Avukatlık Hizmetleri
İçindekiler
Günlük dilde çok kullanılan “hukukta kadının beyanı esastır” cümlesi, tek bir kanun maddesiymiş gibi anlaşılmaktadır. Fakat Türkiye’de genel ve otomatik bir kural olarak “kadın söyledi diye doğru kabul edilir” şeklinde bir ilke yoktur. Ne hukuk yargılamasında ne ceza yargılamasında “beyan sahibi kadınsa üstün sayılır” tarzı bir düzenleme bulunmaz.
Bu ifadeye benzer algının kaynağı çoğunlukla şudur: Şiddet riskine karşı hızlı koruma amacı taşıyan 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir mekanizması. Bu alan, “esasa ilişkin kesin hüküm” değil, “risk varken hızlı koruma” mantığıyla işler. Slogan, buradan beslenir; ancak boşanmanın esasıyla birebir aynı şey değildir.
Şiddet, tehdit ya da psikolojik baskı maalesef çoğu zaman tanıkların olmadığı, gizli saklı ortamlarda yaşanır. Devlet burada şu mantıkla hareket eder: “Kanıt bulana kadar beklersem, iş işten geçebilir.” Bu yüzden sistem, önce güvenliği sağlamak için hızlıca harekete geçer; çünkü “geç gelen adalet” bazen hayati sonuçlar doğurur.
Bir kişi hakkında uzaklaştırma kararı verildiğinde, toplumda hemen “Tamam, kesin suçlu!” algısı oluşuyor. Oysa bu bir ceza değil, sadece bir tedbirdir. Yani evdeki yangını söndürmek için dökülen sudur. İşin aslı, kimin haklı kimin haksız olduğu ise asıl davada, deliller incelendikten sonra ortaya çıkar.
Hukuk çok detaylı ve teknik bir alan ama sosyal medya sadece kısa ve çarpıcı cümleleri seviyor. “Kadının beyanı esastır” cümlesi de tam bir slogan haline geldiği için hızla yayılıyor. Ancak bu sloganın sosyal medyadaki yankısı çok geniş olsa da, gerçek hukuktaki uygulama alanı çok daha belirli ve sınırlıdır.
Hukuk sistemimizin temel kuralı şudur: “İddia eden, ispatlamakla yükümlüdür.” Bir hak talebinde bulunurken “Ben şunları yaşadım” demek süreci başlatır ancak bu beyan, davanın türüne göre delillerle desteklenmek zorundadır. Yani sadece söylemek yetmez; mahkeme o sözün arkasındaki kanıta bakar.
Bu bilgileri vatandaşın daha kolay kavrayacağı, “hukuk dili”nden arınmış ama ciddiyetini koruyan bir akışa getirdim. İşte daha anlaşılır ve düzgün hali:
Hukuk sistemimizin temel kuralı şudur: “İddia eden, ispatlamakla yükümlüdür.” Bir hak talebinde bulunurken “Ben şunları yaşadım” demek süreci başlatır ancak bu beyan, davanın türüne göre delillerle desteklenmek zorundadır. Yani sadece söylemek yetmez; mahkeme o sözün arkasındaki kanıta bakar.
Mahkemede sadece beyanlar havada uçuşmaz. Hakim; tanık ifadeleri, mesajlaşma kayıtları, darp raporları, kamera görüntüleri ve banka dökümleri gibi tüm parçaları bir araya getirir. Eğer verdiğiniz ifade diğer delillerle uyumluysa güçlenir. Diğer kanıtlarla çelişiyorsa zayıflar.
Halk arasında çok tartışılan “delilsiz tedbir” konusu aslında bir acil durum müdahalesidir. Buradaki amaç kişiyi cezalandırmak değil, olası bir tehlikeye karşı korumaktır. Devlet burada şu mantığı kurar: “Şu an bir risk varsa, kesin delil toplanana kadar bekleyemem. Önce güvenliği sağlayalım, haklı-haksız ayrımını detaylı incelemede yaparız.” Bu, yangın ihbarı alınca itfaiyenin “önce yangın raporunu göreyim” demeden yola çıkmasına benzer.
Net Cevap: Hayır. Boşanma davalarında böyle bir kural uygulanmaz.
Boşanma sürecinde hakim, sadece bir tarafın sözüne bakarak karar vermez. Tarafların iddiaları önemlidir ancak hakim, dosyayı bir bütün olarak inceler ve vicdanen bir kanaate varmaya çalışır. Hatta taraflardan biri bir kusuru kabul etse bile, hakim bunun gerçekliğini diğer delillerle tartmadan “kesin doğrudur” demez.
Boşanma davalarında çokça tartışılan bu konuyu, hukuk terimlerine boğulmadan, herkesin anlayabileceği en net haliyle yeniden düzenledim. İşte bu efsanenin gerçek yüzü ve davanın gidişatını belirleyen stratejiler:
Net Cevap: Hayır. Boşanma davalarında böyle bir kural uygulanmaz.
Boşanma sürecinde hakim, sadece bir tarafın sözüne bakarak karar vermez. Tarafların iddiaları önemlidir ancak hakim, dosyayı bir bütün olarak inceler ve vicdanen bir kanaate varmaya çalışır. Hatta taraflardan biri bir suçu veya kusuru kabul etse bile, hakim bunun gerçekliğini diğer delillerle tartmadan “kesin doğrudur” demez.
Mahkemede sadece “Bana şunu yaptı” demek bir başlangıçtır. Bu sözü kazanan bir delile dönüştüren şeyler şunlardır:
Eğer bir Bursa boşanma avukatı ile sürecinizi yönetiyorsanız, odaklanmanız gereken nokta sloganlar değil, ispat stratejisi olmalıdır. Unutmayın; beyan tek başına bırakılırsa zayıf kalır.
1. “Kadının beyanı esastır” kanunda yazıyor mu? Hayır, kanunda böyle genel bir madde yok. Bu sadece 6284 sayılı Kanun kapsamında, acil koruma kararı verilirken uygulanan pratik bir yaklaşımdır.
2. Uzaklaştırma kararı aldım, davayı kazandım sayılır mı? Hayır. Uzaklaştırma sadece o anki güvenliğiniz içindir. Boşanma davasında kusurlu tarafın belirlenmesi için hakim tüm delilleri yeniden inceleyecektir.
3. Sadece beyanla hapse girilir mi? Ceza hukukunda çıta çok yüksektir. Somut delil yoksa, sadece beyanla ceza verilmesi zordur; olayın tüm özellikleri ve yan deliller titizlikle incelenir.
Özetle: Türkiye’de “kadının beyanı otomatik doğrudur” diye bir şey yoktur; “delille desteklenen ve ispatlanan beyan değerlidir” gerçeği vardır.
Yazımızı beğendiniz mi?
Puan vermek için yıldızı tıklayın
Ortalama puan 5 / 5. Oy sayısı: 5