara kişisel ilişki isteme hakkı tanır.

Hayır. Bozma usulî inceleme eksikliğine dayanır. Velayetin kaldırılması şartlarının oluşup oluşmadığı, deliller toplandıktan sonra alt derece mahkemesince değerlendirilecektir.

Karardaki sıraya göre kişisel ilişki kurulmasına ilişkin terditli talep hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulur. Talebin kabul edileceği önceden kesin değildir.

Aynı değildir. Velayetin değiştirilmesinde velayet diğer ebeveyne geçer. Velayetin kaldırılması daha ağır bir tedbirdir ve her iki ebeveyn yönünden kaldırma kararı verilirse çocuğa vasi atanması gündeme gelir.

Evet. Karar, kamu düzeni nedeniyle resen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu belirtir. Hâkim gerekli gördüğü delilleri tarafların sunduklarıyla sınırlı kalmadan toplayabilir.

Hayır. Gerekçe velayetin kaldırılması talebinin kamu düzenine ilişkin niteliğine özgüdür. Başka dava türlerinde ıslahın kapsamı, ilgili talep ve usul hükümlerine göre ayrıca belirlenir.

Avukat Görüşü

Bu kararın uygulamadaki en belirgin uyarısı, çocukla ilgili taleplerin birbirinin yerine kullanılmamasıdır. Velayetin kaldırılması, velayetin değiştirilmesi ve üçüncü kişilerle kişisel ilişki kurulması farklı şartlara ve farklı sonuçlara bağlıdır. Dilekçede istenen hukuki koruma yanlış adlandırılırsa mahkemenin hukuki nitelendirme yetkisi her eksikliği kendiliğinden gidermez. Özellikle ağır bir koruma tedbiri istenirken bu tedbiri gerektirdiği ileri sürülen olayların açıkça gösterilmesi gerekir.

Talep sonradan değiştirilmek isteniyorsa ilk istemin kamu düzeniyle bağlantısı baştan değerlendirilmelidir. Bu dosyada güvenli yöntem, ilk talebi yok sayan tam ıslah düşüncesine dayanmak yerine talepler arasındaki asıl ve terditli ilişkiyi açıkça kurmak olurdu. Böyle bir kurgu, hangi delilin hangi talebe ilişkin olduğunu görünür kılar ve mahkemenin her istem hakkında ayrı hüküm kurmasını kolaylaştırır.

Kararı sadece usul tekniği olarak okumak da eksik kalır. Kamu düzenine ilişkin sınırlama, çocuğun korunmasına yönelik incelemenin tarafların sonraki iradesiyle sona ermesini önler. Dosya stratejisi kurulurken de davacılar sonradan farklı bir talep ileri sürse bile çocuğun korunmasını gerektiren iddianın araştırılması gözetilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.01.2026 tarihli, E. 2025/8689, K. 2026/261 sayılı kararı üzerine hazırlanmış genel bir bilgilendirmedir ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ile yargı uygulaması değişebilir. Her dosyada taleplerin niteliği, usul işlemleri ve çocuğun güncel durumu kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Son Güncelleme 19.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top