Bir kadın, evinin oturma odasında sehpadaki iki dosyanın yanında boşanma sürecine hazırlık yaparken elindeki kâğıdı inceliyor.

Çekişmeli Boşanma Davası İki Aşamalı Mı Olacak?

Henüz belli değil. Bugün iki aşamalı boşanma usulü yürürlükte değildir; çekişmeli boşanma davasında mahkeme boşanma kararıyla birlikte çocukların velayetini düzenler, talep edilmişse yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata da aynı hükümde karar verir.

Boşanma kararının nafaka, tazminat, mal paylaşımı veya velayet gibi konulardan önce verilmesi fikri, en az Şubat 2025’ten beri yargı paketi haberlerinde yer alıyor. Haberlere göre paketin ekim ayında TBMM’ye sunulması planlanıyor; 24 Ekim 2026 itibarıyla kamuya açık kaynaklarda TBMM’ye sunulmuş bir teklif metni yer almıyor. Bu nedenle bugün açılan ve görülmekte olan davalarda Türk Medeni Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun mevcut hükümleri uygulanır.

İki aşamalı boşanma modeli resmî olarak açıklandı mı?

Hayır. Adalet Bakanlığının basın sitesinde yayımlanan ve tarihi belirtilmeyen Bakan Gürlek açıklamasında, boşanma davalarının dört, beş hatta dokuz yıl sürebildiği belirtiliyor ve bu süreleri kısaltmaya yönelik düzenlemelerin ekim ayında Meclis’e sunulacak pakette yer alacağı söyleniyor. Açıklamada, boşanma kararını nafaka, tazminat veya velayetten ayıran bir yargılama modeli tarif edilmiyor.

İki aşamalı modeli anlatan haberler ise bilgiyi başka gazetelere veya adı verilmeyen kaynaklara dayandırıyor. 5 Eylül 2026 tarihli bir haber düzenlemeyi taslak niteliğinde bir düzenleme olarak anıyor ve ayrıntıları “aktarılan taslak bilgilere göre” veriyor; 10 Ekim 2026 tarihli bir haber ise bilgileri “edinilen bilgilere göre” aktarıyor. Bu haberlerin hiçbiri bir Bakanlık açıklamasına veya TBMM’ye sunulmuş bir metne dayanmıyor. Bir değişikliğin gerçek içeriği ancak teklif metninden okunabilir.

Haberlerde anlatılan model neyi değiştiriyor?

Basına yansıyan bilgilere göre mahkeme ilk aşamada boşanma talebi hakkında karar verecek, diğer uyuşmazlıklar ise sonradan ayrıca görülecek. Ayrılacak konular haberlerde aynı biçimde sayılmıyor. 5 Eylül ve 10 Ekim 2026 tarihli haberler nafaka, mal paylaşımı ve velayetin ayrı davalarda görüleceğini yazıyor; 24 Eylül 2026 tarihli bir haber ise nafaka, tazminat ve mal paylaşımı uyuşmazlıklarının boşanma kararından sonra ayrıca görülebileceğini aktarıyor. Haberlerde gösterilen amaç, bu uyuşmazlıkların boşanma kararını geciktirmesini önlemektir.

İncelenen haberlerde ayrı davaların veya aşamaların hangi sürede başlayacağı belirtilmiyor. Boşanma kararından sonra bu süreç sonuçlanana kadar çocukların ve eşlerin durumunun nasıl düzenleneceği ve yeni usulün açılmış davalara uygulanıp uygulanmayacağı da incelenen haberlerde yer almıyor. Bu ayrıntılar teklif metni yayımlanmadan bilinemez.

Bugün çekişmeli boşanmada hangi konular birlikte karara bağlanıyor?

Bugünkü düzende velayet, nafaka ve tazminat kural olarak boşanma davası içinde karara bağlanır; mal paylaşımı ise bugün de ayrı bir mal paylaşımı davası ile istenir. TMK m.182’ye göre mahkeme boşanmaya karar verirken “ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler”. TMK m.174’e göre maddi tazminatı “kusursuz veya daha az kusurlu taraf” isteyebilir; manevi tazminat ise kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafça “kusurlu olan diğer taraftan” istenebilir. TMK m.175’e göre yoksulluk nafakasını “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla” isteyebilir.

Boşanma davasında istenmemiş yoksulluk nafakası sonradan ayrı bir davayla da istenebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.09.2013 tarihli, E. 2013/231, K. 2013/1370 sayılı kararında, yoksulluk nafakasının boşanma davası içinde istenebileceği gibi boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde bağımsız bir davayla da istenebileceğini belirtti. Kanun da evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler (TMK m.178). Dolayısıyla bugün de bazı mali talepler boşanma kararından sonra ayrı davada görülebilir; ancak bu, talebini boşanma davasında ileri sürmeyen eşe tanınan bir imkândır, kanunun herkes için öngördüğü bir aşama değildir.

Boşanma kararı bugün de nafaka ve tazminattan önce kesinleşebilir mi?

Evet. Kesinleşme, karara karşı kanun yolunun, yani üst mahkemeye başvuru imkânının kapanması demektir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin aşağıda anılan kararına göre ilk derece mahkemesinin, yani davaya ilk bakan aile mahkemesinin “kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir”. İstinaf başvurusunu bölge adliye mahkemesi, yani ilk derece kararını yeniden inceleyen üst mahkeme inceler. HMK m.345’e göre “istinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır” ve bu süre “ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar”. HMK m.361’e göre bölge adliye mahkemesinin “temyizi kabil nihai kararlar” niteliğindeki kararlarına karşı “tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir”.

Boşanma hükmüne karşı istinaf başvurusu yapılmayıp yalnız nafaka veya tazminat yönünden kanun yoluna başvurulmuşsa ve bölge adliye mahkemesi boşanma yönünden yeniden hüküm kurmamışsa, boşanma hükmü nafaka ve tazminata ilişkin incelemeyi beklemeden kesinleşebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.06.2026 tarihli, E. 2025/10813, K. 2026/5692 sayılı kararına konu dosyada erkek, ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmemiş; bölge adliye mahkemesi de kusur belirlemesi, asıl davanın reddi ve karşı davanın kabulü yönünden yeni bir hüküm kurmamıştı. Yargıtay, erkeğin bu yönlere ilişkin temyiz dilekçesini reddetti ve bu hükümleri “istinaf edilmeyerek kesinleşen” hükümler olarak nitelendirdi; erkeğin nafaka ve tazminata yönelik temyiz itirazlarını ise inceleyerek bölge adliye mahkemesi kararını onadı.

Bu dosyada istinaf edilmeyen boşanma hükümleri temyizde incelenmemiş, nafaka ve tazminat ise temyizde incelenmiştir. Haberlerdeki model ise bu ayrımı kanun yolu aşamasında değil, yargılamanın başında kurmayı öngörüyor.

Görülmekte olan boşanma davaları yeni düzenlemeden etkilenecek mi?

Bugün etkilenmez. Yeni bir kanun yürürlükte olmadığı için görülmekte olan davalar mevcut kurallara göre yürür ve taraflar nafaka ile tazminat taleplerini boşanma davası içinde ileri sürebilir. Bir kanun çıkarsa açılmış davalara uygulanıp uygulanmayacağı, o kanunun yürürlük ve geçiş hükümlerinden, yani yeni kuralın ne zamandan itibaren ve hangi davalara uygulanacağını gösteren maddelerinden okunacak; bu hükümler henüz yayımlanmadı.

Aynı pakette yer alması beklenen yeni nafaka düzenlemesi ise nafakanın süresine ilişkindir. Bakan Gürlek, Adalet Bakanlığının basın sitesindeki açıklamasında, hâkimin tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusur oranlarını ve olayın şartlarını dikkate alarak nafakanın süresini belirleyebileceği, gerekirse yine süresiz nafakaya hükmedebileceği bir düzenleme üzerinde çalışıldığını söylüyor. Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasını düzenleyen TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararı da 30 Eylül 2026’da Resmî Gazete’de yayımlandı ve iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu iki gelişmeden yalnız iptal kararı bağlayıcı bir hukuki sonuç doğurur; Bakan Gürlek’in anlattığı düzenleme henüz plan aşamasındadır. İptal kararı nafaka talebinin boşanma davasında mı yoksa ayrı bir davada mı görüleceğini değiştirmez; Bakan Gürlek’in açıklaması da bu soruya değinmiyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Teklif TBMM’de komisyonda ve Genel Kurulda görüşülüp kabul edilmeden ve kanun Resmî Gazete’de yayımlanmadan uygulanmaz. Yayımlandıktan sonra hangi tarihte yürürlüğe gireceğini kanunun kendi yürürlük maddesi belirler.

Hayır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi yargılamanın bekletilmesine, hükmün başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin varlığına bağlı olduğu hâllerde imkân tanır; kanaatimizce Meclis’teki bir kanun teklifi bu hâllerden biri değildir. Bu nedenle mahkeme yürürlükteki hükümlere göre yargılamayı sürdürür.

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre en az bir yıl sürmüş evlilikte anlaşmalı boşanma için hâkimin “tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması” şarttır. Nafakada anlaşma yoksa dava bugünkü düzende çekişmeli boşanma davası olarak görülür.

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre boşanma davası açılınca hâkim, dava süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen, yani talep beklemeden alır. Bu önlemlerden biri olarak dava sürerken eşin ve çocuğun geçimi için hükmedilen nafakaya tedbir nafakası denir.

Avukat Görüşü

Bugün açılacak çekişmeli boşanma davasında velayete ilişkin istek ile çocuk için iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve maddi ile manevi tazminat talepleri dava dilekçesinde ayrı ayrı ve açıkça yazılmalıdır. Haberlerdeki modele güvenerek nafaka veya tazminat talebini sonraya bırakan eş, TMK m.178’e göre “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” kuralını hesaba katmalıdır. TBK m.161’e göre “zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz”.

Gerekçeli karar taraflara tebliğ edildiğinde hangi hükme karşı istinaf başvurusu yapılacağı tek tek belirlenmeli, boşanma hükmünün kesinleşme tarihi dosyada ayrıca not edilmelidir. Teklif metni yayımlandığında ise önce geçiş hükmü okunmalı ve yeni usulün açılmış davalara uygulanıp uygulanmayacağına bakılmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri yazının güncellendiği 24 Ekim 2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; yargı paketine ilişkin bilgiler aynı tarihte kamuya açık olan açıklama ve haberlere dayanır. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 24.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık