Nafaka Artırım Davası

Nafaka artırım davası, daha önce mahkeme kararı veya taraflar arasındaki anlaşma ile belirlenen nafaka miktarının, değişen ekonomik koşullar ve tarafların güncel durumları dikkate alınarak yeniden artırılmasını sağlayan dava türüdür. Özellikle yüksek enflasyon, yaşam maliyetlerinin artması, çocuğun eğitim giderlerinin yükselmesi veya nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının çoğalması gibi nedenlerle mevcut nafaka miktarı yetersiz kalabilir. Böyle durumlarda Türk Medeni Kanunu, nafakanın yeniden belirlenmesine imkân tanır.

Bursa’da nafaka artırım davası açmayı düşünen kişiler açısından en önemli hususlardan biri, yalnızca ekonomik koşulların değişmiş olmasının değil, bu değişikliğin somut delillerle ortaya konulmasının da gerekmesidir. Mahkeme, tarafların gelir durumunu, giderlerini, sosyal ve ekonomik yaşam standartlarını, çocuğun güncel ihtiyaçlarını ve hakkaniyet ilkesini birlikte değerlendirerek karar verir.

Nafaka artırım davası nedir?

Nafaka artırım davası; mevcut nafaka miktarının, zaman içerisinde değişen ekonomik ve sosyal şartlar nedeniyle yetersiz hale gelmesi üzerine açılan bir aile hukuku davasıdır. Amaç, nafakanın ilk belirlendiği tarihten sonra ortaya çıkan değişikliklerin mahkeme tarafından değerlendirilerek nafakanın güncel koşullara uygun hale getirilmesidir.

Nafaka artırım davası hangi nafaka türleri için açılabilir?

Nafaka artırım davası, kanunda düzenlenen çeşitli nafaka türleri bakımından gündeme gelir. Ancak artırım talebinin yolu her nafaka türünde aynı değildir.

İştirak nafakasının artırılması

Uygulamada en sık karşılaşılan dava türüdür.

İştirak nafakası, velayeti kendisinde bulunmayan ebeveyn tarafından müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkı amacıyla ödenir.

Çocuk büyüdükçe;

  • eğitim masrafları artabilir,
  • okul değişebilir,
  • özel ders ihtiyacı doğabilir,
  • servis giderleri oluşabilir,
  • sağlık harcamaları yükselebilir,
  • sosyal faaliyet giderleri çoğalabilir.

Bu gibi durumlarda mevcut iştirak nafakası yetersiz kalabilir ve artırılması talep edilebilir.

Yoksulluk nafakasının artırılması

Boşanma sonrasında hükmedilen yoksulluk nafakası da artırılabilir.

Özellikle;

  • yaşam maliyetlerinin yükselmesi,
  • kira bedellerinin artması,
  • sağlık giderlerinin çoğalması,
  • nafaka alacaklısının ekonomik durumunun kötüleşmesi,
  • nafaka yükümlüsünün gelirinin önemli ölçüde artması

gibi durumlar yoksulluk nafakasının artırılması için dava açılmasına neden olabilir.

Tedbir nafakası artırılabilir mi?

Boşanma davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakası da koşulların değişmesi halinde artırılabilir.

Örneğin;

  • uzun süren yargılama,
  • ekonomik kriz,
  • çocuğun ihtiyaçlarının artması

gibi nedenlerle tedbir nafakasının yeniden belirlenmesi talep edilebilir. Bu talep ayrı bir artırım davasıyla değil, boşanma davasına bakan mahkemeden istenir.

Nafaka artırım davasının hukuki dayanağı nedir?

Nafaka artırım davasının dayanağı Türk Medeni Kanunu’dur. Kanun, boşanmada irat biçiminde hükmedilen nafakanın tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde artırılabileceğini kabul eder. Çocuk için belirlenen katılma payı da durumun önemli ölçüde değişmesi hâlinde yeniden belirlenebilir.

Bu nedenle nafaka kararı kesinleşmiş olsa bile değişmez değildir. Artırım davasında mahkeme önceki kararı ortadan kaldırmaz; nafaka miktarını değişen koşullara göre yeniden belirler.

Nafaka artırım davası açma şartları nelerdir?

Mahkemenin nafakayı artırabilmesi için önceki nafaka kararından sonra tarafların durumunda önemli bir değişiklik ortaya çıkmış olmalıdır. Nafaka alacaklısının yalnızca daha yüksek bir miktar istemesi bu şartı karşılamaz.

Uygulamada artırım sebebi olarak en sık şu değişiklikler ileri sürülür.

Ekonomik koşulların değişmesi

Türkiye’de en sık görülen artırım nedenidir.

Örneğin;

  • yüksek enflasyon,
  • temel ihtiyaç fiyatlarının yükselmesi,
  • kira artışları,
  • ulaşım giderlerinin artması,
  • gıda fiyatlarının yükselmesi

nafakanın satın alma gücünü önemli ölçüde azaltabilir.

Çocuğun giderlerinin artması

İştirak nafakasında en önemli kriter çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun okul, servis, kurs ve sağlık giderlerinin önceki karardan sonra ciddi biçimde artması artırım sebebi olabilir.

Nafaka borçlusunun gelirinin artması

Nafaka yükümlüsü;

  • daha yüksek maaşlı işe girmiş olabilir,
  • şirket sahibi olmuş olabilir,
  • ticari faaliyetlerini büyütmüş olabilir,
  • taşınmaz edinmiş olabilir,
  • kira geliri elde etmeye başlamış olabilir.

Bu durum nafaka artırımında önemli rol oynayabilir.

Nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının artması

Özellikle yoksulluk nafakasında;

  • sağlık sorunları,
  • çalışma gücünün azalması,
  • kira giderlerinin yükselmesi,
  • ekonomik sıkıntılar

mahkeme tarafından dikkate alınabilir.

Nafaka artırım davasında mahkeme hangi kriterleri değerlendirir?

Nafaka artırım davalarında mahkeme yalnızca tarafların beyanlarıyla karar vermez. Dosyaya sunulan deliller, ekonomik ve sosyal durum araştırmaları, resmi kurum kayıtları ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilir. Amaç, nafakanın hakkaniyete uygun şekilde yeniden belirlenmesidir.

Hâkim, karar verirken özellikle aşağıdaki hususları dikkate alır:

  • Tarafların güncel gelir düzeyi
  • Düzenli ve düzensiz gelirleri
  • Taşınır ve taşınmaz mal varlığı
  • Araç sahipliği
  • Banka hesap hareketleri
  • Kira gelirleri
  • Ticari faaliyetler
  • SGK kayıtları
  • Vergi kayıtları
  • Çocuğun yaşı
  • Eğitim durumu
  • Sağlık durumu
  • Yaşam standardı
  • Tarafların yeniden evlenip evlenmediği
  • Yeni çocuklarının bulunup bulunmadığı
  • Tarafların aylık zorunlu giderleri
  • Nafakanın ilk belirlendiği tarihten sonra yaşanan ekonomik değişimler

Mahkeme, yalnızca nafaka alacaklısının ihtiyaçlarına veya yalnızca nafaka borçlusunun gelirine bakarak karar vermez. Her iki tarafın ekonomik gücü ile hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilir. Nafaka miktarı matematiksel bir hesapla bulunmaz; bu nedenle başka dosyalarda verilen nafaka miktarları açılacak davanın sonucunu göstermez.

Nafaka artırım davasında deliller nelerdir?

Davayı açan taraf, nafakanın artırılmasını gerektiren değişiklikleri mümkün olduğunca somut belgelerle ortaya koymalıdır. Belgeler güncel olmalıdır; eski tarihli bordro veya faturalar bugünkü ekonomik durumu göstermeyebilir.

Uygulamada en sık kullanılan deliller şunlardır:

  • Maaş bordroları
  • SGK hizmet dökümleri
  • Vergi kayıtları
  • Tapu kayıtları
  • Araç kayıtları
  • Banka hesap hareketleri
  • Kira sözleşmeleri
  • Okul kayıtları
  • Özel okul faturaları
  • Servis ücretleri
  • Kurs ücretleri
  • Sağlık raporları
  • Hastane faturaları
  • Eczane giderleri
  • Tanık beyanları
  • Sosyal ve ekonomik durum araştırmaları
  • Ticaret Sicili kayıtları
  • Şirket ortaklık bilgileri
  • Vergi levhası
  • Gelir belgeleri

Nafaka artırım davası nerede açılır?

Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde, bu davalara bakmakla görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Yetkili mahkeme ise kanunda belirlenen yetki kurallarına göre belirlenir.

Genellikle;

  • nafaka alacaklısının yerleşim yeri,
  • nafaka borçlusunun yerleşim yeri

mahkemelerinde dava açılması mümkündür.

Nafaka artırım davasını kim açabilir?

Artırım davasını nafaka borçlusu değil, nafaka alan taraf açar.

İştirak nafakasında dava, çocuğun velayetini elinde bulunduran ebeveyn tarafından açılır.

Yoksulluk nafakasında ise nafakayı alan kişi davacı olur.

Nafaka borçlusu ise nafakanın artırılmasını talep edemez. Şartları oluşmuşsa nafaka borçlusu nafakanın azaltılması veya kaldırılması davası açabilir.

Nafaka artırım davası ne zaman açılabilir?

Kanunda nafaka artırım davası için bir bekleme süresi veya zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.

Ancak dava açılabilmesi için nafaka kararının verildiği tarihten sonra şartlarda önemli bir değişiklik meydana gelmiş olmalıdır.

Örneğin;

  • çocuk ilkokuldan liseye geçmiş olabilir,
  • özel okul masrafları ortaya çıkmış olabilir,
  • sağlık giderleri artmış olabilir,
  • nafaka borçlusunun maaşı önemli ölçüde yükselmiş olabilir,
  • ekonomik kriz nedeniyle mevcut nafaka tamamen yetersiz hale gelmiş olabilir.

Önceki karardan kısa süre sonra dava açılması tek başına ret sebebi değildir. Ancak bu durumda koşulların hangi önemli nedenle değiştiği somut olarak gösterilmelidir; kayda değer bir değişiklik yoksa talep reddedilebilir.

Nafaka artırım davası açıldıktan sonra süreç nasıl işler?

Dava, dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasıyla başlar.

Daha sonra;

  • dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir,
  • cevap dilekçesi sunulur,
  • ön inceleme duruşması yapılır,
  • deliller toplanır,
  • sosyal ve ekonomik durum araştırmaları gerçekleştirilir,
  • gerekirse kurumlara müzekkere yazılır,
  • taraflar dinlenir,
  • gerekiyorsa tanıklar dinlenir,
  • mahkeme tüm delilleri değerlendirerek karar verir.

Kanunda davanın bitirilmesi için belirli bir süre yoktur. Gelir araştırmasının, kurum yazışmalarının veya bilirkişi incelemesinin uzun sürmesi dava süresini uzatır.

Nafaka artırım davasında geçmişe dönük artış istenebilir mi?

Hayır. Nafaka artırım davası açılmadan önceki dönemler için geriye dönük artış farkı istenemez.

Bu nedenle mevcut nafakanın yetersiz kaldığı düşünülüyorsa dava gecikmeden açılmalıdır. Dava ne kadar geç açılırsa, eski miktarla ödenen ve artış istenemeyecek dönem de o kadar uzar.

Nafaka artırım davasında enflasyon tek başına yeterli midir?

Enflasyon önemli bir değerlendirme kriteridir ancak tek başına kesin artış sebebi değildir.

Mahkeme;

  • enflasyonu,
  • TÜİK verilerini,
  • tarafların ekonomik durumunu,
  • satın alma gücündeki değişimi,
  • gelir artışlarını,
  • çocuğun ihtiyaçlarını

birlikte değerlendirir.

Örneğin aylık 2.000 TL olarak belirlenen iştirak nafakası yıllar içerisinde aynı kalmışsa, yalnızca enflasyon nedeniyle bile bu miktarın çocuğun ihtiyaçlarını karşılaması güçleşebilir. Ancak mahkeme yine de tarafların mali durumunu araştırarak karar verir.

Nafaka artırım davasında mahkeme gelir araştırmasını nasıl yapar?

Tarafların gerçek ekonomik durumu belirlenmeden doğru bir nafaka miktarı bulunamaz. Bu nedenle mahkeme yalnızca tarafların sunduğu belgelerle yetinmez; gerekli gördüğünde kamu kurumlarından ve özel kuruluşlardan bilgi ister.

Uygulamada mahkemeler sıklıkla aşağıdaki kurumlara müzekkere yazar:

  • SGK
  • Vergi Dairesi
  • Tapu Müdürlüğü
  • Trafik Tescil Birimleri
  • Bankalar
  • Ticaret Sicil Müdürlüğü
  • Esnaf Odaları
  • İŞKUR
  • Belediyeler
  • Nüfus Müdürlükleri

Böylece nafaka yükümlüsünün gerçek gelirinin belirlenmesi amaçlanır.

Özellikle serbest meslek sahibi kişiler, şirket ortakları veya ticaretle uğraşan kişiler bakımından yalnızca maaş bordrosu yeterli görülmeyebilir. Mahkeme, kişinin yaşam standardını da dikkate alabilir.

Nafaka yükümlüsünün gelirini düşük gösterdiği, şirket gelirini gizlediği veya malvarlığını başkaları adına tuttuğu ileri sürülüyorsa bu kayıtların getirtilmesi dilekçede açıkça istenmelidir.

Nafaka artırım davasında çocuğun ihtiyaçları nasıl değerlendirilir?

İştirak nafakasında temel ilke çocuğun üstün yararıdır. Velayeti kendisinde olmayan ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür.

Mahkeme, çocuğun yalnızca temel ihtiyaçlarını değil, gelişimi için gerekli olan eğitim, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını da dikkate alır.

Örneğin;

  • okul değişikliği,
  • özel okul eğitimi,
  • üniversite hazırlık kursu,
  • yabancı dil kursu,
  • spor faaliyetleri,
  • sanat eğitimi,
  • bilgisayar ihtiyacı,
  • tablet veya eğitim teknolojileri,
  • sağlık giderleri,
  • psikolojik destek,
  • özel ders giderleri

nafaka miktarının yeniden belirlenmesinde etkili olabilir.

Çocuk büyüdükçe ihtiyaçlarının da doğal olarak artacağı kabul edilmektedir.

Özel okul ücreti tek başına değil; servis, yemek, kırtasiye ve kurs giderleriyle birlikte değerlendirilir. Bu eğitim giderlerinin okul sözleşmesi, fatura ve makbuzlarla gösterilmesi gerekir.

Sürekli tedavi, düzenli ilaç kullanımı, fizik tedavi, psikolojik destek veya ortodonti gibi sağlık giderleri de rapor, reçete ve faturayla desteklendiğinde nafakanın yeniden belirlenmesinde dikkate alınır.

Nafaka borçlusunun yeni evlenmesi nafaka artırımını engeller mi?

Hayır.

Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi tek başına nafaka artırımına engel değildir.

Ancak yeni evlilik nedeniyle;

  • yeni çocuklarının bulunması,
  • bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısının artması,
  • gelirinde önemli değişiklik meydana gelmesi

mahkeme tarafından değerlendirilen unsurlar arasında yer alabilir.

Bununla birlikte yeni evlilik, mevcut çocuğun veya nafaka alacaklısının haklarını tamamen ortadan kaldırmaz.

Nafaka alan kişinin çalışmaya başlaması artırım davasını etkiler mi?

Bu durum özellikle yoksulluk nafakasının artırılması istendiğinde gündeme gelir.

Nafaka alan kişinin;

  • düzenli işe başlaması,
  • yüksek gelir elde etmesi,
  • ekonomik bağımsızlığını kazanması

artırım talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Ancak çalışmaya başlamış olması tek başına davanın reddi sonucunu doğurmaz.

Elde edilen gelirin;

  • yaşam giderlerini karşılayıp karşılamadığı,
  • nafakanın amacını ortadan kaldırıp kaldırmadığı,
  • tarafların güncel ekonomik durumu

birlikte değerlendirilir.

Yoksulluk nafakasının ilk kez istendiği bir boşanma dosyasında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.02.2026 tarihli 2025/6744 E., 2026/1692 K. sayılı kararında nafaka talebinin yalnız çalışma veya taşınmaz kaydına dayanılarak reddedilemeyeceğini kabul etmiştir. Kararda gelirin sürekli ve düzenli olup olmadığının, emekli aylığı bulunup bulunmadığının ve taşınmazlardan fiilen gelir elde edilip edilmediğinin araştırılması istenmiştir. Kararın ayrıntıları yoksulluk nafakasında gelir araştırması incelemesinde yer almaktadır.

Nafaka artırım davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır.

Nafaka artırım davaları aile hukukundan kaynaklanan davalar arasında yer aldığından dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir.

Bu nedenle dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Taraflar isterlerse kendi aralarında anlaşabilirler. Ancak anlaşma sağlanamazsa doğrudan Aile Mahkemesinde dava açılabilir.

Nafaka artırım davasında bilirkişi incelemesi yapılır mı?

Her dosyada bilirkişi görevlendirilmesi zorunlu değildir.

Dosyadaki deliller yeterliyse mahkeme doğrudan karar verebilir.

Ancak;

  • gelir hesaplamalarının karmaşık olması,
  • ticari faaliyetlerin incelenmesi,
  • mali kayıtların değerlendirilmesi

gibi durumlarda bilirkişi raporu alınması mümkündür.

Nafaka artırım davasında tanık dinlenebilir mi?

Evet.

Tanık beyanları özellikle tarafların ekonomik ve sosyal yaşamının ortaya konulmasında yardımcı olabilir.

Ancak nafaka miktarı belirlenirken en güçlü deliller resmi kayıtlar ve ekonomik belgeler olmaktadır.

Tanık anlatımları tek başına yeterli görülmeyebilir.

Nafaka artırım davasında geçici nafaka artışı talep edilebilir mi?

Davanın özelliklerine göre mahkemeden tedbir niteliğinde geçici düzenleme talep edilmesi mümkün olabilir.

Örneğin;

  • çocuğun acil sağlık giderleri,
  • eğitim döneminin başlaması,
  • mevcut nafakanın temel ihtiyaçları karşılayamaması

gibi durumlarda dava sürerken geçici bir artış istenebilir.

Yargıtay nafaka artırımında hangi ölçütlere bakar?

Yargıtay kararlarında nafaka miktarı belirlenirken veya artırılırken tek bir ölçüt esas alınmaz.

Kararlarda özellikle şu ilkeler öne çıkar:

  • Tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumları araştırılmalıdır.
  • Çocuğun üstün yararı her zaman ön planda tutulmalıdır.
  • Nafaka borçlusunun ödeme gücü göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Nafaka alacaklısının gerçek ihtiyaçları somut delillerle değerlendirilmelidir.
  • Enflasyon ve hayat pahalılığı dikkate alınmalıdır.
  • Hakkaniyet ilkesine uygun bir denge kurulmalıdır.
  • İlk nafaka kararından sonra meydana gelen önemli değişiklikler araştırılmalıdır.
  • Gelir araştırması eksik yapılmadan karar verilmemelidir.
  • Tarafların resmi kurum kayıtları dosyaya getirtilmelidir.
  • Kararlar somut olayın özelliklerine göre gerekçelendirilmelidir.

Yargıtay, özellikle uzun yıllar değiştirilmeyen nafaka miktarlarının ekonomik gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulamakta; ancak artırım talebinin her olay bakımından somut deliller ışığında değerlendirilmesini zorunlu görmektedir.

Nafaka artırım davasında anlaşma yapılabilir mi?

Evet.

Taraflar dava açılmadan önce veya dava devam ederken nafaka miktarı konusunda anlaşabilirler.

Ancak iştirak nafakasında yapılan anlaşmanın çocuğun üstün yararına aykırı olmaması gerekir.

Mahkeme, özellikle çocukları ilgilendiren nafaka düzenlemelerinde anlaşmayı denetleyebilir.

Anlaşma sağlanması;

  • yargılama giderlerini azaltabilir,
  • süreci hızlandırabilir,
  • taraflar arasındaki uyuşmazlığın daha kısa sürede sona ermesini sağlayabilir.

Nafaka artırım davasında avukat tutmak zorunlu mudur?

Hayır.

Türk hukukunda nafaka artırım davası açabilmek için avukatla temsil zorunluluğu bulunmamaktadır.

Ancak uygulamada;

  • dava dilekçesinin hazırlanması,
  • delillerin doğru sunulması,
  • gelir araştırmalarının talep edilmesi,
  • eksik incelemelerin önlenmesi,
  • hukuki itirazların zamanında yapılması,
  • Yargıtay uygulamalarının dosyaya aktarılması

gibi teknik konular bulunduğundan dava açılmadan önce dosyanın hukuki açıdan incelenmesi yararlı olur.

Mahkeme istenenden farklı bir nafaka miktarına karar verebilir mi?

Mahkeme, talep edilen artışın tamamına karar vermek zorunda değildir. Delillere ve hakkaniyete göre istenenden daha düşük bir miktar belirleyebilir. Örneğin davacı aylık 30.000 TL istemişse mahkeme 22.500 TL gibi daha düşük bir nafakaya hükmedebilir.

Buna karşılık taleple bağlılık ilkesi gereği mahkeme, davacının istediğinden daha yüksek bir nafakaya hükmedemez. Bu nedenle talep edilen miktar dava açılırken gerçekçi ve gerekçeli biçimde belirlenmelidir.

Nafaka artırım davasında hangi hatalar yapılmamalıdır?

Uygulamada davaların uzamasına veya reddedilmesine neden olabilen bazı hatalar bulunmaktadır.

En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Hiç delil sunmadan dava açılması
  • Güncel gelir belgelerinin dosyaya eklenmemesi
  • Çocuğun giderlerinin belgelenmemesi
  • Sadece enflasyon gerekçesine dayanılması
  • Nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunun araştırılmasının talep edilmemesi
  • Talep miktarının gerekçelendirilmemesi
  • Dilekçede somut olayın yeterince açıklanmaması

Bu eksikliklerin giderilmesi, mahkemenin daha sağlıklı değerlendirme yapmasına katkı sağlayacaktır.

Nafaka artırım kararına karşı istinaf yoluna gidilebilir mi?

Nafaka artırım davasında verilen karara karşı şartları varsa istinaf yoluna başvurulabilir.

Taraflardan biri;

  • artırım miktarını yetersiz bulabilir,
  • artırım miktarını fazla bulabilir,
  • mahkemenin gelir araştırmasını eksik yaptığını ileri sürebilir,
  • delillerin yanlış değerlendirildiğini düşünebilir,
  • kararın hakkaniyete aykırı olduğunu savunabilir.

Bu durumda kanunda öngörülen süre içinde istinaf başvurusu yapılabilir.

İstinaf süresi kaçırılırsa karar bu yönden kesinleşir; bu nedenle sürelerin dikkatle takip edilmesi gerekir.

Nafaka artırım davası reddedilirse ne olur?

Mahkeme, dosyadaki delillerin nafaka artırımını gerektirmediği kanaatine varırsa davayı reddedebilir.

Red kararının başlıca nedenleri şunlar olabilir:

  • şartlarda önemli değişiklik bulunmaması,
  • gider artışının ispatlanamaması,
  • nafaka borçlusunun ödeme gücünün artmaması,
  • talebin somut delillerle desteklenmemesi,
  • kısa süre içinde yeni dava açılmasına rağmen ciddi değişiklik gösterilememesi,
  • mevcut nafaka miktarının hakkaniyete uygun görülmesi.

Davanın reddedilmesi, ileride hiçbir şekilde tekrar dava açılamayacağı anlamına gelmez. Daha sonra koşullar gerçekten değişirse yeniden nafaka artırım davası açılması mümkündür.

Nafaka borçlusu artırım talebine karşı hangi savunmaları ileri sürebilir?

Nafaka borçlusu, artırım talebine karşı çeşitli savunmalar ileri sürebilir.

Uygulamada en sık görülen savunmalar şunlardır:

  • gelirinin artmadığı,
  • mevcut nafakayı dahi ödemekte zorlandığı,
  • başka çocuklarının bulunduğu,
  • yeniden evlendiği,
  • sağlık sorunları yaşadığı,
  • işsiz kaldığı,
  • borçlarının bulunduğu,
  • nafaka alacaklısının çalışmaya başladığı,
  • talep edilen miktarın fahiş olduğu,
  • giderlerin abartılı gösterildiği.

Mahkeme bu savunmaları tek başına yeterli kabul etmez. Her savunmanın dosyadaki delillerle desteklenip desteklenmediğini değerlendirir.

Nafaka artırım davası açmadan önce nelere dikkat edilmelidir?

Nafaka artırım davası açmadan önce mevcut nafaka kararının tarihi, miktarı, hangi nafaka türüne ilişkin olduğu ve kararda yıllık artış hükmü bulunup bulunmadığı net olarak belirlenmelidir.

Dava dilekçesinde;

  • önceki nafaka kararına,
  • mevcut nafaka miktarına,
  • nafakanın neden yetersiz kaldığına,
  • hangi tarihten sonra koşulların değiştiğine,
  • nafaka borçlusunun ekonomik durumuna,
  • nafaka alacaklısının veya çocuğun güncel ihtiyaçlarına

açıkça yer verilmelidir.

Mahkemenin sağlıklı değerlendirme yapabilmesi için genel ifadeler yerine somut açıklamalar kullanılmalıdır.

Nafaka artırım davası ile nafaka uyarlaması aynı şey midir?

Uygulamada nafaka artırım davası ile nafaka uyarlaması kavramları birbirine yakın anlamda kullanılabilmektedir.

Her iki durumda da amaç, mevcut nafaka miktarının değişen koşullara uygun hale getirilmesidir.

Önemli olan, mahkemeden mevcut nafakanın güncel şartlara göre yeniden belirlenmesinin açıkça talep edilmesidir.

Nafaka artırım davasında TÜFE artışı talep edilebilir mi?

Evet.

Nafakanın her yıl yeniden dava açılmadan belirli oranda artırılması talep edilebilir.

Mahkeme, şartları uygun görürse nafakanın gelecek yıllarda TÜFE, ÜFE veya başka bir ekonomik göstergeye göre artırılmasına karar verebilir.

Mahkeme, artış talebini tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre değerlendirir.

Artışın hangi tarihten başlayacağı da hükümde açıkça gösterilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.06.2026 tarihli 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı kararında boşanma hükmüyle birlikte iştirak nafakasına uygulanan yıllık ÜFE artışının, boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlatılması gerektiğini kabul etmiştir. Karar, iştirak nafakası ÜFE artışının başlangıcı hakkındaki incelemede ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Nafaka kaç yaşına kadar ödenir?

İştirak nafakası kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar devam eder. Türk Medeni Kanunu’na göre ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar sürer. Bu nedenle müşterek çocuk 18 yaşını doldurduğunda, kural olarak iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Ancak bu kuralın önemli bir istisnası vardır. Çocuk ergin olduğu halde eğitim hayatı devam ediyorsa, anne ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere çocuğun eğitimi sona erinceye kadar bakım yükümlülüğünü sürdürür.

Nafaka konusunda yalnızca “çocuk 18 yaşına geldi mi?” sorusuna bakmak yeterli değildir. Çocuğun eğitim hayatının devam edip etmediği, düzenli bir gelirinin bulunup bulunmadığı, kendi geçimini sağlayıp sağlayamadığı ve anne-babanın ekonomik gücü birlikte değerlendirilmelidir.

18 yaşından sonra nafaka devam eder mi?

Çocuk 18 yaşını doldurduğunda ergin olur ve velayet sona erer. Çocuğun lise, üniversite veya mesleki eğitimi devam ediyorsa anne ve babanın destek yükümlülüğü tamamen ortadan kalkmaz.

Ergin olmayan çocuk için nafaka talebini velayeti elinde bulunduran ebeveyn ileri sürer. Çocuk ergin olduktan sonra eğitim nedeniyle nafaka ihtiyacı devam ediyorsa, davayı kural olarak ergin çocuk kendi adına açar. Bu dava uygulamada çoğu zaman yardım nafakası veya eğitim süresince bakım yükümlülüğü kapsamında değerlendirilir.

Yardım nafakası nedir?

Yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan belirli yakın hısımlar lehine öngörülen nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu’na göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır.

Yardım nafakası yalnızca boşanmış eşler veya küçük çocuklar bakımından değil; ergin çocuk, anne, baba, büyük anne, büyük baba veya belirli koşullarda kardeşler bakımından da gündeme gelebilir. Nafaka talep eden kişinin gerçekten yardıma muhtaç olması, nafaka yükümlüsünün ise mali gücünün bulunması gerekir.

Üniversite öğrencisi çocuk için yardım nafakası talep edilebilir mi?

Evet. Üniversite eğitimi devam eden ve kendi geçimini sağlayamayan ergin çocuk, şartları varsa anne ve babasından yardım nafakası talep edebilir. Burada mahkeme yalnızca öğrencilik durumuna bakmaz. Çocuğun gerçekten yardıma ihtiyacı olup olmadığını, eğitim sürecinin devam edip etmediğini, düzenli gelir elde edip etmediğini ve anne-babanın ekonomik gücünü birlikte değerlendirir.

Üniversite öğrencisi için;

  • yurt veya kira giderleri,
  • ulaşım giderleri,
  • yemek ve temel yaşam masrafları,
  • okul harçları,
  • kitap ve materyal giderleri,
  • bilgisayar ve eğitim araçları,
  • sağlık giderleri

nafaka değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Çocuk 18 yaşını doldurduysa nafaka artırım davası mı açılır?

Nafaka artırım davası hazırlanırken çocuğun yaşı mutlaka dikkate alınmalıdır. Çocuk henüz ergin değilse iştirak nafakasının artırılması talep edilir. Çocuk 18 yaşını doldurmuş ve eğitimine devam ediyorsa talep artık iştirak nafakasının artırılması değil, ergin çocuğun kendi adına isteyeceği nafakadır.

Dava açmadan önce şu hususlar netleştirilmelidir:

  • Çocuk 18 yaşını doldurdu mu?
  • Eğitim hayatı devam ediyor mu?
  • Kendi geliri var mı?
  • Kendi geçimini sağlayabiliyor mu?
  • Mevcut nafaka kararı hangi nafaka türüne ilişkin?
  • Davayı kim açmalı?
  • Talep iştirak nafakası artışı mı, yoksa yardım nafakası mı?

Bu ayrım yanlış yapılırsa dava, davacının sıfatı veya talebin hukuki niteliği yönünden sorun yaşayabilir. Ergin çocuğun eğitim giderleri için anne veya babanın kendi adına dava açması ile çocuğun bizzat dava açması aynı sonucu doğurmaz.

Eğitim sona erdiğinde nafaka devam eder mi?

Ergin çocuğun eğitim hayatı sona ermişse ve çocuk kendi geçimini sağlayabilecek durumdaysa nafakanın devam etmesi kural olarak beklenmez. Ancak çocuğun özel sağlık durumu, çalışma gücünü etkileyen bir engeli veya yoksulluğa düşmesine neden olacak başka bir özel durumu varsa yardım nafakası ayrıca değerlendirilebilir.

“Nafaka eğitim bitince kesin olarak her durumda sona erer” şeklinde genel bir değerlendirme yapmak doğru değildir. Eğitim sona erdiğinde bakım yükümlülüğünün dayanağı değişebilir; fakat yardım nafakası şartları ayrıca oluşmuşsa farklı bir hukuki değerlendirme yapılabilir.

Nafaka artırım davası hakkında kısa bilgiler

Nafaka artırım davası açmayı düşünen kişiler için en çok merak edilen temel bilgiler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

KonuAçıklama
Dava TürüAile hukuku davasıdır.
Görevli MahkemeAile Mahkemesi (bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla görev yapar).
Yetkili MahkemeKural olarak nafaka alacaklısının veya nafaka borçlusunun yerleşim yeri mahkemesi.
Kim Açabilir?Yoksulluk nafakasında nafaka alacaklısı; iştirak nafakasında velayet sahibi ebeveyn. Ergin çocuk için yardım nafakasını çocuğun kendisi ister.
Hangi Nafakalar İçin?İştirak ve yoksulluk nafakası. Tedbir nafakasının artırılması ayrı davayla değil, boşanma davasını gören mahkemeden istenir.
Bekleme SüresiKanunda belirlenmiş zorunlu bir bekleme süresi yoktur.
ZamanaşımıNafaka artırım davası için özel bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır.
ArabuluculukDava şartı arabuluculuk uygulanmaz.
En Önemli ŞartÖnceki nafaka kararından sonra ekonomik veya kişisel koşullarda önemli değişiklik meydana gelmesi.
Mahkemenin İncelediği HususlarTarafların gelirleri, giderleri, mal varlığı, çocuğun ihtiyaçları, enflasyon, hakkaniyet ilkesi ve sosyal-ekonomik durum.
DelillerMaaş bordrosu, SGK kayıtları, banka hareketleri, okul ve sağlık giderleri, tapu, araç kayıtları, vergi kayıtları, tanık beyanları ve diğer resmi belgeler.
Geçmişe Dönük ArtışDava açılmadan önceki dönemler için artış farkı istenemez.
Avukat Zorunlu mu?Hayır. Ancak delillerin doğru sunulması ve usul işlemlerinin eksiksiz yürütülmesi açısından hukuki destek alınması faydalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Ödenmeyen nafaka, mevcut mahkeme kararına dayanılarak icra yoluyla tahsil edilir. Artırım davası ödenmeyen nafakanın tahsiline değil, nafaka miktarının yeniden belirlenmesine yöneliktir.

Evet. Protokoldeki nafaka, hâkimin onayıyla boşanma kararının parçası hâline gelir. Sonradan tarafların durumunda önemli bir değişiklik olursa bu nafakanın artırılması da istenebilir.

Evet. Yeni karar verilinceye kadar önceki kararla belirlenen nafaka ödenmeye devam eder. Artırım davasının açılmış olması mevcut nafaka borcunu durdurmaz.

Avukat Görüşü

Nafaka artırım davalarında en sık yapılan hata, mevcut nafaka miktarının düşük kalmasının yalnızca genel hayat pahalılığı ile açıklanmaya çalışılmasıdır. Oysa mahkeme, nafaka artırım talebini değerlendirirken yalnızca enflasyon oranına bakmaz. Çocuğun yaşı, eğitim giderleri, sağlık harcamaları, tarafların gelir durumu, yaşam standardı ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücü birlikte değerlendirilir.

Özellikle 18 yaşını dolduran çocuklar bakımından iştirak nafakası ile yardım nafakası ayrımı dikkatle yapılmalıdır. Çocuk ergin olmuş ancak eğitimine devam ediyorsa talep artık iştirak nafakasının artırılması olarak kurulamaz; davayı kimin açacağı, hangi nafaka türünün talep edileceği ve talebin hangi kanuni dayanağa bağlanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Nafaka artırım davaları basit bir miktar güncellemesi gibi görülmemelidir. Eksik delil, yanlış talep, hatalı hukuki nitelendirme veya yetersiz gelir araştırması davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle her dosya kendi koşulları içinde incelenmeli; mevcut nafaka kararı, tarafların ekonomik durumu, çocuğun ihtiyaçları ve güncel giderler birlikte değerlendirilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, nafaka artırım davası hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla Maya Hukuk tarafından hazırlanmıştır. Yazıda yer alan bilgiler, her somut olayda aynı sonucun doğacağı anlamına gelmez. Nafaka miktarı; tarafların gelir durumuna, çocuğun ihtiyaçlarına, mevcut nafaka kararına, gider belgelerine, sosyal ve ekonomik koşullara ve mahkemenin hakkaniyet değerlendirmesine göre değişebilir.

Bu içerik, avukatlık hizmeti veya somut dosya incelemesi yerine geçmez. Nafaka artırım davası açmadan önce mevcut mahkeme kararının, tarafların ekonomik durumunun, çocuğun eğitim ve sağlık giderlerinin ve delil durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme için bir aile hukuku avukatından destek almanız önerilir.

Son Güncelleme 28.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık