Yoksulluk nafakasında kira geliri, nafaka isteyen eşin boşanmadan sonra gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceği sorusunun bir parçasıdır. Türk Medeni Kanunu’na göre bu nafakayı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan taraf isteyebilir. Nafaka isteyen eşin düzenli bir işi olmasa bile adına kayıtlı taşınmazlardan gelir elde ediyor olması, mahkemenin bu koşulu nasıl değerlendireceğini doğrudan etkiler.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.03.2025 tarihli, E. 2024/5757, K. 2025/2614 sayılı kararında, kira geliri elde ettiği anlaşılan kadın yararına bu gelirin miktarı araştırılmadan hükmedilen yoksulluk nafakasını bozdu. Davaya ilk bakan aile mahkemesi, yani İlk Derece Mahkemesi nafakaya hükmetmiş; kararın üst mahkemece yeniden incelenmesi için yapılan istinaf başvuruları da esastan, yani içerik incelenerek reddedilmişti. Karar bundan sonra temyiz edildi, yani son aşamada yüksek mahkemenin incelemesine götürüldü. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını yoksulluk nafakası yönünden ortadan kaldırdı ve İlk Derece Mahkemesinin kararını aynı yönden bozdu. Ortadan kaldırma, istinaf incelemesini yapan mahkemenin kararının hükümsüz bırakılmasıdır; bozma ise hükmün o kısmının hukuka aykırı bulunarak yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasıdır. Kararın temyize konu diğer bölümleri ise onandı, yani doğru bulunarak aynen bırakıldı.
Aile mahkemesi kadına hangi gerekçeyle nafaka bağlamıştı?
Kadın ve erkek birbirine karşı boşanma davası açmıştı. İlk Derece Mahkemesi erkeği tam kusurlu buldu; erkeğin davasını reddetti, kadının davasını kabul ederek boşanmaya karar verdi. Boşanmaya bağlı diğer sonuçlarla birlikte kadın yararına yoksulluk nafakasına da hükmetti.
Mahkeme nafakayı, erkeğin ekonomik durumunun kadından daha iyi olmasına, kadının sabit bir işinin bulunmamasına ve kadının boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olmasına dayandırdı. Kararı iki taraf da istinaf etti. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetti ve İlk Derece Mahkemesinin kararı olduğu gibi kaldı.
Erkek tarafın vekili, erkeğin davasının reddini, kadının davasının kabulünü ve boşanmaya bağlı diğer hükümleri temyiz etti. Kadın tarafın vekili ise tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminatın miktarlarını temyiz etti. Yargıtay kadının bütün temyiz itirazlarını ve erkeğin yoksulluk nafakası dışındaki itirazlarını yerinde görmedi.
Yargıtay yoksulluk nafakası için neyin araştırılmasını istedi?
Yargıtay’a göre yargılamada toplanan deliller, kadının ev hanımı olduğunu, adına kayıtlı taşınmazları bulunduğunu ve bu taşınmazlardan kira geliri elde ettiğini gösteriyordu. Erkek ise emekliydi; onun da adına kayıtlı taşınmazları ve aracı vardı. Buna göre mahkemenin önce kadının gelir getiren taşınmazlarından elde ettiği gelirin miktarını araştırması gerekiyordu. Ardından taraflar arasındaki mal rejimi davası da dikkate alınarak kadının boşanmadan sonra yoksulluğa düşüp düşmeyeceği değerlendirilmeliydi.
Yargıtay’a göre yeterli araştırma yapılmadan kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıydı. Karar, yoksulluk nafakası bakımından kanun maddesi göstermiyor. Yoksulluk nafakası talebinin kanuni dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesidir; bu hüküm, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” der. Kusurun daha ağır olmaması da yoksulluk nafakasının şartları arasında yer alır; nafaka ödeyecek eşin mali gücü ise nafakanın miktarını sınırlar. İncelenen kararda tartışılan ise yalnız yoksulluğa düşme koşulunun kira geliri karşısında nasıl belirleneceğidir.
Kanaatimizce kararın ağırlık noktası, kadının sabit bir işinin olmaması ile hiç gelirinin olmaması arasındaki farktır. Kira geliri bulunan eşin yoksulluk nafakası alamayacağı sonucu da karardan çıkmaz; Yargıtay gelirin varlığını değil, miktarı bilinmeden kurulan hükmü sorun saydı.
Mal rejimi davasının hangi yönden dikkate alınacağını karar ayrıca açıklamıyor. Kanaatimizce bu davanın sonucu, kadının boşanmadan sonraki malvarlığını ve gelir kaynaklarını değiştirebileceği için yoksulluk değerlendirmesine girer. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin birbirinden ne isteyebileceği mal paylaşımı davası içinde belirlenir.
Aynı Daire, 16.02.2026 tarihli, E. 2025/6744, K. 2026/1692 sayılı kararında da aynı sonuca vardı; o dosyada kadının çalıştığı ve adına malvarlığı bulunduğu gerekçesiyle reddedilen nafaka talebi, yoksulluk nafakasında gelir araştırması eksik kaldığı için bozulmuştu. O dosyada gelir araştırılmadan talep reddedilmiş, bu dosyada ise kira geliri bulunduğu anlaşılan kadına gelirin miktarı belirlenmeden nafaka bağlanmıştır; kanaatimizce iki karar birlikte, talep ister kabul ister reddedilsin, nafaka isteyen eşin gelirinin önce gerçek miktarıyla ortaya konması gerektiğini gösterir.
Bozma kararı kadının nafaka alamayacağı anlamına gelir mi?
Hayır. Yargıtay kadının yoksulluk nafakası talebini reddetmedi, yeni bir nafaka miktarı da belirlemedi. Kira gelirinin miktarı araştırıldıktan ve mal rejimi davası dikkate alındıktan sonra kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında yeniden karar verilmesini istedi. Araştırmanın sonucuna göre nafaka yeniden bağlanabilir veya talep reddedilebilir.
Bozmanın kapsamı dardır. Erkeğin davasının reddi, kadının davasının kabulü, tedbir ve iştirak nafakası ile maddi ve manevi tazminatın miktarı gibi bozma dışında kalan ve temyize konu olan bölümler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onandı. Yargıtay dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.
Kararın verildiği tarihte ve bugün yoksulluğa düşme koşulu aynı hükümde yer alıyor. Anayasa Mahkemesi 04.06.2026 tarihli, E. 2025/156, K. 2026/131 sayılı kararıyla 175. maddenin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti; karar 30.09.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve iptal hükmü yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Bu iptal nafakanın süresine ilişkindir; incelenen kararın dayandığı yoksulluğa düşme koşulunu değiştirmez.
Sıkça Sorulan Sorular
Karar kesinleşmemişse bu eksiklik kanun yolu başvurusunda ileri sürülebilir. İncelenen dosyada erkek tarafın vekili kararı temyiz etmiş ve Yargıtay, kira gelirinin miktarı araştırılmadan kurulan yoksulluk nafakası hükmünü bozmuştur.
Evet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesinin dördüncü fıkrasına göre bozma kararından sonra “bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.”
Avukat Görüşü
Kira gelirinin tartışıldığı nafaka dosyasında tapu kaydı tek başına yeterli bilgi vermez. Hangi taşınmazın kiraya verildiği, kira sözleşmesinin tarihi, aylık kira tutarı ve kiranın hangi hesaba ödendiği ayrı ayrı gösterilmelidir. Kiraya verilmeyen, boş duran veya nafaka isteyen eşin kendisinin oturduğu taşınmaz da bu ayrımla belirtilmelidir.
Nafaka isteyen taraf, kira gelirinin yanında zorunlu giderlerini ve geçim ihtiyacını belgelerle ortaya koymalıdır. Eşler arasında mal rejimi davası da varsa o dosyadaki talepler, bilirkişi raporları ve verilmiş kararlar nafaka dosyasına bildirilmeli; henüz istenmiş bir alacak tahsil edilmiş para gibi gösterilmemelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.03.2025 tarihli, E. 2024/5757, K. 2025/2614 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri ve bunlara ilişkin iptal kararı 30.10.2026 tarihinde resmî kaynaktan kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
