13. Yargı Paketi, 29 Ekim 2026 itibarıyla aile hukukunda hiçbir kuralı değiştirmedi. Paket henüz kanunlaşmadı ve TBMM’ye sunulmuş bir teklif metni de kamuya açık değil. Nafaka süresi, boşanma kararlarında temyiz, mal paylaşımı ve adli tatil hakkında konuşulan değişiklikler Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tarihsiz bir açıklamasına ve basına yansıyan bilgilere dayanıyor. Bu nedenle mahkemeler bugün de yürürlükteki Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerini uyguluyor. Süresiz nafakada ise paketten bağımsız olarak Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yayımlandı; iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek.
İçindekiler
Paket Meclis’e sunuldu mu?
Hayır. 29 Ekim 2026 itibarıyla paketin TBMM Başkanlığına sunulduğunu gösteren bir kanun teklifi metni kamuya açık kaynaklarda bulunamadı. Anadolu Ajansının 16 Ekim 2026 tarihli haberi, kamuoyunda 13. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifinin hazırlık çalışmalarının başladığını ve teklifin önümüzdeki günlerde TBMM Başkanlığına sunulmasının planlandığını aktardı.
Adalet Bakanlığının basın sitesinde yayımlanan, tarihi belirtilmeyen açıklamada Bakan Akın Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin bir kısmının kabul edildiğini ve kalan düzenlemelerin ekim ayında Meclis’e getirileceğini söyledi. 12. Yargı Paketi, 7589 sayılı Kanun olarak 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Açıklamaya göre süresiz nafakaya ilişkin formül ve yıllarca süren boşanma davalarını kısaltmaya yönelik düzenlemeler ekim ayında Meclis’e sunulacak pakette yer alıyor. Açıklamada “13. Yargı Paketi” adı geçmiyor; bu ad haberlerde kullanılıyor. Maddelerin metni de paylaşılmadı.
Teklif Meclis’e sunulduktan sonra da maddeler komisyonda veya Genel Kurulda değiştirilebilir. Bu yüzden haberlerde geçen süreler ve sınırlar, kabul edilen kanun metniyle karşılaştırılmadan uygulanacak kural gibi okunamaz.
Pakette aile hukukuyla ilgili hangi değişiklikler konuşuluyor?
Haberlerde aile hukukuna ilişkin beş başlık öne çıkıyor.
- Yoksulluk nafakasına süre konulması ve bu sürenin hâkim tarafından belirlenmesi öngörülüyor.
- Bölge adliye mahkemesinin, yani ilk derece mahkemesi kararını yeniden inceleyen üst mahkemenin boşanma kararını yerinde bulduğu dosyalarda temyiz yolunun kapatılması planlanıyor.
- Mahkemenin önce boşanmaya karar vermesi, mal paylaşımı gibi uyuşmazlıkların bu karardan sonra ayrıca görülmesi konuşuluyor.
- Mal paylaşımı davalarında zamanaşımı süresinin on yıldan beş yıla indirilmesi gündemde.
- Aile hukukundan doğan davaların adli tatilde de görülebilmesi planlanıyor.
Nafaka modelinin değişmesi ve boşanma davalarının kısaltılması hedefi Bakanlık açıklamasında da yer alıyor. Nafaka süresi ve temyiz başlıkları Anadolu Ajansının 16 Ekim 2026 tarihli haberine dayanıyor. İki aşamalı boşanma, zamanaşımı ve adli tatil başlıkları ise memurlar.net’in AK Parti kaynaklarına dayanan 14 Ekim 2026 tarihli haberi ve Karar’ın 19 Ekim 2026 tarihli haberi gibi basına yansıyan bilgilerden geliyor.
Süresiz yoksulluk nafakası kalkıyor mu?
Henüz kalkmadı. Anayasa Mahkemesinin 4 Haziran 2026 tarihli süresiz nafaka iptal kararı 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresinin iptali 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek; o güne kadar madde bugünkü hâliyle uygulanır. İptal, eşe ödenen yoksulluk nafakasını düzenleyen bu maddeye ilişkindir; çocuk için ödenen iştirak nafakasını kapsamaz.
Pakette anlatılan yeni nafaka düzenlemesi ise nafakaya süre konulmasını öngörüyor. Bakan Gürlek’in açıklamasına göre hâkim olayın durumuna göre nafakaya süre koyabilecek, gerekirse yine süresiz nafakaya hükmedebilecek. Anadolu Ajansının 16 Ekim 2026 tarihli haberine göre hazırlanan teklifte nafaka süresi üç yıldan az olmayacak ve evlenme tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürenin yarısını geçmeyecek. Aynı habere göre nafaka yükümlüsünün haksız fiili, yani hukuka aykırı eylemi sonucunda çalışamaz hâle gelen veya evlilikte geçen süreye bağlı olarak yaşı ilerlemiş ve düzenli geliri olmayan alacaklı için hâkim daha uzun bir süre belirleyebilecek. 14 Ekim 2026 tarihli haberlerde en az beş yıl olarak aktarılan alt sınır bu haberde üç yıl olarak geçiyor; iki rakam da resmî bir teklif metninde görülmedi.
Boşanma kararlarında temyiz yolu kapanacak mı?
Henüz kapanmadı. Anadolu Ajansının 16 Ekim 2026 tarihli haberine göre teklifte, bölge adliye mahkemesinin boşanma kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddettiği, yani ilk derece kararını yerinde bulduğu kararların ve bu kararlardaki velayet, nafaka ve tazminat hükümlerinin temyiz edilemeyen kararlar arasına alınması öngörülüyor. İstinaf, ilk derece mahkemesinin, yani davaya ilk bakan aile mahkemesinin nihai kararlarına karşı bölge adliye mahkemesine yapılan başvurudur; temyiz ise bölge adliye mahkemesinin temyiz edilebilen nihai kararlarına karşı Yargıtay’a başvurmaktır. Aynı habere göre ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin farklı karar verdiği dosyalarda temyiz yolu açık kalacak.
Bugün ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesine göre bölge adliye mahkemesinin temyiz edilebilen nihai kararlarına karşı, kararın taraflara resmî olarak bildirildiği tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Boşanma hükmünün kendisi, kanunun 362. maddesinde sayılan temyiz edilemeyen kararlar arasında yer almaz.
Boşanma davası iki aşamalı mı olacak?
Henüz böyle bir kural yok. Basına yansıyan bilgilere göre mahkemenin önce boşanmaya karar vermesi, mal paylaşımı gibi uyuşmazlıkların ise sonradan ayrıca görülmesi planlanıyor; haberlerde iki aşamalı boşanma diye anılan modelde hangi konuların ayrılacağı haberlerde farklı sayılıyor ve bu model resmî bir teklif metninde görülmedi. Bugün aile mahkemesi boşanmaya karar verirken velayet dahil anne ve babanın çocuk üzerindeki haklarını ve çocukla kişisel ilişkiyi aynı kararda düzenler (Türk Medeni Kanunu m.182).
Mal paylaşımında zamanaşımı beş yıla mı inecek?
Henüz belli değil. memurlar.net’in 14 Ekim ve Karar’ın 19 Ekim 2026 tarihli haberlerinde mal paylaşımı davalarında zamanaşımı süresinin on yıldan beş yıla indirilmesinin gündemde olduğu aktarılıyor; bu bilgi resmî bir teklif metniyle doğrulanamıyor. Zamanaşımı, süre geçtikten sonra karşı tarafın bunu ileri sürmesiyle alacağın dava yoluyla istenememesidir; Türk Borçlar Kanunu’nun 161. maddesine göre hâkim zamanaşımını kendiliğinden göz önüne alamaz.
Bugün katılma alacağı, yani eşin evlilik içinde edinilen mallardaki değerden payı için kanunda ayrı bir zamanaşımı süresi yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.04.2013 tarihli ve E.2013/375, K.2013/520 sayılı kararı ile 05.10.2016 tarihli ve E.2016/1061, K.2016/959 sayılı kararında katılma alacağına Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık sürenin uygulanacağını belirtti. İki dosyada da boşanma hükmünün kesinleştiği, yani kanun yollarının kapandığı tarih ile ıslah dilekçesinin, yani talebi artıran dilekçenin verildiği tarih arasında on yıl geçmediği kabul edildi; kararlar oy çokluğuyla verildi. Değişiklik kanunlaşıp yürürlüğe girmedikçe bu süre uygulanır.
Aile davaları adli tatilde de görülecek mi?
Henüz değişmedi. memurlar.net’in 14 Ekim 2026 tarihli haberine göre aile hukuku davalarının adli tatilde de görülebilmesi planlanıyor; bu değişiklik kanunlaşmadıkça Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesindeki bugünkü liste uygulanır. Bu listeye göre her çeşit nafaka davası ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındaki adli tatilde de görülür. Boşanma ve mal paylaşımı davaları bu listede sayılmaz; taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme ivedi görülmesine karar verirse tatilde de görülebilir.
Yeni düzenleme açılmış davalara ve hükmedilmiş nafakalara uygulanacak mı?
Henüz bilinmiyor. Paket kanunlaşırsa bunu kanunun geçiş hükümleri, yani yeni kuralın önceki olaylara ve açılmış davalara nasıl uygulanacağını gösteren maddeleri belirleyecek. Anadolu Ajansının 16 Ekim 2026 tarihli haberine göre nafakaya ilişkin değişikliğin, kanun yolu incelemesinde olanlar dahil görülmekte olan davalarda da uygulanması öngörülüyor.
Aynı haber, kesinleşmiş nafaka kararları için bir geçiş düzeni de aktarıyor. Buna göre ilamın, yani nafaka kararının kesinleştiği tarihten düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen nafaka süresi yeni hesaplanacak süreyle karşılaştırılacak. Geçen süre yeni süreyi aşıyorsa veya yeni sürenin dolmasına bir yıl ya da daha az kalmışsa nafaka bir yıl daha ödenip sona erecek; kalan süre bir yıldan uzunsa yükümlülük yeni sürenin dolmasıyla bitecek. Bu geçiş düzeni de resmî bir metinde görülmedi.
Bugün devam eden davalar ve verilmiş kararlar yürürlükteki hükümlere göre yürür. Haberler, mahkeme kararıyla bağlanmış nafakanın ödenmesini kendiliğinden durdurmak için dayanak oluşturmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat biçiminde, yani düzenli aralıklarla ödenen yoksulluk nafakası, alacaklı eş yeniden evlenirse veya taraflardan biri ölürse kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeden evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun sona ermesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise ancak mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılması mümkündür.
Sıkça Sorulan Sorular
Kabul tek başına yetmez. Anayasa’nın 89. maddesine göre Cumhurbaşkanı, TBMM’nin kabul ettiği kanunları on beş gün içinde yayımlar ya da yayımlanmasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunu bir daha görüşülmek üzere aynı süre içinde gerekçesiyle Meclis’e geri gönderir. Yayımlanan kanunun davanıza hangi tarihten itibaren uygulanacağını ise kanunun kendi yürürlük ve geçiş maddeleri gösterecek.
Bugün bunu söyleyen bir kanun yok. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu katılma alacağına Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık süreyi uyguladı ve önüne gelen dosyalarda boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten ıslah dilekçesinin verildiği tarihe kadar on yıl geçmediğini kabul etti. Haberlerdeki beş yıllık sürenin önceden kesinleşmiş boşanmalara nasıl uygulanacağı, teklif metni ve geçiş hükmü açıklanmadan bilinemez.
Bugün uygulanmaz; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesine göre bölge adliye mahkemesinin temyiz edilebilen nihai kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Anadolu Ajansının 16 Ekim 2026 tarihli haberi, temyiz sınırlamasının açılmış davalara uygulanıp uygulanmayacağına değinmiyor. Paket kanunlaşırsa bu sorunun cevabı kanunun geçiş hükümlerinde aranacak.
Anadolu Ajansının aktardığı hazırlığa göre üst sınır, evlenmeden dava tarihine kadar geçen sekiz yılın yarısı olan dört yıl olur; kesinleşmeden bu yana geçen on yıl bu süreyi aştığı için haberdeki kurala göre nafaka bir yıl daha ödenip sona erer. Bu hesap henüz resmî bir metne dayanmıyor. Bugün ise irat biçiminde ödenen nafaka, Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre “alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar”.
Avukat Görüşü
Bir aile dosyasında plan, haberlerdeki sürelere göre değil bugünkü kanuna göre yapılmalıdır. Boşanma hükmünün kesinleştiği tarih dosyada ayrıca not edilmelidir; Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesine göre “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar”. Nafaka kararının kesinleştiği tarih de ayrıca kaydedilmelidir, çünkü haberlerde aktarılan geçiş kuralı bu tarihi esas alıyor.
Teklif TBMM’ye sunulduğunda ilk okunacak kısım geçiş ve yürürlük maddeleridir. Açılmış davalara, verilmiş nafaka kararlarına ve işlemekte olan sürelere etkiyi bu maddeler belirleyecektir. Gelirlerde değişiklik gibi tarafların malî durumunu değiştiren bir sebep varsa Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre nafakanın artırılması veya azaltılması, yeni kanun beklenmeden istenebilir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri 29 Ekim 2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; 13. Yargı Paketi’ne ilişkin bilgiler aynı tarihte kamuya açık olan Bakanlık açıklamasına ve haberlere dayanır. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
