Nafaka, kanunda sayılan şartlar gerçekleştiğinde bir kişinin ekonomik olarak desteklemekle yükümlü olduğu kişiye ödediği düzenli paradır. Nafaka nedir sorusu sorulduğunda çoğu kişi yalnızca boşanmadan sonra eşe ödenen parayı düşünür. Oysa Türk hukukunda nafaka yükümlülüğü yalnızca boşanan eşler arasında doğmaz. Eşler, çocuklar, anne, baba ve kanunda belirtilen şartlarla kardeşler arasında da nafaka istenebilir.
İçindekiler
Türk Medeni Kanunu tek bir nafaka türü düzenlememiştir. Tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası birbirinden farklı amaçlara hizmet eder; şartları, başlangıç anı ve sona erme sebepleri de aynı değildir. Bu nedenle bir nafaka uyuşmazlığında ilk belirlenmesi gereken husus, hangi nafaka türünün söz konusu olduğudur. Talebin hangi türe dayandığı belirlenmeden şartların gerçekleşip gerçekleşmediği de değerlendirilemez.
Bu rehber nafakanın tanımını, türlerini, kanuni dayanaklarını ve hangi durumda hangi türün istenebileceğini açıklamaktadır.
Nafakanın hukuki dayanağı nedir?
Nafakaya ilişkin temel düzenlemeler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nda yer alır. Kanun her nafaka türünü ayrı bir maddede düzenlediği için uygulanacak hüküm, istenen nafakanın türüne göre değişir.
Tedbir nafakasının dayanağı 169. maddedir. Bu maddeye göre boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır.
Yoksulluk nafakası 175. maddede düzenlenmiştir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan taraf, diğer eşten mali gücü oranında nafaka isteyebilir.
İştirak nafakası 182. maddede yer alır. Velayet kendisine bırakılmayan eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır. Bu yükümlülüğün kaynağı, 328. maddede düzenlenen ana ve babanın bakım borcudur.
Yardım nafakası 364. maddede düzenlenmiştir. Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşler bakımından bu yükümlülük, yükümlünün refah içinde bulunmasına bağlıdır.
Nafakanın sonradan artırılması, azaltılması ve kaldırılması ise 176. maddede düzenlenmiştir. Bu madde, bir kez hükmedilen nafakanın değişmez olmadığını gösterir.
Nafaka türleri nelerdir?
Türk hukukunda dört temel nafaka türü bulunur. Aralarındaki fark yalnızca isimlerinde değil, kimin korunduğunda ve hangi aşamada istenebildiğindedir.
| Nafaka türü | Kimin için hükmedilir? | Hangi aşamada istenir? | Kanuni dayanak |
|---|---|---|---|
| Tedbir nafakası | Eş ve müşterek çocuk | Boşanma veya ayrılık davası sürerken | TMK m.169 |
| İştirak nafakası | Ergin olmayan çocuk | Boşanma kararıyla birlikte veya sonrasında | TMK m.182, m.328 |
| Yoksulluk nafakası | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş | Boşanma davasında veya kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde | TMK m.175, m.178 |
| Yardım nafakası | Yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeş | Boşanmadan bağımsız olarak her zaman | TMK m.364 |
Tedbir nafakası geçici, diğer üç tür ise süreklilik gösteren nafakalardır. Bir dosyada birden fazla nafaka türü aynı anda gündeme gelebilir. Devam eden bir boşanma davasında hem eş hem de çocuk için tedbir nafakasına hükmedilir; boşanma kesinleştiğinde bu nafaka sona erer ve şartları oluşmuşsa yerini yoksulluk nafakası ile iştirak nafakasına bırakır.
Tedbir nafakası nedir?
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken ekonomik olarak güçsüz durumdaki eşin ve çocukların korunması için hükmedilen geçici nafakadır. Amacı boşanmanın sonuçlarını belirlemek değil, yargılama sürerken tarafların geçimini güvence altına almaktır.
Hâkim bu önlemi kendiliğinden alabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi tedbir kararı verilmesini tarafların ayrı bir talebine bağlamamıştır. Buna karşılık uygulamada nafaka isteminin dava dilekçesinde açıkça yazılması, talebin gözden kaçmaması bakımından yerinde olur.
Tedbir nafakası kadına özgü bir hak değildir. Şartlar gerçekleştiğinde erkek eş lehine de tedbir nafakasına hükmedilir. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu inceleyerek hangi tarafın korunmaya ihtiyacı bulunduğunu belirler.
Tedbir nafakası hangi şartlarda verilir?
Tedbir nafakası için kural olarak açılmış bir boşanma veya ayrılık davası bulunmalıdır. Bunun yanında nafaka isteyen tarafın ekonomik desteğe ihtiyacı, diğer tarafın da ödeme gücü aranır.
Tedbir nafakasında kusur araştırması yapılmaz. Boşanmaya kimin sebep olduğu tartışması davanın esasına ilişkindir ve geçici koruma kararını etkilemez. Bu yönüyle tedbir nafakası, kusur şartı aranan yoksulluk nafakasından açıkça ayrılır.
Evlilik devam ederken de tedbir nafakası istenebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesine göre birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine diğerinin yapacağı parasal katkıya karar verir. Bu durumda boşanma davası açılmış olması gerekmez.
Tedbir nafakası ne zaman başlar ve ne zaman sona erer?
Tedbir nafakası çoğu durumda dava tarihinden itibaren hükmedilir. Mahkeme kararını aylar sonra verse bile nafaka genellikle dava açıldığı tarihten başlatılır. Ocak ayında açılan bir boşanma davasında hâkim haziran ayında tedbir nafakasına karar vermişse, nafaka çoğu zaman ocak ayından itibaren hesaplanır.
Tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Kesinleşmeden sonra ödemenin devam etmesi gerektiği düşüncesi, uygulamada sık karşılaşılan yanlışlardan biridir.
Bununla birlikte tedbir nafakasının sona ermesi, nafaka ilişkisinin tamamen bittiği anlamına gelmez. Boşanma kararında yoksulluk nafakasına veya iştirak nafakasına da hükmedilmişse, bu nafakalar kesinleşmeden sonra kendi şartlarına göre işlemeye devam eder.
İştirak nafakası nedir?
İştirak nafakası, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin müşterek çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve gelişim giderlerine mali gücü oranında katılmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi bu katkıyı zorunlu tutar.
Velayetin bir ebeveyne bırakılması, diğer ebeveynin çocuğa karşı bakım yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İştirak nafakası da bu yükümlülüğün parasal karşılığıdır.
Nafakanın hak sahibi çocuktur, ödeme ise velayeti kullanan ebeveyne yapılır. Bu ayrım pratikte önemli bir sonuç doğurur: velayet sahibi ebeveyn çocuk adına iştirak nafakasından feragat edemez, çünkü hak kendisine değil çocuğa aittir.
İştirak nafakası için ayrıca talep edilmesi de şart değildir. Hâkim, boşanma kararında çocuğun korunmasına ilişkin önlemleri kendiliğinden alır.
İştirak nafakası hangi giderleri kapsar?
İştirak nafakası yalnızca çocuğun beslenme ve barınma ihtiyacını karşılamaz. Çocuğun gelişimi için yapılan düzenli giderler de bu kapsamda değerlendirilir.
- Beslenme, barınma ve giyim giderleri
- Okul, servis, kurs ve kırtasiye giderleri
- Sağlık harcamaları ve düzenli tedavi giderleri
- Spor, sanat ve sosyal faaliyet giderleri
Çocuğun yaşı ilerledikçe bu giderlerin yapısı da değişir. Okul öncesi dönemdeki bir çocuğun giderleriyle lise çağındaki bir çocuğun giderleri aynı değildir. Bu nedenle iştirak nafakası, çocuğun ihtiyaçları değiştikçe yeniden değerlendirilebilen bir nafakadır.
İştirak nafakası kaç yaşına kadar ödenir?
İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Türk hukukunda erginlik yaşı on sekizdir. Bu tarihte nafaka kendiliğinden biter, ayrıca bir mahkeme kararına gerek kalmaz.
Çocuk on sekiz yaşını doldurduğu hâlde eğitimi sürüyorsa durum değişir. Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesinin ikinci fıkrasına göre ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür. Ancak bu destek artık iştirak nafakası olarak değil, ergin çocuğun kendi açacağı yardım nafakası davasıyla istenir.
Bu ayrım uygulamada hak kaybına yol açabilmektedir. On sekiz yaşını dolduran çocuk adına velayet sahibi ebeveynin dava açması mümkün değildir; davayı ergin çocuğun kendisi açar.
Yoksulluk nafakası nedir?
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş lehine hükmedilen nafakadır. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenmiştir ve boşanmanın mali sonuçlarından biridir.
Yargıtay uygulamasında yoksulluk, kişinin yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarını kendi geliriyle karşılayamayacak duruma düşmesi olarak anlaşılmaktadır. Ölçü, refah düzeyinin azalması değil, temel ihtiyaçların karşılanamamasıdır.
Yoksulluk nafakası da kadına özgü bir hak değildir. Kanun kadın ile erkek arasında ayrım yapmaz.
Boşanma davasında istenmemişse yoksulluk nafakası ayrı bir davayla da talep edilebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesine göre boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Yoksulluk nafakasının şartları nelerdir?
Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
- Taraflar arasında boşanma kararı verilmiş olmalıdır.
- Nafaka isteyen eş boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalıdır.
- Nafaka isteyen eşin kusuru diğer eşten daha ağır olmamalıdır.
- Nafaka istenen eşin ödeme gücü bulunmalıdır.
- Nafaka açıkça talep edilmiş olmalıdır.
Kusur şartı bu şartlar arasında en çok tartışılanıdır. Kanun kusursuzluk aramaz; yalnızca daha ağır kusurlu olmamayı arar. Bu nedenle eşit kusurlu eş de yoksulluk nafakası alabilir. Kusur dengesinin nasıl kurulduğu konusunda yoksulluk nafakasına ilişkin Yargıtay kararı incelemesi somut bir örnek sunmaktadır.
Nafakanın hangi hâllerde hiç verilmediği ayrı bir konudur. Talebin reddedildiği durumlar nafaka verilemeyecek hâller başlığı altında ayrıntılı biçimde açıklanmaktadır.
Süresiz yoksulluk nafakası hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı ne değiştirdi?
Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihinde, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. Bu çalışmanın hazırlandığı tarih itibarıyla gerekçeli karar Resmî Gazete’de yayımlanmış görünmemektedir. İptal hükmü, yayımdan sonra tanınan sürenin dolmasıyla yürürlüğe girecektir. Kararın metni yayımlandığında Anayasa Mahkemesi Norm Kararları Bilgi Bankası üzerinden takip edilebilir.
Karar yoksulluk nafakasını kaldırmamıştır. Tartışma nafakanın verilip verilmeyeceğine değil, süresine ilişkindir. Tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası kararın konusu dışındadır.
Mevcut nafaka kararları da kendiliğinden sona ermez. Yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe girinceye kadar aile mahkemeleri yürürlükteki hükümleri uygulamaya devam eder. Kararın kapsamı ve devam eden dosyalara olası etkisi süresiz nafaka kararına ilişkin değerlendirmede ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde sona erer?
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi, sona erme hâllerini ikiye ayırır. Bazı hâllerde nafaka kendiliğinden kalkar, bazı hâllerde ise mahkeme kararı gerekir.
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümü hâlinde irat biçiminde ödenen nafaka kendiliğinden kalkar. Bu hâllerde ayrı bir dava açılması gerekmez.
Buna karşılık nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde nafaka ancak mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu hâllerde nafaka, dava açılıp karar verilmedikçe kendiliğinden sona ermez. Şartların gerçekleştiğini düşünen borçlunun ödemeyi tek taraflı durdurması icra takibiyle karşılaşmasına yol açar.
Yardım nafakası nedir?
Yardım nafakası, boşanmadan bağımsız olarak doğan bir nafaka türüdür. Kaynağı evlilik ilişkisi değil, kanunda düzenlenen aile içi dayanışma yükümlülüğüdür.
Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesine göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
Yardım nafakası davası mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılır. Yardıma muhtaç kişi önce kendisine en yakın derecedeki yükümlüye başvurur; bu kişinin ödeme gücü yoksa sıradaki yükümlüye yönelir.
Kimler yardım nafakası isteyebilir?
Yardım nafakası isteyebilecek kişiler kanunda sınırlı olarak sayılmıştır.
- Ergin çocuklar ve torunlar
- Anne ve baba
- Büyükanne ve büyükbaba
- Kardeşler (yükümlünün refah içinde bulunması şartıyla)
Amca, dayı, hala, teyze ve yeğen gibi yan hısımlar bu sayımın dışındadır. Eşin anne ve babası da yardım nafakası yükümlüsü değildir.
Üniversite öğrencisi çocuk nafaka alabilir mi?
Evet. Çocuk on sekiz yaşını doldurmuş olsa da eğitimi sürüyorsa ve kendi geçimini sağlayacak geliri yoksa anne veya babasından yardım nafakası isteyebilir.
Yargıtay uygulamasında örgün öğretimine devam eden öğrenciler bakımından bu talepler çoğunlukla kabul edilmektedir. Buna karşılık nafaka sınırsız değildir. Ana ve babanın yükümlülüğü kendilerinden beklenebilecek ölçüyle sınırlıdır; eğitimin makul sürede tamamlanması da beklenir.
Düzenli geliri olan, çalışan veya eğitimini fiilen sürdürmeyen ergin çocuk bakımından ise yardım nafakası şartları gerçekleşmez.
Hangi durumda hangi nafaka türü istenir?
Nafaka uyuşmazlıklarında en sık yapılan hata, farklı türlerin birbirine karıştırılmasıdır. Aşağıdaki tablo, uygulamada en çok karşılaşılan durumlarda hangi türün gündeme geldiğini göstermektedir.
| Somut durum | İstenebilecek nafaka |
|---|---|
| Boşanma davası açıldı, yargılama sürüyor | Eş ve çocuk için tedbir nafakası |
| Evlilik sürüyor, ayrı yaşamada haklı sebep var | TMK m.197 uyarınca tedbir nafakası |
| Boşanma kararı verildi, çocuğun velayeti diğer eşte | İştirak nafakası |
| Boşanma yüzünden yoksulluğa düşülüyor, kusur daha ağır değil | Yoksulluk nafakası |
| Çocuk on sekiz yaşını doldurdu, eğitimi sürüyor | Yardım nafakası |
| Yaşlı anne veya baba yardım edilmezse yoksulluğa düşecek | Yardım nafakası |
Aynı olayda birden fazla tür birlikte istenebilir. Devam eden bir boşanma davasında eş için tedbir nafakası, çocuk için tedbir nafakası ve boşanma kararıyla birlikte yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası aynı dilekçede talep edilebilir.
Çalışan kadın nafaka alabilir mi?
Evet. Çalışıyor olmak tek başına nafaka hakkını ortadan kaldırmaz. Türk hukukunda çalışan bir kişinin nafaka almasını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
Belirleyici olan gelir elde edilip edilmediği değil, bu gelirin zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yetip yetmediğidir. Asgari ücretle çalışan, kira ödeyen ve temel giderlerini güçlükle karşılayan bir kişi çalışıyor olsa da yoksulluk nafakası alabilir.
Buna karşılık düzenli ve yeterli geliri bulunan, boşanmadan sonra yaşam düzeyini kendi imkânlarıyla sürdürebilen eş bakımından yoksulluk şartı gerçekleşmez. Boşanmanın gelir düzeyinde yarattığı her azalma yoksulluk sayılmaz.
Erkek eş nafaka alabilir mi?
Evet. Türk Medeni Kanunu nafaka bakımından kadın ile erkek arasında ayrım yapmaz.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan erkek eş de yoksulluk nafakası isteyebilir. Aynı şekilde dava sürerken ekonomik desteğe ihtiyacı bulunan erkek eş lehine tedbir nafakasına hükmedilebilir.
Uygulamada erkek lehine hükmedilen nafaka sayısının daha az olması, hukuki bir engelden değil tarafların ekonomik durumundan kaynaklanmaktadır.
Nafaka istemek için boşanmış olmak gerekir mi?
Hayır. Nafaka yalnızca boşanmanın sonucu değildir.
Yardım nafakası boşanmadan tamamen bağımsızdır ve evli olmayan kişiler arasında da gündeme gelir. Tedbir nafakası dava sürerken, hatta ayrı yaşamada haklı sebep varsa boşanma davası açılmadan da istenebilir.
Boşanma şartı yalnızca yoksulluk nafakası bakımından aranır. Bu nafaka türü, boşanma kararının doğrudan sonucudur.
Nafaka miktarı nasıl belirlenir?
Kanunda sabit bir nafaka tarifesi bulunmamaktadır. Hâkim, tarafların gelir ve giderlerini, malvarlığını, yaşam koşullarını, çocuğun ihtiyaçlarını ve dosyaya sunulan delilleri birlikte değerlendirerek hakkaniyete uygun bir miktar belirler.
Bu nedenle aynı gelire sahip iki kişi hakkında farklı tutarlara hükmedilebilir. Miktarın hangi ölçütlerle hesaplandığı, gelirin ve giderlerin nasıl ispatlanabileceği, mahkemenin hangi kayıtları getirttiği, nafaka davasında görevli ve yetkili mahkemenin hangisi olduğu ve yargılamanın ne kadar sürdüğü nafaka ne kadar başlıklı rehberde ayrıntılı biçimde açıklanmaktadır. Yaklaşık bir fikir edinmek isteyenler nafaka hesaplama aracından da yararlanabilir.
Nafaka sonradan artırılabilir, azaltılabilir veya kaldırılabilir mi?
Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir. Nafaka miktarı bir kez belirlendikten sonra dokunulmaz hâle gelmez.
Mahkeme kararında artış oranı belirlenmemişse nafaka kendiliğinden artmaz. Artış için ya kararda TÜFE gibi bir ölçütün yer alması ya da ayrıca dava açılması gerekir. Artırım talebinin şartları ve ispatı nafaka artırım davası yazısında, azaltma ve kaldırma talepleri ise nafakanın kaldırılması davası yazısında ele alınmaktadır.
Nafaka ödenmezse ne olur?
Nafaka mahkeme kararına dayanan bir yükümlülüktür. Ödenmemesi hâlinde alacaklı taraf icra takibi başlatabilir; birikmiş alacaklar için maaş haczi ve banka hesabı haczi gibi işlemler uygulanabilir.
Bunun yanında İcra ve İflas Kanunu, nafaka kararına uymayan borçlu bakımından tazyik hapsi öngörmektedir. Bu yaptırım cezalandırma amacı taşımaz; borç ödendiğinde hapis kararı kalkar.
Nafakanın elden ödenmesi de mümkündür. Ancak ödemenin ispatı borçluya ait olduğundan, banka aracılığıyla ve açıklama yazılarak ödeme yapılması sonraki uyuşmazlıkları önler.
Nafaka toplu olarak ödenebilir mi?
Yoksulluk nafakası bakımından mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi, maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebileceğini düzenler. Anlaşmalı boşanma protokollerinde belirli bir tutarın peşin ödenmesi karşılığında nafaka talebinden vazgeçilmesi de uygulamada karşılaşılan bir düzenlemedir.
Çocuk için ödenen iştirak nafakası bakımından ise durum farklıdır. Nafakanın hak sahibi çocuk olduğundan, ebeveynlerin çocuk adına yaptığı toptan ödeme anlaşmaları çocuğun üstün yararına aykırı düştüğü ölçüde sonuç doğurmaz.
Nafaka borcu mirasçılara geçer mi?
Geleceğe yönelik nafaka borcu mirasçılara geçmez. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat biçiminde ödenen nafaka, taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar.
Buna karşılık ölüm tarihinden önce doğmuş ve ödenmemiş nafaka alacakları terekeye dahildir ve mirasçılardan istenebilir. Bu alacaklar bakımından dönemsel edimlere ilişkin beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka, kanunda sayılan şartlar gerçekleştiğinde bir kişinin ekonomik olarak desteklemekle yükümlü olduğu kişiye ödediği düzenli paradır. Türk hukukunda tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dört tür bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen nafaka türleri tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakasıdır. Her türün şartları, amacı ve sona erme sebepleri farklıdır.
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası sürerken eşin ve çocukların geçimini güvence altına almak için hükmedilen geçici nafakadır. Hâkim bu önlemi kendiliğinden alabilir.
Hayır. Tedbir nafakası geçici koruma amacı taşıdığından kusur incelemesi yapılmaz. Kusur değerlendirmesi boşanmanın esasına ve yoksulluk nafakasına ilişkindir.
Tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Şartları oluşmuşsa yerini yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası alır.
Evet. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesi uyarınca eşlerden biri diğerinden parasal katkı isteyebilir. Bunun için boşanma davası açılmış olması gerekmez.
İştirak nafakası, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun bakım, eğitim ve gelişim giderlerine mali gücü oranında katılmasıdır.
Hayır. İştirak nafakasının hak sahibi çocuktur. Velayeti kullanan ebeveyn çocuk adına bu haktan feragat edemez.
Kural olarak çocuğun on sekiz yaşını doldurmasıyla sona erer. Eğitimi devam eden ergin çocuk ise kendi açacağı davayla yardım nafakası isteyebilir.
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan eş lehine hükmedilen nafakadır.
Evet. Kanun kusursuzluk değil, diğer eşten daha ağır kusurlu olmama şartı arar. Bu nedenle eşit kusurlu eş de yoksulluk nafakası isteyebilir.
Evet. Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bu süre içinde ayrı dava açılabilir.
Hayır. Karar yoksulluk nafakasının süresine ilişkindir. Yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe girinceye kadar mahkemeler yürürlükteki hükümleri uygulamaya devam eder.
Yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşler lehine hükmedilen nafakadır. Boşanmadan bağımsızdır.
Evet, ancak kardeşlerin nafaka yükümlülüğü refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Bu şart gerçekleşmezse talep kabul edilmez.
Evet. Eğitimi süren ve kendi geçimini sağlayamayan ergin çocuk yardım nafakası isteyebilir. Ana ve babanın yükümlülüğü kendilerinden beklenebilecek ölçüyle sınırlıdır.
Evet. Çalışıyor olmak tek başına nafaka hakkını ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan gelirin zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yetip yetmediğidir.
Evet. Kanun kadın ile erkek arasında ayrım yapmaz. Şartları gerçekleşen erkek eş de yoksulluk nafakası veya tedbir nafakası alabilir.
Hayır. Boşanma şartı yalnızca yoksulluk nafakasında aranır. Tedbir nafakası dava sürerken, yardım nafakası ise boşanmadan bağımsız olarak istenebilir.
Mahkeme kararında TÜFE gibi bir artış ölçütü yer almıyorsa nafaka kendiliğinden artmaz. Artış için ayrıca dava açılması gerekir.
Alacaklı icra takibi başlatabilir ve birikmiş alacaklar için haciz işlemleri uygulanabilir. İcra ve İflas Kanunu kapsamında tazyik hapsi de gündeme gelebilir.
Geleceğe yönelik nafaka borcu ölümle kendiliğinden kalkar. Ölümden önce doğmuş ve ödenmemiş nafaka alacakları ise terekeden istenebilir.
Avukat Görüşü
Nafaka uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan sorun, taraflardan birinin haklı olduğu hâlde yanlış nafaka türünü esas alarak süreç yürütmesidir. Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakasının aynı şartlara tabi sanılması, ergin çocuk için iştirak nafakasının devam edeceğinin düşünülmesi ve iştirak nafakasının çocuk yerine ebeveynin hakkı gibi görülmesi bu karışıklığın en görünür örnekleridir.
Süre yönetimi de en az tür seçimi kadar belirleyicidir. Boşanma davasında yoksulluk nafakası istenmemişse, bu talep için kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıllık süre işlemeye başlar. Aynı şekilde çocuğun on sekiz yaşını doldurmasıyla iştirak nafakası kendiliğinden sona erdiğinden, eğitimi süren çocuk bakımından yeni bir dava gerekir. Bu geçiş fark edilmediğinde çoğu zaman aylarca ödeme yapılmadan zaman kaybedilmektedir.
Süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı da yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir. Karar mevcut nafakaları kendiliğinden sona erdirmemekle birlikte, gerekçeli kararın yayımlanması ve ardından yapılacak kanuni düzenleme yoksulluk nafakasının süresine ilişkin uygulamayı değiştirebilir. Bu aşamada nafaka ödemelerinin tek taraflı durdurulması, icra takibi ve faiz sorumluluğu doğurur.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Nafakaya ilişkin kurallar; talep edilen nafaka türüne, tarafların ekonomik durumuna, kusur değerlendirmesine, çocuğun ihtiyaçlarına ve dosyanın usuli durumuna göre farklı sonuçlar doğurabilir.
Her uyuşmazlık kendi olayları ve delilleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Somut dosyanız bakımından bir avukattan hukuki destek almanız yerinde olacaktır.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
