Boşanmada manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu diğer taraftan istediği uygun miktardaki paradır (Türk Medeni Kanunu m.174/2). Bu parayı isteyen taraf miktarı dilekçesinde kendisi gösterir; hâkim de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi gereğince tarafın istediği sonuçla bağlıdır ve ondan fazlasına karar veremez. Dava sürerken manevi tazminatın artırılması istendiğinde, ilk gösterilen miktarın hâkimi bağlamaya devam edip etmediği sorusu ortaya çıkar.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.06.2026 tarihli, E. 2026/2892, K. 2026/5681 sayılı kararında bu soruyu olumsuz cevaplamıştır. Davalı kadın, cevap dilekçesinde, yani davaya karşı verdiği ilk dilekçede 5.000 TL manevi tazminat istemişti. Daha sonra bu tutarı ıslahla, yani dilekçesindeki talebi yargılama sırasında düzelterek 100.000 TL’ye çıkardı. Yargıtay bu artırımı geçerli saymadı ve İlk Derece Mahkemesinin, yani davaya ilk bakan aile mahkemesinin kadın yararına hükmettiği 50.000 TL manevi tazminatı bozdu. Bozma, hükmün bu yönden ortadan kaldırılarak dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmesidir. Kararın maddi tazminata ve yoksulluk nafakasına ilişkin bölümleri ise onandı, yani Yargıtay bu bölümleri doğru buldu.
Boşanma davası Yargıtay’a ikinci kez geldi
Boşanma davasını erkek, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanarak açtı. İlk Derece Mahkemesi tarafların boşanmasına karar verdi; kadının ve erkeğin tazminat taleplerini ise koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddetti. Kadın tarafın vekili kusur belirlemesine, reddedilen tazminat taleplerine ve yoksulluk nafakasına karşı istinaf yoluna, yani bölge adliye mahkemesine başvurdu. Bölge Adliye Mahkemesi başvuruyu inceleyerek esastan, yani içerik yönünden reddetti.
Kadın tarafın vekili bu kez temyiz yoluna, yani Yargıtay’a başvurdu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.02.2025 tarihli, E. 2024/3941, K. 2025/883 sayılı kararıyla hükmü kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ve toptan, yani tek seferde ödenecek yoksulluk nafakasının miktarı yönünden kadın yararına bozdu. Nafakanın ödeme şekline yönelik itirazları ise reddetti.
Bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesi, daha önce kesinleşmiş konularda yeniden hüküm kurmaya yer olmadığını belirtti. Kadın yararına 100.000 TL maddi tazminata, 50.000 TL manevi tazminata ve 100.000 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmetti. Kadın bu yargılamada 18.07.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle ve 08.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanıyla manevi tazminat talebini 100.000 TL’ye çıkarmıştı. Erkeğin vasisi, yani onu hukuken temsil eden kişi, maddi ve manevi tazminata ve nafakaya karşı erkek adına temyiz yoluna başvurdu.
Yargıtay neden ilk istenen 5.000 TL’yi sınır kabul etti?
Yargıtay’a göre kadın, cevap dilekçesinde 5.000 TL manevi tazminat istemekle talebini bu miktarla sınırlamıştı. Karar, manevi tazminatın amacını manevi zararın bir miktar paraya hükmedilerek giderilmesi olarak tanımlar ve Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin ikinci fıkrasına dayanır. Yargıtay’ın gerekçesine göre manevi tazminat isteği niteliği itibarıyla tektir ve bölünemez; bu nedenle bölümler hâlinde istenemez. Karar bu sonucu “Başlangıçta talep edilen manevi tazminat miktarı, ıslahla da olsa artırılamaz.” cümlesiyle ifade etmiştir.
Bu gerekçeden hareketle Yargıtay, talebin sonradan 100.000 TL’ye çıkarılmasını geçerli kabul etmedi. Hâkim başlangıçtaki talep olan 5.000 TL ile bağlıydı ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine göre talepten fazlasına hükmedemezdi. İlk Derece Mahkemesi bu sınırı gözetmeden 50.000 TL manevi tazminata hükmettiği için karar usul ve yasaya aykırı bulundu.
Manevi tazminatın ıslahla artırılamayacağı görüşü bu karara özgü değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.11.2024 tarihli, E. 2024/926, K. 2024/8200 sayılı kararında da manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereği ıslahla artırılamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de haksız fiilden doğan bir tazminat davasındaki 06.02.2025 tarihli, E. 2024/4207, K. 2025/666 sayılı kararında aynı sonuca ulaşmıştır.
Yargıtay’ın kararı maddi tazminatı ve yoksulluk nafakasını da etkiledi mi?
Hayır. Yargıtay İlk Derece Mahkemesi kararını yalnız kadın yararına hükmedilen manevi tazminatın miktarı yönünden bozdu. Erkek adına yapılan diğer temyiz itirazlarını reddetti ve 100.000 TL maddi tazminat ile 100.000 TL toptan yoksulluk nafakasına ilişkin hükümleri onadı. Yargıtay, kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesini değil, hükmedilen tutarın talebi aşmasını bozma sebebi yapmıştır. Dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildi. Kararda hâkimin başlangıçtaki taleple bağlı olduğu belirtildiğinden mahkeme, yeniden karar verirken kadının cevap dilekçesinde istediği 5.000 TL’yi aşan bir manevi tazminata hükmedemeyecektir.
Kanaatimizce kararın uygulamadaki asıl sonucu, manevi tazminat miktarının dilekçenin verildiği anda belirlenmiş sayılmasıdır. Tanık beyanları veya diğer deliller olayların sanıldığından ağır olduğunu sonradan gösterse bile bu yaklaşıma göre istenen tutar ıslahla yükseltilemez; hâkim ancak bu tutara veya daha azına hükmedebilir.
Kararın gerekçesi manevi tazminatın bölünemez niteliğine dayandığı için sonuç her talebe taşınamaz. Yargıtay, iştirak nafakasına ilişkin başka bir kararında çocuk için istenen nafakanın yargılama sırasında artırılmasını iddianın genişletilmesi saymamış ve bunun için ıslah gerekmediğini kabul etmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu kararda Yargıtay, manevi tazminat isteğinin bölünemeyeceğini ve bölümler hâlinde istenemeyeceğini belirtmiştir. Bu yaklaşıma göre aynı olaylar için istenen miktarın kalanı ayrı bir davayla istenemez. Yargıtay’ın iş kazasına ilişkin bir dosyada 2020 yılında verdiği bir karar da manevi tazminatın ek davayla bölünerek istenemeyeceğini ve toplam tutarın asıl davadaki talebi aşamayacağını belirtmiştir.
Evet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine göre hâkim talep sonucundan fazlasına karar veremez, ancak duruma göre daha azına karar verebilir. Dilekçede gösterilen tutar bu yüzden yalnız üst sınırdır.
Avukat Görüşü
Bu karara göre manevi tazminat isteyen tarafın cevap dilekçesinde gösterdiği tutar üst sınır olarak kalır; yazıda anılan 3. Hukuk Dairesi kararı aynı sonucu dava dilekçesinde istenen tutar için de kabul etmiştir. Tutar belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturduğu ileri sürülen olayların tamamı ve ağırlığı dilekçe verilirken birlikte değerlendirilmelidir.
Karşı tarafın manevi tazminat talebini ıslah dilekçesiyle veya duruşmadaki beyanla artırdığı dosyalarda, ilk dilekçedeki tutar ile sonradan istenen tutar tarihleriyle birlikte ayrı ayrı gösterilmelidir. Mahkeme ilk tutarı aşan bir manevi tazminata hükmederse bu aykırılık kanun yolunda ileri sürülebilir; incelenen dosyada erkek adına yapılan temyiz başvurusu bu yönden kabul görmüştür.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.06.2026 tarihli, E. 2026/2892, K. 2026/5681 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 20.10.2026 tarihli hâliyle anlatılmıştır; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
