Kadın, evlenmekle kocasının soyadını almak zorunda değildir. Kadının soyadı hakkı bakımından bugünkü durumu belirleyen gelişme, Anayasa Mahkemesinin Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesini iptal etmesi ve iptal hükmünün 28 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmesidir. Kadın evlendikten sonra kendi soyadını tek başına taşıyabilir, dilerse eşinin soyadını alır, dilerse iki soyadını birlikte kullanır.
Hakkın varlığı ile hakkın kullanılması arasında uygulamada bir mesafe bulunuyor. Kanun koyucu iptalden sonra yeni bir hüküm getirmediği için nüfus müdürlükleri, yalnızca kendi soyadını kullanmak isteyen evli kadınların idari taleplerini çoğu zaman reddediyor. Bu nedenle hak, pratikte büyük ölçüde dava yoluyla kullanılıyor.
İçindekiler
Kısa cevap: Evlenen kadının kocasının soyadını alma zorunluluğu 28 Ocak 2024 tarihinde sona ermiştir. Kadın kendi soyadını tek başına kullanabilir. Nüfus idaresi talebi reddederse aile mahkemesinde dava açılması gerekir. Boşanmada ise kadın kendiliğinden evlenmeden önceki soyadına döner; eski eşinin soyadını taşımaya devam etmek isterse hâkimden izin alması gerekir.
Kadının soyadı hakkı bugün hangi kurala dayanıyor?
Bu konuda yürürlükte bir kanun hükmü bulunmuyor. Evlenen kadının soyadını düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesi Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildi ve yerine yeni bir hüküm konulmadı. Kadının evlendikten sonra kendi soyadını koruması bugün doğrudan Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine ve iptal kararına dayanıyor.
Erkek, evlenmekle soyadını hiçbir işlem yapmadan korur. İptal kararından sonra kadın da aynı konumdadır. Kadının evlenirken soyadını kaybetmesi sonucunu doğuran kural ortadan kalktığı için, kadının kendi soyadını taşımaya devam etmesi kural, eşinin soyadını alması ise tercihe bağlı bir sonuç hâline gelmiştir.
Uygulamada karşılaşılan üç seçenek şöyle özetlenebilir. Kadın evlenmeden önceki soyadını tek başına taşıyabilir. Eşinin soyadını alabilir. Kendi soyadını eşinin soyadının önünde yazdırarak iki soyadını birlikte kullanabilir. Bu seçeneklerden hangisinin hangi işlemle hayata geçirileceği, aşağıdaki başlıklarda ayrı ayrı açıklanıyor.
Kadının adı üzerindeki hak hangi hükümlere dayanır?
Ad ve soyadı, kişiliğe sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri kişilik hakkını genel olarak korur; 26. maddesi ise adın korunmasını ayrıca düzenler ve adının kullanılması çekişmeli olan kişiye hakkının tespitini dava etme imkânı tanır. Kadının soyadına ilişkin talebin arkasındaki hak da budur.
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında aynı meseleyi Anayasa’nın 17. maddesi üzerinden değerlendirdi. Kişinin kendi adıyla tanınması, manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının bir parçası sayıldı. İptal kararı ise eşitlik ilkesine dayandığı için iki hüküm birbirini tamamlıyor. Dava dilekçesinde bu iki dayanağın birlikte gösterilmesi, talebin hukuki temelini eksiksiz kurar.
Anayasa Mahkemesi 187. maddeyi neden iptal etti?
Anayasa Mahkemesi, 22 Şubat 2023 tarihli ve 2022/155 esas, 2023/38 karar sayılı kararıyla hükmü Anayasa’nın 10. maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı buldu. Mahkemenin gerekçesinde, evlenmeden önceki soyadını evlilik süresince tek başına kullanabilme bakımından kadın ile erkek arasında öngörülen farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanmadığı belirtildi. Kararın tam metnine Anayasa Mahkemesi Norm Kararları Bilgi Bankası üzerinden ulaşılabilir.
Karar 28 Nisan 2023 tarihli ve 32174 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Anayasa Mahkemesi, iptalin doğuracağı boşluğun kanunla doldurulabilmesi için iptal hükmünün yürürlüğe girmesini dokuz ay erteledi. Bu sürenin dolmasıyla iptal hükmü 28 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girdi.
İptalin kapsamı yalnızca kocanın soyadını alma zorunluluğuyla sınırlı kalmadı. Aynı maddede yer alan ve kadının kocasının soyadı önünde kendi soyadını da kullanmasına imkân tanıyan düzenleme de yürürlükten kalktı. Bugün çift soyadı kullanımına ilişkin işlemler kanuni bir hükme değil, nüfus mevzuatının uygulanmasına dayanıyor.
İptalden sonra yeni bir kanun düzenlemesi yapıldı mı?
Hayır. Anayasa Mahkemesinin tanıdığı dokuz aylık süre içinde yeni bir hüküm kabul edilmedi ve bu çalışmanın hazırlandığı tarih itibarıyla kadının soyadını düzenleyen yeni bir kanun maddesi yürürlüğe girmiş değil. Ortaya çıkan durum doktrinde kanun boşluğu olarak nitelendiriliyor.
Boşluğun pratik sonucu, idare ile yargı arasında farklı bir tablo oluşmasıdır. Nüfus müdürlükleri, iptal edilen hükmün yerine nüfus mevzuatının uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümlerini esas almaya devam ediyor ve evli kadının yalnızca kendi soyadını kullanma talebini çoğu zaman reddediyor. Mahkemeler ise iptal kararını ve Anayasa’nın 10. maddesini esas alarak talebi kabul ediyor. Aradaki bu fark, kadının hakkını kullanmak için dava açmak zorunda kalmasının başlıca sebebidir.
9. Yargı Paketi kadının soyadı hakkını yeniden kısıtladı mı?
Hayır. Kamuoyunda 9. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifi görüşülürken, TBMM Adalet Komisyonunda kadının soyadına ilişkin bir madde kabul edildi. Bu madde, kadının evlenmekle kocasının soyadını alacağını, kendi soyadını ise ancak talep etmesi hâlinde kocasının soyadının önünde kullanabileceğini öngörüyordu ve Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği kurala büyük ölçüde geri dönüş anlamına geliyordu.
Teklif 7 Kasım 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi ve 7532 sayılı Kanun olarak 27 Kasım 2024 tarihli, 32735 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Kadının soyadına ilişkin madde bu nihai metne alınmadı. Dolayısıyla iptal edilen zorunluluk kanunla yeniden getirilmedi.
Evlenecek kadın kendi soyadını korumak için ne yapmalıdır?
Soyadı tercihi, evlenme başvurusu sırasında evlendirme memuruna yazılı olarak bildirilmelidir. Beyanın evlenme dosyasına konulması ve bir örneğinin talep edende kalması, sonradan çıkacak bir uyuşmazlıkta ispat kolaylığı sağlar.
Bu beyanın her nikâh dairesinde aynı şekilde karşılanmadığını da belirtmek gerekir. İptalden sonra idari sistemde buna uygun bir değişiklik yapılmadığı için, bazı evlendirme memurları talebi kabul etmemekte ve nüfus kaydına kocanın soyadını işlemektedir. Talebin reddedilmesi hâlinde ret sebebinin yazılı olarak istenmesi, sonraki aşamada başvurunun ve davanın dayanağını oluşturur.
Uygulamadaki bu belirsizlik, hakkın varlığını tartışmalı hâle getirmez. Beyanı reddedilen kadın, evlendikten sonra aşağıda açıklanan yolu izleyerek kendi soyadına dönebilir.
Evli kadın kendi soyadına nasıl döner?
İlk adım idari başvurudur. Kadın, bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı dilekçe vererek kayıtlarındaki soyadının evlenmeden önceki soyadı olarak düzeltilmesini ister. Dilekçede Anayasa Mahkemesinin karar künyesinin, karar tarihinin ve iptal hükmünün yürürlük tarihinin açıkça yazılması yerinde olur.
Başvurunun kabul edilmesi hâlinde kayıt idari yoldan düzeltilir ve ayrıca dava açmaya gerek kalmaz. Ret cevabı verilmesi ya da başvurunun cevapsız bırakılması hâlinde ise dava yolu açılır. Ret yazısının veya başvurunun tarih taşıyan bir örneğinin saklanması, dava dilekçesine eklenecek belge bakımından önem kazanır.
Bu hak, evlenme tarihine göre sınırlandırılmış değildir. İptal hükmünün yürürlüğe girmesinden önce evlenmiş olan kadınlar da aynı yolu izleyebilir.
Kendi soyadını kullanmak için eşin rızası gerekir mi?
Gerekmez. Ad, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve bu hak eşin onayına bağlanmamıştır. Eşin davaya karşı çıkması da sonucu kendiliğinden değiştirmez, çünkü mahkemenin inceleyeceği konu eşler arasındaki anlaşmazlık değil, kadının kendi adı üzerindeki hakkıdır.
Boşanmadan sonra eski eşin soyadını kullanma izni bakımından ise durum farklıdır. Orada kanun, kullanımın kocaya zarar vermemesi şartını aradığı için eski eşin itirazı yargılamanın konusudur ve mahkemece değerlendirilir.
Nüfus müdürlüğünün reddine karşı idare mahkemesine mi başvurulur?
Hayır. Nüfus kayıtlarına ilişkin uyuşmazlıklar adli yargıda çözülür. Red işlemi idari bir işlem görünümünde olsa da uyuşmazlığın konusu kişinin kişisel durumuna ilişkin kayıttır ve dava adli yargıda açılır.
Davanın idari yargıda açılması, işin esasına girilmeden görev yönünden reddine yol açar. Kaybedilen zaman, kadının kayıtla belgeleri arasındaki uyumsuzluğu daha uzun süre taşıması anlamına geldiği için bu tercih pratikte ciddi bir gecikme doğurur.
Kendi soyadını kullanma davasında hangi mahkeme görevlidir?
Yargıtay uygulamasında bu davalar bakımından aile mahkemesi görevli kabul edilmektedir. Dayanak, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesidir; bu madde, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin ikinci kitabından doğan dava ve işleri aile mahkemesine bırakır. Evli kadının soyadına ilişkin talep de kaynağını evlilik ilişkisinden aldığı için aynı kapsamda değerlendirilmektedir.
Bu sonuç, nüfus kaydının düzeltilmesi davalarının genel görev kuralıyla karıştırılmamalıdır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi, kayıt düzeltme davalarının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılacağını söyler. Evli kadının soyadı talebi ise bu genel kuralın değil, aile hukukuna ilişkin görev kuralının kapsamında görülmektedir. Görev kuralları kamu düzenindendir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir; bu nedenle davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması görevsizlik kararı ve zaman kaybı doğurabilir.
Davada husumet, kaydı tutan il veya ilçe nüfus müdürlüğüne yöneltilir. 5490 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği memur huzuruyla görülür. Yargılamada kadının kendi soyadını kullanmak istemesi için ayrıca haklı bir sebep göstermesi aranmaz; talebin dayanağı, kişinin adı üzerindeki hakkı ve eşitlik ilkesidir.
Kadın iki soyadını birlikte kullanabilir mi?
Evet. Kendi soyadını eşinin soyadının önünde taşımak isteyen kadın, bu talebini evlenme sırasında evlendirme memuruna ya da sonradan nüfus müdürlüğüne bildirebilir. Çift soyadı talepleri uygulamada idari yoldan karşılanmakta, bunun için dava açılması gerekmemektedir.
Buradaki ayrım pratik sonuç doğurur. İdari yoldan kolaylıkla sonuçlanan talep çift soyadı talebidir; eşin soyadını kayıttan tamamen çıkarma talebi ise çoğu kez reddedilmekte ve dava konusu olmaktadır. Kadının hangi sonucu istediğini başvurusunda açıkça yazması, sürecin hangi yoldan ilerleyeceğini baştan belirler.
Kadın soyadı tercihinden sonradan dönebilir mi?
Tercih, evlilik boyunca bir kez kullanılıp tükenen bir hak değildir. Evlenirken eşinin soyadını alan kadın sonradan kendi soyadına dönmek isteyebileceği gibi, kendi soyadını korumuş olan kadın da eşinin soyadını almak isteyebilir. Her iki yönde de nüfus müdürlüğüne yapılacak yazılı başvuru ilk adımı oluşturur.
İki talebin idari yoldan karşılanma ihtimali aynı değildir. Eşin soyadının kayda eklenmesi yönündeki talepler uygulamada sorun çıkarmazken, eşin soyadının kayıttan çıkarılması yönündeki talepler sıklıkla reddedilmekte ve dava konusu olmaktadır. Aradaki fark hukuki değil, idari uygulamadan kaynaklanır.
Bu talep isim ve soyadı değiştirme davasından nasıl ayrılır?
İki dava aynı sonucu doğurmaz ve şartları da farklıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine dayanan isim değiştirme davası, kişinin mevcut adını veya soyadını haklı bir sebeple bambaşka bir adla değiştirmesi için açılır ve haklı sebebin ispatı aranır.
Kadının kendi soyadına dönmesinde ise yeni bir soyadı talep edilmez. Kadının doğumla kazandığı ve evlenme sebebiyle kaydından çıkan soyadının yeniden yazılması istenir. Talebin hukuki niteliği kayıt düzeltmeye yakındır ve dayanağı haklı sebep değil, iptal kararıyla ortadan kalkan zorunluluktur. Bu ayrımın dilekçede doğru kurulması, davanın hangi ölçüte göre inceleneceğini de belirler.
Kadının kaydı eşinin aile kütüğüne taşınmaya devam eder mi?
Soyadı ile aile kütüğü iki ayrı meseledir. Nüfus mevzuatına göre evlenen kadının kaydı eşinin aile kütüğüne taşınır ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı bu düzenlemeyi doğrudan değiştirmedi. Kadının kendi soyadını taşıyor olması, kaydının eşinin aile kütüğünde yer almasına engel oluşturmaz.
Kütük hükümlerinin iptal kararından sonra nasıl uygulanacağı doktrinde tartışılıyor. Bu tartışma, kadının soyadına ilişkin hakkın varlığını etkilemiyor; uygulamada karşılaşılan sorun, kayıt düzeltildikten sonra bazı kurum kayıtlarının eski soyadını taşımaya devam etmesidir. Bu durumda ilgili kurumdan kaydın güncellenmesi ayrıca istenir.
Kadının soyadı değişince çocuğun soyadı da değişir mi?
Hayır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı çocuğun soyadına ilişkin kuralı doğrudan değiştirmedi. Evlilik içinde doğan çocuğun soyadı Türk Medeni Kanunu’nun 321. maddesine göre belirlenmeye devam ediyor ve uygulamada çocuk babanın soyadını taşıyor.
Eşlerin farklı soyadları taşıdığı bir evlilikte çocuğun soyadının nasıl belirleneceği doktrinde tartışılıyor ve kanuni bir çözüm getirilmiş değil. Çocuğun soyadının değiştirilmesi isteniyorsa bu, annenin soyadı talebinden ayrı bir usule tabidir ve kendi şartlarına göre değerlendirilir.
Boşanmada kadının soyadı ne olur?
Boşanma kararının kesinleşmesiyle kadın, evlenmeden önceki soyadını kendiliğinden yeniden alır. Türk Medeni Kanunu’nun 173. maddesi, boşanan kadının evlenme ile kazandığı kişisel durumu koruduğunu, ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden aldığını düzenler. Bu sonuç için ayrı bir talep veya dava gerekmez; kesinleşen karar nüfus müdürlüğüne bildirilir ve kayıt buna göre düzeltilir.
Kadın evlenmeden önce dul idiyse, yani soyadı önceki bir evlilikten geliyorsa, hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Bu talebin boşanma davası içinde ileri sürülmesi, sonradan ayrı bir dava açılmasını gereksiz kılar. Boşanmanın diğer mali ve kişisel sonuçları boşanma davasında kadının hakları başlıklı yazıda ayrıca ele alınıyor.
Boşanan kadın eski eşinin soyadını kullanmaya devam edebilir mi?
Kullanabilir, fakat bunun için hâkimden izin alması gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 173. maddesinin ikinci fıkrası iki şart arar. Kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunmalı ve bu kullanım kocaya zarar vermemelidir. İki şartın da ispatlanması hâlinde hâkim, kadının istemi üzerine izin verir.
Menfaat, uygulamada somut olgularla açıklanır. Kadının mesleğini uzun süredir o soyadıyla yürütmesi, ticari veya akademik alanda o adla tanınması, çocuklarla aynı soyadını taşımak istemesi gibi durumlar bu şartın karşılandığını göstermek için ileri sürülür. Talebin genel ifadelerle değil, bu türden somut olgularla temellendirilmesi gerekir.
İzin süresiz değildir. Maddenin üçüncü fıkrası, koşulların değişmesi hâlinde kocaya iznin kaldırılmasını isteme hakkı tanır. Bu talep ayrı bir davayla ileri sürülür ve mahkeme, izne esas alınan menfaatin devam edip etmediğini yeniden değerlendirir.
Tarafların anlaşarak boşandığı dosyalarda soyadı izni protokolde de düzenlenebilir. Ancak boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerlilik kazanmaz; bu nedenle talebin protokolde yer alması tek başına yeterli sayılmaz. Anlaşmalı boşanma davası yürütülürken bu talebin karar altına alınıp alınmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.
Soyadı izni boşanmadan sonra ayrı bir davayla istenebilir mi?
İstenebilir. Eski eşin soyadını kullanma talebi boşanma davası içinde ileri sürülmemişse, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir davayla da ileri sürülebilir. Kanun bu talep için bir süre öngörmemiştir.
Bu davada husumet eski eşe yöneltilir, çünkü kanun kullanımın kocaya zarar vermemesi şartını arar ve bu şart ancak onun taraf olduğu bir yargılamada tartışılabilir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Ara dönemde kadının kaydı kesinleşmeyle birlikte evlenmeden önceki soyadına döndüğü için, izin verilmesi hâlinde kayıt bir kez daha düzeltilir. Talebin boşanma davası içinde ileri sürülmesi bu ikinci düzeltmeyi ve ikinci yargılamayı gereksiz kılar.
Yargı bu konuda hangi çizgiyi izledi?
İptal kararı ani bir dönüş değil, uzun bir yargısal sürecin sonucudur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ünal Tekeli/Türkiye kararında (başvuru no. 29865/96) evli kadının yalnızca kendi soyadını kullanamamasını Sözleşme’ye aykırı buldu. Leventoğlu Abdulkadiroğlu/Türkiye kararında (başvuru no. 7971/07) da aynı yönde bir sonuca ulaşıldı.
Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru yoluyla önüne gelen dosyalarda, evli kadının kendi soyadını kullanamamasını Anayasa’nın 17. maddesindeki manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlali saydı. Sevim Akat Eşki (B. No: 2013/2187), Gülsim Genç (B. No: 2013/4439) ve Neşe Aslanbay Akbıyık (B. No: 2014/5836) başvuruları bu çizginin bilinen örnekleridir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 30 Eylül 2015 tarihli ve 2015/2011 karar sayılı kararında, evli kadının yalnızca kendi soyadını kullanabileceğini kabul etti. Bu karar, madde henüz yürürlükteyken verilmiş olması bakımından dikkat çekicidir. Kararın metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden ulaşılabilir. İptal kararı, bu birikimin kanun düzeyinde sonuçlanması anlamına geldi.
Hangi talep için hangi yol izlenir?
| Talep | İzlenecek yol | Görevli mahkeme |
|---|---|---|
| Evlenirken yalnızca kendi soyadını taşıma | Evlendirme memuruna yazılı beyan | Beyan kabul edilmezse aile mahkemesi |
| Evlilik sürerken kendi soyadına dönme | Nüfus müdürlüğüne başvuru, ret hâlinde dava | Aile mahkemesi |
| İki soyadını birlikte kullanma | Nüfus müdürlüğüne başvuru | Kural olarak dava gerekmez |
| Boşanmada evlenmeden önceki soyadına dönme | Kararın kesinleşmesiyle kendiliğinden | Ayrı dava gerekmez |
| Boşanmada eski eşin soyadını taşımaya devam etme | Hâkimden izin talebi | Aile mahkemesi |
| Tamamen farklı bir soyadı alma | Haklı sebebe dayalı isim değiştirme davası | Asliye hukuk mahkemesi |
Tablodaki son satır, diğerlerinden farklı bir hukuki temele dayanır. Orada istenen şey kadının kaybettiği soyadının geri yazılması değil, sicilde yazılı soyadının başka bir soyadıyla değiştirilmesidir.
Soyadı değişince hangi belgeler yenilenir?
Nüfus kaydındaki değişiklik kimlik kartına, pasaporta ve sürücü belgesine kendiliğinden yansımaz. Kayıt düzeltildikten sonra bu belgelerin yenilenmesi için ayrı başvuru yapılır.
Kayıtla belge arasındaki uyumsuzluk banka hesaplarında, tapu işlemlerinde, sosyal güvenlik kayıtlarında ve noterde yapılacak işlemlerde sorun çıkarabilir. Soyadı değişikliğinin ardından bu kurumlardaki kayıtların da güncellenmesi, sonradan doğacak ispat güçlüklerini önler. Boşanma sebebiyle yapılan değişikliklerde işlemlerin başlangıcı kararın kesinleşme tarihidir; kesinleşmeden önce yapılan başvurular sonuçsuz kalır. Kesinleşmenin dosya içindeki yeri boşanma davası açma sürecinin temel aşamaları başlıklı yazıda ayrıntılı biçimde açıklanıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesi Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildi ve iptal hükmü 28 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girdi. Kadın evlendikten sonra yalnızca kendi soyadını taşıyabilir.
Gerekmez. Talebin dayanağı kişinin adı üzerindeki hakkı ile eşitlik ilkesidir. Haklı sebep ispatı, TMK m. 27 kapsamındaki isim değiştirme davasında aranır.
Ret yazısını alıp dava yoluna başvurabilirsiniz. Yargıtay uygulamasında bu davalar bakımından aile mahkemesi görevli kabul edilmekte, husumet ise kaydı tutan nüfus müdürlüğüne yöneltilmektedir.
Dönebilir. İptal kararının uygulanması evlilik tarihine göre sınırlandırılmış değildir. Daha önce evlenmiş olan kadınlar da aynı yolu izleyebilir.
Kullanabilirsiniz. Çift soyadı talepleri uygulamada nüfus müdürlüğüne yapılan başvuruyla karşılanmakta, bunun için dava açılması gerekmemektedir.
Etkilemez. Evlilik içinde doğan çocuğun soyadı TMK m. 321’e göre belirlenir ve uygulamada babanın soyadı taşınmaya devam eder. Çocuğun soyadının değiştirilmesi ayrı bir usule tabidir.
Hâkimden izin almanız gerekir. TMK m. 173 uyarınca bu soyadını kullanmakta menfaatinizin bulunduğu ve kullanımın eski eşe zarar vermeyeceği ispatlanırsa mahkeme izin verir.
Kaldırılabilir. TMK m. 173’ün üçüncü fıkrası, koşulların değişmesi hâlinde eski eşe iznin kaldırılmasını isteme hakkı tanır. Talep ayrı bir davayla ileri sürülür.
Evlenmeden önceki soyadına dönmek için gerekmez; bu sonuç kararın kesinleşmesiyle kendiliğinden doğar. Eski eşin soyadını kullanma izni ise talep edilmeyi gerektirir.
Anayasa Mahkemesinin tanıdığı süre dolmasına rağmen yeni bir hüküm yürürlüğe girmedi. Konu zaman zaman yeniden gündeme geldiğinden işlem yapmadan önce güncel durumun teyit edilmesi yerinde olur.
Avukat Görüşü
Bu dosyalarda en sık karşılaşılan sorun, talebin hukuki niteliğinin yanlış kurulmasıdır. Kadının kendi soyadına dönmesi ile yeni bir soyadı alması birbirinden farklı taleplerdir. Dilekçenin isim değiştirme davası kalıbıyla yazılması, mahkemeyi haklı sebep incelemesine yönelttiği için gereksiz bir ispat yükü doğurur. Talebin iptal kararına ve eşitlik ilkesine dayandırılması, incelemenin doğru ölçüte göre yapılmasını sağlar.
İkinci sorun görev konusunda yaşanıyor. Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarının asliye hukuk mahkemesinde görülmesi kuralı, evli kadının soyadına ilişkin talebi de kapsıyormuş gibi anlaşılabiliyor. Yargıtay uygulaması bu talebi aile hukukundan doğan bir uyuşmazlık olarak görüyor ve aile mahkemesini görevli sayıyor. Görev kuralları kamu düzeninden olduğu için hatalı tercih, aylar sonra verilecek bir görevsizlik kararıyla sonuçlanabiliyor.
Evlenecek çiftlere yönelik pratik öneri, soyadı tercihinin nikâh başvurusu sırasında yazılı olarak bildirilmesi ve beyanın bir örneğinin saklanmasıdır. Beyan kabul edilmezse ret sebebinin yazılı olarak istenmesi, sonraki başvurunun dayanağını güçlendirir. Boşanma aşamasında ise eski eşin soyadını kullanma talebinin dava içinde ileri sürülmesi, sonradan ayrı bir dava açılmasını önler.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama zaman içinde değişebilir; işlem yapmadan önce güncel durumun teyit edilmesi önerilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
