Babalık davası, çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini sağlar; kanun, bu davayla birlikte çocuk için nafaka istenmesine de imkân tanır. Yargılama uzun sürdüğünde çocuk 18 yaşını doldurup ergin olabilir; bu durumda dava tarihinden erginliğe kadar geçen süre için hangi nafakaya hükmedileceği sorusu doğar. İncelenen kararda Yargıtay, bu durumda çocuğa dava tarihinden erginliğe kadar tedbir nafakası verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.02.2026 tarihli, E. 2026/101, K. 2026/2024 sayılı kararında, davaya ilk bakan mahkemenin, yani İlk Derece Mahkemesinin, yargılama sırasında ergin olan çocuk için dava tarihinden erginliğe kadar iştirak nafakasına hükmetmesini doğru bulmamıştır. Yargıtay, aynı dönem ve aynı tutar için tedbir nafakasına hükmedilmesi, iştirak nafakası talebi hakkında ise talep konusuz kaldığı için karar verilmesine yer olmadığına, yani bu talebin esası incelenmeden karar kurulmasına gerek kalmadığına hükmedilmesi gerektiğini söylemiştir. Yargıtay ayrıca bölge adliye mahkemesinin kararını ortadan kaldırarak hükümsüz bırakmıştır; bu karar, İlk Derece Mahkemesi kararının bölge adliye mahkemesinde yeniden incelenmesi talebini, yani istinaf başvurusunu reddeden karardı. Yeni bir yargılama yapılmasına gerek görmediği için hatalı bendi kendisi değiştirmiş, Yargıtay’ın incelemesine götürülen, yani temyiz edilen diğer bölümleri ise onamıştır; bu sonuç düzelterek onama olarak adlandırılır.
Çocuk dava sürerken 18 yaşını doldurunca İlk Derece Mahkemesi nafakaya nasıl hükmetti?
Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesine göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilir. Bu dosyada babalık davası, kayyım tarafından çocuk lehine açılmış; babalığın tespiti ile iştirak nafakası, yani babanın çocuğun bakım giderlerine katılması için ödeyeceği nafaka istenmiştir. İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş ve davalının çocuğun babası olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, dava tarihinden çocuğun ergin olduğu 13.08.2023 tarihine kadar geçerli olmak üzere aylık 1.500,00 TL iştirak nafakasına hükmetmiş, bu tutarı aşan talebi reddetmiştir. Karar metnine göre çocuk, yargılama sürerken 13.08.2023 tarihinde ergin olmuştur.
Davalı bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi başvuruyu esastan reddetmiş, yani İlk Derece Mahkemesi kararını yerinde bulmuştur. Davalı bunun üzerine kararı davanın kabulü ve iştirak nafakası yönlerinden temyiz etmiştir.
Karar metninde dava tarihi, tarafların gelirleri ve babalığın hangi delille belirlendiği yer almaz. Bu nedenle nafakanın toplam kaç ayı kapsadığı ve babalığın nasıl ispat edildiği bu karardan çıkarılamaz.
Yargıtay neden iştirak nafakası yerine tedbir nafakasını gerekli gördü?
Yargıtay, davalının diğer temyiz itirazlarını yerinde görmemiş, yalnız iştirak nafakasına yönelik itirazı kabul etmiştir. Kararda, İlk Derece Mahkemesince “dava tarihinden, davacı …’in ergin olduğu tarih olan 13.08.2023 tarihine kadar tedbir nafakasına hükmedilmesi” gerektiği belirtilmiştir. Aynı cümleye göre davacının ergin olmasıyla iştirak nafakası talebi konusuz kaldığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmeliydi. İlk Derece Mahkemesi aynı dönemi iştirak nafakası olarak yazdığı için hüküm hatalı bulunmuştur. Kararda iki nafaka türü arasındaki farkın gerekçesi ayrıca açıklanmamıştır; bu dosyada tedbir nafakası, dava tarihinden çocuğun ergin olduğu 13.08.2023 tarihine kadar geçen dönemi karşılar.
Kararda bu sonuç için Türk Medeni Kanunu’ndan madde gösterilmemiştir. Kanunun 11. maddesine göre erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar ve 328. maddesine göre “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Babalık davasıyla birlikte istenen nafaka için ise kanunun 333. maddesi, hâkim babalık olasılığını kuvvetli bulursa hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verilebileceğini düzenler. Bu hükümler Türk Medeni Kanunu’nun resmî metninden okunmuştur; Yargıtay kararında bu maddelere atıf yoktur.
Kanaatimizce kararın pratik sonucu, çocuğun yargılama sırasında ergin olmasıyla iştirak nafakası talebi konusuz kalsa da dava tarihinden erginliğe kadar geçen dönemin açıkta bırakılmamasıdır. Yargıtay, İlk Derece Mahkemesinin belirlediği aylık tutarı ve bitiş tarihini değiştirmemiş; bu dönemin nafakasını tedbir nafakası olarak yazmış, iştirak nafakası talebi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığını belirtmiştir.
Yargıtay neden hükmü kendisi düzeltti?
Yargıtay, hatanın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek görmemiş ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrasını uygulamıştır. Bu fıkraya göre “Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir.” Aynı fıkra, “Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.” hükmünü de içerir.
Hüküm fıkrasına göre Yargıtay önce istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının nafakaya ilişkin 2 numaralı bendi tamamen çıkarılmış, yerine dava tarihinden 13.08.2023 tarihine kadar geçerli aylık 1.500,00 TL tedbir nafakası, fazlaya ilişkin talebin reddi ve iştirak nafakası talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yazılmıştır. Düzeltme dışında kalan ve temyiz edilen diğer bölümler onanmıştır. Dosya, düzeltilmiş hükümle birlikte İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneği de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir; bu gönderme yeni bir yargılama yapılacağı anlamına gelmez. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
Karar ergin çocuğun eğitim giderleri hakkında bir şey söylüyor mu?
Hayır. Karar metninde çocuğun erginlikten sonra eğitimine devam edip etmediği yer almaz; kararda böyle bir talebe de yer verilmemiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesinin ikinci fıkrasına göre ise “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” Bu nedenle karar, ergin olan çocuğun hiçbir koşulda babasından destek isteyemeyeceği şeklinde okunamaz; yalnız bu dosyada iştirak nafakası talebinin erginlik nedeniyle konusuz kaldığını gösterir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu dosyada kalmadı. Çocuk yargılama sırasında 13.08.2023 tarihinde ergin olmasına rağmen Yargıtay, davalının davanın kabulüne yönelik temyiz itirazlarını reddetti ve düzeltme dışındaki bölümleri onadı; erginlik nedeniyle konusuz kalan yalnız iştirak nafakası talebiydi. Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesi de ana ve babanın bakım borcunun çocuğun ergin olmasına kadar devam ettiğini düzenler.
Bu dosyada dava kayyım tarafından çocuk lehine açılmıştı ve Yargıtay, tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacı çocuğa verilmesine hükmetti. Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesine göre babalık davası “kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.”
Hayır. Yargıtay bu dosyada iştirak nafakası talebinin reddine değil, talep konusuz kaldığı için karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğini belirtti. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin 331. maddesi de “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde” ifadesini kullanır; incelenen kararda bu maddeye atıf yoktur.
Avukat Görüşü
Babalık ve nafaka talepleri birlikte yürütülürken dava tarihi ile çocuğun 18 yaşını dolduracağı tarih dosya kronolojisinde ayrı ayrı gösterilmelidir. Hüküm verildiğinde nafaka bendi yalnız aylık tutar bakımından değil, hangi dönemi kapsadığı, hangi nafaka türü olarak kurulduğu ve kime ödeneceği bakımından da okunmalıdır. Yargıtay’ın düzelterek onama kararında da çıkarılan bent ile yerine yazılan bent yan yana konulduğunda ödeme yükümlülüğünün son hâli görülür.
Çocuk dava sürerken ergin olacaksa eğitim durumu da erkenden belgelenmelidir. Öğrenci belgesi ve eğitimin süreceği tarihler, Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesinin ikinci fıkrasındaki yükümlülüğün gündeme gelip gelmediğini göstermeye yarar. Kanaatimizce bu karar, eğitimi süren ergin çocuğun bu fıkraya dayanan bir talebi bakımından yol gösterici değildir; kararda bu fıkraya değinilmemiştir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.02.2026 tarihli, E. 2026/101, K. 2026/2024 sayılı kararı hakkında genel hukuki bilgi verir ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri 27.10.2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
