Adliye salonunda adalet terazisi ve tokmak

Eşinin Dükkânında Düzenli Çalışan Kadının Katkı Payı Oranının Az Bulunması Hakkında Yargıtay Kararı

1 Ocak 2002’den önce evlenen eşler arasında, Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girene kadar 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (eski Medeni Kanun) yasal rejimi olan mal ayrılığı geçerliydi; bu rejimde her eşin malları, geliri ve kazançları kendisine ait kişisel malıydı. Bu dönemde bir eşin adına edinilen mala diğer eşin parayla veya parayla ölçülebilen bir değerle yaptığı katkının karşılığı katkı payı alacağıyla istenir. Alacak, mahkemenin belirlediği katkı oranı üzerinden hesaplandığı için düzenli çalışan kadının katkı payı oranı, alacağın miktarını doğrudan belirler.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 10.09.2026 tarihli, E. 2025/5564, K. 2026/7928 sayılı kararında, erkeğin burger dükkânında düzenli olarak çalışan kadın için yüzde 30 olarak belirlenen katkı payı oranını az buldu. Davaya ilk bakan aile mahkemesi, yani İlk Derece Mahkemesi, alacağı bu oranla hesaplamıştı. İlk Derece Mahkemesinin kararını istinaf yoluyla, yani ikinci kez inceleyen bölge adliye mahkemesi başvuruyu esastan reddetti; başka bir deyişle kararı yerinde buldu. Kadın tarafın vekili bu kararı temyiz etti, yani Yargıtay’ın incelemesine götürdü. Yargıtay bölge adliye mahkemesinin kararını ortadan kaldırdı, yani geçersiz kıldı ve İlk Derece Mahkemesinin kararını bozdu. Bozma, kararın hukuka aykırı bulunup yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasıdır; dosya bu nedenle İlk Derece Mahkemesine gönderildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5564, K. 2026/7928, 10.09.2026

Belge hazırlanıyor…

İlk Derece Mahkemesi kadının katkı oranını nasıl belirlemişti?

Kararda davanın türü katkı payı ve katılma alacağı olarak gösterilir; davacı kadındır. Bu iki alacak, malın edinildiği döneme göre ayrılır. 1 Ocak 2002’den önceki mal ayrılığı döneminde edinilen mala yapılan katkı için katkı payı, başka bir rejim seçmemiş eşlerde sonraki dönemde edinilen mallar için ise katılma alacağı gibi yeni yasal rejimin alacakları istenir. Yargıtay’ın gerekçesi, İlk Derece Mahkemesinin “davacının banka hesabı yönünden” hesapladığı katkı payı alacağı ile ilgilidir. Mahkeme bu alacak için kadının katkı oranını yüzde 30 olarak belirlemiş ve alacağı bu orana göre hesaplamıştı.

İlk Derece Mahkemesi oranı belirlerken Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesini ve Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesini gözetmişti. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesine göre “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.” Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi de zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği durumda hâkimin “olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak” belirleyeceğini söyler.

Karar, banka hesabının hangi tarihlerde açıldığını ve içindeki paranın ne zaman biriktiğini yazmaz. Davanın katılma alacağı kısmı hakkında da bir değerlendirme içermez; Yargıtay’ın gerekçesi yalnız bu katkı oranına ilişkindir.

Yargıtay neden yüzde 30 oranını az buldu?

Yargıtay’a göre belirlenen oran dosya kapsamıyla örtüşmüyordu. Gerekçede iki olgu öne çıkar. Birincisi, kadın erkeğin burger dükkânında düzenli olarak çalışmıştı. İkincisi, oran belirlenirken kocanın 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 152. maddesi gereğince taşıdığı evi geçindirme yükümlülüğü hesaba katılmamıştı. Yargıtay bu iki olgu karşısında “dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, takdir edilen katkı payı oranı azdır” sonucuna vardı.

Yargıtay, İlk Derece Mahkemesinin kadının düzenli çalışmasını, kocanın evi geçindirme yükümlülüğünü ve Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesini birlikte gözeterek “hukuk ve hakkaniyete uygun bir miktarda katkı oranı” takdir etmesi gerektiğini belirtti. Yeni oranın ne olacağını ise kendisi yazmadı.

Evi geçindirme yükümlülüğünün hesaptaki yeri, aynı Dairenin daha önceki bir kararında açıkça anlatılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.07.2024 tarihli, E. 2023/4622, K. 2024/5366 sayılı kararında, mal ayrılığı döneminde edinilen mala eşlerin düzenli gelirleriyle yaptığı katkının oranı belirlenirken her eşin gelirinden kişisel harcamalarının ve “kocanın 743 sayılı Kanun’un 152 nci maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama” düşülerek tasarruf miktarlarının bulunmasını ve oranın bu tasarrufların karşılaştırılmasıyla belirlenmesini istemiştir. Kanaatimizce incelenen kararda oranın az bulunmasının hesaptaki karşılığı da budur. Kocanın gelirinden ev giderleri düşüldüğünde onun tasarruf payı küçülür, düzenli çalışan kadının payı ise büyür.

Kocanın evi geçindirme yükümlülüğü bugün de aynı mı?

Hayır. Yargıtay’ın dayandığı 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi, Türk Medeni Kanunu’nun 1028. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır ve Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmiştir. Bugün yürürlükteki Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Bu kurala göre birliğin giderlerini karşılama yükü bugün yalnız kocaya ait değildir. Kanaatimizce kararın bu yükümlülüğü kocaya yüklemesi, katkı payı alacağının eski kanun dönemine ait bir katkıyı konu almasından kaynaklanır.

Dönem ayrımı, istenecek alacağı da değiştirir. Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasına göre 2002’den önce evlenmiş eşler, bir yıl içinde başka bir rejim seçmedikleri takdirde 1 Ocak 2002’den geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Başka bir rejim seçmemiş eşlerde bu tarihten sonra edinilen mallar için katkı payı alacağı hesaplanmaz. Bu mallarda değer artış payı istenebilir; Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesine göre eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına “hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur”. Aynı Kanun’un 236. maddesinin birinci fıkrasına göre ise “Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar.”

İlk Derece Mahkemesi yeniden karar verirken neye bakacak?

Yargıtay yeni bir oran veya alacak tutarı belirlemedi. İlk Derece Mahkemesi, kadının dükkândaki düzenli çalışmasını ve kocanın evi geçindirme yükümlülüğünü hesaba katarak oranı hakkaniyete uygun biçimde yeniden takdir edecek, katkı payı alacağını bu orana göre belirleyecektir. Kararda kadının çalıştığı dönem ve eşlerin gelirleri yer almadığından, kanaatimizce karardan başka dosyalara uygulanabilecek sabit bir oran çıkarılamaz.

Hüküm fıkrasına göre bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararı ortadan kaldırıldı ve İlk Derece Mahkemesinin kararı bozuldu. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine karar verildi. Dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderildi. Karar oy birliğiyle verildi.

Katkı oranına itiraz kanun yollarıyla yapılır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre ilk derece mahkemelerinin nihai kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesinin temyiz edilebilen nihai kararlarına karşı ise “tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna” başvurulabilir (m. 341 ve 361).

Sıkça Sorulan Sorular

Bu kararda Yargıtay, kadının erkeğin burger dükkânında düzenli çalışmasını yüzde 30 oranın az bulunmasının gerekçelerinden biri saydı. Yargıtay yeni oranı kendisi belirlemedi; oranı, dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesi yeniden takdir edecektir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşin ölümüyle sona eren bir evlilikteki taşınmaz tasfiyesine ilişkin 04.07.2024 tarihli, E. 2023/4622, K. 2024/5366 sayılı kararında, mal ayrılığı döneminde edinilen mala düzenli gelirle yapılan katkının oranını belirleme yöntemini anlatırken çalışma sabit olduğu hâlde bir döneme ait belgelere ulaşılamıyorsa o dönemdeki yaklaşık gelirin ilgili meslek kuruluşlarından veya bilirkişilerden sorularak belirlenmesini istemiştir. Bu yolun açılması için önce çalışmanın kendisinin ispat edilmesi gerekir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre parasal sınırı aşan kararlarda, oranın dosyadaki olgularla örtüşmediğini istinaf ve ardından temyiz yoluyla ileri sürebilirsiniz. Bu dosyada oranın az olduğu temyiz incelemesinde kabul edilmiş ve İlk Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur.

Avukat Görüşü

Katkı payı dosyasında önce malın veya birikimin edinildiği tarih belgelenir; 1 Ocak 2002’den önceki ve sonraki edinimler farklı alacaklara konu olduğu için hesap raporunda her malın edinme tarihi ayrı gösterilmelidir. Ardından evlenme tarihinden malın edinildiği tarihe kadar iki eşin çalışma süreleri ve gelirleri için kayıtlar dosyaya getirtilir. Eşlerden biri diğerinin işyerinde çalışmışsa bu çalışmanın gelir getiren ve düzenli bir çalışma olduğunu gösteren delillerin sunulması yararlı olur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2024 tarihli kararına göre mal ayrılığı döneminde “Çalışarak, düzenli ve sürekli gelire (maaş, gündelik, kar payı vb.) sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça diğer eşin sahip olduğu mal varlığına yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir.”

Bilirkişi raporu geldiğinde, kocanın gelirinden evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcamanın düşülüp düşülmediği ve kadının düzenli gelirinin hesaba alınıp alınmadığı ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Rapor bu kalemleri hesaba katmamışsa itiraz dilekçesinde bu eksiklik, Yargıtay’ın oranın nasıl bulunacağına ilişkin kararları gösterilerek açıkça yazılmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.09.2026 tarihli, E. 2025/5564, K. 2026/7928 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan yürürlükteki kanun hükümleri 05.11.2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Yukarı Çık