6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirlerini temsil eden modern Türkiye aile mahkemesi koridoru

6284 Sayılı Kanun: Uygulama Alanı, Tedbirler ve İtiraz Süreci

6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunmasını amaçlar. Kanunun uygulanabilmesi için fiziksel saldırının gerçekleşmiş olması şart değildir. Tehdit, psikolojik baskı, ekonomik şiddet, cinsel şiddet, dijital takip veya kişinin özgürlüğünü kısıtlayan davranışlar da somut olayın özelliklerine göre koruma tedbirlerini gündeme getirebilir.

İçindekiler

Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler alınabilir. Koruyucu tedbirler şiddet mağdurunun güvenliğini ve temel ihtiyaçlarını sağlamaya; önleyici tedbirler ise şiddet uygulayanın belirli davranışlarda bulunmasını engellemeye yöneliktir. Ortak konuttan uzaklaştırma, mağdura yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, silah teslimi, geçici koruma, barınma yeri ve tedbir nafakası bunların başlıca örnekleridir.

6284 sayılı Kanun kapsamındaki süreç, boşanma davasından ve ceza soruşturmasından bağımsızdır. Koruma talep edebilmek için önceden boşanma davası açılması veya şikâyette bulunulması gerekmez. Bununla birlikte aynı olay; koruma tedbiri, ceza soruşturması, boşanma, velayet, nafaka ve tazminat bakımından farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Her süreç kendi şartları ve ispat kuralları içinde değerlendirilir.

6284 Sayılı Kanun Nedir ve Neyi Amaçlar?

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddetin gerçekleşmesini beklemeden koruma sağlanmasına imkân veren özel bir düzenlemedir. Kanunun temel amacı yalnızca gerçekleşmiş şiddetin hukuki sonuçlarını belirlemek değil, şiddet tehlikesini mümkün olduğunca erken aşamada önlemektir.

Kanunun resmî metnine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanan 6284 sayılı Kanun metninden ulaşılabilir. Kanunun nasıl uygulanacağı ise 6284 sayılı Kanun’a İlişkin Uygulama Yönetmeliğinde ayrıntılandırılmıştır.

Kanunun koruma sistemi üç temel yapı üzerine kuruludur:

  • Şiddet mağdurunun güvenliğinin sağlanması,
  • Şiddet uygulayanın veya uygulama ihtimali bulunan kişinin sınırlandırılması,
  • Barınma, maddi yardım, psikolojik destek, çocuk bakımı ve geçici koruma gibi destekleyici hizmetlerin devreye sokulması.

Bu sistemin hızlı çalışması amaçlandığından başvuru, klasik bir hukuk davasındaki kadar ayrıntılı şekil şartlarına bağlanmamıştır. Başvurunun en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek hâkim, mülkî amir veya kolluk birimine yapılabilmesi mümkündür. Acil durumlarda önce güvenliğin sağlanması, daha sonra diğer hukuki işlemlerin tamamlanması esastır.

6284 Sayılı Kanun’dan Kimler Yararlanabilir?

6284 sayılı Kanun herkesi ve her türlü kişiler arası uyuşmazlığı kapsayan genel bir koruma düzenlemesi değildir. Kanunun birinci maddesinde korunan kişi grupları açıkça belirtilmiştir. Buna göre kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları koruma kapsamındadır.

Kadınların Korunması İçin Evlilik Şart mıdır?

Hayır. Bir kadının 6284 sayılı Kanun’dan yararlanabilmesi için evli olması, aynı evde yaşaması veya şiddet uygulayanla arasında resmî bir aile bağının bulunması şart değildir.

Kadınlar;

  • Eşleri veya eski eşleri,
  • Nişanlıları,
  • Birlikte oldukları veya daha önce birlikte oldukları kişiler,
  • Aile bireyleri,
  • İş, okul veya sosyal çevreden kişiler,
  • Israrlı takipte bulunan kişiler

tarafından gerçekleştirilen şiddet veya şiddet tehdidi nedeniyle koruma talep edebilir.

Bu nedenle “6284 sayılı Kanun yalnızca evli kadınları korur” şeklindeki düşünce doğru değildir. Kanunun koruması, evlilik devam ederken uygulanabileceği gibi boşanmadan, ayrılıktan veya ilişkinin sona ermesinden sonra ortaya çıkan risklerde de gündeme gelebilir.

Çocuklar ve Aile Bireyleri Kanundan Yararlanabilir mi?

Çocuklar doğrudan şiddete maruz kaldıklarında veya şiddet tehlikesi altında bulunduklarında kanun kapsamındadır. Çocuğa fiziksel şiddet uygulanması şart değildir. Çocuğun aile içindeki şiddete tanık olması, tehdit edilmesi, baskı altında tutulması veya güvenli gelişiminin tehlikeye girmesi de koruma ihtiyacı doğurabilir.

Aile bireyleri bakımından cinsiyet ayrımı yapılmaz. Erkekler, yaşlılar, engelli aile bireyleri ve aynı aile ilişkisi içinde bulunan diğer kişiler de şartları oluştuğunda koruma talebinde bulunabilir. Ancak aile ilişkisi bulunmayan iki erkek arasındaki sıradan bir uyuşmazlık, yalnızca şiddet iddiası bulunması nedeniyle kendiliğinden 6284 sayılı Kanun kapsamına girmez. Böyle bir olay ceza hukuku ve diğer genel hükümler kapsamında değerlendirilebilir.

Eski Eşler ve Ayrı Yaşayan Eşler Koruma Talep Edebilir mi?

Evet. Eşlerin boşanmış veya fiilen ayrı yaşıyor olması koruma talebine engel değildir. Özellikle boşanma sonrasında sürdürülen tehditler, ortak çocuk üzerinden kurulan baskı, eve veya iş yerine gelme, telefonla rahatsız etme ve takip davranışları koruma tedbirlerine konu olabilir.

Boşanma davasının devam etmesi de ayrıca şart değildir. Taraflar arasında henüz bir boşanma davası bulunmasa bile şiddet tehlikesi varsa doğrudan koruma talep edilebilir.

Tek Taraflı Israrlı Takip Mağduru Kimdir?

Tek taraflı ısrarlı takip; kişinin güvenliğinden endişe duymasına yol açacak şekilde fiziken takip edilmesi, iletişim araçlarıyla sürekli rahatsız edilmesi, bulunduğu yerlere tekrar tekrar gelinmesi veya üçüncü kişiler üzerinden temas kurulmaya çalışılması gibi davranışları kapsayabilir.

Takibin mutlaka aile bireyi veya eski eş tarafından yapılması gerekmez. Kanunda tek taraflı ısrarlı takip mağdurları ayrıca sayıldığı için yabancı bir kişi tarafından sürdürülen takip de somut olayın özelliklerine göre 6284 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilir.

Hangi Davranışlar 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Şiddet Sayılır?

6284 sayılı Kanun’daki şiddet kavramı yalnızca dövme, yaralama veya başka bir fiziksel saldırıdan ibaret değildir. Fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik zarar doğuran veya doğurma ihtimali bulunan davranışlar; tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfî biçimde kısıtlanması da şiddet kapsamında değerlendirilebilir.

Fiziksel Şiddet

Vurma, itme, tokat atma, boğazını sıkma, eşya fırlatma, bir yere kapatma veya fiziksel güç kullanarak hareket özgürlüğünü engelleme fiziksel şiddet örnekleridir.

Fiziksel şiddet sonrasında sağlık kuruluşuna başvurulması ve yaralanmanın belgelenmesi önemlidir. Ancak koruyucu tedbir kararı alınabilmesi için mutlaka darp raporu bulunması gerekmez. Darp raporunun alınması, kapsamı ve diğer davalardaki önemi hakkında darp raporu rehberimiz ayrıca incelenebilir.

Psikolojik ve Duygusal Şiddet

Sürekli hakaret, aşağılama, korkutma, tehdit, küçük düşürme, sosyal çevreden koparma, çocukları baskı aracı olarak kullanma ve kişinin kararlarını kontrol etme psikolojik şiddet niteliği taşıyabilir.

Her tartışma veya kırıcı söz otomatik olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir verilmesini gerektirmez. Davranışın niteliği, tekrarlanıp tekrarlanmadığı, taraflar arasındaki ilişki, mağdur üzerindeki etkisi ve mevcut risk birlikte değerlendirilir.

Ekonomik Şiddet

Kişinin gelirine el koymak, çalışmasını engellemek, temel ihtiyaçlarını karşılamamak, banka hesaplarını kontrol altında tutmak, sürekli borçlandırmak veya ekonomik imkânları baskı aracı olarak kullanmak ekonomik şiddet oluşturabilir.

Ekonomik şiddet iddiasında banka kayıtları, mesajlar, ödeme belgeleri, maaş kayıtları ve tanık anlatımları önem taşıyabilir. Ekonomik şiddetin boşanma davasındaki etkisi, koruma tedbiri sürecinden farklı ispat kurallarına tabidir.

Cinsel Şiddet

Evlilik veya duygusal ilişki, kişinin rızası dışında cinsel davranışa zorlanmasını hukuka uygun hâle getirmez. Fiziksel zorlama, tehdit, psikolojik baskı ve kişinin cinsel dokunulmazlığını ihlal eden davranışlar cinsel şiddet kapsamında değerlendirilebilir.

Cinsel şiddet iddialarında olayın mahrem niteliği, delillerin toplanmasını güçleştirebilir. Sağlık kayıtları, mesajlar, olay sonrası başvurular ve tanık anlatımları somut olaya göre önem kazanabilir. Bu konunun boşanma hukukundaki yansımaları cinsel şiddet ve boşanma başlıklı yazımızda ayrıca açıklanmaktadır.

Dijital Şiddet ve Israrlı İletişim

Sürekli arama veya mesaj gönderme, farklı numaralardan ulaşmaya çalışma, sosyal medya hesaplarını takip etme, özel bilgileri paylaşmakla tehdit etme, konum takibi yapma ve sahte hesaplar üzerinden rahatsız etme dijital şiddet veya ısrarlı takip kapsamında değerlendirilebilir.

Mahkeme, şiddet uygulayanın telefon, mesaj, e-posta, sosyal medya veya diğer iletişim araçlarıyla korunan kişiyi rahatsız etmemesine karar verebilir. Yasağın yalnızca telefon görüşmelerini değil, olayın niteliğine göre üçüncü kişiler üzerinden temas girişimlerini de kapsaması mümkündür.

Şiddet Gerçekleşmeden Koruma Kararı Alınabilir mi?

Evet. 6284 sayılı Kanun’un uygulanması için şiddetin mutlaka gerçekleşmiş olması gerekmez. Şiddete uğrama tehlikesinin bulunması da koruma tedbirlerinin alınması için yeterli olabilir.

Koruyucu sistemin amacı, ciddi bir zarar ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekle sınırlı değildir. Somut ve güncel bir risk varsa zarar doğmadan önce önlem alınması hedeflenir. Örneğin açık tehditler, silahla korkutma, eve zorla girme girişimi, ayrılık sonrasında yoğunlaşan takip veya daha önceki şiddetin tekrarlanacağına ilişkin belirtiler risk değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Bununla birlikte yalnızca taraflar arasında anlaşmazlık bulunması veya soyut bir endişenin ileri sürülmesi her olayda aynı tedbirin verileceği anlamına gelmez. Talep edilen tedbirin niteliği ve süresi, mevcut riskle ölçülü olmalıdır.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Nereye Başvurulur?

Başvuru, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek hâkimden, mülkî amirden veya kolluk biriminden talep edilebilir. Şiddet mağdurunun bulunduğu yer ile olayın meydana geldiği yerin farklı olması başvuru yapılmasını engellemez.

Başvurulabilecek başlıca merciler şunlardır:

  • Aile mahkemesi,
  • Cumhuriyet başsavcılığı,
  • Polis merkezi,
  • Jandarma birimi,
  • Vali veya kaymakamlık,
  • Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi,
  • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ilgili birimleri.

Kanunda “hâkim” ifadesiyle aile mahkemesi hâkimi kastedilmektedir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde belirlenen asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla işlem yapabilir.

Şiddet olayından haberdar olan kamu görevlileri, kolluk ve Cumhuriyet savcısı da gerekli sürecin başlatılması için bildirimde bulunabilir. Başvurunun mutlaka mağdur tarafından şahsen yapılması gerektiği yönünde katı bir kural bulunmamaktadır.

Acil Tehlike Varsa Ne Yapılmalıdır?

Can güvenliğine yönelik yakın bir tehlike varsa öncelik 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden kolluğa ulaşılmasıdır. Kadınlar ve çocuklar bakımından İçişleri Bakanlığının Kadın Destek Uygulaması KADES da acil ihbar amacıyla kullanılabilir.

Acil durumlarda uzun bir dilekçe hazırlamak veya bütün delilleri tamamlamak için beklenmemelidir. Öncelikle kolluğa başvurulması ve güvenliğin sağlanması gerekir. Mevcut mesajlar, fotoğraflar, sağlık kayıtları ve diğer belgeler daha sonra dosyaya sunulabilir.

ŞÖNİM Hangi Konularda Destek Sağlar?

Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri; rehberlik, yönlendirme, psikososyal destek, barınma ve koruma hizmetlerinin koordinasyonunda görev alır. Güncel adres ve telefon bilgileri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ŞÖNİM iletişim sayfasından öğrenilebilir.

Bursa ŞÖNİM, Bakanlığın güncel listesine göre Osmangazi ilçesinde hizmet vermektedir. Adres ve telefon bilgilerinin değişme ihtimali bulunduğundan başvuru öncesinde resmî sayfanın kontrol edilmesi yararlı olur.

Koruma Talebi Dilekçesinde Hangi Bilgiler Bulunmalıdır?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvuru ağır şekil şartlarına bağlı değildir. Ancak talebin anlaşılabilir ve uygulanabilir olması için olayların mümkün olduğunca somut biçimde açıklanması gerekir.

Başvuruda şu bilgilere yer verilebilir:

  • Başvuran kişinin kimlik ve iletişim bilgileri,
  • Şiddet uyguladığı belirtilen kişinin bilinen kimlik ve adres bilgileri,
  • Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği,
  • Şiddet veya tehdit olaylarının tarihleri,
  • Olayların nerede ve nasıl gerçekleştiği,
  • Daha önce yapılan başvurular ve alınan kararlar,
  • Çocukların risk altında olup olmadığı,
  • Silah bulunup bulunmadığı,
  • Yaklaşmama yasağının kapsaması istenen ev, iş yeri veya okul bilgileri,
  • Talep edilen tedbirler,
  • Mevcut deliller.

Her ayrıntının bilinmemesi başvuru yapılmasına engel değildir. Özellikle adres veya kimlik bilgilerine erişimin bulunmadığı durumlarda bilinen bilgiler sunulabilir. Buna karşılık ciddi bir tehlike mevcutsa olayların genel ifadelerle geçiştirilmemesi, risk oluşturan davranışların tarih ve içerik bakımından açıklanması önemlidir.

Hangi Makam Hangi Tedbire Karar Verebilir?

6284 sayılı Kanun, tedbir verme yetkisini tedbirin niteliğine göre farklı makamlara dağıtmıştır.

Karar merciiBaşlıca yetki alanı
Mülkî amirBarınma yeri, geçici maddi yardım, psikolojik ve hukuki destek, geçici koruma ve çocuk bakım desteği gibi koruyucu tedbirler
Aile mahkemesi hâkimiKorunan kişi lehine koruyucu tedbirler ile şiddet uygulayan hakkında önleyici tedbirler
Kolluk amiriGecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunda belirtilen bazı koruyucu ve önleyici tedbirler
Cumhuriyet savcısıBaşvuruyu ilgili mercilere iletme, suç şüphesi varsa soruşturma işlemlerini yürütme ve tedbir talep etme

Kolluk amiri tarafından acil durumda verilen kararların yetkili makamın onayına sunulması gerekir. Koruyucu tedbirlerden kanunda belirtilenler takip eden ilk iş günü mülkî amirin onayına sunulur ve mülkî amir tarafından kırk sekiz saat içinde onaylanmayan kararlar kendiliğinden kalkar.

Kolluk amirinin gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde verebildiği belirli önleyici tedbirler ise takip eden ilk iş günü hâkimin onayına sunulur. Hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan bu tedbirler kendiliğinden kalkar. Bu süreler, kolluk kararının geçici ve acil müdahale niteliğini göstermektedir.

Koruyucu Tedbirler Nelerdir?

Koruyucu tedbirler, şiddet mağdurunun güvenliğini ve temel yaşam ihtiyaçlarını sağlamaya yöneliktir. Tedbir seçilirken mağdurun karşı karşıya bulunduğu risk, çocukların durumu, barınma ihtiyacı ve ekonomik koşullar birlikte değerlendirilir.

Mülkî Amir Tarafından Verilebilecek Koruyucu Tedbirler

Mülkî amir, gerekli şartların bulunması hâlinde şu tedbirlere karar verebilir:

  • Korunan kişiye ve beraberindeki çocuklara uygun barınma yeri sağlanması,
  • Geçici maddi yardım yapılması,
  • Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal rehberlik hizmeti verilmesi,
  • Hayati tehlike bulunması hâlinde geçici koruma altına alınması,
  • Çalışma hayatına katılımı desteklemek amacıyla çocuk bakım hizmeti sağlanması.

Çocuk bakım desteği, kanunda öngörülen süre ve tutar sınırları içinde uygulanır. Bu destek, her başvuruda otomatik şekilde verilen bir ödeme değildir. Çalışma durumu, çocuğun yaşı ve somut ihtiyaç değerlendirilir.

Hâkim Tarafından Verilebilecek Koruyucu Tedbirler

Aile mahkemesi hâkimi, korunan kişi hakkında şu tedbirlere karar verebilir:

  • İş yerinin değiştirilmesi,
  • Evli kişiler bakımından müşterek yerleşim yerinden ayrı bir yerleşim yeri belirlenmesi,
  • Türk Medeni Kanunu’ndaki koşullar oluşmuşsa aile konutu şerhi konulması,
  • Hayati tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağı anlaşılırsa kimlik ve ilgili bilgi veya belgelerin değiştirilmesi.

Kimlik bilgilerinin değiştirilmesi son derece ağır ve istisnai bir tedbirdir. Bu tedbir için mağdurun aydınlatılmış rızası ile ciddi bir hayati tehlikenin bulunması ve diğer koruma araçlarının yetersiz kalması aranır.

Önleyici Tedbirler Nelerdir?

Önleyici tedbirler, şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişinin davranışlarını sınırlandırır. Uygulamada “uzaklaştırma kararı” denildiğinde çoğu zaman bu tedbirlerden yalnızca biri kastedilir. Oysa hâkim, olayın özelliklerine göre birden fazla önleyici tedbiri birlikte uygulayabilir.

Hâkimin karar verebileceği başlıca önleyici tedbirler şunlardır:

  • Şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürücü davranışlarda bulunmama,
  • Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılma,
  • Müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,
  • Korunan kişinin bulunduğu konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama,
  • Çocuklara ve korunan kişinin yakınlarına yaklaşmama,
  • Çocukla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması, sınırlandırılması veya kaldırılması,
  • Korunan kişinin eşyalarına zarar vermeme,
  • İletişim araçlarıyla veya başka biçimde rahatsız etmeme,
  • Bulundurulması veya taşınmasına izin verilen silahları kolluğa teslim etme,
  • Kamu görevi nedeniyle silah taşıyan kişinin silahını kurumuna teslim etmesi,
  • Alkol veya uyuşturucu etkisindeyken korunan kişiye ya da bulunduğu yerlere yaklaşmama,
  • Bağımlılık hâlinde muayene ve tedaviye yönlendirilme,
  • Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi amacıyla başvurma.

Tedbir kararı hazırlanırken yaklaşma yasağının uygulanacağı yerlerin açıkça belirtilmesi önemlidir. Ev, iş yeri, okul, çocukların okulu veya düzenli olarak gidilen başka yerler bakımından risk varsa bunlar başvuruda açıklanmalıdır.

Ortak konuttan uzaklaştırma kararı, konutun tapuda kimin adına kayıtlı olduğuna bağlı değildir. Şiddet uygulayan kişi evin maliki veya kira sözleşmesinin tarafı olsa bile, riskin gerektirdiği durumda konuttan uzaklaştırılabilir ve konut geçici olarak korunan kişiye tahsis edilebilir. Bu karar mülkiyeti devretmez; geçici bir güvenlik tedbiridir.

Çocuklarla İlgili Hangi Tedbirler Alınabilir?

Çocuğun güvenliği, 6284 sayılı Kanun uygulamasında ayrıca değerlendirilmelidir. Şiddet doğrudan çocuğa yönelmemiş olsa bile çocuğun şiddet ortamında bulunması onun bedensel ve ruhsal gelişimini etkileyebilir.

Hâkim;

  • Çocuğa yaklaşmama,
  • Çocuğun okuluna yaklaşmama,
  • Kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması,
  • Kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya kaldırılması,
  • Velayet ve geçici velayet konusunda tedbir alınması,
  • Çocuk Koruma Kanunu kapsamında destekleyici tedbir uygulanması

yönünde karar verebilir.

Çocukla kişisel ilişki konusunda önceden verilmiş bir mahkeme kararı bulunması, yeni şiddet riskinin değerlendirilmesine engel değildir. Aile mahkemesi, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa kişisel ilişkinin uygulanma şeklini yeniden düzenleyebilir. Adalet Bakanlığının 6284 sayılı Kanun kapsamındaki kararlarla çocukla kişisel ilişkinin birlikte uygulanmasına ilişkin rehberi bu koordinasyonun önemini göstermektedir.

Velayet hakkında nihai karar verilirken yalnızca 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararına bakılmaz. Çocuğun bakım düzeni, ebeveynlerin tutumları, sosyal inceleme raporları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir. Konunun ayrıntıları velayet davası rehberimizde ele alınmaktadır.

Koruma Kararı İçin Delil veya Darp Raporu Gerekir mi?

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin gerçekleştiğini gösteren kesin bir delil veya belge aranmaz. Bunun nedeni, koruma mekanizmasının gecikmeden devreye girmesini sağlamaktır. Şiddet mağdurundan koruma sağlanmadan önce bütün iddialarını dava kesinliğinde ispatlamasının istenmesi, kanunun önleyici amacını etkisiz hâle getirebilir.

Bu düzenleme, her iddianın hiçbir değerlendirme yapılmadan kabul edileceği anlamına gelmez. Mahkeme, bildirilen olayları ve risk durumunu değerlendirir; talep edilen tedbirin niteliğini, süresini ve ölçülülüğünü belirler.

Önleyici tedbir kararlarının da geciktirilmeksizin verilmesi gerekir. İlk aşamadaki aciliyet nedeniyle daha esnek bir inceleme yapılabilse de itiraz aşamasında sunulan somut açıklamaların değerlendirilmesi, kararın devamı veya uzatılmasında güncel riskin ortaya konulması önem taşır.

Mümkünse şu deliller korunmalıdır:

  • Darp raporu ve diğer sağlık kayıtları,
  • Kolluk tutanakları,
  • Mesajlar ve e-postalar,
  • Arama kayıtları,
  • Sosyal medya paylaşımları,
  • Fotoğraf ve kamera kayıtları,
  • Tanık bilgileri,
  • Daha önceki şikâyet ve tedbir kararları,
  • Silah veya tehdit içerikli davranışlara ilişkin bilgiler,
  • İş yeri, okul veya apartman güvenlik kayıtları.

Delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmesi gerekir. Özellikle ses ve görüntü kayıtlarının hukuki niteliği somut olayın koşullarına göre değişebilir. Ayrıca koruma tedbirindeki yaklaşık ve hızlı değerlendirme ile boşanma veya ceza yargılamasındaki ispat ölçüsü birbirinden farklıdır. Kadının beyanı esastır mı? başlıklı yazımız bu ayrımı daha ayrıntılı açıklamaktadır.

Tedbir Kararı Ne Kadar Süreyle Verilir?

Tedbir kararı ilk defasında en fazla altı ay için verilebilir. Hâkim, mülkî amir veya kolluk tarafından daha kısa süreli bir tedbir belirlenmesi mümkündür. Altı aylık süre her olayda otomatik olarak uygulanmaz.

Şiddet veya şiddet tehlikesinin devam ettiğinin anlaşılması hâlinde tedbirlerin süresi, şekli değiştirilebilir veya tedbirler devam ettirilebilir. Riskin ortadan kalkması hâlinde ise tedbirlerin değiştirilmesi ya da kaldırılması mümkündür.

Tedbir süresinin sona ermesi şiddet mağdurunun yeniden başvuru yapmasına engel değildir. Ancak uzatma talebinde yeni olayların, devam eden temas girişimlerinin, ihlallerin ve güncel riskin açıklanması kararın sağlıklı değerlendirilmesi bakımından önem taşır.

Mahkeme, değişen şartlara göre;

  • Tedbiri kaldırabilir,
  • Süresini kısaltabilir,
  • Süresini uzatabilir,
  • Yeni tedbirler ekleyebilir,
  • Mevcut tedbirlerin kapsamını değiştirebilir.

Tedbirin uzatılması konusunda karar verilmeden önce önceki kararın bitiş tarihinin takip edilmesi gerekir. Son güne kadar beklenmesi, korumada kesinti yaşanması riskini doğurabilir.

Tedbir Kararı Nasıl Tebliğ Edilir ve Uygulanır?

Tedbir kararı, korunan kişiye ve hakkında tedbir uygulanan kişiye tebliğ veya tefhim edilir. Acil durumlarda kararın uygulanması için karşı tarafa tebligatın tamamlanmasının beklenmesi her zaman gerekmez. Kararın gecikmeden uygulanması, koruma sisteminin temel amaçlarından biridir.

Şiddet uygulayan kişiye kararda yer alan yükümlülükler ve ihlal hâlinde zorlama hapsi uygulanabileceği bildirilir. Tedbirlerin uygulanmasından, kararın niteliğine göre kolluk ve diğer ilgili kurumlar sorumludur.

Korunan kişinin başka bir yere gitmesi, koruma kararının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Gerektiğinde yeni yerdeki kolluk birimi bilgilendirilerek kararın uygulanmasına devam edilir.

Tedbir kararının bir örneğinin güvenli şekilde saklanması yararlı olmakla birlikte kolluk birimlerinin resmî sistemlerdeki kayıtları kontrol etmesi mümkündür. Acil durumda karar örneğinin yanınızda bulunmaması nedeniyle ihbar yapmaktan vazgeçilmemelidir.

Adres ve Kimlik Bilgileri Gizlenebilir mi?

Korunan kişinin veya diğer aile bireylerinin güvenliği için gerekli görülürse adres, kimlik ve diğer bilgiler resmî kayıtlarda gizli tutulabilir. Tebligat işlemleri için ŞÖNİM adresi kullanılabilir ve belgelerde gerçek adresin karşı tarafa açıklanmaması yönünde tedbir alınabilir.

Gizlilik kararı talep edilirken yalnızca “adresim gizlensin” denilmesi yerine adresin açıklanmasının hangi riski doğuracağı anlatılmalıdır. Şiddet uygulayanın daha önce eve, iş yerine veya okula gelmesi, adres araştırması yapması ya da yer değişikliğine rağmen takibi sürdürmesi gibi olaylar özellikle belirtilmelidir.

Gizlilik tedbiri, yargılamadaki savunma hakkı ile mağdurun güvenliği arasında dikkatli bir denge kurulmasını gerektirir. Dosyaya sunulan belgelerde yeni adresin, telefon numarasının veya güvenli konaklama yerinin gereksiz biçimde açıklanmamasına özen gösterilmelidir.

Tedbir Nafakası ve Ekonomik Destek Talep Edilebilir mi?

Şiddet uygulayan kişi aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan veya geçime katkıda bulunan kişiyse ve daha önce Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemişse hâkim, korunan kişinin yaşam düzeyini dikkate alarak tedbir nafakasına karar verebilir.

6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir nafakası, şiddet mağdurunun uzaklaştırma kararı nedeniyle ekonomik olarak tamamen desteksiz kalmasını önlemeyi amaçlar. Nafaka miktarı belirlenirken tarafların gelirleri, zorunlu giderleri, çocukların ihtiyaçları ve yaşam koşulları incelenebilir.

Nafaka kararı verildiğinde kararın ilgili icra dairesine gönderilmesi ve tahsil işlemlerinin yürütülmesi mümkündür. Nafakanın ödenmemesi ile yaklaşmama veya iletişim kurmama yasağının ihlali aynı hukuki mesele değildir. Ödenmeyen nafaka için icra yolları; koruma kararının davranışsal hükümlerine aykırılık için ise 6284 sayılı Kanun’daki zorlama hapsi mekanizması gündeme gelir.

Tedbir nafakası ile boşanma davasındaki tedbir, iştirak veya yoksulluk nafakası birbirinden ayrılmalıdır. Nafaka türleri ve şartları nafaka rehberimizde açıklanmaktadır.

6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Karara Nasıl İtiraz Edilir?

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz hakkı hem korunan kişiye hem de hakkında tedbir uygulanan kişiye aittir.

Korunan kişi;

  • Talep edilen bir tedbirin reddedilmesine,
  • Verilen tedbirin yetersiz olmasına,
  • Tedbir süresinin kısa tutulmasına,
  • Çocuklarla ilgili gerekli önlemlerin alınmamasına

itiraz edebilir.

Hakkında tedbir kararı verilen kişi ise;

  • İddiaların somut olmadığını,
  • Tedbirin olayla orantısız olduğunu,
  • Kapsamın gereğinden geniş belirlendiğini,
  • İtirazda sunduğu delillerin değerlendirilmediğini,
  • Güncel risk bulunmadığını

ileri sürebilir.

İtiraz mercii, başvuruyu dosya üzerinden inceleyebilir ve kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Bu nedenle olağan istinaf veya temyiz yolu bulunmaz.

İtiraz edilmesi, tedbir kararının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Tedbir kaldırılıncaya, değiştirilinceye veya süresi doluncaya kadar karara uyulması gerekir. Kararın haksız olduğu düşünüldüğü için yükümlülüklere aykırı davranılması hukuken kabul edilebilir bir yöntem değildir.

İtiraz dilekçesinde yalnızca “iddialar doğru değildir” denilmesi çoğu zaman yeterli olmaz. Kararın hangi bölümlerine, hangi somut nedenlerle itiraz edildiği açıklanmalı; mesaj, konum, çalışma kaydı, tanık veya başka bir belge varsa sunulmalıdır.

Tedbir Kararının İhlal Edilmesi Ne Sonuç Doğurur?

Tedbir kararına aykırı davranan kişi hakkında, fiil ayrıca bir suç oluştursa bile, hâkim tarafından zorlama hapsi uygulanabilir. İlk ihlalde üç günden on güne kadar zorlama hapsi gündeme gelebilir.

İhlalin tekrarlanması hâlinde her tekrar için on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsine karar verilebilir. Zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

Zorlama hapsi, kişiyi tedbir kararına uymaya zorlayan özel bir yaptırımdır. İhlal oluşturan davranış aynı zamanda tehdit, hakaret, yaralama, mala zarar verme veya başka bir suç oluşturuyorsa Cumhuriyet savcılığı tarafından ayrıca ceza soruşturması yürütülebilir.

İhlal durumunda şu adımlar izlenebilir:

  • Acil tehlike varsa 112 aranmalıdır.
  • Olayın tarihi, saati ve yeri kaydedilmelidir.
  • Mesaj, arama kaydı, kamera görüntüsü ve tanık bilgileri korunmalıdır.
  • Kolluktan ihlal tutanağı düzenlenmesi istenmelidir.
  • Tedbir kararının bulunduğu mahkemeye ihlal bildirilmelidir.
  • Yeni riskler varsa ek tedbir veya sürenin uzatılması talep edilmelidir.

Şiddet uygulayan kişinin doğrudan değil, yakınları veya ortak tanıdıklar üzerinden mesaj göndermesi de kararın kapsamına göre ihlal oluşturabilir. Bunun için kararın iletişim kurmama hükmünün içeriği ve temasın gerçekten tedbir yükümlüsü tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği incelenir.

Koruma Kararı Ceza Verildiği Anlamına Gelir mi?

Hayır. 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı verilmesi, hakkında tedbir uygulanan kişinin bir suçtan mahkûm edildiği veya boşanma davasında kusurlu olduğunun kesinleştiği anlamına gelmez.

Koruma tedbirinde amaç, güncel riski hızlı biçimde azaltmaktır. Ceza yargılamasında ise isnat edilen suçun kanuni unsurları ve delilleri ayrıca değerlendirilir. Mahkûmiyet için ceza muhakemesine özgü ispat ölçüsü aranır.

Benzer şekilde boşanma davasında da fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet iddiaları ayrı delil değerlendirmesine tabidir. Koruma kararı boşanma dosyasında delillerden biri olarak dikkate alınabilir; ancak tek başına her olayda kesin kusur tespiti doğurmaz. İspatlanamayan fiziksel şiddet iddiasına ilişkin Yargıtay yaklaşımını ele alan yazımız bu ayrım bakımından önemlidir.

6284 Sayılı Kanun ile Boşanma Davası Arasındaki İlişki Nedir?

6284 sayılı Kanun kapsamında başvuru yapmak için boşanma davası açmak gerekmez. Koruma tedbiri alınması da kendiliğinden boşanma davası açıldığı anlamına gelmez.

Bununla birlikte aile içi şiddet, boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabilir. Şiddetin niteliğine göre çekişmeli boşanma davası, evlilik birliğinin temelinden sarsılması veya pek kötü ya da onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma gündeme gelebilir.

Boşanma davasında ayrıca şu talepler ileri sürülebilir:

  • Geçici velayet,
  • Tedbir nafakası,
  • Yoksulluk ve iştirak nafakası,
  • Maddi ve manevi tazminat,
  • Ortak konutun geçici tahsisi,
  • Çocukla kişisel ilişkinin düzenlenmesi.

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kısa süreli tedbirler, boşanma davasındaki geçici önlemlerle birlikte uygulanabilir. Ancak iki dosyada birbirine aykırı veya uygulanması güç kararlar bulunması hâlinde mahkemelerin bilgilendirilmesi gerekir.

Boşanma talebinin nasıl ileri sürüleceği ve usul işlemleri boşanma davası nasıl açılır? başlıklı rehberde açıklanmaktadır. Şiddet nedeniyle tazminat istenmesi düşünülüyorsa boşanmada maddi ve manevi tazminat şartlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Başvuru İçin Harç, Avukat veya Arabuluculuk Gerekir mi?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvurular ve verilen kararların uygulanması için harç ve benzeri yargılama giderleri alınmaz. Başvuru öncesinde zorunlu arabuluculuğa gidilmesi gerekmez.

Koruma talebinde bulunmak için avukatla temsil zorunlu değildir. Kişi polis, jandarma, savcılık, aile mahkemesi, kaymakamlık veya ilgili destek birimlerine kendisi başvurabilir.

Bununla birlikte aynı olayın boşanma, velayet, nafaka, tazminat ve ceza soruşturması bakımından sonuç doğurduğu dosyalarda taleplerin birbirleriyle uyumlu kurulması önemlidir. Delillerin hangi dosyada nasıl kullanılacağı ve sürelerin takibi ayrı değerlendirme gerektirebilir.

Ekonomik imkânı bulunmayan kişiler, şartları varsa baronun adli yardım birimine başvurabilir. Acil tehlike durumunda adli yardım işlemlerinin tamamlanması beklenmeden kolluğa veya diğer yetkili makamlara başvurulmalıdır.

Anayasa Mahkemesi 6284 Sayılı Kanun Uygulamasına Nasıl Yaklaşmaktadır?

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarına karşı itiraz üzerine verilen kararlar kesin olduğundan bu kararlar kural olarak istinaf veya temyiz incelemesine gitmez. Bu nedenle tedbir kararlarının gerekçesi ve itiraz incelemesinin niteliği bakımından Anayasa Mahkemesi kararları özel önem taşır.

Anayasa Mahkemesi, ilk tedbir kararında mevcut aciliyet nedeniyle gerekçe ve delil incelemesinde daha esnek bir yaklaşımın kabul edilebileceğini belirtmektedir. Ancak itiraz aşamasında, aleyhine tedbir uygulanan kişinin sonuca etkili iddialarının cevapsız bırakılmaması gerekir.

Erdal Türkmen başvurusunda Anayasa Mahkemesi, tedbir kararına yapılan itirazın değerlendirilmesi ve gerekçeli karar hakkı bakımından önemli ilkeler ortaya koymuştur. Mahkemelerin koruma amacını zayıflatmadan, itirazda ileri sürülen temel iddiaları ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılaması gerekir.

Hayati Arat başvurusunda da ilk karardaki aciliyet ile sonraki inceleme aşaması arasındaki fark üzerinde durulmuştur. İlk anda hızlı koruma ihtiyacı bulunması, tedbirin devamı veya itiraz incelemesi sırasında sunulan somut savunmaların tamamen göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.

Bu yaklaşım, iki yönlü bir dengeye dayanır:

  • Şiddet mağduru, ağır bir ispat yükü nedeniyle korumasız bırakılmamalıdır.
  • Hakkında tedbir uygulanan kişinin temel itirazları, özellikle tedbirin devamı ve kapsamı bakımından cevapsız bırakılmamalıdır.

Tek bir Anayasa Mahkemesi kararından bütün tedbir dosyaları için aynı sonuca ulaşılması mümkün değildir. Kararın süresi, kapsamı, tarafların ilişkisi, ileri sürülen risk ve itirazda sunulan belgeler her dosyada ayrı değerlendirilir.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvurularda yapılan bazı hatalar, korumanın uygulanmasını güçleştirebilir.

Olayların Çok Genel Anlatılması

“Beni sürekli rahatsız ediyor” veya “ondan korkuyorum” gibi ifadeler tek başına riskin boyutunu göstermeyebilir. Mümkünse davranışların ne zaman, nerede ve nasıl gerçekleştiği açıklanmalıdır.

Sadece Uzaklaştırma Talep Edilmesi

Uzaklaştırma tek başına yeterli olmayabilir. İletişim yasağı, iş yerine yaklaşmama, çocukların okuluna yaklaşmama, silah teslimi, adres gizliliği ve çocukla kişisel ilişkinin sınırlandırılması gibi ek tedbirler gerekebilir.

Delillerin Silinmesi veya Değiştirilmesi

Mesajların silinmesi, ekran görüntülerinin tarih ve gönderen bilgisi görünmeden alınması veya kayıtların düzenlenmesi güvenilirlik sorununa yol açabilir. Orijinal kayıtların korunması ve mümkünse yedeklenmesi gerekir.

Tedbir Kararı Bulunduğu İçin Diğer Süreçlerin Takip Edilmemesi

Koruma kararı, ceza şikâyeti veya boşanma davası yerine geçmez. Şikâyete bağlı suçlar, boşanma sebeplerindeki hak düşürücü süreler ve diğer usul süreleri ayrıca takip edilmelidir. Boşanma dosyasında delillerin zamanında bildirilmesinin önemi, delil bildirme süresine ilişkin yazımızda açıklanmaktadır.

Karara Aykırı Temasa Rıza Gösterilmesi

Tarafların sonradan görüşmesi veya aynı ortamda bulunması tedbir kararını kendiliğinden kaldırmaz. Tedbir yürürlükteyse hakkında tedbir bulunan kişinin karara uyması gerekir. Barışma veya iletişim kurulması isteniyorsa kararın değiştirilmesi ya da kaldırılması için yetkili mercie başvurulmalıdır.

İtiraz Süresinin Kaçırılması

İtiraz süresi tefhim veya tebliğden itibaren iki haftadır. Kararın içeriğine katılmayan tarafın, süreyi beklemeden somut gerekçelerini ve belgelerini hazırlaması gerekir.

Delil ve Süre Yönetimi Neden Önemlidir?

6284 sayılı Kanun kapsamında ilk koruma kararında kesin delil aranmasa da delillerin korunması sonraki aşamalar bakımından önemini korur. Tedbirin uzatılması, ihlalin ispatlanması, ceza soruşturması ve boşanma davası farklı delil ve süre kurallarına tabidir.

Aynı mesaj kaydı;

  • Tedbir talebinde risk göstergesi,
  • Tedbir ihlalinde iletişim yasağının ihlali,
  • Ceza soruşturmasında tehdit veya hakaret delili,
  • Boşanma davasında kusur delili

olarak farklı yönlerden değerlendirilebilir.

Bu nedenle belge ve kayıtların hangi olayla ilgili olduğunun not edilmesi, tarih sırasına konulması ve orijinal hâlinin korunması yararlı olur. Bir olayın yalnızca ekran görüntüsü değil; varsa kolluk tutanağı, sağlık kaydı, tanık bilgisi ve sonrasındaki başvurularla birlikte belgelenmesi ispat gücünü artırabilir.

Somut Olayın Özelliklerine Göre Değerlendirme

6284 sayılı Kanun geniş ve esnek bir tedbir sistemi kurmuştur. Bununla birlikte her olayda aynı tedbirlerin uygulanması gerekmez. Karar verilirken şiddetin türü, tekrarlanma ihtimali, tarafların yakınlığı, silah bulunup bulunmadığı, çocukların durumu ve mağdurun yaşam koşulları birlikte değerlendirilir.

Bir defalık rahatsız edici mesajla, sürekli takip ve açık ölüm tehdidi aynı risk düzeyinde değildir. Aynı şekilde ortak çocuğu bulunan eski eşler bakımından tamamen iletişimsizlik yerine yalnızca çocukla ilgili ve belirli bir yöntemle iletişim kurulması gibi ayrıntılı düzenlemeler gerekebilir.

Tedbirin etkili olabilmesi için kararın uygulanabilir, açık ve ölçülü olması gerekir. Yasaklanan yerlerin, iletişim yöntemlerinin ve çocuklarla ilgili düzenlemelerin belirsiz bırakılması, hem korunan kişi hem de hakkında tedbir bulunan kişi bakımından uygulama sorunları doğurabilir.

6284 Sayılı Kanun Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Bir kadının kanundan yararlanabilmesi için evli olması veya şiddet uygulayanla aynı evde yaşaması şart değildir. Kadınlar; eş, eski eş, nişanlı, eski partner, aile bireyi, iş veya sosyal çevreden bir kişi ya da ısrarlı takipte bulunan başka biri nedeniyle koruma talep edebilir. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, verilecek tedbirin kapsamının belirlenmesinde dikkate alınır.

Erkekler, çocuklar ve diğer aile bireyleri şartları oluştuğunda 6284 sayılı Kanun’dan yararlanabilir. Erkek mağdurun aile içi şiddete veya tek taraflı ısrarlı takibe maruz kalması hâlinde koruma tedbirleri uygulanabilir. Ancak aile ilişkisi bulunmayan kişiler arasındaki her şiddet olayı otomatik olarak bu kanunun kapsamına girmez; olay genel ceza ve hukuk hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.

Evet. Özellikle kadınlar bakımından evlilik veya resmî birliktelik şartı aranmaz. Eski sevgilinin tehdit etmesi, sürekli mesaj göndermesi, eve veya iş yerine gelmesi ve takipte bulunması koruma tedbirine konu olabilir. Erkek başvurucular bakımından ise ilişkinin aile veya hane ilişkisi ya da tek taraflı ısrarlı takip kapsamında bulunup bulunmadığı somut olaya göre değerlendirilir.

Hayır. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin gerçekleştiğini gösteren darp raporu veya kesin delil aranmaz. Bununla birlikte fiziksel şiddet yaşanmışsa sağlık kuruluşuna başvurulması, yaralanmanın belgelenmesi ve olayla ilgili diğer kayıtların korunması sonraki hukuki süreçler bakımından önemlidir.

Evet. Şiddetin fiilen gerçekleşmesi şart değildir. Ciddi ve güncel bir tehdit, şiddete uğrama tehlikesi oluşturuyorsa koruma tedbirleri alınabilir. Tehdidin içeriği, tekrar edip etmediği, silah bulunup bulunmadığı, önceki olaylar ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği birlikte değerlendirilir.

Hakaret, aşağılama ve küçük düşürme psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir. Ancak her tartışma veya kırıcı söz aynı tedbiri gerektirmez. Davranışın ağırlığı, sürekliliği, mağdur üzerindeki etkisi ve şiddet riskinin bulunup bulunmadığı incelenir. Hakaret aynı zamanda suç oluşturuyorsa ayrıca Cumhuriyet savcılığına şikâyet konusu olabilir.

Kolluk amiri, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunda belirtilen bazı koruyucu ve önleyici tedbirlere karar verebilir. Bu kararın süresi içinde mülkî amir veya hâkim onayına sunulması gerekir. Yetkili makam tarafından kanunda belirtilen süre içinde onaylanmayan kolluk kararları kendiliğinden kalkar.

Başvuru ağır şekil şartlarına bağlı değildir. Kişi kolluk, savcılık, aile mahkemesi, kaymakamlık veya ilgili destek birimlerine başvurabilir. Bununla birlikte olayların tarih, yer ve içerik bakımından somutlaştırıldığı bir dilekçe; riskin ve talep edilen tedbirlerin anlaşılmasını kolaylaştırır.

Evet. Başvuru, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek hâkim, mülkî amir veya kolluk birimine yapılabilir. Şiddet mağdurunun olayın gerçekleştiği şehirde bulunması şart değildir. Korunan kişinin başka bir şehre gitmesi de yürürlükteki tedbir kararını kendiliğinden sona erdirmez.

Tedbir kararı ilk defasında en fazla altı aylık süre için verilebilir. Mahkeme veya diğer yetkili makam daha kısa süre belirleyebilir. Şiddet tehlikesi devam ediyorsa tedbirlerin süresi uzatılabilir; risk ortadan kalkmışsa karar değiştirilebilir veya kaldırılabilir.

Evet. Şiddet veya şiddet tehlikesi devam ediyorsa yeniden başvuru yapılabilir. Yeni olayların, karar ihlallerinin ve devam eden temas girişimlerinin açıklanması önemlidir. Korumada kesinti yaşanmaması için uzatma talebinin mevcut karar sona ermeden önce yapılması yararlı olur.

İtiraz süresi, kararın tefhim veya tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır. İtiraz dilekçesinde kararın hangi bölümüne hangi nedenle karşı çıkıldığı somut biçimde açıklanmalıdır. İtiraz mercii incelemesini bir hafta içinde yapar ve verdiği karar kesindir.

Hayır. İtiraz başvurusu tedbir kararının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Karar kaldırılıncaya, değiştirilinceye veya süresi doluncaya kadar karardaki yükümlülüklere uyulmalıdır. Kararın hukuka aykırı olduğu düşüncesi, kararı ihlal etmeyi haklı hâle getirmez.

Acil koruma ihtiyacında tedbirin uygulanması için tebligat işlemlerinin tamamlanması her zaman beklenmez. Bununla birlikte hakkında tedbir bulunan kişiye kararın kapsamı ve ihlal hâlinde doğabilecek sonuçlar bildirilir. Somut olayda ihlal değerlendirilirken kişinin karardan ne zaman ve nasıl haberdar olduğu da incelenebilir.

Evet. Müşterek konuttan uzaklaştırma tedbiri mülkiyet hakkını devretmez; geçici bir güvenlik önlemidir. Konutun tapuda veya kira sözleşmesinde kimin adına kayıtlı olduğu tek başına belirleyici değildir. Riskin gerektirdiği durumda malik olan kişi de geçici olarak konuttan uzaklaştırılabilir.

Tedbir kararında çocukla kişisel ilişki hakkında özel bir düzenleme bulunabilir. Kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulmasına, sınırlandırılmasına veya geçici olarak kaldırılmasına karar verilebilir. Karar belirsizse tarafların kendi yöntemleriyle temas kurması yerine mahkemeden açıklık sağlayacak bir düzenleme istenmesi daha güvenlidir.

Hayır. Uzaklaştırma kararı ile velayet hakkındaki nihai değerlendirme farklı hukuki süreçlerdir. Tedbir kararı velayet dosyasında dikkate alınabilir; ancak mahkeme çocuğun üstün yararını, bakım düzenini, ebeveynlerin tutumlarını, uzman raporlarını ve diğer delilleri birlikte inceler.

Kararın içeriğine bağlıdır. İletişim araçlarıyla rahatsız etmeme veya hiçbir şekilde iletişim kurmama tedbiri varsa telefon, mesaj, e-posta ve sosyal medya üzerinden temas yasak olabilir. Sadece yaklaşmama tedbiri verilmişse iletişim konusu kararın kapsamına göre değerlendirilmelidir.

Kararda iletişim yasağı bulunuyorsa ortak çocukla ilgili mesajlar da ihlal tartışmasına neden olabilir. Mahkeme yalnızca çocukla ilgili, belirli bir kanal üzerinden ve sınırlı iletişime izin verebilir. Böyle bir istisna yoksa tarafların kendi yorumlarıyla iletişim kurması yerine kararın değiştirilmesini talep etmeleri gerekir.

Kararda iletişim kurmama veya rahatsız etmeme yasağı varsa sahte hesaplardan mesaj göndermek, sürekli takip isteği yollamak veya başka hesaplar üzerinden temas kurmak ihlal oluşturabilir. Hesabın gerçekten tedbir yükümlüsü tarafından kullanıldığını gösteren bilgi ve kayıtların korunması gerekir.

Tedbir yükümlüsünün bir arkadaş, akraba veya başka kişi aracılığıyla mesaj ilettiğinin ortaya konulması hâlinde bu davranış, kararın kapsamına göre dolaylı iletişim olarak değerlendirilebilir. Mesajı kimin yönlendirdiği ve üçüncü kişinin kendiliğinden mi hareket ettiği somut delillerle incelenir.

Acil tehlike varsa 112 aranmalıdır. İhlalin tarihi, saati ve yeri kaydedilmeli; mesajlar, arama kayıtları, kamera görüntüleri ve tanık bilgileri korunmalıdır. Kolluktan olayla ilgili tutanak düzenlenmesi istenebilir ve aile mahkemesine ihlal bildirimi yapılabilir. Risk artmışsa ek tedbir veya uzatma talep edilebilir.

İlk ihlalde üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanabilir. İhlalin tekrarlanması hâlinde her tekrar için on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi gündeme gelir. Toplam zorlama hapsi süresi altı ayı geçemez. Davranış ayrıca suç oluşturuyorsa ceza soruşturması da yürütülebilir.

Hayır. Tedbir kararı bir ceza mahkûmiyeti değildir. Kararın amacı mevcut riski hızlı biçimde azaltmaktır. Suçun işlenip işlenmediği ceza soruşturması ve kovuşturmasında; boşanma kusuru ise aile mahkemesindeki deliller üzerinden ayrıca değerlendirilir.

Hayır. Koruma kararı boşanma dosyasında değerlendirilebilecek delillerden biridir; ancak tek başına her olayda kesin kusur tespiti oluşturmaz. Boşanma mahkemesi taraf beyanlarını, tanıkları, sağlık ve kolluk kayıtlarını, mesajları ve diğer delilleri birlikte değerlendirir.

Hayır. Ceza şikâyetinden vazgeçilmesi, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararını kendiliğinden kaldırmaz. Tedbir kararı süresi doluncaya veya yetkili makam tarafından kaldırılıncaya kadar uygulanmaya devam eder. Kararın kaldırılması veya değiştirilmesi için ayrıca başvuru yapılmalıdır.

Hayır. Tarafların görüşmeye başlaması veya barışması kararı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hakkında tedbir bulunan kişinin karara aykırı şekilde eve dönmesi ya da iletişim kurması ihlal iddiasına yol açabilir. Değişen koşullar yetkili makama bildirilerek kararın kaldırılması veya değiştirilmesi istenmelidir.

Evet. Şiddet uygulayan kişi ailenin geçimini sağlayan veya geçime katkıda bulunan kişiyse ve daha önce nafaka kararı bulunmuyorsa hâkim tedbir nafakasına hükmedebilir. Miktar belirlenirken tarafların ekonomik durumu, çocukların ihtiyaçları ve yaşam koşulları dikkate alınır.

6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvurular ve kararların uygulanması için harç veya benzeri yargılama gideri alınmaz. Başvurunun yapılması için avukat tutulması da zorunlu değildir. Şartları bulunan kişiler baronun adli yardım hizmetlerinden yararlanmak için ayrıca başvurabilir.

Evet. Koruma tedbirlerinden yararlanmak vatandaşlık şartına bağlı değildir. Türkiye’de bulunan yabancı uyruklu kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları kanunda belirtilen şartlarla başvuru yapabilir. İkamet veya kimlik belgelerindeki sorunlar acil koruma başvurusu yapılmasına engel hâline getirilmemelidir.

Hayır. Elektronik izleme, her tedbir kararında otomatik uygulanan bir yöntem değildir. Risk değerlendirmesi, olayın ağırlığı, önceki ihlaller ve teknik imkânlar dikkate alınır. Uygulanmasına karar verilmesi hâlinde korunan kişi ile tedbir yükümlüsünün konumları arasındaki mesafe teknik yöntemlerle takip edilebilir.

Evet. Güvenlik için gerekli görülürse adres ve diğer kimlik bilgileri resmî kayıtlarda gizli tutulabilir. Tebligatlarda ŞÖNİM adresinin kullanılması veya gerçek adresin dosyada görünmemesi yönünde önlem alınabilir. Gizlilik talebinde adresin açıklanmasının yaratacağı riskin somut biçimde anlatılması yararlı olur.

Evet. Riskin artması, azalması veya yeni olayların ortaya çıkması hâlinde tedbirlerin kapsamı değiştirilebilir. Yeni yasaklar eklenebilir, tedbir süresi uzatılabilir, bazı tedbirler kaldırılabilir veya karar daha uygulanabilir hâle getirilebilir. Değişiklik talebi somut gelişmelerle desteklenmelidir.

Avukat Görüşü

6284 sayılı Kanun’un en önemli özelliği, ağır bir zarar ortaya çıkmadan önce koruma sağlama imkânı vermesidir. Ancak uygulamada yalnızca “uzaklaştırma” talep edilmesi ve olayın diğer risklerinin gözden kaçırılması sık karşılaşılan bir sorundur. İletişim yasağı, iş yerine yaklaşmama, çocukların korunması, silah teslimi, adres gizliliği ve ekonomik destek ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir.

Koruma kararının alınması kadar, kararın ihlal edilmesi hâlinde olayın doğru biçimde belgelenmesi de önemlidir. İhlalin kolluğa bildirilmemesi veya mesajların silinmesi, zorlama hapsi ve ek tedbir taleplerinin değerlendirilmesini güçleştirebilir.

Hakkında tedbir kararı verilen kişi bakımından ise karara katılmamak, kararı ihlal etme hakkı vermez. Karar uygulanmaya devam ederken iki haftalık itiraz süresi içinde somut ve belgeli bir başvuru yapılması gerekir.

6284 sayılı Kanun süreci çoğu zaman boşanma, velayet, nafaka ve ceza soruşturmasıyla birlikte ilerlemektedir. Bu nedenle bir dosyada verilen beyanın diğer dosyalarla çelişmemesi, delillerin doğru mercie ve süresinde sunulması önem taşır. Her dosya kendi olayları, risk durumu, tarafların ilişkisi ve mevcut belgeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, kurum bilgileri ve yargısal uygulama zaman içinde değişebileceğinden güncel durum ayrıca kontrol edilmelidir.

Son Güncelleme 08.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top