Avukatlık Hizmetleri
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bu güncel kararı, evlilik birliğinde sadakat yükümlülüğünün yalnızca duygusal değil aynı zamanda ekonomik bir boyutu da bulunduğunu ortaya koymaktadır. Mahkeme, eşlerden birinin evlenmeden önceki borçlarını saklamasını ve evlilik süresince ailenin mali dengesini bozacak harcamaları gizlice yapmasını güven sarsıcı davranış olarak değerlendirmiştir. Bu yaklaşım, evlilik birliği içerisinde maddi konularda şeffaflığın hukuki bir yükümlülük niteliği taşıdığını göstermektedir. Nitekim eşlerin birbirlerinden habersiz kredi çekmeleri, borçlarını gizlemeleri veya aile ekonomisini sarsacak işlemleri tek başlarına yürütmeleri, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğurabilecek davranışlar arasında kabul edilmektedir.
Kararda ayrıca boşanma davalarında ileri sürülen her iddianın kusur olarak kabul edilmeyeceği de açık şekilde ortaya konulmuştur. Davada erkeğin, eşinin kendisinden habersiz şekilde tayin istediğine ilişkin iddiası ileri sürülmüş; ancak bu vakıanın ispatlanamaması sebebiyle kusur değerlendirmesi dışına çıkarılması gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, boşanma davalarında yalnızca taraf beyanlarının yeterli olmadığını, iddia edilen vakıaların somut delillerle desteklenmesi gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Dolayısıyla gerçekleştiği kanıtlanamayan veya soyut iddialara dayanan vakıalar kusur belirlemesinde dikkate alınmamaktadır.
Kararın en dikkat çekici değerlendirmesi ise kusur dengesi bakımından yapılmıştır. Mahkeme, kadının evlenmeden önceki borçlarını saklamasını ve evlilik içinde ekonomik dengeyi bozacak harcamalar yapmasını kusur olarak kabul etmiş; ancak erkeğin fiziksel şiddet uygulaması, hakaret etmesi ve aşağılayıcı davranışlarda bulunmasını çok daha ağır bir ihlal olarak değerlendirmiştir. Yapılan kusur değerlendirmesinde ekonomik şeffaflığa aykırı davranan eşin az kusurlu, fiziksel şiddet uygulayan eşin ise ağır kusurlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu yaklaşım, boşanma davalarında kusurun ağırlığının belirlenmesinde şiddet ve onur kırıcı davranışların her zaman daha ağır kabul edildiğini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak Yargıtay bu kararıyla evlilik birliğinde dürüstlük ve şeffaflık ilkesinin yalnızca günlük hayatı değil, tarafların mali ilişkilerini de kapsadığını açık şekilde ortaya koymuştur. Bununla birlikte ekonomik konulardaki kusurlu davranışların hiçbir şekilde şiddeti haklı gösteremeyeceği de özellikle vurgulanmıştır. Bu nedenle eşin ekonomik hataları bulunsa dahi, şiddet uygulayan tarafın ağır kusurlu kabul edilmesi gerektiği ve bu durumda mağdur eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilebileceği kabul edilmiştir.
Aşağıda yer alan karar, boşanma davalarında kusur belirlemesi, ekonomik şeffaflık yükümlülüğü ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesi bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.
Bu karar, evlilik birliği içerisinde mali konulardaki şeffaflığın hukuki önemini ortaya koymasının yanında, şiddet ve aşağılayıcı davranışların kusur değerlendirmesinde çok daha ağır kabul edilmesi gerektiğini gösteren önemli bir Yargıtay içtihadı niteliğindedir.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiştir. Kararın davalı karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılarak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına, kaldırılan yönden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, kadının davasının kabulüne ilişkin olarak verilen hüküm davacı- karşı davalı erkek tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu nedenle, davacı- karşı davalı erkek vekilinin istinaf edilmeyerek kesinleşen bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı- karşı davacı kadın vekilinin ve davacı- karşı davalı erkek vekilinin reddedilen yön dışındaki itirazları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının yaşadıkları yerden şikayetlendiğini, erkeğin ailesini beğenmediğini, erkeği ve ailesini aşağılayıp hakaret ettiğini, maddî konularda danışmadan harcamalar yaptığını, öfke kontrolü olmadığını, habersiz krediler çektiğini, erkeğin haberi olmadan tayin talebinde bulunduğunu belirterek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı- karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle, erkeğin iddialarının doğru olmadığını, erkeğin kadını aşağıladığını, ailesi ile görüştürmek istemediğini, maaşını aldığını, kredi çektirdiğini, yardımcı olmadığını, iftira attığını, şiddet uyguladığını belirterek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye bırakılmasına, 750,00 TL tedbir-iştirak nafakasının, 250.000,00 TL maddî, 250.000,00 TL manevî tazminatın davacı- karşı davalı erkekten alınarak davalı- karşı davacı kadına verilmesine, ziynet eşyalarının bedelinin faizi ile davacı- karşı davalı erkekten alınarak davalı- karşı davacı kadına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2022 tarih ve 2019/393 Esas, 2022/186 Karar sayılı kararı ile, davalı karşı davacının evlenmeden önceki borç durumunu davacı- karşı davalıdan sakladığı, evlilik birliği içinde tarafların maddî durumunu zora sokacak şekilde harcama yaptığı ve bunu karşı taraftan gizlediği, yine karşı tarafa haber vermeden bulunduğu şehri değiştirecek şekilde tayin istediği, davacı- karşı davalının da davalı -karşı davacıya şiddet uyguladığı, tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile her iki davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk için karar tarihinden itibaren aylık 750,00 TL tedbir nafakasının davacı- karşı davalıdan alınarak davalı- karşı davacıya verilmesine, karar kesinleştikten sonra iştirak nafakasına dönüştürülmesine, nafakanın her yıl enflasyon oranında arttırılmasına, tarafların boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olması nedeniyle maddî -manevî tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı tarafça açılan ziynet alacağı davasının ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı kadın vekili erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, ziynet alacağı davasının reddi yönünden kararın bozulmasını, talebi doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2022 tarih ve 2022/1623 Esas 2022/1701 Karar sayılı kararı ile, davalı- karşı davacı tarafından karşı boşanma davası ve ziynet alacağı davası yönünden başvurma harcı ile peşin harçların yatırılmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı- karşı davacının evlenmeden önceki borç durumunu davacı- karşı davalıdan sakladığı, evlilik birliği içinde tarafların maddî durumunu zora sokacak şekilde harcama yaptığı ve bunu karşı taraftan gizlediği, yine karşı tarafa haber vermeden bulunduğu şehri değiştirecek şekilde tayin istediği, davacı karşı davalının da davalı- karşı davacıya şiddet uyguladığı, tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile her iki davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk için karar tarihinden itibaren aylık 750,00 TL tedbir nafakasının davacı- karşı davalıdan alınarak davalı- karşı davacıya verilmesine, karar kesinleştikten sonra iştirak nafakasına dönüştürülmesine, nafakanın her yıl enflasyon oranında arttırılmasına, tarafların boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olması nedeniyle maddî -manevî tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı tarafça açılan ziynet eşyası davasının ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı karşı davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı karşı davacı kadın vekili; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, ziynet alacağı davasının reddi yönünden kararın bozulmasını, talebi doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince davalı karşı davacı kadına yüklenen “karşı tarafa haber vermeden bulunduğu şehri değiştirecek şekilde tayin istemiş olması” vakıasının gerçekleşmediği, bu kusurun çıkarılmasına karar verildiği, davacı karşı davalı erkeğin ise eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ve tehdit ettiği, aşağılayıcı sözler söylediği, İlk Derece Mahkemesince belirlenen diğer kusurlar ve ve dairece belirlenen kusurlu davranışlar neticesinde erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu, kadın yararına maddi ve manevî tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davalı- karşı davacı kadının kusur belirlemesi ve reddedilen maddî ve manevî tazminat taleplerine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kusura ilişkin gerekçe kısmının kaldırılmasına, kusura ilişkin gerekçenin yukarıda açıklandığı şekilde kabulüne, 5 nolu bendin kaldırılmasına, 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminatın davacı- karşı davalı erkekten alınarak, davalı -karşı davacı kadına verilmesine, davacı- karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu anlaşıldığından maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı kadının reddedilen ziynet eşya alacağı talebi ve kabul edilen asıl boşanma davasına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı- karşı davacı kadın vekili; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafaka miktarları ve ziynet alacağı davasının reddi yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı- karşı davalı erkek vekili; kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar yönünden bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin davasının kabulünün doğru olup olmadığı, kadın yararına maddî ve manevî tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, miktarları ve ziynet alacağı davasının reddinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun`un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü, 220 nci ve 226 ncı maddeleri. 6098 sayılı Borçlar Kanunu`nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı- karşı davalı erkek vekilinin kadının davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilmeyeceğinden REDDİNE,
2.Davacı- karşı davalı erkek vekilinin diğer, davalı karşı davalı kadın vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yazımızı beğendiniz mi?
Puan vermek için yıldızı tıklayın
Ortalama puan 5 / 5. Oy sayısı: 5
Yoruma kapalıdır.
Evlilik ve mali durum hakkında düşünmemiz gereken çok şey var.
Bence bu tür konular hep tartışmalı. Herkesin farklı bir görüşü olabilir.
Hukuk konuları her zaman karmaşık. Anlamak zor ama yine de ilginç.
Bu yazıda bazı önemli noktalar var gibi ama tam anlayamadım.
Bazen evliliklerde mali konular yüzünden sorunlar çıkabiliyor, bu da gerçek bir örnek gibi.
Mahkemenin kararını okumak zor oldu, ama anladığım kadarıyla bazı şeyler netleşmiş.
Evlilikte borçların gizlenmesi kötü bir şey. Herkesin birbirine dürüst olması lazım.
Bu karar bana ilginç geldi ama çok fazla detay var gibi.