Boşanma davasında "boşanma davası aç" demenin kusur sayılmayacağına dair Yargıtay kararı simgesi.

Aldatan Eşe Karşı Boşanma Davası Aç Demek Kusur Sayılmaz – Yargıtay Kararı

Boşanma Davalarında Tepki Niteliğindeki Söylemler Kusur Teşkil Etmez

Yargıtay’ın bu kararında boşanma davalarında kusur belirlemesi yapılırken vakıaların hangi bağlamda gerçekleştiği ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Mahkeme, eşlerden birinin diğerine “boşanma davası aç” şeklinde beyanda bulunmasının, karşı tarafın kusurlu davranışlarına bir tepki olarak ortaya çıkabileceğini vurgulamıştır. Bu tür tepki niteliğindeki davranışlar, hukuken boşanmaya sebebiyet veren asıl kusur olarak kabul edilmemektedir. Karar, evlilik birliğinin sarsılmasında hangi tarafın davranışının “neden”, hangisinin “sonuç” olduğunun titizlikle ayırt edilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu yaklaşım, boşanma davalarında hakkaniyetli bir kusur dağılımı yapılması açısından büyük önem taşımaktadır.

Kusur Belirlemesinde Vakıaların Sebebi ve Niteliği Esastır

Boşanma davalarında taraflara yüklenen kusurların, evlilik birliğini sarsacak nitelikte ve süreklilik arz eden iradi davranışlar olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosya kapsamında kadının sergilediği belirtilen bazı olumsuz tavırların, aslında erkeğin kusurlu davranışlarından kaynaklandığını tespit etmiştir. Hukuk genel ilkeleri uyarınca, bir tarafın kusurlu hareketine karşılık verilen ve “tepki” sınırları içinde kalan eylemler, o kişiyi boşanmada kusurlu hale getirmez. Kararda, yerel mahkemenin bu ayrımı yapmadan kurduğu hükmün hatalı olduğu ve delillerin takdirinde hataya düşüldüğü açıkça ifade edilmiştir. Bu doğrultuda, tepki niteliğindeki beyanların kusur hanesine yazılması hukuka aykırı bulunmuştur.

Tepki Niteliğindeki Beyanlar ve Delil Değerlendirmesi

Yargıtay’ın mantığına göre, boşanma davasında kusur tespiti yapılırken sadece söylenen söze değil, o sözün söylenmesine sebebiyet veren olaylar zincirine bakılmalıdır. Bir eşin, diğer eşin ağır kusurlu davranışları karşısında çaresiz kalarak veya anlık bir öfke ile boşanmayı telaffuz etmesi, onun evlilik birliğini sarsma iradesi taşıdığını kanıtlamaz. Bu noktada, boşanma davası neden reddedilir konusundaki kriterler ile kusur belirlemesi arasındaki ince çizgiye dikkat edilmelidir. Yargıtay, ispatlanamayan veya tepki niteliğinde kaldığı anlaşılan vakıaların taraflara kusur olarak yüklenemeyeceğini hatırlatarak alt derece mahkemelerine yol göstermiştir.

Kararın Genel Değerlendirmesi

Bu karar, boşanma davalarının pratiğinde sıkça karşılaşılan “karşılıklı kusur” iddialarında mahkemelerin daha derinlemesine bir inceleme yapması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi’nin kusur belirlemesindeki hatalı yaklaşımı, Yargıtay tarafından bozulmuş; böylece haksız kusur yüklenmesinin önüne geçilmiştir. Karar, özellikle karşı tarafın baskın kusuru karşısında verilen sözel tepkilerin, tazminat veya nafaka haklarını etkileyecek bir kusur olarak görülmemesi gerektiğini tescil etmektedir. Bu durum, yargılama sürecinde savunma stratejilerinin belirlenmesi açısından avukatlar ve taraflar için emsal niteliğindedir.


İlgili Yargıtay Kararının Tam Metni

Aşağıda yer alan karar, boşanma davalarında kusur belirlemesi ve tepki niteliğindeki davranışların hukuki statüsü bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/2642 E., 2024/9545 K., 05.12.2024

Bu karar, boşanma davalarında kusur belirlemesi, tepki niteliğindeki söylemlerin değerlendirilmesi ve delil takdirinde hataya düşülmemesi gerektiğini göstermesi bakımından önemli bir Yargıtay içtihadıdır.

Taraflar arasındaki davaların yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı karşı davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Davacı erkek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanma davası açmış, davalı karşı davacı kadın da karşı dava olarak boşanmanın ferisine ilişkin taleplerde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacı karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine hükmedilmiş, kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı karşı davalı erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının karşı davasında boşanma talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı karşı davacı kadın vekili tarafından yukarıda belirtilen sebeplerle temyiz edilmiştir.

2. 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir.

3. Bölge Adliye Mahkemesince, tartışmalar sırasında davalı karşı davacı kadının erkeğe ”boşanma davası aç” demesi vakıası kadına kusur olarak yüklenerek erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davalı karşı davacı kadının erkeğe ”boşanma davası aç” demesi bir kusur olmadığı gibi ayrıca bu durum davacı karşı davalı erkeğin davranışlarına karşı ancak tepki niteliğindedir. Davalı karşı davacı kadının evlilik birliğinin sarsılmasına neden olacak kusurlu bir davranışının varlığı ispatlanamamıştır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda başka bir kadınla birlikte olarak sadakatsiz davranışlar sergileyen davacı karşı davalı erkek tam kusurludur. Bu itibarla davacı karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda belirtildiği üzere davacı karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulü yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.12.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Bu Yargıtay Kararı Hangi Durumlarda Emsal Olabilir?

  • Boşanma davasında kusur belirlemesi yapılırken söylemlerin bağlamının tespiti.
  • Eşlerden birinin baskın kusuru karşısında diğer eşin verdiği tepkilerin değerlendirilmesi.
  • Yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinde kusur oranının belirlenmesi.
  • Tanık beyanlarının tepki niteliğindeki vakıalar açısından analizi.
  • “Boşanma davası aç” veya “Ayrılalım” gibi ifadelerin tek başına kusur sayılmaması gereken durumlar.

Yazımızı beğendiniz mi?

Puan vermek için yıldızı tıklayın

Ortalama puan 0 / 5. Oy sayısı: 0

Henüz hiç oylanmamış. İlk oy veren sen ol

Scroll to Top
Bizi Arayın!