Aile konutunun tespitini istemek ile tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasını istemek aynı talep değildir. Mahkeme bir taşınmazın aile konutu olduğunu tespit ederken açılmamış bir şerh davasını da reddederse, davacı gerçekte istemediği bir konuda davayı kaybetmiş gibi yargılama gideri ve karşı vekâlet ücretiyle karşılaşabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.01.2026 tarihli, E. 2025/6502, K. 2026/379 sayılı kararı tam da bu ayrımı ele almaktadır.
İçindekiler
Davacı kadın, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespitini istemişti. Taşova Asliye Hukuk Mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla yaptığı yargılamada bu tespit talebini kabul ederken tapuya şerh konulması istemini reddetti. Oysa Yargıtayın incelediği dosyada, şerh konulması için harcı yatırılarak usulünce açılmış bir dava yoktu. Ortada bulunmayan bir talebin reddedilmesi, kararın gider ve vekâlet ücreti bölümünü de etkiledi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, şerh talebi yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” hükmedilmesi gerekirken ret kararı kurulmasını hatalı buldu. Davacı kadın aleyhine, bu ret hükmüne dayanılarak yargılama gideri ve vekâlet ücreti yüklenmesi de doğru değildi. Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararı, gider ve ücret yönünden ortadan kaldırıldı; ilk derece mahkemesinin kararı aynı yönden bozuldu.
Taşova Asliye Hukuk Mahkemesi Tespit Talebini Kabul Ederken İstenmeyen Şerhi Reddetti
Dava, taşınmazın aile konutu niteliğinin tespiti istemiyle açılmıştı. İlk derece mahkemesi taşınmazın aile konutu olduğuna karar verdi; ayrıca taşınmaza aile konutu şerhi konulması isteminin reddine hükmetti. Ret bölümünü davacının kısmen haksız çıktığı bir bölüm sayarak davacı aleyhine yargılama giderine ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmetti.
Kadın taraf vekilinin istinaf itirazı, tespit sonucuna değil, dilekçede istenmeyen şerh hakkında kurulan ret hükmüne ve bu ret üzerinden davacıya yüklenen masraflara yöneldi. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunu esastan reddetti. Temyizde tartışılan sorun, ilk derece mahkemesinin usulüne uygun biçimde açılmamış bir talep hakkında ret hükmü kurmasıydı. Şerh isteminin esastan kabul edilip edilmemesi bu aşamada ele alınmadı.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. Maddesi Şerh Hakkında Hüküm Kurmayı Sınırlar
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki taleple bağlılık kuralına göre hâkim, tarafların talep sonuçlarından fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bir taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti ile tapu siciline şerh yazılması farklı hüküm sonuçlarıdır. Tespit davasının açılmış olması, mahkemenin ayrıca bir şerh talebini karara bağlamasını kendiliğinden gerektirmez.
Yargıtay, davacı kadının harcı yatırılarak usulünce açılmış bir şerh davası bulunmadığını özellikle vurguladı. İncelenecek bir şerh davası olmadığına göre, şerh isteminin neden esastan reddedildiğini araştırmak da gereksizdir. Ortada bir talep bulunmadığından verilecek karar, talebin reddi değil o konuda karar verilmesine yer olmadığıdır.
Aile konutu şerhinin tapu kaydındaki işlevi ve başvuru yolu, tespit istemiyle şerh isteminin neden aynı işlem olmadığını anlamak için yararlıdır. Fakat buradaki Yargıtay kararı şerhin genel koşullarını yeniden belirlemez; hâkimin gerçekten açılmış davanın sınırları içinde kalması gerektiği kuralını uygular.
Hatalı ret hükmünün sonucu yalnız kararın yazımıyla sınırlı kalmadı. İlk derece mahkemesi, şerh isteminin reddini davacının kısmen kaybettiği bir bölüm sayıp bu bölüme bağlı gider ve karşı vekâlet ücreti yükledi. Yargıtayın müdahalesi de bu sonuçla bağlantılıdır, çünkü hiç açılmamış bir şerh davasında davacının şerh talebini kaybettiği kabul edilemez.
Bozma Aile Konutu Tespitini veya Tapu Şerhini Yeniden Karara Bağlamadı
Temyiz hükmünün sonuç kısmı, bölge adliye mahkemesi kararının davacı aleyhine hükmedilen gider ve vekâlet ücreti yönünden kaldırılmasını, ilk derece mahkemesi kararının da aynı yönden bozulmasını açıkça belirtir. Gerekçede şerh talebi hakkında ret yerine karar verilmesine yer olmadığı hükmü kurulması gerektiği açıklanır. Buna göre Yargıtay, dava konusu yapılmayan şerhin reddinden doğan gider ve ücret hatasını düzeltmektedir.
Taşınmazın aile konutu niteliği hakkında ilk derece mahkemesince verilen olumlu tespit, bu temyiz incelemesinin bozma konusu değildir. Karardan, aile konutu tespit edilince tapuya kendiliğinden şerh işleneceği ya da şerh isteminin her durumda kabul edileceği sonucu da çıkmaz. Sonucu belirleyen, incelenen davada şerhe ilişkin usulüne uygun bir talebin bulunmamasıdır.
Şerh bulunmayan aile konutunun rızasız satışına ilişkin ayrı bir Yargıtay kararı şerhin koruyucu etkisini başka bir hukuki sorun üzerinden inceler. Bu dosyada ise taşınmaz devrinin geçerliliği veya üçüncü kişinin iyi niyeti tartışılmadı. Şerhin üçüncü kişilere karşı sağladığı koruma ile açılmamış bir şerh istemi hakkında hüküm kurulup kurulamayacağı ayrı sorulardır.
Kararın künyesiyle başka dosyaları araştırmak isteyenler, Yargıtayın Emsal Karar Arama rehberinden esas numarası, karar numarası ve tarih üzerinden nasıl arama yapılacağını öğrenebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti ve tapu kaydına şerh konulması farklı talep sonuçlarıdır. Kararda davacı kadının harcı yatırılarak açılmış bir şerh davası bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği dosyada, şerh talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirdi. Usulüne uygun biçimde açılmamış bir şerh davasını esastan reddetmek doğru bulunmadı.
Evet. Taşova Asliye Hukuk Mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla verdiği kararda taşınmazın aile konutu olduğunu tespit etti. Temyizde tartışılan hata, mahkemenin ayrıca açılmamış şerh talebini reddetmesiydi.
İlk derece mahkemesi, şerhe ilişkin ret hükmüne dayanarak davacı kadın aleyhine yargılama gideri ve davalı lehine vekâlet ücreti belirledi. Yargıtay, gerçekte açılmamış şerh davasının kaybedilmiş bir talep gibi kabul edilmesine bağlı bu mali sonucu hatalı buldu.
Hayır. Yargıtay tapuya şerh konulması yönünde bir hüküm kurmadı. Bozma, davacı aleyhine yüklenen gider ve vekâlet ücreti ile bunların dayandığı, açılmamış şerh istemi hakkında kurulan hatalı ret hükmüne ilişkindir.
Davacı kadının, talep edilmemiş şerhin reddi ve buna bağlı giderlerle ilgili istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesinin kararını gider ve vekâlet ücreti yönünden ortadan kaldırdı.
Hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olması gerektiği kabul edildi. Davacı kadının yalnız aile konutu tespiti için açtığı davadan hareketle, ayrıca usulüne uygun açılmamış şerh talebi hakkında ret hükmü kurulamaz.
Şerh talebi ayrı bir hüküm sonucu olarak açıkça yazılmalı ve ilgili usul ile harç şartları kontrol edilmelidir. İncelenen karar, şerh isteminin her koşulda kabul edileceğini değil; davanın kapsamının dilekçe ve harç kaydıyla belirlenmesi gerektiğini gösterir.
Avukat Görüşü
Dava açılmadan önce dilekçenin talep sonucu iki ayrı soruyla kontrol edilmelidir: Mahkemeden yalnız taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti mi isteniyor, yoksa ayrıca tapu kaydına şerh konulması da mı talep ediliyor? İkinci işlem amaçlanıyorsa talebin usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi ve harç durumunun ayrıca incelenmesi gerekir. Bu karardan, talep edilmemiş şerhin tespit hükmüne kendiliğinden ekleneceği sonucu çıkmaz.
Mahkeme istenmeyen bir talebi reddederse, itiraz dilekçesinde yalnız “şerh reddedildi” demek meseleyi yanlış yere götürür. Önce dava dilekçesinin sonuç bölümü ve harç kayıtları gösterilmeli, ardından açılmamış talep hakkında ret yerine karar verilmesine yer olmadığı hükmü kurulması gerektiği açıklanmalıdır. Karşı vekâlet ücreti ve yargılama gideri bu hatalı ret hükmünden türemişse, kanun yolu başvurusunda gider ve ücret bölümlerine ayrıca itiraz edilmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.01.2026 tarihli, E. 2025/6502, K. 2026/379 sayılı kararı üzerine genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Talep sonucu, yatırılan harç ve hükmün kapsamı her dosyada ayrıca incelenir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
