Eşin hastalığında ilgisizlik, Yargıtay kararlarına göre yalnızca kusur değil, aynı zamanda kişilik haklarına saldırı sayılarak manevî tazminat sebebi oluşturabilir. Bu Yargıtay kararı, eşin hastalığında ilgisizlik halinde manevi tazminat talep edilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır.
İçindekiler
Eşin hastalığında gerekli desteği vermemek, sadece kusur değil kişilik haklarına saldırı da sayılabilir.
Yargıtay’ın bu kararında öne çıkan nokta, erkeğin eşinin hastalığı sürecinde gerekli ihtimamı göstermemesi ve yeterli desteği sağlamamasının sıradan bir ilgisizlik olarak değerlendirilmemiş olmasıdır. Daire, bu davranışın evlilik birliğinin gerektirdiği dayanışma yükümlülüğüne aykırı olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Daha önemlisi, bu ihlalin kadının kişilik değerlerine saldırı niteliği taşıdığını ve bu nedenle manevî tazminatı gerektirdiğini kabul etmiştir. Karar bu yönüyle, hastalık dönemindeki ilgisizliğin boşanma davasında yalnızca kusur hanesine yazılmakla kalmayıp tazminat sonucunu da doğurabileceğini göstermektedir.
Yargıtay’a Göre Eşin Hastalığında İlgisizlik Ne Anlama Gelir?
Karar yalnızca kusur ve manevî tazminat bakımından değil, karar tekniği bakımından da öğreticidir. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf istemlerinin esastan reddedileceğini belirtmesine rağmen, hüküm kısmında bununla çelişen bir ifade kullanmıştır. Yargıtay bu çelişkiyi usul ve kanuna aykırı bulmuş ve bu sebeple de bozma kararı vermiştir. Bu yönüyle karar, aile hukuku dosyalarında sadece maddi değerlendirme değil, hüküm fıkrasının kendi içinde tutarlı kurulmasının da zorunlu olduğunu göstermektedir.
Eşin Hastalığında İlgisizlik Neden Tazminat Sebebidir?
Yargıtay, manevî tazminat için klasik şartları tek tek kurmuştur. Önce tazminat isteyen eşin diğer tarafa göre daha az kusurlu ya da kusursuz olması gerektiğini hatırlatmış, ardından boşanmaya sebep olan olayın kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığını incelemiştir. Sonrasında da Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesindeki sadakat ve dayanışma yükümlülüğünü somut olaya uygulayarak, hastalık döneminde gerekli ilginin gösterilmemesini kişilik hakkı ihlali saymıştır. Buradaki esas sonuç şudur: eşin hastalığında yanında olmamak, uygun koşullarda yalnızca evlilik görevine aykırılık değil, aynı zamanda manevî tazminat sebebi olabilir.
Eşin Hastalığında İlgisizlik Boşanma Davasında Nasıl Değerlendirilir?
Bu karar, ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri bakımından açık bir mesaj içermektedir. Eşin hastalığına karşı kayıtsız kalma, yalnızca aile içi bir duyarsızlık olarak geçiştirilemez. Somut olayda Yargıtay, erkeği boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu kabul etmiş; ayrıca bu davranışın kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini belirterek manevî tazminat koşullarının oluştuğunu vurgulamıştır. Uygulamada bu karar, özellikle hastalık, ameliyat, tedavi veya ağır sağlık sürecinde eşe destek olunmaması vakıalarında güçlü bir emsal olarak ileri sürülebilir. Bu karar, çekişmeli boşanma davası sürecinde kusur ve tazminat değerlendirmesinin nasıl yapılacağını göstermesi bakımından da uygun bir iç link fırsatı vermektedir.
İlgili Yargıtay Kararının Tam Metni
Aşağıda yer alan karar, boşanma davalarında kusur belirlemesi ve tazminat hakkı bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/4168 E., 2025/2733 K., 17.03.2025.
Bu karar, eşin hastalığına gerekli özenin gösterilmemesinin boşanma davasında kusur ve manevî tazminat bakımından nasıl değerlendirileceğini göstermesi yönünden önemli bir Yargıtay içtihadıdır. Ayrıca hüküm ile gerekçe arasındaki nafaka çelişkisinin de bozma sebebi yapılması bakımından usul hukuku yönünden dikkat çekicidir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı -davalı erkek vekili tarafından kendi davasının reddi, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen nafaka ve maddî tazminat yönünden; davalı -davacı kadın vekili tarafından ise manevi tazminat talebinin reddi, yoksulluk nafakası miktarı ve nafakaya artış uygulanmaması yönünden temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının ve fer’îlerinin kabulüne, davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından velâyet dışında hükmün bütünü yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise nafaka ve tazminat miktarları yönünden istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile kadın lehine hükmedilen maddî tazminat miktarının düşük olduğu belirtilerek kadın yararına 80.000,00 TL maddî tazminata hükmedilmesine, erkeğin gerçekleşen kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği belirtilerek kadının manevî tazminat talebinin reddine, tarafların sair istinaf istemlerinin ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm yukarıda sınırlandırıldığı şekilde taraflarca temyiz edilmiştir.
- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- Boşanma sebebiyle manevî tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın, kusursuz veya diğer tarafa göre az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir (TMK m. 174/2). Türk Medeni Kanunu’nun 185 maddesi uyarınca eşler, evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat ve dayanışma yükümlülüğüne sahiptir. Eşin, diğer hastalığında gerekli ilgiyi göstermemesi, kişilik haklarını zedeleyen ve manevî zarar doğuran bir duruma yol açmaktadır. Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen “erkeğin eşinin hastalığına gerekli ihtimamı göstermeyerek yeterli desteği sağlamama” kusurunun kadının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde ve manevî tazminatı gerektirir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğuna ve gerçekleşen kusuru da kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olduğuna göre somut olayda kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/2 maddesi koşulları gerçekleşmiştir. O halde Mahkemece tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın yararına uygun miktarda manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
- Bölge Adliye Mahkemesince karar gerekçesinde tarafların yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği, hükmün birinci bendinde de tarafların yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verildiği belirtilmesine rağmen hükmün ikinci bendinde “davalı-davacı kadının yoksulluk nafakasına yönelik istinaf talebinin esastan kabulü ile” denilmek ve kararın hüküm kısmında yoksulluk nafakasına ilişkin bir hüküm kurulmayarak gerekçe ile hüküm arasında “yoksulluk nafakası” yönünden çelişki yaratılmıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince “yoksulluk nafakası” yönünden hüküm ve gerekçe çelişkisi yaratılmadan, 6100 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesine uygun biçimde, gerekli unsurları içeren bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
- Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, reddedilen manevî tazminat talebi yönünden kadın yararına, yoksulluk nafakası yönünden taraflar yararına BOZULMASINA, yukarıda (3) numaralı paragrafta belirtilen bozma sebebine göre taraf vekillerinin kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının esası ve miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
- Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere her iki taraf vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu Yargıtay Kararı Hangi Durumlarda Emsal Olabilir?
- eşin hastalığında ilgisiz davranılması
- manevî tazminat talebinin dayanağı
- evlilik birliğinde dayanışma yükümlülüğünün ihlali
- hüküm ile gerekçe arasındaki nafaka çelişkisi
- ameliyat sürecinde eşe destek olunmaması
- tedavi sürecinde eşin yalnız bırakılması
