İstinaf edilmeyen bir hüküm bölümünün temyiz aşamasına taşınamamasını temsil eden yazısız hukuk dosyaları

İstinaf Edilmeyen Boşanma Hükümlerinin Temyiz Edilememesi Hakkında Yargıtay Kararı

Boşanma kararına karşı kanun yoluna gidecek taraf, hangi hükümlere itiraz ettiğini ilk olarak istinaf dilekçesinde belirler. İstinaf edilmeyen boşanma hükümleri, bölge adliye mahkemesi bunlar hakkında yeni bir hüküm de kurmamışsa kesinleşir ve temyiz dilekçesine sonradan eklenen itirazlarla yeniden incelemeye açılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.06.2026 tarihli, E. 2025/10813, K. 2026/5692 sayılı kararında bu kuralı bir karşılıklı boşanma davasında uyguladı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/10813 E., 2026/5692 K., 01.06.2026

Belge hazirlaniyor…

Karar kısa bir usul kararıdır; tarafların boşanma sebepleri, kusur dağılımı ve nafaka ile tazminat miktarları metinde yer almaz.

Dosya Yargıtay’a Nasıl Geldi?

Erkek boşanma davası açmış, kadın da karşı dava ile boşanma talep etmişti. Aile mahkemesi, erkeğin asıl davasını reddetti, kadının karşı davasını kabul etti ve tarafların kusurunu belirledi. Erkek bu karara karşı istinaf yoluna başvurmadı.

Karar metni istinaf başvurusunu kimin yaptığını belirtmiyor; erkek başvurmadığına göre dosya bölge adliye mahkemesine diğer tarafın başvurusuyla gitmiş olmalıdır. Bölge adliye mahkemesinin kararından sonra erkek taraf vekili, kararı kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, asıl davanın reddi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz etti. Böylece erkek, istinaf etmediği boşanma hükümlerine ilk kez temyiz dilekçesinde itiraz etmiş oldu.

Yargıtay Temyiz Dilekçesini Neden Kısmen Reddetti?

Daire önce 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun kurduğu iki aşamalı kanun yolu sistemini hatırlattı. İlk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinafa başvurulur. Bölge adliye mahkemesi başvuruyu usulden veya esastan reddedebilir ya da ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurabilir. Karara göre temyiz hakkı, istinaf başvurusu reddedilen tarafa veya bölge adliye mahkemesinin yeniden kurduğu hüküm aleyhine olan tarafa aittir; istinaf başvurusunun reddi hâlinde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur.

Erkek ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmediği ve bölge adliye mahkemesi de bu konularda yeni bir hüküm kurmadığı için kusur belirlemesi ile iki boşanma davasına ilişkin hükümler kesinleşmişti. Daire bu nedenle erkek taraf vekilinin kusur belirlemesine, asıl davanın reddine ve karşı davanın kabulüne yönelik temyiz dilekçesini reddetti. Temyiz dilekçesinin reddi, itirazların esastan yerinde görülmediği anlamına gelmez; Daire bu bölümlerde kusurun doğru belirlenip belirlenmediğini hiç incelemedi.

Nafaka ve tazminatlara ilişkin temyiz dilekçesi ise diğer şartları taşıdığı için kabul edildi ve esastan incelendi. Daire bu bölümlerdeki itirazları bozma sebebi saymadı ve bölge adliye mahkemesi kararını Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onadı. Karar metni, erkeğin bu bölümler yönünden hangi nedenle temyiz hakkına sahip olduğunu açıklamıyor. Bölge adliye mahkemesinin bu konularda erkek aleyhine yeniden hüküm kurmuş olması muhtemeldir, ancak bu karar metninden kesin olarak çıkarılamaz.

İstinaf Edilmeyen Boşanma Hükümleri Neden Temyizde İncelenmez?

Kuralın arkasında kanun yolu sisteminin kademeli yapısı yatar. Temyiz, ilk derece mahkemesi kararına karşı değil, bölge adliye mahkemesinin kararına karşı başvurulan bir yoldur. Bölge adliye mahkemesi bir konuda yeniden hüküm kurmamışsa, istinaf etmeyen taraf bakımından Yargıtay’ın o konuda denetleyebileceği bir istinaf kararı bulunmaz. İstinaf edilmeyen hükmün temyizde incelenmesine izin verilseydi, istinaf aşamasını atlayan taraf, karşı tarafın başvurusu sayesinde doğrudan Yargıtay’a ulaşmış olurdu. Bu son değerlendirme bizim yorumumuzdur; Daire gerekçesini kanun yolu sisteminin işleyişini açıklamakla sınırlı tuttu.

Karşılıklı boşanma davalarında asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulü ayrı hükümlerdir. Kararda bu nokta tartışılmasa da bize göre bunlardan birine yönelik itiraz, diğerini kendiliğinden kapsamaz. Kusur belirlemesi nafaka ve tazminat taleplerini de etkilediğinden, istinaf edilmeyerek kesinleşen kusur tespiti bu taleplerin değerlendirilmesinde esas alınabilir.

Bölge Adliye Mahkemesi Yeniden Hüküm Kurduğunda Sonuç Değişebilir

Bu sonuç, bölge adliye mahkemesinin ilgili bölümler hakkında yeni bir hüküm kurmadığı durumlarla sınırlıdır. Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeniden hüküm kurmuşsa, bu kararla aleyhine sonuç doğan taraf, önceki aşamada istinafa başvurmamış olsa bile temyiz yoluna gidebilir. Temyiz edilebilirlik, kesinlik sınırı ve süre gibi diğer koşullar ise her dosyada ayrıca aranır.

Bölge adliye mahkemesinin istinaf dilekçesinde gösterilmeyen sebepleri kendiliğinden inceleyip inceleyemeyeceği ise ayrı bir sorudur; bu soruyu itiraz edilmeyen tanık beyanları ve istinaf incelemesinin sınırları üzerine yazdığımız incelemede ele aldık. İki durumda da sonucu, kanun yolu dilekçesinde neye itiraz edildiği belirler.

Sıkça Sorulan Sorular

Bölge adliye mahkemesi o hüküm hakkında yeni bir karar vermemişse hayır. İncelenen dosyada Yargıtay, erkeğin istinaf etmediği boşanma hükümlerine yönelik temyiz dilekçesini bu nedenle reddetti.

Hayır. Temyiz dilekçesi reddedildiğinde Yargıtay itirazların esasına girmez. İtirazlar reddedildiğinde ise hüküm incelenir ve bozmayı gerektiren bir sebep bulunmaz; bu dosyada bölge adliye mahkemesi kararı nafaka ve tazminat yönünden bu şekilde onandı.

Ancak bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp onun aleyhine yeni bir hüküm kurmuşsa gidebilir. İstinaf başvurusu reddedilmişse temyiz hakkı yalnız başvurusu reddedilen tarafındır.

Karar bu soruyu doğrudan cevaplamıyor; ancak uygulamada güvenli yol budur. Kendi davasının reddine, diğer eşin davasının kabulüne ve kusur belirlemesine yönelik itirazlar istinaf dilekçesinde ayrı ayrı gösterilmelidir.

Karar bir boşanma davasında verildi; ancak dayandığı istinaf-temyiz ilişkisi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel kanun yolu sistemine aittir.

Avukat Görüşü

İstinaf dilekçesi hazırlanırken gerekçeli karardaki her hüküm fıkrası ayrı ayrı okunmalı ve müvekkil aleyhine olan her biri için itiraz açıkça yazılmalıdır. Karşılıklı boşanma davalarında müvekkilin davasının reddine itiraz etmek, diğer eşin davasının kabulüne de itiraz edildiği anlamına gelmez. Kusur belirlemesine karşı çıkılacaksa bu da ayrıca belirtilmelidir; aksi hâlde nafaka ve tazminat taleplerinde lehe bir sonuç almak güçleşebilir.

Temyiz dilekçesi hazırlanırken ise ilk derece mahkemesi kararı, istinaf dilekçesi ve bölge adliye mahkemesi kararı yan yana konulmalı, bölge adliye mahkemesinin hangi hükümleri yeniden kurduğu tespit edilmelidir. Yargılamada delillerin süresinde bildirilmesi sonucu nasıl etkiliyorsa, kanun yolunda da itirazın doğru dilekçede ileri sürülmesi o kadar belirleyicidir.

Bilgilendirme Notu

Bu inceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.06.2026 tarihli, E. 2025/10813, K. 2026/5692 sayılı kararı üzerine genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru hakkı, süresi, kesinlik sınırları ve hangi hüküm bölümlerinin istinaf veya temyize konu edilebileceği her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Son Güncelleme 04.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık