Yoksulluk nafakası için en azından eşit kusurlu olma şartını gösteren Yargıtay kararı

Yoksulluk Nafakası Alabilmek İçin En Azından Eşit Kusurlu Olmak Gerekir – Yargıtay Kararı

Yargıtay, yoksulluk nafakası için yalnızca yoksulluğa düşmeyi değil, kusur şartının da gerçekleşmesini aramıştır.

Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararında, yoksulluk nafakasının sadece ekonomik ihtiyaç üzerinden değerlendirilemeyeceği açık biçimde ortaya konulmuştur. Karar, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmanın tek başına yeterli olmadığını; nafaka isteyen eşin boşanmaya sebep olan olaylarda karşı taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Daha da önemlisi, Kurul açık şekilde ağır veya tam kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceğini belirtmiştir. Bu yönüyle karar, nafaka taleplerinde kusur tespitinin sonuç davrandığını gösteren güçlü bir içtihattır.

Kusur durumu değiştiğinde nafaka sonucu da değişir.

Kararda ilk derece mahkemesi kadını ağır, erkeği az kusurlu kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi ise tarafları eşit kusurlu sayarak kadın lehine toptan yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve ardından Hukuk Genel Kurulu, erkeğin davranışını kusur saymayıp kadını tam kusurlu kabul etmiştir. Böylece nafaka talebinin hukuki zemini de ortadan kalkmıştır. Karar bu yönüyle, nafaka meselesinin bağımsız bir başlık olmadığını; kusur değerlendirmesinin doğrudan nafaka sonucunu belirlediğini göstermektedir.

Nafaka bakımından kararın öğretici noktası, “en azından eşit kusur” eşiğini netleştirmesidir.

Kararın en öğretici tarafı, TMK 175 bakımından kullanılan ölçüyü çok net kurmasıdır. Hukuk Genel Kurulu, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf lehine nafakaya hükmedilebilmesi için o tarafın boşanmaya sebep olan olaylarda en azından eşit kusurlu olması gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Buna göre ağır kusurlu eş de, tam kusurlu eş de yoksulluk nafakası alamaz. Dolayısıyla nafaka taleplerinde yalnızca ekonomik yetersizlik, çalışma durumu veya gelir yokluğu üzerinde durmak yetmez; önce kusur sıralamasının doğru kurulması gerekir. Kararın asıl mesajı budur.

Somut olayda bölge adliye mahkemesi, tarafları eşit kusurlu kabul ettiği için kadın lehine toptan yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Ancak Hukuk Genel Kurulu, kadının kayınvalideye yönelik süregelen ağır hakaretlerini belirleyici kusur olarak kabul etmiş, erkeğin kadını ailesinin yanına göndermesini ise tepki niteliğinde değerlendirerek kusur yüklenemeyeceği sonucuna varmıştır. Bu nedenle kadın tam kusurlu sayılmış; tam kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği için direnme kararı bozulmuştur. Kararın tam merkezinde nafaka değil, nafakayı mümkün kılan kusur eşiği bulunmaktadır.

Bu karar, nafaka taleplerinde “önce kusur” yaklaşımını güçlendirmektedir.

Kararın uygulamadaki en önemli etkisi şudur: boşanma dosyalarında yoksulluk nafakası talep edilirken öncelikle tarafların kusur sıralaması dikkatle kurulmalıdır. Çünkü tarafı eşit kusurlu kabul eden bir değerlendirme nafaka sonucunu doğurabilirken, aynı dosyada tarafın ağır veya tam kusurlu kabul edilmesi nafaka talebini tamamen düşürebilmektedir. Bu yönüyle karar, ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerine, nafaka konusunda ekonomik incelemeden önce kusur tespitinin isabetli yapılması gerektiği mesajını vermektedir. Özellikle “nafaka isteyen eşin hiç geliri yok” savunmasının tek başına yeterli olmadığını; kusur eşiği aşılmışsa nafakanın yine de reddedileceğini göstermesi bakımından yol göstericidir.


İlgili Yargıtay Kararının Tam Metni

Aşağıda yer alan karar, boşanma davalarında kusur belirlemesi ile yoksulluk nafakası arasındaki ilişki bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/1141 E., 2025/395 K., 25.06.2025

Bu karar, boşanma davalarında yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanmaya sebep olan olaylarda en azından eşit kusurlu olması gerektiğini göstermesi bakımından önemli bir içtihattır. Karar ayrıca, kusur belirlemesinin birleşen boşanma davasının kabulü ve nafaka talebinin sonucu üzerinde doğrudan etkili olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.

Taraflar arasında birleştirilerek görülen boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı-birleşen davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-birleşen davacı tarafın istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı-birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 17.10.2019 tarihinde görücü usulü ile evlendiklerini, ortak çocuklarının bulunmadığını, ilk günden itibaren davalının aileler arasında dedikodu yaptığını, kadın eş ve ailesi tarafından müvekkilinin annesinin namusuna yönelik sözler söylendiğini, şiddet içerikli davranışlar sergilediğini, 2020 yılı Haziran ayında eşlerin ailelerinin yaşadığı Kahramanmaraş’a gittiklerinde davalının kayınvalidesine aile bireyleri önünde defalarca “sen orospusun, sen kendine koca arıyorsun, senin canın erkek istiyor” şeklinde hakaret ettiğini, davacının bu davranışları nedeni ile eşler arasında olması gereken sevgi ve saygının oluşmadığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili asıl davaya sunduğu cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, erkeğin eşini evi terk etmesi yönünde tehdit ettiğini, bu yönde müvekkiline psikolojik baskı uyguladığını, eşini isteği dışında babasının evine gönderdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

II. BİRLEŞEN DAVA

1.Davalı-birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 17.10.2019 tarihinde evlendiklerini, evliliğin ilk gününden itibaren taraflar arasında geçimsizlik yaşandığını, erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediğini, müvekkilini eve kilitlediğini, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu, 11.07.2020 tarihinde eşine otobüs bileti alarak ve yanına cep harçlığı dahi vermeyerek zorla babasının evine gönderdiğini ileri sürerek tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına 3.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

2.Davacı-birleşen davalı vekili birleşen davaya sunduğu cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, karşı tarafın kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek birleşen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli ve 2020/439 Esas, 2021/959 Karar sayılı kararı ile; tarafların 17.10.2019 tarihinde evlendikleri, ortak çocuklarının bulunmadığı, tanık beyanlarına göre kadının yaşanan tartışmalarda kayınvalidesine yönelik “orospu, koca arıyorsun” şeklinde ve çok daha ağır küfür içerikli sözlerle hakaret ettiği, buna karşılık erkeğin de gerekli maddi imkânı sağlamadan eşinin müşterek haneden ayrılmasını istediği, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır erkeğin ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın da kabulüne, tarafların boşanmalarına, kadın eş yararına 600,00,00 TL tedbir nafakası ödenmesine, ne var ki ağır kusuru nedeniyle kadının tazminat ve nafaka taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2022/949 Esas, 2022/1550 Karar sayılı kararı ile; erkeğin istinaf başvurusunun reddine, kadının istinaf talebinin kabulü ile gerçekleşen olaylara göre eşlerin boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları, böyle olunca yoksulluk nafakası şartlarının gerçekleştiği anlaşılan kadının nafaka talebinin reddedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, kadın yararına 15.000,00 TL toptan yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı-davacı kadının, eşinin annesine süregelen şekilde ağır biçimde hakaret ettiği sabit olup, mahkemece davalı-davacı erkeğe yüklenen vakıanın da davalı-davacı kadının bu kusuruna karşı tepkisel nitelikte olduğunun kabulü gerektiğinden erkeğe kusur olarak yüklenilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ile tam kusurlu kadın tarafından açılan birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeler ile yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılması ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Tam kusurlu kadın yararına yoksulluk nafakası takdir edilemez. O hâlde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; her ne kadar Yargıtay bozma ilâmında kocaya yüklenen vakıanın “kadının, eşinin annesine süregelen şekilde ağır biçimde ettiği hakaretlere tepki niteliğinde davranış” olduğu gerekçesiyle bu kusurlu davranışın erkeğe yüklenilmesinin doğru olmadığı belirtilmiş ise de, tepki niteliğinde olduğu belirtilen eylemin “erkeğin kadını otobüse bindirip, babasının evine göndermek” şeklinde gerçekleştiği dikkate alındığında bu davranışın gerçekte kadına yönelik şiddet içerdiği ve dolayısıyla erkeğin şiddet içerikli bu eyleminin “tepkisel nitelikte olduğu” kabul edilerek meşrulaştırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı-birleşen davalı vekili temyiz dilekçesinde; boşanmaya sebep olan olaylarda kadın eşin tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2 maddeleri uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilen eldeki davada; boşanmaya sebep olan olaylarda kadın eşin tam kusurlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre birleşen boşanma davasının reddinin gerekip gerekmediği ve kadın eş yararına aynı Kanun’un 175 ve 176. maddelerinde yazılı yoksulluk nafakası koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

İlgili Hukuk

Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ve 174. maddeleri.

Değerlendirme

1.Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.


Bu Yargıtay Kararı Hangi Durumlarda Emsal Olabilir?

  • boşanmada yoksulluk nafakası şartları
  • yoksulluk nafakasında kusur değerlendirmesi
  • eşit kusurlu eşin nafaka talebi
  • ağır veya tam kusurlu eş lehine nafaka verilip verilemeyeceği
  • birleşen boşanma davasında kusur tespiti
  • tepki niteliğindeki davranışın kusura etkisi

Yazımızı beğendiniz mi?

Puan vermek için yıldızı tıklayın

Ortalama puan 0 / 5. Oy sayısı: 0

Henüz hiç oylanmamış. İlk oy veren sen ol

Scroll to Top
Bizi Arayın!