Nafaka verilemeyecek haller, yoksulluk nafakasının reddi ve nafakanın kaldırılması şartları

Boşanma davalarında nafaka, tarafların ekonomik durumunu doğrudan etkileyen en önemli taleplerden biridir. Ancak her boşanma davasında nafakaya hükmedilmez. Mahkeme, nafaka talebini değerlendirirken yalnızca taraflardan birinin talepte bulunmasına bakmaz. Talep eden kişinin gerçekten nafakaya ihtiyacı olup olmadığını, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini, kusur durumunu, diğer eşin ödeme gücünü ve somut olayın özelliklerini birlikte inceler.

Bu nedenle “nafaka verilemeyecek haller” tek bir sebebe indirgenemez. Bazı durumlarda talepte bulunan eşin ekonomik gücü nafaka verilmesini engeller. Bazı durumlarda talep eden eşin ağır kusurlu olması nafaka talebinin reddine yol açar. Bazı durumlarda ise nafaka başta bağlanmış olsa bile sonradan ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle kaldırılabilir.

Türk Medeni Kanunu’na göre yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak kaydıyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında isteyebileceği bir nafaka türüdür. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere nafaka otomatik bir hak değildir. Mahkeme, nafaka talebini her dosyanın kendi delilleri içinde değerlendirir.

Nafaka Nedir?

Nafaka, aile hukukunda belirli kişilerin geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen parasal katkıdır. Boşanma davalarında en sık karşılaşılan nafaka türleri tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasıdır.

Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken eşin veya çocuğun geçimini sağlamak amacıyla geçici olarak hükmedilen nafakadır. Bu nafaka, dava süresince tarafların ve çocukların mağdur olmamasını amaçlar.

Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra gündeme gelir. Bu nafaka, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine bağlanabilir. Ancak yoksulluk nafakası için talep eden eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir.

İştirak nafakası ise müşterek çocuk için ödenir. Velayet kendisine bırakılmayan anne veya baba, çocuğun bakım, eğitim, sağlık, barınma ve gelişim giderlerine ekonomik gücü oranında katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakasında asıl ölçüt, çocuğun üstün yararıdır.

Bu yazıda özellikle eş lehine talep edilen yoksulluk nafakasının hangi durumlarda verilmeyeceği, hangi hallerde kaldırılabileceği ve iştirak nafakasının neden farklı değerlendirildiği açıklanmaktadır.

Yoksulluk Nafakası Hangi Şartlarda Verilir?

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için bazı temel şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan biri eksikse mahkeme nafaka talebini reddedebilir.

İlk şart, taraflar arasında boşanma kararının verilmesidir. Yoksulluk nafakası, boşanmanın feri niteliğindeki sonuçlarından biridir. Boşanma gerçekleşmeden yoksulluk nafakasından söz edilemez. Dava devam ederken hükmedilen nafaka ise yoksulluk nafakası değil, tedbir nafakasıdır.

İkinci şart, nafaka talebinde bulunan eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasıdır. Buradaki yoksulluk, kişinin hiçbir gelirinin olmaması anlamına gelmez. Mahkeme, talepte bulunan eşin mevcut gelirinin, malvarlığının, çalışma gücünün ve yaşam koşullarının asgari geçimini sağlamaya yeterli olup olmadığını değerlendirir.

Üçüncü şart, nafaka isteyen eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasıdır. Nafaka isteyen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurluysa yoksulluk nafakası alamaz. Eşit kusur halinde ise diğer şartlar da varsa yoksulluk nafakası verilebilir.

Dördüncü şart, nafaka ödeyecek eşin mali gücünün bulunmasıdır. Nafaka, talep eden eşin ihtiyacı kadar, nafaka yükümlüsünün ödeme gücüyle de ilgilidir. Mahkeme, nafaka borçlusunun geliri, giderleri, bakmakla yükümlü olduğu kişiler, çalışma durumu ve ekonomik koşullarını dikkate alır.

Nafaka Verilemeyecek Haller Nelerdir?

Nafaka verilemeyecek haller kısaca; nafaka isteyen eşin yoksulluğa düşmemesi, daha ağır kusurlu olması, düzenli ve yeterli gelire sahip olması, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün bulunmaması, talep olmaması, yeniden evlenme ve evliymiş gibi fiilen birlikte yaşama halleridir.

Yoksulluk nafakası her boşanma davasında kendiliğinden bağlanmaz. Mahkeme, dosyadaki delillere göre bazı durumlarda nafaka talebini reddeder. Aşağıdaki haller, uygulamada nafaka verilmeyen veya nafaka talebinin reddedildiği başlıca durumlardır.

Nafaka İsteyen Eşin Yoksulluğa Düşmemesi

Yoksulluk nafakasının temel amacı, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin geçimini sağlamaktır. Bu nedenle nafaka talep eden eşin düzenli ve yeterli geliri varsa yoksulluk nafakası verilmez.

Örneğin talepte bulunan eşin sürekli bir işi, düzenli maaşı, emekli aylığı, kira geliri veya geçimini sağlayacak düzeyde malvarlığı varsa mahkeme nafaka talebini reddedebilir. Burada önemli olan yalnızca gelir elde edilmesi değildir. Gelirin, kişinin asgari yaşam giderlerini karşılamaya yeterli olup olmadığı da incelenir.

Mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasını yaptırır. Tarafların çalışıp çalışmadığı, gelir düzeyi, üzerine kayıtlı taşınmazlar, araçlar, banka kayıtları ve yaşam standardı değerlendirilebilir. Talep eden eşin ekonomik durumu yoksulluk şartını ortadan kaldırıyorsa yoksulluk nafakasına hükmedilmez.

Bu noktada sık yapılan hata, “geliri olan eş hiçbir şekilde nafaka alamaz” şeklinde kesin bir sonuca varmaktır. Gelir tek başına belirleyici değildir. Düşük, düzensiz veya asgari geçimi sağlamaya yetmeyen bir gelir varsa mahkeme yine nafaka talebini değerlendirebilir. Ancak gelir ve malvarlığı kişinin geçimini sağlamaya yeterliyse yoksulluk nafakası verilmez.

Nafaka Talep Eden Eşin Daha Ağır Kusurlu Olması

Yoksulluk nafakasında en önemli şartlardan biri kusur şartıdır. Nafaka isteyen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmamalıdır. Eğer mahkeme, nafaka isteyen eşin daha ağır kusurlu olduğuna karar verirse yoksulluk nafakası talebi reddedilir.

Örneğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan, eşine ağır hakaretlerde bulunan, fiziksel şiddet uygulayan, evlilik birliğini temelinden sarsan davranışları yoğun şekilde gerçekleştiren ve bu nedenle daha ağır kusurlu kabul edilen eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmez.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kusurun tamamen kusursuz olma şartı olmadığıdır. Nafaka isteyen eş az kusurlu veya eşit kusurlu olabilir. Kanun, nafaka isteyen eşin kusurunun daha ağır olmamasını arar. Bu nedenle her kusurlu davranış nafaka talebini ortadan kaldırmaz. Nafaka talebinin reddi için talepte bulunan eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olması gerekir.

Kusur belirlemesi, boşanma dosyasındaki tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal medya içerikleri, ceza dosyaları, darp raporları, otel kayıtları, kolluk tutanakları ve diğer delillerle yapılır. Bu nedenle nafaka talebine itiraz eden taraf, yalnızca “karşı taraf kusurludur” demekle yetinmemeli; bu iddiasını somut delillerle desteklemelidir.

Nafaka Ödeyecek Eşin Mali Gücünün Bulunmaması

Yoksulluk nafakası, nafaka isteyen eşin ihtiyacı kadar nafaka ödeyecek eşin ekonomik gücüyle de sınırlıdır. Mahkeme, nafaka borçlusunun ödeme gücü yoksa veya çok sınırlıysa talebi reddedebilir ya da çok düşük miktarda nafakaya hükmedebilir.

Nafaka yükümlüsünün çalışmaması tek başına nafaka verilmemesi için her zaman yeterli değildir. Mahkeme, kişinin çalışabilecek durumda olup olmadığını, mesleğini, gelir elde etme imkanını, malvarlığını ve yaşam standardını birlikte değerlendirir. Ancak nafaka borçlusunun ciddi sağlık sorunları, çalışma gücü kaybı, düzenli gelir yokluğu veya ağır ekonomik yükümlülükleri varsa bu durum nafaka miktarını doğrudan etkiler.

Örneğin nafaka ödemesi istenen kişinin hiçbir geliri yoksa, malvarlığı bulunmuyorsa, çalışmasına engel ciddi sağlık sorunları varsa ve başkalarının yardımıyla geçiniyorsa mahkeme bu durumu dikkate alır. Çünkü nafaka, ödeme gücü olmayan kişiyi fiilen imkansız bir borç altına sokacak şekilde belirlenemez.

Bununla birlikte mahkemeler, sırf çalışmıyor görünmeyi veya kayıt dışı gelir iddiasını da ayrıca inceler. Kişinin fiilen gelir elde ettiği, lüks yaşam sürdüğü veya gelirini gizlediği anlaşılırsa bu durum nafaka yükümlülüğünden kaçınmak için yeterli görülmez.

Talep Edilmemişse Yoksulluk Nafakası Verilmemesi

Yoksulluk nafakası, kural olarak talebe bağlıdır. Boşanma davasında eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için bu yönde açık bir talep bulunmalıdır. Mahkeme, talep olmadan eş lehine kendiliğinden yoksulluk nafakasına karar vermez.

Bu nedenle boşanma davasında yoksulluk nafakası isteyen tarafın bu talebini açıkça dilekçelerinde ileri sürmesi gerekir. Talep miktarı, hangi tarihten itibaren istendiği ve artış talebi varsa bu husus net şekilde belirtilmelidir.

Ancak iştirak nafakası farklıdır. İştirak nafakası çocuk lehine hükmedildiği için mahkeme, çocuğun üstün yararı gereği talep olmasa bile bu konuda değerlendirme yapabilir. Bu nedenle yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası birbirine karıştırılmamalıdır.

Çalışan Kadına Nafaka Verilir Mi?

Boşanma davalarında en çok merak edilen konulardan biri çalışan eşin nafaka alıp alamayacağıdır. Uygulamada birçok kişi, maaş alan veya sigortalı çalışan bir eşin hiçbir koşulda nafaka alamayacağını düşünmektedir. Ancak hukuken durum bundan daha karmaşıktır.

Mahkeme yalnızca kişinin çalışıp çalışmadığına bakmaz. Elde edilen gelirin kişinin yaşamını sürdürebilmesi için yeterli olup olmadığı da değerlendirilir. Örneğin asgari ücret seviyesinde geliri bulunan, kira ödeyen ve başka gelir kaynağı bulunmayan bir kişinin boşanma sonrasında yoksulluğa düşeceği kanaatine varılırsa yoksulluk nafakası bağlanabilir.

Buna karşılık yüksek maaşlı çalışan, önemli malvarlığı bulunan veya düzenli kira gelirleri elde eden bir eşin yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir. Çünkü burada amaç taraflar arasında gelir eşitliği sağlamak değil, boşanma nedeniyle ortaya çıkabilecek yoksulluğu önlemektir.

Yargıtay kararlarında da çalışan olmanın tek başına nafaka verilmesine engel olmadığı, asıl değerlendirilmesi gereken hususun kişinin ekonomik koşulları olduğu kabul edilmektedir.

Ev Hanımına Her Zaman Nafaka Verilir Mi?

Ev hanımı olmak da tek başına nafaka hakkı doğurmaz. Her ne kadar çalışmayan eşin nafaka alması daha sık karşılaşılan bir durum olsa da mahkeme her dosyada ayrı değerlendirme yapar.

Örneğin çalışmayan ancak adına kayıtlı çok sayıda taşınmaz bulunan, düzenli kira gelirleri elde eden veya önemli bir malvarlığına sahip olan bir kişinin nafaka talebi reddedilebilir. Çünkü bu kişinin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceği söylenemez.

Buna karşılık uzun yıllar evlilik içinde çalışmamış, mesleki deneyimi bulunmayan, gelir elde etmeyen ve ekonomik olarak eşine bağımlı yaşayan bir kişinin nafaka talebi çoğu zaman kabul edilmektedir.

Mahkeme özellikle evlilik süresini, tarafların yaşını, sağlık durumunu, eğitim seviyesini ve çalışma imkanlarını da dikkate almaktadır.

Nafaka Alan Kişinin Sonradan Çalışmaya Başlaması

Boşanma sonrasında bağlanan yoksulluk nafakası sonsuza kadar aynı şekilde devam etmek zorunda değildir. Nafaka alan kişinin ekonomik durumunda önemli değişiklikler meydana gelirse nafakanın kaldırılması veya azaltılması mümkündür.

Örneğin nafaka alan eş sonradan düzenli ve yüksek gelirli bir işe girerse, önemli bir malvarlığı edinirse veya ekonomik olarak kendi geçimini sağlayabilecek hale gelirse nafaka yükümlüsü mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılmasını talep edebilir.

Ancak her işe giriş nafakayı otomatik olarak sona erdirmez. Mahkeme yine somut olayın özelliklerini değerlendirir. Düşük gelirli bir işte çalışmak veya kısa süreli bir gelir elde etmek tek başına nafakanın kaldırılması için yeterli görülmeyebilir.

Yeniden Evlenen Kişiye Nafaka Verilir Mi?

Türk Medeni Kanunu’nun açık hükmü gereğince nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi halinde yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer.

Bu durumda ayrıca mahkeme kararı alınmasına gerek yoktur. Evlenme tarihi itibarıyla nafaka yükümlülüğü ortadan kalkar.

Çünkü yoksulluk nafakasının amacı boşanma sonrasında ekonomik açıdan korunması gereken eşe destek olmaktır. Yeni bir evlilikle birlikte kanun, eşler arasında yeniden karşılıklı destek yükümlülüğü doğduğunu kabul etmektedir.

Nafaka yükümlüsü, yeniden evlenmeye rağmen ödeme yapmaya devam etmişse şartları varsa sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak hukuki haklarını değerlendirebilir.

Resmi Nikâh Olmadan Birlikte Yaşayan Kişiye Nafaka Verilir Mi?

Kanun, yalnızca yeniden evlenme halinde değil, evliymiş gibi fiilen birlikte yaşama durumunda da nafakanın kaldırılabileceğini kabul etmektedir.

Nafaka alan kişinin başka biriyle sürekli ve evlilik benzeri bir hayat sürmesi halinde nafaka yükümlüsü aile mahkemesinde nafakanın kaldırılması davası açabilir.

Burada önemli olan kısa süreli arkadaşlık ilişkileri veya duygusal birliktelikler değildir. Mahkeme, tarafların aynı evde yaşayıp yaşamadığını, ekonomik birliktelik kurup kurmadıklarını, çevre tarafından eş gibi bilinip bilinmediklerini ve ilişkinin sürekliliğini araştırır.

Tanık beyanları, adres kayıtları, sosyal medya paylaşımları, kolluk araştırmaları ve diğer deliller bu noktada önem taşımaktadır.

Miras Kalan Kişi Nafaka Almaya Devam Edebilir Mi?

Nafaka alan kişinin ekonomik durumunu önemli ölçüde değiştiren miras, bağış veya malvarlığı edinimleri de nafakanın kaldırılması sonucunu doğurabilir.

Örneğin nafaka alan kişinin yüksek değerli taşınmazlar miras yoluyla edinmesi, önemli miktarda para veya gelir getiren malvarlığına kavuşması halinde artık yoksulluk şartının ortadan kalktığı ileri sürülebilir.

Ancak her miras kalan mal nafakayı sona erdirmez. Mahkeme, mirasın niteliğini, değerini ve kişinin ekonomik durumuna etkisini inceleyerek karar verir.

Özellikle gelir üretmeyen düşük değerli malların edinilmiş olması tek başına nafakanın kaldırılması için yeterli görülmeyebilir.

İştirak Nafakasında Durum Farklıdır

Nafaka verilemeyecek haller incelenirken en sık yapılan hatalardan biri iştirak nafakası ile yoksulluk nafakasının karıştırılmasıdır.

İştirak nafakası eş için değil, çocuk için ödenir. Bu nedenle yoksulluk nafakasındaki birçok kural iştirak nafakası bakımından uygulanmaz.

Örneğin velayet sahibi anne çalışıyor olsa bile çocuk lehine iştirak nafakası talep edebilir. Çünkü iştirak nafakasının amacı annenin veya babanın ihtiyaçlarını karşılamak değil, çocuğun bakım ve gelişim giderlerine katkı sağlamaktır.

Aynı şekilde velayet sahibi ebeveynin ekonomik durumunun iyi olması da iştirak nafakasını tamamen ortadan kaldırmaz. Mahkeme, çocuğun ihtiyaçlarını ve diğer ebeveynin mali gücünü birlikte değerlendirir.

Bu nedenle “anne çalışıyor, o halde iştirak nafakası alamaz” şeklindeki düşünce hukuken doğru değildir.

Çocuk Reşit Olduğunda İştirak Nafakası Devam Eder Mi?

İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer.

Ancak çocuk eğitim hayatına devam ediyor ve ekonomik olarak desteğe ihtiyaç duyuyorsa bu kez yardım nafakası gündeme gelebilir. Yardım nafakası farklı hukuki şartlara tabidir ve ayrıca talep edilmesi gerekir.

Üniversite eğitimi gören çocuklar bakımından uygulamada sıkça yardım nafakası davaları açılmaktadır.

Mahkeme, çocuğun eğitim durumunu, ihtiyaçlarını ve ebeveynlerin ekonomik koşullarını değerlendirerek karar verir.

Nafaka Hangi Hallerde Tamamen Kaldırılır?

Yoksulluk nafakası bakımından uygulamada en sık karşılaşılan kaldırma sebepleri şunlardır:

  • Nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi,
  • Nafaka alan kişinin evliymiş gibi fiilen birlikte yaşaması,
  • Yoksulluğun ortadan kalkması,
  • Taraflardan birinin ölümü,
  • Nafaka alan kişinin önemli ölçüde gelir veya malvarlığı elde etmesi,
  • Hakkaniyet gereği nafakanın devamını gerektiren şartların ortadan kalkması.

Bu durumlarda nafaka yükümlüsü aile mahkemesine başvurarak nafakanın kaldırılmasını veya azaltılmasını isteyebilir.

Mahkeme her olayın kendine özgü koşullarını değerlendirir ve otomatik şekilde karar vermez.

Nafaka Davalarında Mahkemeler Hangi Delillere Bakar?

Nafaka taleplerinde mahkeme yalnızca tarafların sözlü beyanlarına göre karar vermez. Nafaka miktarının belirlenmesi, nafaka talebinin kabulü veya reddi için tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Bu kapsamda mahkeme öncelikle tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yapılmasını ister. Kolluk marifetiyle yapılan bu araştırmada tarafların çalışıp çalışmadığı, yaşam standartları, ikamet ettikleri konut, sahip oldukları araçlar ve genel ekonomik durumları incelenir.

Bunun yanında SGK kayıtları, maaş bordroları, vergi kayıtları, banka hesap hareketleri, tapu kayıtları, araç kayıtları ve ticari faaliyetlere ilişkin bilgiler de dosyaya getirilebilir. Özellikle taraflardan birinin gelirini gizlediği veya kayıt dışı çalıştığı iddia ediliyorsa mahkeme bu hususu ayrıca araştırabilir.

Nafaka isteyen eşin gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceği değerlendirilirken yalnızca mevcut gelir değil, çalışma kapasitesi de dikkate alınabilir. Eğitim durumu, mesleki geçmişi, yaşı ve sağlık durumu bu değerlendirmede önem taşır.

Aynı şekilde nafaka ödemesi istenen kişinin de ekonomik gücü ayrıntılı olarak incelenir. Çünkü nafaka miktarı belirlenirken hem nafaka talep eden tarafın ihtiyacı hem de nafaka yükümlüsünün ödeme gücü birlikte değerlendirilir.

Nafaka Davalarında Yargıtay’ın Benimsediği Temel İlkeler

Yargıtay kararları incelendiğinde nafaka konusunda yıllardır istikrarlı şekilde uygulanan bazı temel prensiplerin bulunduğu görülmektedir.

İlk olarak Yargıtay, yoksulluk kavramını son derece dar yorumlamamaktadır. Bir kişinin açlık sınırında yaşaması gerekmez. Boşanma sonrasında asgari yaşam ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma düşmesi de yoksulluk olarak değerlendirilebilir.

İkinci olarak Yargıtay, çalışan eşlerin hiçbir şekilde nafaka alamayacağı yönündeki düşünceyi kabul etmemektedir. Çalışan kişinin elde ettiği gelir geçimini sağlamaya yetmiyorsa yoksulluk nafakasına hükmedilebilmektedir.

Üçüncü olarak Yargıtay uygulamasında kusur değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Nafaka isteyen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu ise yoksulluk nafakası talebi reddedilmektedir.

Dördüncü olarak Yargıtay, nafakanın sonsuza kadar değişmeden devam eden bir yükümlülük olmadığını kabul etmektedir. Tarafların ekonomik durumlarında önemli değişiklikler meydana geldiğinde nafakanın artırılması, azaltılması veya tamamen kaldırılması mümkündür.

Son olarak Yargıtay, iştirak nafakası bakımından çocuğun üstün yararını esas almaktadır. Anne veya babanın kişisel çekişmeleri değil, çocuğun eğitim, sağlık, bakım ve gelişim ihtiyaçları ön planda tutulmaktadır.

Sonuç

Nafaka verilemeyecek haller her somut olayın kendi şartları içerisinde değerlendirilmektedir. Nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyecek olması, diğer eşten daha ağır kusurlu bulunması veya yeterli ekonomik imkânlara sahip olması halinde yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir.

Bunun yanında nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün bulunmaması, nafaka alan kişinin sonradan ekonomik olarak güçlenmesi, yeniden evlenmesi veya evliymiş gibi yaşamaya başlaması gibi durumlar da nafakanın kaldırılması sonucunu doğurabilir.

Ancak nafaka uyuşmazlıklarında genel kurallarla sonuca ulaşmak çoğu zaman mümkün değildir. Her dosyada tarafların gelir durumu, malvarlığı, kusur oranları, yaşam koşulları, sağlık durumu ve diğer özel şartlar ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Bu nedenle nafaka talebiyle karşılaşan veya nafaka talebinde bulunmayı düşünen kişilerin somut olaylarını bir aile hukuku avukatıyla değerlendirmeleri, hak kaybı yaşamamaları açısından önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Avukat Görüşü

Nafaka davalarında en sık yapılan hata, tek bir olgudan kesin sonuç çıkarılmasıdır. “Eşim çalışıyor, nafaka alamaz”, “Benim gelirim yok, nafaka ödemem”, “Kadın kusurluysa hiçbir nafaka alamaz” gibi genellemeler çoğu zaman eksiktir.

Mahkeme, nafaka konusunda tarafların gelirini, giderlerini, kusur durumunu, malvarlığını, çalışma gücünü, çocukların ihtiyaçlarını ve boşanma sonrası oluşacak ekonomik dengeyi birlikte değerlendirir. Bu nedenle nafaka talep eden tarafın da nafakaya itiraz eden tarafın da iddiasını somut delillerle desteklemesi gerekir.

Yoksulluk nafakası bakımından en kritik ölçüt, talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüp düşmeyeceği ve kusurunun diğer eşten daha ağır olup olmadığıdır. İştirak nafakasında ise değerlendirme çocuğun üstün yararı merkezinde yapılır.

Bu sebeple nafaka dosyalarında yalnızca taraf beyanı yeterli görülmez. SGK kayıtları, maaş bordroları, banka kayıtları, tapu ve araç kayıtları, kira gelirleri, sosyal ve ekonomik durum araştırması, tanık beyanları ve tarafların fiili yaşam koşulları birlikte incelenmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Bursa Maya Hukuk Bürosu tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan açıklamalar, somut bir dosya hakkında hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz.

Nafaka, boşanma, velayet, mal paylaşımı ve aile hukuku uyuşmazlıklarında her dosyanın şartları farklıdır. Bu nedenle yalnızca genel bilgilerle hareket edilmemeli; somut olayın delilleri, tarafların ekonomik durumu ve mahkeme uygulaması birlikte değerlendirilmelidir.

Hak kaybı yaşamamak için nafaka talebi, nafakaya itiraz, nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması gibi konularda aile hukuku alanında çalışan bir avukattan hukuki destek alınması önerilir.

Son Güncelleme 13.06.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Scroll to Top