Yoksulluk nafakası, boşanmadan sonra geçimini sağlayamayacak duruma düşecek eşin diğer eşten istediği nafakadır. Mahkemenin bu nafakaya hükmetmeden önce, nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini belirlemesi gerekir. Eşin çalışıp çalışmadığı ve gelirinin geçimine yetip yetmediği bu belirlemede incelenir.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.09.2026 tarihli, E. 2025/10049, K. 2026/8010 sayılı kararında, kadının çalışıp çalışmadığı ve geliri yeniden araştırılmadan kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakasını bozdu. Aynı kararda, istinaf incelemesi sırasında 18 yaşını doldurmuş iki çocuk için bakım ve eğitim giderlerine katkı niteliğindeki iştirak nafakası düzenlenmesi de bozuldu. Dosya önce davaya ilk bakan aile mahkemesinde, yani İlk Derece Mahkemesinde görüldü; ardından istinaf yoluyla, yani kararın üst mahkemece yeniden incelenmesi için bölge adliye mahkemesine geldi. Erkek tarafın vekili Bölge Adliye Mahkemesinin kararını nafakalar yönünden temyiz etti, yani son aşamada Yargıtay’ın incelemesine götürdü. Bozma kararı, Yargıtay’ın hükmün ilgili bölümünü hukuka aykırı bulduğunu gösterir; dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.
Dosyadaki iki belge kadının çalışma durumunu nasıl farklı gösteriyordu?
Boşanma davasını kadın açmıştı. İlk Derece Mahkemesinin aldırdığı sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağına göre kadın çalışmıyordu, geliri ve malı yoktu ve çocuklarıyla birlikte anne ve babasının yanında kalıyordu. Velayet için hazırlanan sosyal inceleme raporunda ise kadının börekçide asgari ücretle çalıştığını beyan ettiği yer alıyordu.
Kararda aktarıldığına göre yoksulluk nafakasına, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle hükmedilmişti. Kararın gerekçesinde iki belge arasındaki bu farkın nasıl giderildiğine dair bir açıklama aktarılmıyor.
Yargıtay yoksulluk nafakasını neden eksik incelemeyle verilmiş saydı?
Yargıtay önce kuralı hatırlattı. Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir. Ardından kadının sosyal ve ekonomik durumunun yeniden araştırılmasını istedi. Kararın ifadesiyle, kadının “çalışıp çalışmadığı, sürekli ve düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı, gelir elde ediyor ise elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceği” belirlenmeli ve talep hakkında bu sonuca göre karar verilmeliydi. Yargıtay, bu konuda eksik incelemeyle karar verilmesini usul ve kanuna aykırı bularak yoksulluk nafakasını bozdu.
Bu gerekçede kanun maddesi gösterilmemiştir. Yoksulluk nafakasının dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesidir. Bu maddeye göre “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” Yargıtay’ın bozma gerekçesi bu şartlardan yoksulluğa düşme koşuluna ilişkindir; tarafların kusuru ve erkeğin mali gücü kararda tartışılmadı.
Mevzuat Bilgi Sistemindeki nota göre Anayasa Mahkemesi, 4.6.2026 tarihli, E. 2025/156, K. 2026/131 sayılı kararıyla bu fıkradaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir ve iptal 30.6.2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. İptal nafakanın süresine ilişkin ibareyi kapsar; Yargıtay’ın bu kararda dayandığı yoksulluğa düşme koşulu madde metninde aynen durmaktadır.
Daire ne kadının çalıştığı sonucuna ne de çalışmadığı sonucuna vardı; kadının çalışıp çalışmadığının yeniden araştırılarak belirlenmesini istedi. Asgari ücretle çalıştığına dair beyan da talebi tek başına sonuçlandırmadı, çünkü Daire gelir varsa bu gelirin kadını yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağının ayrıca belirlenmesini aradı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi aynı sonuca 16.02.2026 tarihli, E. 2025/6744, K. 2026/1692 sayılı kararında da varmıştı. O dosyada İlk Derece Mahkemesi kadının talebini reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de kadının çalıştığı, düzenli geliri ve adına kayıtlı malvarlığı bulunduğu gerekçesiyle bu reddi yerinde bulmuştu; Daire, çalışan eşin yoksulluk nafakası talebinde SGK kayıtları, emekli aylığı ve taşınmaz geliri araştırılmadan verilen bu reddi bozdu. İncelenen dosyada ise aynı eksiklik kadın yararına kabul edilen nafakada görüldü ve bozma erkek yararına verildi. Kanaatimizce iki karar birlikte okunduğunda, eksik gelir araştırmasının talebin kabulünü de reddini de bozmaya götürebildiği görülüyor.
18 yaşını dolduran çocuklar için iştirak nafakası neden bozuldu?
Tarafların ortak çocuklarından biri 13.6.2005, diğeri 25.9.2007 doğumluydu. Yargıtay, iki çocuğun da istinaf incelemesi sırasında ergin olduğunu, yani 18 yaşını doldurduğunu tespit etti. Bölge Adliye Mahkemesi, karar verdiği tarihte ergin olan bu çocuklar hakkında iştirak nafakası düzenlemesi yapmıştı. Yargıtay bu düzenlemeyi usul ve kanuna aykırı bularak bozdu.
Bu bozma için de kararda kanun maddesi gösterilmemiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, “çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” Aynı Kanun’un 11. maddesine göre “Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.” ve 328. maddesine göre “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı maddeye göre ise çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa anne ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.
Daire erginliği Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre değerlendirdi. Kanaatimizce bu, yargılama uzadığında nafaka hükmü kurulurken çocukların o tarihteki yaşının gözetilmesi gerektiğini gösteriyor. Yargıtay başka bir dosyada da babalık davası sürerken ergin olan çocuk için iştirak nafakası talebinin konusuz kaldığını ve dava tarihinden erginliğe kadar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiğini belirtmişti. İncelenen kararda ise çocukların eğitimine ilişkin bir değerlendirme bulunmuyor.
Erkeğin diğer temyiz itirazları hakkında ne karar verildi?
Yargıtay, erkek tarafın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarını yerinde görmedi. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyize konu diğer bölümleri Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onandı, yani Yargıtay bu bölümleri hukuka uygun buldu. Bozulan bölümler, çocuklar için verilen iştirak nafakaları ile kadın yararına verilen yoksulluk nafakasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu kararda Yargıtay, çalışmadığını gösteren tutanak ile çalıştığına dair beyan arasındaki farkı yeniden araştırma sebebi saydı. Eşinizin çalıştığı işyerini, çalıştığı dönemi ve elde ettiği geliri gösteren bilgi ve belgeleri delil olarak bildirmeniz, mahkemenin bu farkı araştırmasına dayanak olabilir.
İncelenen dosyada boşanma yeniden ele alınmadı. Erkek tarafın vekili kararı nafakalar yönünden temyiz etmişti; Yargıtay bozmayı iştirak nafakaları ile yoksulluk nafakasıyla sınırlı tuttu ve temyize konu diğer bölümleri onadı.
Avukat Görüşü
Yoksulluk nafakası isteyen taraf, çalışma durumunu yargılama boyunca aynı biçimde ve dönemiyle birlikte anlatmalıdır. Velayet için yapılan sosyal inceleme görüşmesinde söylenenler de rapora yansır ve nafaka değerlendirmesinde gündeme gelebilir. Çalışmanın geçici mi düzenli mi olduğu, ne zaman başladığı ve sürüp sürmediği belgelerle desteklenmelidir.
Nafakaya itiraz eden taraf ise dosyadaki belgeler arasında fark varsa bunu istinaf ve temyiz dilekçesinde belge ve sayfa göstererek açıklamalıdır. Yargılama uzun sürüyorsa çocukların doğum tarihleri karar aşamasında ayrıca hatırlatılmalıdır; ergin olmuş bir çocuk için iştirak nafakası düzenlenmesi bozma sebebi olabilir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.09.2026 tarihli, E. 2025/10049, K. 2026/8010 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 02.11.2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
