Boşanma davasında mahkeme, ortak çocukların velayetini hangi eşe bırakacağını çocuğun üstün yararına göre belirler. Dosyada daha önce bir uzman incelemesi yapılmış olsa bile mahkemenin velayet hakkında karar vermeden önce yeniden uzman raporu alması gerekebilir. İncelenen karar, bu araştırma tamamlanmadan kurulan velayet hükmünün nasıl sonuçlandığını gösteriyor.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.05.2026 tarihli, E. 2025/9999, K. 2026/5061 sayılı kararında, ortak çocukların velayetini anneye veren bölge adliye mahkemesi kararını velayet yönünden bozmuştur. Bölge adliye mahkemesi, İlk Derece Mahkemesinin, yani davaya ilk bakan aile mahkemesinin kararına karşı yapılan itirazı (istinafı) inceleyen üst mahkemedir. Bozma ise Yargıtay’ın kendisine getirilen kararı hukuka aykırı bularak ortadan kaldırması ve konunun yeniden incelenmesini istemesidir. Yargıtay, idrak çağındaki, yani kendisini ilgilendiren konuda görüş oluşturabilecek olgunluktaki çocukların gerektiğinde bizzat dinlenmesini ve psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir heyetten yeniden uzman raporu alınmasını istemiştir. Kararın bozma dışında kalan ve temyize konu olan bölümleri ise onanmış, yani hukuka uygun bulunmuştur.
Taraflar Yargıtay’a hangi itirazlarla başvurdu?
Dosyada kadın ve erkek birbirine karşı boşanma davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesinin kararından sonra dosya istinaf incelemesi için bölge adliye mahkemesine gitmiş ve bu mahkeme ortak çocukların velayetini anneye vermiştir.
Bu karara karşı iki taraf da temyiz yoluna, yani Yargıtay incelemesine başvurmuştur. Erkek tarafın vekili hükmedilen tazminatlara, iştirak nafakasına, yani velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma payına ve bunların miktarlarına, ayrıca velayet düzenlemesine itiraz etmiştir. Kadın tarafın vekili ise kusur belirlemesine, erkeğin davasının ve ona bağlı taleplerin kabulüne, tanıkların dinlenmemesine, kadının reddedilen taleplerine ve vekâlet ücretine itiraz etmiştir.
Yargıtay, kadın tarafın bütün itirazlarını ve erkek tarafın velayet dışındaki itirazlarını yerinde görmemiştir. Böylece kusur, tazminat ve nafakaya ilişkin bölümler onanmış, bozma kararı yalnız velayete ilişkin kalmıştır.
Yargıtay velayet hükmünde hangi araştırmayı eksik buldu?
Yargıtay önce velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinde gözetilecek temel ilkenin çocuğun üstün yararı olduğunu hatırlatmıştır. Kişisel ilişki, velayeti almayan ebeveynle çocuğun görüşme düzenidir. Bu ilkeyi Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu hükümlerine dayandırmıştır. Karara göre çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacı gözetilir. Anne ve babanın yararları ile boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları gibi durumlar ise çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde dikkate alınır.
Yargıtay, uluslararası sözleşmelerin idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınmasını ve bu görüşlere gereken önemin verilmesini öngördüğünü de belirtmiştir. Aynı gerekçede, çocukların üstün yararı gerektirirse çocuğun görüşünün aksine karar verilebileceği de yazılıdır.
Bu ilkelerden sonra Yargıtay, mahkemenin velayeti anneye vermeden önce yapması gereken araştırmayı sıralamıştır. Yargıtay’a göre bu dosyada, gerektiğinde idrak çağındaki ortak çocukların bizzat dinlenerek görüşlerinin alınması, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyete inceleme yaptırılarak yeniden uzman raporu alınması ve bütün deliller birlikte değerlendirilerek velayetin hangi ebeveynde kalmasının çocukların üstün yararına uygun olacağının belirlenmesi gerekirdi. Bunlar yapılmadan velayet hakkında karar verilmesini Yargıtay eksik inceleme saymıştır. Eksik inceleme, mahkemenin karar vermek için gereken araştırmayı tamamlamadan hüküm kurmasıdır. Kararın ifadesiyle “eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”
Bu heyetin dayanağını Yargıtay ayrıca göstermiştir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5. maddesi, aile mahkemelerinin taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerini araştırıp sonucunu bildirmek üzere tercihen Adalet Bakanlığınca adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanacağını düzenler. Karar, boşanmada velayetin hangi eşe bırakılacağını düzenleyen maddeleri ayrıca anmamıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesine göre boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir. Aynı Kanun’un 182. maddesine göre de mahkeme boşanmaya karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi aynı sonuca 02.02.2026 tarihli, E. 2025/6482, K. 2026/860 sayılı kararında da varmıştı. O dosyada idrak çağındaki çocuğa görüşü sorulmadan ve hiçbir uzman incelemesi yaptırılmadan velayet anneye bırakılmış, Yargıtay velayet hükmünü bu çocuk yönünden eksik inceleme nedeniyle bozmuştu. İncelenen kararda ise Yargıtay’ın “yeniden” uzman raporu istemesi, dosyada önceki bir incelemenin bulunduğunu düşündürmektedir. Kanaatimizce bu durum, önceki bir raporun bulunmasının yeni bir uzman incelemesini gereksiz kılmadığını gösterdiği ölçüde eski kararı tamamlar.
Çocukların dinlenmesi her dosyada zorunlu tutuldu mu?
Hayır. Yargıtay çocukların dinlenmesini “gerektiğinde” ve idrak çağındaki çocuklar için istemiştir. Heyete yeniden inceleme yaptırılması ise bu kayıt olmadan, velayet hakkında karar verilmeden önce yapılması gereken bir araştırma olarak yazılmıştır.
Karar metni çocukların yaşını, sayısını ve dosyadaki önceki uzman incelemesinin içeriğini göstermez. Kanaatimizce Yargıtay’ın “yeniden” uzman raporu istemesi dosyada daha önce bir inceleme yapıldığını düşündürür; bu incelemenin neden yeterli görülmediği kararda açıklanmamıştır. Bu nedenle bize göre karar, her çocuğun yaşına bakılmaksızın bizzat dinlenmesini emreden bir kural gibi okunmamalıdır. Kararın açıkça söylediği, velayet hükmünün heyetten yeniden alınacak uzman raporu ve diğer delillerle birlikte kurulması gerektiğidir.
Bozmadan sonra velayet hakkında hangi mahkeme karar verecek?
Velayeti yeniden bölge adliye mahkemesi ele alacaktır, çünkü Yargıtay velayetin kimde kalacağına kendisi karar vermemiş ve dosyayı bu mahkemeye göndermiştir. Kararın sonuç bölümü olan hüküm fıkrasında bölge adliye mahkemesi kararının velayet düzenlemesi yönünden bozulmasına, bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmasına karar verilmiştir. Bozma, velayetin babaya verilmesi anlamına da gelmez.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesine göre bölge adliye mahkemesi, tarafları kendiliğinden duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Bozmaya uymak, Yargıtay’ın gösterdiği eksikliği gidererek yeniden karar vermektir. Bize göre bozmaya uyulursa velayet, Yargıtay’ın istediği araştırma yapıldıktan sonra yeniden belirlenecektir. Bu araştırmanın sonucu anneye de babaya da işaret edebilir; karar, iki ihtimalden birini önceden seçmemektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
İstenebilir. İncelenen kararda Yargıtay, velayet hakkında karar verilmeden önce 4787 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyete inceleme yaptırılarak yeniden uzman raporu alınmasını istemiştir. Bize göre karardaki “yeniden” ifadesi, dosyada önceki bir raporun bulunmasının yeni bir uzman incelemesine engel olmadığını gösterir.
İncelenen kararda Yargıtay, “gerektiğinde idrak çağındaki ortak çocukların bizzat dinlenerek görüşlerinin alınması”, heyete “inceleme yaptırılarak yeniden uzman raporu alınması” ve “tüm deliller birlikte değerlendirilerek” karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kanaatimizce bu nedenle bu dosyada çocuğun dinlenmesi uzman raporunun yerine geçmemiştir; Yargıtay ayrıca çocukların üstün yararı gerektirirse “görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür” demiştir.
4787 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre adliyede görevlendirilen uzmanların “bulunmaması, iş durumlarının müsait olmaması veya görevin bunlar tarafından yapılmasında hukukî veya fiilî herhangi bir engel bulunması” hâllerinde “diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar veya serbest meslek icra edenlerden yararlanılır.”
Avukat Görüşü
Velayet talebinde bulunan taraf, dosyada uzman incelemesinin hangi tarihte, hangi uzmanlarca ve kiminle görüşülerek yapıldığını kayıt altına almalıdır. Rapordan sonra çocuğun okulu, oturduğu ev veya bakımını üstlenen kişi değiştiyse bu değişiklikler tarihleriyle gösterilmelidir. Yeni bir uzman incelemesi talebi, raporun sonucuna duyulan genel bir itirazla değil, dosyada incelenmemiş kalan bu somut olgularla gerekçelendirilmelidir.
Bozmaya uyulursa yapılacak araştırma için çocukların güncel durumunu gösteren belgelerin ve dinlenmesi istenen çocuğun yaşı ile olgunluğuna ilişkin bilgilerin hazır tutulması, Yargıtay’ın istediği araştırmanın eksiksiz yapılmasını kolaylaştırır.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.05.2026 tarihli, E. 2025/9999, K. 2026/5061 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 26.10.2026 tarihinde Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
