Geçici işi sona eren eşin yoksulluk nafakası talebini inceleyen Yargıtay kararı

Geçici İşin Sona Ermesi Yoksulluk Nafakasını Engeller mi?

Geçici iş yoksulluk nafakası hakkını engeller mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir dönem geçici işte çalışan ancak bu işi sona eren eşin geçmişte elde ettiği gelirin devam eden ve düzenli gelir gibi değerlendirilemeyeceğini kabul etmiştir. Dosyadaki güncel SGK kayıtlarına göre çalışması sona eren ve sonrasında başka çalışması bulunmayan kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceği değerlendirilmiştir.

Kararın önemi, “Bir dönem çalışmış olmak yoksulluk nafakasına her durumda engeldir” biçimindeki genel kabulün doğru olmadığını göstermesidir. Belirleyici olan yalnızca kişinin geçmişte gelir elde edip etmediği değil; değerlendirme anında sürekli, düzenli ve kişiyi yoksulluktan kurtarabilecek bir gelirinin bulunup bulunmadığıdır. Yoksulluk nafakasının genel şartları hakkında ayrıntılı bilgiye nafaka türleri ve şartları rehberinden ulaşılabilir.

Yazının Özeti

1/3

Geçmişte Çalışmak Tek Başına Yeterli Değil

Yargıtay, sona ermiş geçici işi devam eden düzenli gelir gibi değerlendirmedi.

  • Çalışmanın güncel durumu araştırılmalıdır.
  • Gelirin sürekli ve düzenli olması önemlidir.
  • Geçmiş gelir tek başına nafaka talebini ortadan kaldırmaz.
2/3

Belirleyici Delil SGK Hizmet Dökümü Oldu

Resmî kayıt, geçici çalışmanın sona erdiğini ve sonrasında başka çalışma bulunmadığını gösterdi.

  • İşe giriş tarihi Eylül 2023’tür.
  • Çalışma Haziran 2024’te sona ermiştir.
  • Sonrasında devam eden çalışma tespit edilmemiştir.
3/3

Karar Otomatik Olarak Nafaka Verileceği Anlamına Gelmez

Yoksulluk nafakasının bütün şartları her somut olayda birlikte değerlendirilmelidir.

  • Talep eden eşin geliri ve malvarlığı incelenir.
  • Kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir.
  • Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü bulunmalıdır.

Bu Karardan Çıkarılacak Temel Sonuç

Sona ermiş geçici bir çalışma, devam eden sürekli ve düzenli gelir gibi değerlendirilemez. Yargıtay, SGK kayıtlarıyla işinin sona erdiği ve sonrasında başka çalışması bulunmadığı anlaşılan eşin, diğer yasal şartlar da gerçekleşmişse yoksulluk nafakası talebinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Karar, geçici işte çalışan veya işini kaybeden herkesin otomatik olarak nafaka alacağı anlamına gelmez. İşin niteliği, sona erme tarihi, mevcut gelirler, malvarlığı, kusur durumu ve nafaka yükümlüsünün mali gücü somut dosyada birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1806, K. 2025/8906, 16.10.2025 tarihli karar

Belge hazirlaniyor…

Bu inceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilgili kararının tam metni esas alınarak hazırlanmıştır. Kararın olay örgüsünü, gerekçesini ve hüküm bölümünü bütünüyle incelemek isteyen okuyucular yukarıdaki PDF dosyasına erişebilir.

Karar Analizi

Uyuşmazlık, boşanmanın kendisinden ziyade davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olup olmadığıyla ilgilidir.

İlk derece mahkemesi, kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Tarafların istinaf başvurusu üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi ise farklı bir değerlendirme yapmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi; tarafların son sosyal ve ekonomik durumlarını, erkeğin üzerinde kayıtlı taşınmaz bulunmamasını, tarafların dosyaya yansıyan aylık gelirlerini ve iştirak nafakası miktarlarını dikkate alarak erkeğin kadın lehine yoksulluk nafakası ödeyebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir.

Kadın vekili; yoksulluk nafakasının reddi yanında tedbir ve iştirak nafakaları ile tazminat miktarları yönünden de temyize başvurmuştur. Yargıtay incelemesi sonucunda yalnızca yoksulluk nafakasının reddine ilişkin temyiz itirazı kabul edilmiştir.

Dosyada kadın hakkında iki farklı ekonomik ve sosyal durum araştırması bulunuyordu:

  • İlk araştırmada kadının işsiz olduğu bildirilmişti.
  • İkinci araştırmada kadının bir anaokulunda geçici hizmetli olarak çalıştığı ve aylık 11.000 TL gelir elde ettiği tespit edilmişti.

Temyiz dilekçesine eklenen SGK hizmet dökümü ise ikinci araştırmadaki çalışma bilgisinin güncelliğini yitirdiğini gösteriyordu. Kayda göre kadın Eylül 2023’te işe başlamış, çalışması Haziran 2024’te kod 18 ile, yani karar metnindeki ifadeyle “işin sona ermesi” nedeniyle bitmişti. Bu tarihten sonra başka bir çalışmasının bulunmadığı da dosya kapsamından anlaşılıyordu.

Yargıtay bu verilerden hareketle kadının sürekli ve düzenli bir gelire sahip olmadığını kabul etmiştir. Bu nedenle kadının boşanmayla yoksulluğa düşeceği ve Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası şartlarının kadın yararına oluştuğu sonucuna ulaşmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının yoksulluk nafakasının reddine ilişkin kısmı bu nedenle bozulmuştur. Kadın vekilinin tedbir ve iştirak nafakaları ile tazminat miktarlarına yönelik diğer temyiz itirazları ise reddedilmiş ve kararın bozma dışında kalan temyize konu kısımları HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır.

Dolayısıyla karar, bütün hükmün bozulması veya kadının bütün taleplerinin haklı bulunması anlamına gelmemektedir. Bozma yalnızca reddedilen yoksulluk nafakasıyla sınırlıdır.

Yargıtay Neden Bu Sonuca Vardı?

Ekonomik durumun güncel hâli belirleyici oldu

Bölge Adliye Mahkemesi, kadının bir anaokulunda geçici hizmetli olarak çalıştığını ve aylık gelir elde ettiğini dikkate almıştı. Ancak Yargıtay, bu çalışmanın karar bakımından hâlen devam edip etmediğini SGK hizmet dökümü üzerinden değerlendirdi.

SGK kaydı, kadının geçmişte çalıştığını doğrulamakla birlikte çalışmanın Haziran 2024’te sona erdiğini de gösteriyordu. Bu nedenle geçmişte elde edilen 11.000 TL gelir, kadının mevcut ve sürekli geliri olarak kabul edilmedi.

Karar bu yönüyle ekonomik ve sosyal durum araştırmasının belirli bir tarihteki görüntüden ibaret kalmaması gerektiğini göstermektedir. Nafaka değerlendirmesini etkileyen çalışma sona ermişse mahkemenin artık mevcut olmayan geliri devam ediyormuş gibi esas alması hatalı bir sonuca yol açabilir.

Çalışmanın sürekliliği ve düzenliliği önem taşıdı

Yargıtay yalnızca “kadın çalışıyor mu?” sorusuna cevap aramamıştır. Çalışmanın devam edip etmediğine ve gelirin sürekli ve düzenli olup olmadığına bakmıştır.

Kararda kadının yaptığı işin geçici hizmetlilik olduğu açıkça belirtilmiştir. Bunun yanında SGK hizmet dökümüyle işin sona erdiği ve sonrasında çalışmasının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu iki unsur birlikte değerlendirilerek kadının sürekli ve düzenli gelire sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Dolayısıyla kararın merkezindeki ölçüt, geçmişte herhangi bir gelir elde edilmiş olması değil, değerlendirme anında yoksulluğu ortadan kaldırabilecek nitelikte devam eden bir ekonomik gücün bulunup bulunmamasıdır. Çalışmanın ve gelirin nafaka miktarına etkisi nafakanın neye göre belirlendiğine ilişkin yazıda ayrıca açıklanmaktadır.

Resmî SGK kaydı son ekonomik durumu ortaya koydu

Yargıtay’ın sonucunda belirleyici olan delil, temyiz dilekçesi ekinde sunulan SGK hizmet dökümüdür. Bu kayıt, işe giriş ve işten ayrılış tarihlerini göstermiş; ikinci sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yansıttığı çalışma durumunun artık devam etmediğini ortaya koymuştur.

Karardan, her temyiz dilekçesi ekinde sunulan yeni belgenin herhangi bir koşul aranmadan inceleneceği şeklinde genel bir usul kuralı çıkarılamaz. Bununla birlikte karar, ekonomik durumun yargılama sırasında değiştiği nafaka uyuşmazlıklarında güncel resmî kayıtların önemini açıkça göstermektedir.

Yargıtay esas hakkında hukuki değerlendirme yaptı

Bu karar yalnızca “eksik araştırma yapılsın” gerekçesine dayanan bir usul bozması değildir. Yargıtay, dosyadaki SGK kaydını inceleyerek kadının sürekli ve düzenli geliri bulunmadığını, boşanmayla yoksulluğa düşeceğini ve TMK m.175’teki koşulların kadın yararına oluştuğunu kabul etmiştir.

Bununla birlikte Yargıtay nafaka miktarını belirlememiştir. Bozma sonrasında verilecek hükümde, nafaka miktarının tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumları ile nafaka yükümlüsünün mali gücü dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.

Bu Karar Hangi Durumlarda Dikkate Alınabilir?

Karar özellikle şu nitelikteki uyuşmazlıklarda hukuki değerlendirmeye katkı sağlayabilir:

  • Nafaka isteyen eşin mevsimlik, dönemsel veya belirli süreli bir işte çalışmasının sona erdiği dosyalarda,
  • Ekonomik ve sosyal durum araştırması yapıldıktan sonra çalışma durumunun değiştiği uyuşmazlıklarda,
  • Geçmişteki gelir kaydının hâlen devam eden gelir gibi değerlendirildiği durumlarda,
  • SGK hizmet dökümüyle işe giriş ve işten ayrılış tarihlerinin belirlenebildiği dosyalarda,
  • Bir çalışmanın sürekli ve düzenli gelir sağlayıp sağlamadığının tartışıldığı nafaka taleplerinde.

Bu kararın kullanılması, aynı sonucun her dosyada çıkmasını zorunlu kılmaz. Geçici çalışmanın niteliği, gelir miktarı, yeni bir işe başlanıp başlanmadığı, başka gelir veya malvarlığının bulunup bulunmadığı ve karşı tarafın ödeme gücü farklı bir sonuca yol açabilir.

Kararın Uygulamadaki Önemi

Karar, nafaka uyuşmazlıklarında yalnızca sosyal ve ekonomik durum araştırmasının özet sonucuyla yetinilmemesi gerektiğini göstermektedir. “Çalışıyor” şeklindeki tek kelimelik bir tespit, çalışmanın sürekliliğini, işin sona erip ermediğini veya gelirin kişinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını tek başına açıklamaz.

Özellikle şu belgeler önem taşıyabilir:

  • Güncel SGK tescil ve hizmet dökümü,
  • İşe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri,
  • Ücret bordroları ve banka kayıtları,
  • İş sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olup olmadığı,
  • İşten ayrılış tarihi ve sebebi,
  • İşsizlik ödeneği veya başka sosyal ödemeler,
  • Kira geliri, taşınmaz, araç, mevduat ve diğer malvarlığı kayıtları.

Nafaka talep eden taraf bakımından yalnızca “işsizim” şeklinde beyanda bulunmak yerine işin ne zaman ve hangi sebeple sona erdiğinin resmî belgelerle gösterilmesi önemlidir. Nafaka talebine karşı çıkan taraf ise çalışmanın devam ettiğini veya talepte bulunan kişinin başka gelirlerinin bulunduğunu ileri sürüyorsa bu savunmasını somutlaştırmalıdır.

Karar ayrıca nafaka hakkının doğmasıyla nafaka miktarının belirlenmesinin aynı mesele olmadığını göstermektedir. Sürekli ve düzenli gelirin bulunmaması yoksulluk şartı bakımından etkili olabilir; ancak ödenecek miktar yine nafaka yükümlüsünün mali gücüyle sınırlıdır.

Kararın Yanlış Anlaşılmaması Gereken Yönü

Kararda kullanılan ölçüt, “geçici işte çalışan herkes yoksuldur” biçiminde yorumlanamaz. Bir işin geçici olarak adlandırılması tek başına yeterli değildir. Çalışmanın fiilen devam edip etmediği, elde edilen gelirin miktarı, çalışma dönemlerinin sıklığı ve kişinin başka ekonomik imkânları birlikte incelenmelidir.

Aynı şekilde işin sona ermiş olması da her dosyada otomatik olarak yoksulluk nafakası verilmesini sağlamaz. Nafaka isteyen eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Kusur şartının yoksulluk nafakasına etkisi, yoksulluk nafakası ve kusur şartına ilişkin Hukuk Genel Kurulu kararı incelemesinde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Karar ayrıca yalnızca kadınların yoksulluk nafakası alabileceğini söylememektedir. TMK m.175 kadın veya erkek ayrımı yapmaz. İncelenen somut dosyada nafaka isteyen taraf kadın olduğu için değerlendirme kadın üzerinden yapılmıştır.

Kararın Sınırları

Karar öncelikle belirli bir boşanma dosyasındaki güncel SGK kayıtlarına ve tarafların dosyaya yansıyan ekonomik durumlarına dayanmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki durumlar sonucu değiştirebilir:

  • Talep eden eşin yeni bir işe başlaması,
  • Düzenli ve yeterli başka bir gelirinin bulunması,
  • Kira getiren taşınmaz, önemli mevduat veya başka malvarlığına sahip olması,
  • İşin kısa aralıklarla tekrarlanan ve fiilen süreklilik gösteren bir çalışma olması,
  • Nafaka talep eden eşin diğer eşten daha ağır kusurlu bulunması,
  • Nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün bulunmaması.

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, daha sonraki 02.12.2025 tarihli 2025/3542 E., 2025/10509 K. sayılı kararında; akıl hastası ve engelli olan, çalışamayacağı ve geliri bulunmadığı belirlenen erkek bakımından kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının oluşmadığını kabul etmiştir. Yayımlanan karar metni, nafaka isteyen kişinin ekonomik ihtiyacı yanında nafaka yükümlüsünün mali gücünün de vazgeçilmez olduğunu göstermektedir.

Bu sonraki karar, incelenen kararla çelişmemektedir. İki karar birlikte değerlendirildiğinde, talepte bulunan eşin sürekli ve yeterli gelirinin bulunup bulunmadığı kadar karşı tarafın nafaka ödeme kapasitesinin de somut olarak araştırılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Yoksulluk nafakasının reddedilebileceği diğer durumlar nafaka verilemeyecek hâller başlıklı yazıda ayrıca incelenmiştir.

Yargıtay’ın tedbir ve iştirak nafakaları ile tazminat miktarlarına ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiş olması da önemlidir. Bu karar, söz konusu miktarların genel olarak doğru veya her dosyada uygulanabilir olduğunu gösteren bir emsal değildir. Yargıtay yalnızca somut dosyadaki diğer temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir.

Karar Günümüzde Hâlâ Geçerli mi?

Kararın temel yaklaşımı güncelliğini korumaktadır. Yoksulluk nafakasına hak kazanılıp kazanılmadığı belirlenirken talepte bulunan kişinin devam eden, sürekli, düzenli ve yeterli bir gelire sahip olup olmadığı somut olarak değerlendirilmelidir. Sona ermiş bir çalışmanın güncel gelir gibi kabul edilmesi, kişinin gerçek ekonomik durumunu yansıtmayabilir.

25.08.2026 tarihinde yapılan mevzuat kontrolünde TMK m.175’teki yoksulluğa düşme, kusurun daha ağır olmaması ve nafaka yükümlüsünün mali gücü ölçütlerini ortadan kaldıran yürürlüğe girmiş bir kanun değişikliği tespit edilmemiştir.

Anayasa Mahkemesinin E.2025/156 sayılı dosyasıyla TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin süreç ise 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul gündeminde yer almıştır. Bu gelişme nafakanın süresine ilişkindir. İncelenen Yargıtay kararının merkezindeki mesele ise nafaka süresi değil, sona eren geçici çalışmanın yoksulluk şartına etkisidir. Bu nedenle süreye ilişkin anayasal ve kanuni gelişmeler ayrıca takip edilmekle birlikte kararın gelir değerlendirmesine yönelik temel tespiti önemini korumaktadır.

Araştırma tarihinde aynı dar meselede bu karardan daha yeni ve aksi yönde doğrulanabilir bir Yargıtay veya Hukuk Genel Kurulu kararı tespit edilmemiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır, tek başına engellemez. İşin devam edip etmediği, sağladığı gelirin düzenli ve yeterli olup olmadığı ve kişinin başka ekonomik imkânlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilir.

Dikkate alınabilir. İncelenen kararda Yargıtay, sosyal ve ekonomik durum araştırmasından sonra sona eren çalışmayı gösteren SGK hizmet dökümünü değerlendirmiştir. Bununla birlikte değişikliğin hangi aşamada ve hangi usulle dosyaya sunulabileceği her dosyada ayrıca incelenmelidir.

Hayır. Geçmişte maaş alınması, aynı gelirin hâlen devam ettiğini göstermez. İş sona ermişse geçmiş gelir güncel ve düzenli gelir gibi değerlendirilemez.

Alabilir. Çalışmanın varlığı kadar gelirin kişiyi yoksulluktan kurtaracak nitelikte olup olmadığı önemlidir. Düşük, düzensiz veya geçici gelir, somut koşullara göre yoksulluğu ortadan kaldırmayabilir.

İşe giriş ve işten ayrılış tarihlerini resmî olarak gösterebildiği için önemlidir. İncelenen kararda SGK hizmet dökümü, kadının geçici çalışmasının sona erdiğini ve sonrasında çalışmasının bulunmadığını ortaya koyan belirleyici delil olmuştur.

Hayır. Yargıtay bu dosyada kod 18’i “işin sona ermesi” olarak değerlendirmiştir. Ancak tek bir çıkış kodu bütün nafaka şartlarının oluştuğunu göstermez; güncel gelirler, malvarlığı, kusur ve karşı tarafın mali gücü de incelenir.

Bu karar, kendi isteğiyle işten ayrılmanın sonuçları hakkında genel bir değerlendirme içermemektedir. İncelenen dosyada çalışma, karar metninde “işin sona ermesi” olarak açıklanan kodla bitmiştir. İstifa veya çalışma imkânından bilinçli biçimde kaçınma iddiası bulunan dosyalar ayrıca değerlendirilmelidir.

Hayır. Yargıtay, yoksulluk nafakası talebinin reddini bozmuş ancak ödenecek aylık miktarı kendisi belirlememiştir. Miktarda tarafların güncel ekonomik durumları ve nafaka yükümlüsünün mali gücü dikkate alınmalıdır.

Hayır. Yargıtay, kadının yoksulluk nafakası talebinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir; talep edilen tutarın aynen kabul edilmesi yönünde karar vermemiştir.

Nafaka yükümlüsünün mali gücü TMK m.175 kapsamında belirleyicidir. Çalışma gücü ve geliri bulunmayan kişinin nafaka ödeme yükümlülüğü altına sokulması mümkün olmayabilir. Her iki tarafın ekonomik durumu birlikte incelenmelidir.

Evet, hukuki ölçüt cinsiyete bağlı değildir. TMK m.175 kadın ve erkek arasında ayrım yapmaz. Ancak her dosyada yoksulluk, kusur ve mali güç şartlarının ayrı ayrı gerçekleşmesi gerekir.

Karardan böyle genel bir sonuç çıkarılamaz. Yargıtay bu dosyada temyiz dilekçesi ekindeki SGK hizmet dökümünü değerlendirmiştir; ancak temyizde yeni vakıa veya delil sunulmasının sınırları her uyuşmazlığın usulî durumuna göre ayrıca incelenmelidir.

Avukat Görüşü

Kararın uygulamadaki en önemli yönü, ekonomik ve sosyal durum araştırmasının zaman içinde güncelliğini kaybedebileceğini göstermesidir. Bir tarafın yargılamanın herhangi bir aşamasında çalışmış olması, bu çalışmanın karar tarihine kadar devam ettiği anlamına gelmez. Aynı şekilde işsiz olduğuna ilişkin eski bir kayıt da kişinin daha sonra işe başlamadığını göstermez.

Bu nedenle nafaka taleplerinde dosyanın ekonomik delilleri karar ve kanun yolu aşamalarında güncel tutulmalıdır. İşe giriş, işten ayrılış, ücret değişikliği, yeni malvarlığı edinimi veya düzenli gelir kaynağının sona ermesi gibi gelişmelerin dosyaya hangi usulle ve ne zaman sunulabileceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Karar, nafaka talep eden taraf bakımından güçlü bir hukuki dayanak oluşturabilse de yalnızca SGK çıkış kaydına dayanmak çoğu dosyada yeterli olmayabilir. Kişinin başka geliri veya ekonomik imkânı bulunup bulunmadığı; nafaka yükümlüsünün ödeme kapasitesi ve TMK m.175’teki diğer şartlar da araştırılmalıdır.

Dosya stratejisi, “çalışıyor” veya “işsiz” şeklindeki kategorik ifadeler üzerine değil, gelirin güncelliği, devamlılığı, yeterliliği ve ispatı üzerine kurulmalıdır. Her dosya kendi olayları, tarafların ekonomik koşulları, kusur tespiti ve delilleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay kararının hukuki değerlendirilmesi ve genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, Anayasa Mahkemesi süreçleri ve yargısal uygulamalar zaman içinde değişebileceğinden somut uyuşmazlıklar güncel düzenlemeler ve dosyaya özgü deliller üzerinden değerlendirilmelidir.

Son Güncelleme 25.08.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top