Anlaşmalı boşanma protokolü örneği, velayet, nafaka ve mal paylaşımı hükümlerini gösteren örnek belge

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır? Protokolde Hangi Maddeler Yer Almalıdır?

Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında vardıkları anlaşmayı yazıya geçiren belgedir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası, hâkimin bu düzenlemeyi uygun bulmasını boşanma kararının şartı sayar. Hâkim düzenlemeyi uygun bulmazsa dava anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırılamaz.

Protokolün hukuki gücü imzadan değil, mahkeme onayından doğar. Türk Medeni Kanunu m. 184/b.5, boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmaların hâkim onaylamadıkça geçerli olmayacağını söyler. Taraflar arasında imzalanmış ancak mahkemeye sunulmamış ya da mahkemece onaylanmamış bir metin, boşanma hükmünün parçası sayılmaz.

Aşağıda protokolde hangi konuların düzenlendiği, hangi hükümlerin onaydan sonra bağlayıcı hâle geldiği, hâkimin müdahale yetkisinin sınırları ve metne uyulmadığında izlenecek yol açıklanmaktadır. Yazının sonunda örnek madde metinleri yer alıyor.

Anlaşmalı boşanma protokolü nedir?

Protokol, eşlerin hem boşanma hem de boşanmanın sonuçları üzerinde uzlaştıklarını gösteren yazılı anlaşmadır. TMK m. 166/3, evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını düzenler.

Aynı fıkra, boşanma kararı verilebilmesi için iki şart daha arar. Hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulmalıdır.

Bu unsurlar birlikte aranır. Evliliğin bir yılı doldurmamış olması, eşlerden birinin duruşmada hazır bulunmaması, iradenin serbestçe açıklanmadığı yönünde şüphe doğması veya düzenlemenin uygun görülmemesi hâllerinde dava anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırılamaz. Böyle bir durumda mahkeme çekişmeli boşanma davası usulüne geçerek tahkikat yapar.

Fıkranın son cümlesi bir usul kuralını da devre dışı bırakır. Anlaşmalı boşanmada, tarafların ikrarının hâkimi bağlamayacağına ilişkin kural uygulanmaz. Hâkim yine de iradenin serbestliğini ve düzenlemenin uygunluğunu kendisi denetler.

Protokolün yazılı olması zorunlu mudur?

Kanun protokol için yazılı şekil şartı öngörmez. TMK m. 166/3 yalnızca taraflarca kabul edilecek bir düzenlemenin bulunmasını ve hâkimin bunu uygun bulmasını arar; anlaşmanın hangi biçimde yapıldığına ilişkin bir kural getirmez.

Uygulamada anlaşma iki yoldan mahkemeye taşınır. Taraflar hazırladıkları metni dava dilekçesiyle birlikte sunar ve duruşmada doğrular, ya da anlaşmanın içeriğini duruşmada beyan ederek tutanağa geçirtir. Her iki yolda da beyanların taraflarca imzalanması ve hâkimin denetiminden geçmesi gerekir.

Yazılı metin hazırlamanın pratik üstünlüğü, sonradan tartışma çıkmasını önlemesidir. Duruşmada sözlü olarak aktarılan uzun bir düzenlemede, özellikle ödeme tarihleri ve kişisel ilişki günleri gibi ayrıntılarda eksik kayıt riski yüksektir.

Noterde düzenleme zorunluluğu da bulunmaz. Noter onayı protokole hâkim onayının yerine geçen bir güç kazandırmaz.

Hâkim protokolü onaylamazsa ne olur?

Onaylanmayan protokol boşanma hükmünün parçası olmaz. TMK m. 184/b.5 boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmaları hâkim onayına bağladığından, onaysız metin aile hukukundan doğan bir hüküm doğurmaz.

Bu durumun ikinci bir sonucu vardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.02.2018 tarihli, 2016/23071 E. ve 2018/2512 K. sayılı kararında, mahkemece onaylanmamış boşanma protokolünün genel hükümlere tâbi bir sözleşme niteliği taşıdığı ve buna dayalı uyuşmazlığın aile hukukundan kaynaklanmadığı belirtilmiştir. Karara göre böyle bir talepte aile mahkemesi değil genel mahkemeler görevlidir.

Protokolde kararlaştırılan bir ödeme hükmü karara yansıtılmamışsa, alacaklı eş bu hükmü ilamlı icraya koyamaz; alacağını genel mahkemede açacağı bir davayla istemek zorunda kalır. Bu nedenle protokolde yer alan her hükmün karar metnine geçip geçmediği, hüküm tefhim edildikten sonra kontrol edilmelidir.

Protokolde hangi konular düzenlenir?

Kanunun aradığı asgari içerik iki başlıktan oluşur: boşanmanın malî sonuçları ve çocukların durumu. Tarafların bunun dışındaki malvarlığı ilişkilerini protokole eklemesi mümkündür, ancak bu konular kanunun aradığı zorunlu içeriğe dâhil değildir.

Taraf bilgileri ve boşanma iradesi

Metnin başında tarafların adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve adresi yer alır. Kimlik numarasının doğru yazılması, hükmün nüfus kaydına işlenmesini ve icra takibinde taraf teşkilini kolaylaştırır.

Boşanma iradesi ayrı bir maddede açıkça ifade edilir. Tarafların ortak hayatı sürdürme imkânının kalmadığını kabul ettiklerini ve boşanmayı karşılıklı olarak istediklerini belirten bir cümle yeterlidir.

Velayet

Müşterek çocuk varsa velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı açıkça yazılır. Tarafların bu konudaki anlaşması hâkimi bağlamaz; TMK m. 166/3 hâkime tarafların ve çocukların menfaatini göz önünde tutma görevi verdiğinden, velayet düzenlemesi çocuğun yararı bakımından ayrıca denetlenir.

Ortak velayet de kararlaştırılabilir. Türk hukukunda ortak velayet mutlak bir yasak taşımaz, ancak ebeveynler arasında işbirliği bulunması ve düzenlemenin çocuğun yararına olması aranır. Şartları ortak velayet hakkındaki yazıda ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Velayetin kime bırakıldığını yazmak çoğu zaman yetmez. Çocuğun yerleşim yeri, eğitim ve sağlık kararlarının nasıl alınacağı ve yurt dışına çıkış konusundaki yaklaşım da metne eklenirse ileride çıkacak uyuşmazlık ihtimali azalır.

Kişisel ilişki

Velayeti kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişki TMK m. 182 uyarınca ayrıca düzenlenir. Velayetin bir ebeveyne verilmesi, diğerinin çocukla ilişkisini sona erdirmez.

Kişisel ilişki maddesi gün, saat ve teslim yeri belirtilerek yazılmalıdır. “Uygun görülen zamanlarda” veya “tarafların anlaşacağı şekilde” gibi ifadeler kararın uygulanması aşamasında sorun çıkarır, çünkü kararı yerine getiren Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlüğü ancak hükümde belirtilen somut zaman dilimini esas alabilir.

Hafta sonları, dinî bayramlar, yarıyıl tatili ve yaz tatili ayrı ayrı yazılır. Çocuğun yaşı küçükse teslim ve iade saatlerinin uyku ve okul düzenine göre belirlenmesi, sonraki değişiklik taleplerini azaltır. Ayrıntılar için çocukla kişisel ilişki kurma davası yazısına bakılabilir.

İştirak nafakası

Velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma payı iştirak nafakasıdır. Miktar, ödeme günü ve ödeme yöntemi rakamla yazılır.

Artış oranının belirtilmesi zorunlu değildir, ancak belirtilmemesi hâlinde nafaka yıllar içinde sabit kalır ve alacaklı tarafın artırım davası açması gerekir. Otomatik artış kararlaştırılacaksa hangi endeksin esas alınacağı açıkça yazılmalıdır. Nafakanın hangi ölçütlere göre belirlendiği nafaka ne kadar olur başlıklı yazıda anlatılmıştır.

Çocuğun eğitim ve sağlık giderlerinin nafakaya dâhil olup olmadığı ayrıca belirtilebilir. Bu giderlerin paylaşımı anlaşmalı boşanmada çocuğun giderleri yazısının konusudur.

Yoksulluk nafakası

Yoksulluk nafakası TMK m. 175’te düzenlenen, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın diğerinden isteyebileceği nafakadır. Protokolde ya bir miktar kararlaştırılır ya da tarafların bu talepten karşılıklı olarak vazgeçtikleri yazılır.

Maddenin kendi şartı gözden kaçırılmamalıdır. Yoksulluk nafakası isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması aranır; yükümlü tarafın kusurlu olması ise şart değildir. Nafaka türleri arasındaki farklar nafaka türleri yazısında karşılaştırmalı biçimde açıklanmıştır.

Maddi ve manevi tazminat

TMK m. 174 uyarınca istenebilecek maddi ve manevi tazminat talepleri de boşanmanın malî sonuçları arasındadır ve protokolde düzenlenmesi gerekir. Taraflar tazminat ödenmesini kararlaştırabileceği gibi, karşılıklı olarak talepte bulunmayacaklarını da yazabilir.

Tazminat ödenecekse tutar, ödeme tarihi, taksit varsa taksit sayısı ve ödemenin hangi hesaba yapılacağı metne girer. “Kararın kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde” gibi bir başlangıç anı belirtmek, “ilerleyen süreçte” ifadesinden farklı olarak icra takibine elverişli bir muacceliyet tarihi yaratır.

Maddi tazminat ile manevi tazminatın şartları aynı değildir. Maddi tazminat mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmesine, manevi tazminat ise kişilik haklarına saldırı sebebiyle duyulan elem ve üzüntüye dayanır. Bu ayrım, protokolde iki talebin ayrı ayrı yazılmasını gerektirir.

Mal rejiminin tasfiyesi protokole yazılmak zorunda mıdır?

Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.05.2009 tarihli, 2009/2-158 E. ve 2009/217 K. sayılı kararında, TMK m. 166/3’teki “boşanmanın malî sonuçları” ifadesinin TMK m. 174’teki maddi ve manevi tazminat ile TMK m. 175’teki yoksulluk nafakasını kapsadığı belirtilmiştir. Karara göre mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın fer’î sonucu değildir.

Bunun pratik anlamı, mal paylaşımı düzenlenmeden de anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesidir. Taraflar tasfiyeyi protokol dışında bırakırsa, boşanma kesinleştikten sonra mal rejiminin tasfiyesi davası açma hakları saklı kalır.

Tasfiye protokole eklenecekse hâkim onayı yine gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.02.2010 tarihli, 2010/2-96 E. ve 2010/106 K. sayılı kararı ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 12.04.2011 tarihli, 2010/4983 E. ve 2011/2095 K. sayılı kararında, protokoldeki mal rejimine ilişkin maddelerin mahkeme kararında yer alması veya protokolün mahkemece onaylanması arandığı ifade edilmiştir.

Onay alınmadığında sonuç ağırdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.02.2014 tarihli, 2014/2564 E. ve 2014/3993 K. sayılı kararında, boşanmaya karar veren hâkim tarafından onaylanmayan protokolün mal rejimi bakımından geçerlilik kazanmadığı belirtilmiştir. Bu yüzden tasfiyeye ilişkin maddeler yazılacaksa, hükmün gerekçesinde ve fıkrasında bu maddelerin onaylandığının görülmesi gerekir.

Katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı alacağı birbirinden farklı taleplerdir. Protokolde bunların tamamının tasfiye edildiği kastediliyorsa üçü de adıyla sayılmalıdır. Kavramlar arasındaki fark yasal mal rejimi yazısında açıklanmıştır.

Ziynet eşyaları ve ev eşyaları nasıl düzenlenir?

Ziynet eşyası alacağı mal rejiminden bağımsız bir taleptir ve kişisel mal niteliğine dayanır. Protokolde ziynetlerin kimde kalacağı ya da bu konuda karşılıklı talep bulunmadığı açıkça yazılabilir.

Metinde ziynetlere hiç değinilmemesi, talebin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir ziynet eşyası alacağı davası açılabilir; bu davada ispat yükü ve ziynetlerin akıbeti ayrıca tartışılır.

Ev eşyaları bakımından uygulamada iki yol izlenir. Eşyalar fiilen paylaşılmışsa tarafların birbirlerinden talepte bulunmayacaklarını belirten kısa bir hüküm çoğu dosyada yeterli olur. Yüksek değerli eşya varsa tek tek sayılması, sonradan çıkacak tartışmayı önler.

Taşınmaz devri protokolde kararlaştırılabilir mi?

Evet. Taşınmaz mülkiyetinin devrini öngören sözleşmeler TMK m. 706 ve Tapu Kanunu m. 26 uyarınca kural olarak resmî şekilde yapılır. Boşanma protokolünde yer alan devir taahhüdü ise hâkimin protokolü uygun bularak kararın içeriğine dâhil etmesiyle geçerlilik kazanır.

Geçerliliği sağlayan şey mahkeme kararının kendisidir. TMK m. 705/II mahkeme kararını tescilden önce mülkiyetin kazanılmasını sağlayan hâller arasında sayar, dolayısıyla onaylanan protokol tapuda işlem yapılmasını sağlayacak bir ilam hâline gelir.

Devir yapılmazsa tescile zorlama yolu açıktır. Borçlu eş tapuda devri gerçekleştirmezse, alacaklı eş TMK m. 716 uyarınca tescile zorlama davası açarak mülkiyeti kazanabilir. Protokolde taşınmazın ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileriyle belirtilmemesi hâlinde hüküm bu aşamada infaz edilemez hâle gelir.

Devir masraflarının kime ait olacağı da yazılmalıdır. Tapu harcı ve döner sermaye ücretinin kimin ödeyeceği belirtilmezse, taraflar arasında ayrı bir uyuşmazlık doğabilir. İlgili mevzuata Tapu Kanunu metninden ulaşılabilir.

Nafakadan feragat protokole yazılabilir mi?

Yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası bu bakımdan aynı kurala tâbi değildir. Ayrım, nafakanın kimin hakkı olduğundan doğar.

Yoksulluk nafakası eşin kendi hakkıdır. Boşanma davası sırasında bu haktan açık ve koşulsuz biçimde vazgeçilebilir; protokolde karşılıklı feragat kararlaştırılmışsa taraf sonradan yoksulluk nafakası isteyemez. Buna karşılık henüz doğmamış bir haktan, yani evlilik sürerken ileride açılacak bir boşanma davasındaki nafakadan önceden feragat edilmesi kural olarak sonuç doğurmaz.

İştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır. Velayet kendisine bırakılan ebeveyn, çocuk adına bu haktan geleceğe yönelik olarak feragat edemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.04.2004 tarihli, 2004/4671 E. ve 2004/5292 K. sayılı kararında iştirak nafakasının her an doğup işleyen haklardan olduğu belirtilmiştir.

Sonuç olarak protokole “çocuk için nafaka talep edilmeyecektir” biçiminde bir madde konulsa bile, çocuğun bakım ihtiyacı devam ettiği sürece iştirak nafakası için sonradan dava açılabilir. Aynı sebeple, kararlaştırılan iştirak nafakasının şartların değişmesi hâlinde artırılması istenebilir; ölçütler nafaka artırım davası yazısında ele alınmıştır.

Hâkim protokolde değişiklik yapabilir mi?

Evet. TMK m. 166/3 hâkime, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapma yetkisi verir.

Yetkinin sınırı aynı fıkrada çizilmiştir. Hâkimin önerdiği değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmolunur; kabul edilmezse anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Hâkim tarafların rızası olmadan protokolü tek taraflı olarak yeniden yazamaz.

Müdahale çoğunlukla çocuğa ilişkin maddelerde görülür. Kişisel ilişki süresinin çocuğun yaşına göre yetersiz kalması, iştirak nafakasının çocuğun ihtiyacını karşılamaktan uzak olması veya velayet düzenlemesinin çocuğun alışkın olduğu yaşam düzenini bozması, hâkimin değişiklik önermesine yol açan tipik hâllerdir.

Taraflardan biri iradesinden dönerse ne olur?

Anlaşmalı boşanma iradesinden hüküm kesinleşinceye kadar dönülebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2019 tarihli, 2017/2-1941 E. ve 2019/475 K. sayılı kararında, anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki irade beyanından dönmesini engelleyen yasal bir hüküm bulunmadığı belirtilmiştir.

Dönüş, davayı sona erdirmez. Karara göre bu hâlde dava çekişmeli boşanma olarak görülmeli, mahkeme tahkikat yaparak delilleri toplamalıdır. Taraflar kusur, tazminat ve nafaka taleplerini bu kez ispat kurallarına göre ileri sürer.

Dönüş yalnızca duruşma gününde de gerçekleşmez. Karar verildikten sonra kanun yoluna başvurulması hâlinde de irade değişikliği ileri sürülebilir; bu ihtimal, protokolde kararlaştırılan ödemelerin kesinleşme tarihine bağlanmasının pratik sebeplerinden biridir. Kesinleşme ve kanun yolu süreleri için boşanma davası ne kadar sürer yazısına bakılabilir.

Protokol kesinleştikten sonra değiştirilebilir mi?

Hükümlerin bir kısmı değiştirilebilir, bir kısmı kesin sonuç doğurur. Ayrım, hükmün çocuğa mı yoksa eşlerin kendi malvarlığı ilişkilerine mi dayandığına göre yapılır.

Çocuğa ilişkin düzenlemeler değişen şartlara açıktır. Velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası, durumun değişmesi hâlinde yeniden dava konusu edilebilir. Çocuğun yaşı, okul düzeni, ebeveynlerden birinin şehir değiştirmesi veya gelir durumundaki esaslı değişiklik bu davaların dayanağını oluşturur.

Yoksulluk nafakası da kaldırılabilir veya miktarı değiştirilebilir. Nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde kaldırma davası açılabilir. Şartlar nafakanın kaldırılması davası yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Buna karşılık tazminat, ziynet ve mal rejimine ilişkin olarak kesin biçimde tasfiye edilmiş hükümler bağlayıcı kalır. Kesinleşen hükümdeki bu maddeler, sonradan pişmanlık duyulması sebebiyle yeniden ele alınmaz.

Protokole uyulmazsa hangi yola başvurulur?

Onaylanıp hükme geçirilen maddeler ilamlı icra yoluyla takip edilir. Mahkeme kararı hâline gelen protokol maddesi için ayrı bir dava açmak gerekmez.

Nafaka, tazminat ve para alacağı içeren maddelerde icra müdürlüğüne ilamlı takip talebi sunulur. Kişisel ilişkiye uyulmaması hâlinde ise hüküm icra dairesi aracılığıyla değil, çocuğun yerleşim yerindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlüğü aracılığıyla yerine getirilir; bu süreç 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’ndaki özel usule tâbidir.

Taşınmaz devri taahhüdünde yol farklıdır. Borçlu eş devri yapmazsa alacaklı eş tescile zorlama davası açar, ilamlı icra bu talep bakımından doğrudan sonuç vermez.

Hükme geçmemiş maddeler için genel hükümlere dönülür. Yukarıda anılan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı uyarınca bu maddeler sözleşme niteliğinde kaldığından, alacak genel mahkemede açılacak davayla istenir.

Anlaşmalı boşanma için arabulucuya başvurmak gerekir mi?

Hayır. Boşanma davası dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir ve arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılabilir.

Kapsam 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda sayılmıştır. 7445 sayılı Kanun’la 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkları, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıkları, Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuğa tâbi kılmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan boşanma, velayet ve nafaka uyuşmazlıkları bu sayımın dışındadır.

Evliliğin sona erdirilmesi zaten arabuluculuğa elverişli bir konu sayılmaz. Boşanmanın malî sonuçları bakımından tarafların iradî arabuluculuğa başvurması mümkündür, ancak varılan anlaşma yine hâkim onayından geçmedikçe boşanma hükmünün parçası olmaz. Kanun metnine 6325 sayılı Kanun sayfasından ulaşılabilir.

Protokol hazırlanırken en sık yapılan hatalar nelerdir?

Hataların büyük bölümü belirsizlikten doğar. “Taraflar ileride anlaşacaktır”, “nafaka daha sonra belirlenecektir” veya “mal paylaşımı ilerleyen süreçte yapılacaktır” gibi ifadeler infaz edilemeyecek bir hüküm yaratır ve hâkimin düzenlemeyi uygun bulmasını da güçleştirir.

İkinci grup hata kavram karışıklığından kaynaklanır. Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakası, katılma alacağı ile katkı payı alacağı, ziynet alacağı ile mal rejimi tasfiyesi birbirinin yerine kullanıldığında, protokolün hangi talebi kapsadığı tartışmalı hâle gelir.

Üçüncü grupta ödeme koşullarındaki eksiklikler yer alır. Muacceliyet tarihi yazılmayan bir tazminat hükmü icra takibine konulduğunda, borcun ne zaman ödenmesi gerektiği tartışılır ve takip itiraza açık hâle gelir.

Dördüncüsü, hükme geçip geçmediğinin kontrol edilmemesidir. Protokolde bulunan bir madde gerekçeli kararda yer almıyorsa, o madde ilam niteliği kazanmaz. Karar tebliğ edildiğinde metnin protokolle karşılaştırılması, eksik kalan hüküm için tavzih veya kanun yoluna başvurma imkânını korur.

Son grup, davanın sonuçlanma ihtimalini etkileyen usul eksikliklerinden oluşur. Evliliğin bir yıllık süreyi doldurmaması ya da eşlerden birinin duruşmaya katılmaması, protokol eksiksiz olsa bile anlaşmalı boşanma kararı verilmesini engeller. Davanın hangi hâllerde reddedileceği boşanma davasının reddi yazısında açıklanmıştır.

Protokolü avukat olmadan hazırlamak mümkün müdür?

Mümkündür. Anlaşmalı boşanma davasında avukatla temsil zorunlu değildir; taraflar davayı kendileri açabilir ve protokolü kendileri hazırlayabilir.

Vekil bulunması, tarafın duruşmaya katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. TMK m. 166/3 hâkimin tarafları bizzat dinlemesini aradığından, vekilin protokolü kabul ettiğini beyan etmesi eşin bizzat dinlenmesinin yerine geçmez. Bu konu boşanma davasında avukat yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Metnin hukuki sonuçları uzun vadelidir. Nafakanın artırılması, tazminatın tahsili, taşınmazın devri veya kişisel ilişkinin icrası, protokolde kullanılan ifadelerin somutluğuna bağlıdır; bu sebeple metnin ileride hangi taleplere kapı açıp hangilerini kapattığı yazım aşamasında değerlendirilmelidir.

Örnek anlaşmalı boşanma protokolü maddeleri

Aşağıdaki metin genel bir örnektir. Her dosyanın malvarlığı yapısı, çocuk sayısı ve tarafların gelir durumu farklı olduğundan maddelerin somut duruma göre yeniden yazılması gerekir.

Örnek Anlaşmalı Boşanma Protokolü
Aşağıdaki maddeler örnek niteliğindedir ve her dosyaya göre yeniden düzenlenmesi gerekir.
Bu metin bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Velayet, nafaka, tazminat, ziynet eşyaları ve mal rejimi hükümleri tarafların somut durumuna göre farklılık gösterir.
1. Taraflar

Bu protokol, bir tarafta … T.C. kimlik numaralı … ile diğer tarafta … T.C. kimlik numaralı … arasında, … Aile Mahkemesi’ne sunulmak üzere düzenlenmiştir.

2. Boşanma iradesi

Taraflar, ortak hayatı sürdürme imkânının kalmadığını kabul etmiş olup karşılıklı ve serbest iradeleriyle boşanmak istediklerini beyan ederler.

3. Velayet

Tarafların müşterek çocuğu … doğumlu …’ın velayeti anneye bırakılacaktır. Çocuğun yerleşim yeri annenin ikametgâhı olacak; eğitim ve sağlık kararları, çocuğun yararı gözetilerek anne tarafından alınacaktır.

4. Kişisel ilişki

Baba ile müşterek çocuk arasında her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu cumartesi günü saat 10.00’dan pazar günü saat 18.00’e kadar kişisel ilişki kurulacaktır.

Dinî bayramların ikinci günü saat 10.00’dan üçüncü günü saat 18.00’e, yaz tatilinde temmuz ayının 1’inden 15’ine ve yarıyıl tatilinin ilk haftasında saat 10.00’dan tatilin son günü saat 18.00’e kadar kişisel ilişki kurulacaktır. Çocuğun teslimi ve iadesi annenin ikametgâhında yapılacaktır.

5. İştirak nafakası

Baba, müşterek çocuk için her ayın ilk beş günü içinde anneye … TL iştirak nafakası ödeyecektir. Ödemeler annenin bildireceği banka hesabına yapılacak, nafaka her yıl … ayında bir önceki yılın TÜİK tüketici fiyat endeksi yıllık değişim oranında artırılacaktır.

6. Yoksulluk nafakası

Taraflar, birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmeyeceklerini kabul ve beyan ederler.

7. Maddi ve manevi tazminat

Erkek eş, kadın eşe boşanmanın malî sonuçları kapsamında … TL maddi tazminatı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde kadın eşin bildireceği banka hesabına ödeyecektir. Taraflar, bunun dışında birbirlerinden maddi ve manevi tazminat talep etmeyeceklerini kabul ederler.

8. Ziynet eşyaları

Taraflar, düğünde takılan ziynet eşyaları konusunda aralarında uyuşmazlık bulunmadığını ve bu konuda birbirlerinden hak ve alacak talep etmeyeceklerini kabul ederler.

9. Ev eşyaları

Taraflar ev eşyalarını aralarında paylaşmış olup bu konuda birbirlerinden talepte bulunmayacaklardır.

10. Mal rejiminin tasfiyesi

Taraflar, evlilik birliği içinde edinilen malvarlığı bakımından katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı alacağı taleplerinin tamamından karşılıklı olarak feragat ettiklerini, mal rejiminin tasfiye edilmiş sayılacağını kabul ederler.

11. Taşınmaz devri

Erkek eş adına kayıtlı … ili … ilçesi … ada … parsel … bağımsız bölüm numaralı taşınmazı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde kadın eşe devredecektir. Devir masrafları erkek eşe aittir.

12. Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti

Taraflar, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda birbirlerinden talepte bulunmayacaklarını kabul ederler.

13. Son hüküm

On üç maddeden oluşan bu protokolü taraflar okuyarak ve içeriğini anlayarak serbest iradeleriyle imzalamış olup, aynı iradeyi mahkeme huzurunda da açıklayacaklarını kabul ederler.

Taraf 1
Ad Soyad / İmza
Taraf 2
Ad Soyad / İmza

Örnekteki 10 ve 11. maddeler her dosyada bulunmaz. Mal rejimi tasfiyesi protokole eklenmeyebilir; eklendiğinde ise hâkim onayının hükme yansıdığı kontrol edilmelidir. Taşınmaz devri kararlaştırılmışsa taşınmazın tapu kaydındaki bilgileriyle belirtilmesi gerekir.

Yargıtay’ın konuya ilişkin kararlarına Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir. Anlaşmalı boşanma davasının açılışı, harç ve duruşma süreci ise anlaşmalı boşanma davası sayfasında anlatılmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Taraflar kendileri hazırlayabileceği gibi bir avukat aracılığıyla da hazırlanabilir. Kanun protokolün kimin tarafından kaleme alınacağına ilişkin bir kural içermez.

Hayır. Noter onayı aranmaz ve noter onayı, hâkim onayının yerine geçmez. Protokolün geçerliliği TMK m. 184/b.5 uyarınca mahkeme onayına bağlıdır.

Evet. Kanun yazım biçimine ilişkin bir şart getirmez. Metnin okunaklı olması ve taraflarca imzalanması yeterlidir.

Kanunda nüsha sayısı öngörülmemiştir. Uygulamada mahkemeye sunulmak ve taraflarda kalmak üzere en az üç nüsha hazırlanır.

Zorunlu değildir. Düzenlenme tarihinin yazılması, metnin hangi aşamada hazırlandığı konusundaki tereddütleri önler.

Hayır. TMK m. 166/3 evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasını arar. Bu şart gerçekleşmemişse dava anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırılamaz.

Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi şart olduğundan, eşlerden birinin katılmaması hâlinde anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Vekilin beyanı bizzat dinlenmenin yerine geçmez.

Hâkim tarafların ve çocukların menfaatini göz önünde tutarak değişiklik önerebilir. Bu değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya hükmolunur, kabul edilmezse anlaşmalı boşanma gerçekleşmez.

Boşanma davası sırasında açık ve koşulsuz feragat mümkündür ve sonradan yoksulluk nafakası istenemez. Evlilik sürerken ileriye dönük olarak yapılan feragat ise kural olarak sonuç doğurmaz.

Böyle bir madde çocuğun iştirak nafakası hakkını ortadan kaldırmaz. İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan geleceğe yönelik feragat sonuç doğurmaz ve sonradan dava açılabilir.

Hayır. Yargıtay uygulamasında mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın fer’î sonucu sayılmaz. Protokolde düzenlenmezse boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir tasfiye davası açılabilir.

Devir taahhüdü hâkim tarafından onaylanıp hükme geçirilmişse, alacaklı eş TMK m. 716 uyarınca tescile zorlama davası açabilir.

Onaylanmayan madde aile hukukundan doğan bir hüküm doğurmaz ve genel hükümlere tâbi sözleşme niteliğinde kalır. Bu hâlde alacak genel mahkemede açılacak davayla istenir.

Hüküm kesinleşinceye kadar iradeden dönülebilir. Bu durumda dava çekişmeli boşanma olarak görülür ve mahkeme tahkikat yapar.

Şartların değişmesi hâlinde artırım davası açılabilir. Çocuğun ihtiyaçlarındaki ve yükümlünün gelirindeki değişiklik bu davada değerlendirilir.

Hayır. Taraflar davayı avukatsız açabilir. Vekil bulunması hâlinde de eşlerin duruşmada bizzat hazır bulunması gerekir.

Hayır. Boşanma, velayet ve nafaka uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir; doğrudan dava açılabilir.

Hayır. Ziynet alacağı protokolde düzenlenmemişse boşanma sonrasında ayrı bir ziynet eşyası alacağı davasına konu edilebilir.

Tarafların duruşmada hazır bulunması, protokolün uygun görülmesi ve dosyada eksiklik bulunmaması hâlinde dava çoğunlukla tek duruşmada sonuçlanır.

Hayır. Anlaşmalı boşanma davasının elektronik ortamda tamamlanması mümkün değildir; eşlerin boşanma iradesini hâkim huzurunda açıklaması gerekir.

Avukat Görüşü

Anlaşmalı boşanma dosyalarında en sık karşılaşılan sorun, protokolün kısa olması değil, ileride ne anlama geleceğinin yeterince düşünülmemesidir. Taraflar boşanma gününe odaklandığında, metin o günün ihtiyacını karşılar ama üç yıl sonraki tahsil aşamasında işlevsiz kalır. Ödeme tarihi yazılmamış bir tazminat hükmü, gün ve saat belirtilmemiş bir kişisel ilişki düzenlemesi veya tapu bilgisi verilmeden yazılmış bir devir taahhüdü, kesinleşmiş bir ilamda bulunsa bile icra aşamasında tartışma doğurur.

İkinci sorun, protokolün hangi talepleri kapattığının fark edilmemesidir. Mal rejimi tasfiyesinden karşılıklı feragat edildiği yazıldığında, taraf katılma alacağı talebini de bırakmış olur. Buna karşılık ziynet alacağı kişisel mala dayandığından ayrı bir taleptir ve protokolde anılmadıkça kendiliğinden sona ermez. Bu iki kalemin aynı cümlede birleştirilmesi, sonradan hangi talebin tasfiye edildiği konusunda uyuşmazlık yaratır.

Çocuğa ilişkin maddelerde ise tarafların iradesinin sınırı unutulmamalıdır. Velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası hâkimin denetimine tâbidir; anlaşma bu konularda tek başına belirleyici olmaz. Çocuk için nafaka istenmeyeceğine ilişkin bir madde yazılsa bile, çocuğun bakım ihtiyacı devam ettiği sürece bu talep ileri sürülebilir. Protokolü hazırlarken bu maddeyi kesin bir tasfiye gibi kurgulamak, taraflardan birinde yanlış bir güven duygusu oluşturur.

Son olarak, duruşma sonrası kontrol adımı çoğu dosyada atlanır. Gerekçeli karar tebliğ edildiğinde metnin protokolle karşılaştırılması, hükme geçmeyen bir maddenin fark edilmesini sağlar. Bu karşılaştırma kanun yolu süresi içinde yapılırsa tavzih veya istinaf yoluyla düzeltme imkânı korunur; süre geçtikten sonra aynı talep için genel mahkemede dava açmak gerekir.

Bilgilendirme Notu

Bu içerik, Bursa Maya Hukuk tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan açıklamalar genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir ve somut olaylara ilişkin hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez.

Her boşanma dosyası kendi şartları, delilleri ve tarafların ekonomik ve sosyal durumu çerçevesinde değerlendirilir. Yazıda anılan kanun hükümleri ve Yargıtay kararları, metnin hazırlandığı tarihteki mevzuat ve içtihat durumuna göre aktarılmıştır.

Son Güncelleme 27.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık